snob

imperius imperius
ilk kez cambridge öğrencileri tarafından uydurulmuş sözcük. bu sözcüğün türkçe karşılığını vermek güç. redhouse sözlüğü snob u "kendinden aşağı gördüğü kimselere hakaretle bakan (hakaretle bakmak nasıl oluyorsa) * ve kendini kibar ve zengin göstermeye yeltenen kimse" olarak tanımlıyor. mesela thackeray book of snobs adlı kitabında çıkarcıları budalaları darkafalıları sanat düşmanlarını sevmediği herkesi snob olmakla suçlar.

"you who despise your neighbour are a snob;you who forget your own friends,to follow after of a higher degree,are a snob;you who are ashamed of your own poverty are a snob;as you are who boast of your pedigree or are proud of your wealth."

"komşusunu hor gören sen snobsun. kendi dostlarını unutup daha yüksek mevkide olanların peşine takılan sen snobsun. yoksulluğundan utanan sen snobsun. soylu atalarınla övünen ya da servetinden gurur duyan sen de snobsun."
(bkz: hatam varsa düzelt)
marigold marigold
aristokrat olmayan öğrencilerin yanına düşülen not: s.nob (sine nobilitate).
yüksek statü sahibi olmayanlar için kullanılırken; zamanla, bu statü yokluğundan rahatsız olan ve rahatsızlığını belli eden kişiler için kullanılan bir kelime haline gelmiş.

bizim anlayacağım tabirle; züppe! yeni modası ise; tiki !
ayrımcılıklı bir dünyanın ferdi olarak, onlar gibiyim pastasından pay kapabilme derdinde olan insan.

en belirgin özellikleri ; insani görünüşlerle ilgili ,toplumsal konum üzerine ısrarlarıdır.

bunu gerçekleştirmek için güç ve iktidara ulaşabilmek adına , ipler kimin elindeyse onların yakınında olmak , göze girmeye çalışmak temel hedefleridir.
tanıdık geldi mi size?

şöyle bir bakın çevrenize. gördünüz mü?(o kadar çok varki)

g... kalkmış diye tabir ettiğimiz insanlar. ukala, kendini beğenmiş, çokbilmiş sıfatlarının tamamlayıcısı, çözüm ararken sorunun kendinde olduğunu anlamayan, ahkam kesen, etrafındakileri değersiz gören gösteriş budalaları.

insanları değerlendirme ölçütü ; çıkılan basamak yüksekliğidir.
ne kadar yüksekte ise, ilişki kurulmak istenen o kadar değerlidir.
aşağılardaysa gerek yok muhatap olmaya, yüzüne bile bakılmaya değmez, değersizin tekidir.

yıkama yağlama faaliyetleri içinde bilfiil bulunan, şeklen yapılan eylemlerin göz boyama yönelik olmasından rahatsızlık duymayan, sığ düşünen sığ yaşayan insanlardır.

herşeyleri elit, her aldıkları ciks, her kullandıkları kalitedir.
bıcır bıcır, cool, trendy, " züppeyim ama para bende, sınıfta atlarım ipte " diyen gündem canlıları.

reklam kokan harekette usta, vitrin düzenlemekte uzman, dekoratif hareketler sergilemekte kompedandırlar.

gittikçe çoğalan bir sayıyla; genç tikiler, olgun züppeler, yaşlı snoplar hayatımızın her devresinde karşımıza çıkacaklar. sevgiye ulaşmak için didinip duracaklar boş işlerle. şatafat gözlerini kamaştıracak, göremeyecekler benliklerini. görseler de, bir işe yaramaz olduğunu farketmek canlarını acıtacak. sahip olmak istenilenler üstünü örtmeyecek hiçbir zaman, içlerindeki eziklik duygusunun. yakalamaya çalıştıkça zamanı daha da uzaklaşacaklar.

korkmaya gerek yok, çözüm elinizin altında....

tiki tiki geldim tiki tiki gidiyorum.

" see you soon, arayı soğutmuyosun "(!)*


*millyetten alıntıdır.
ghujka ghujka
parfüm. bir sıkımı 5 yıl idare ediyor. 2. yılın sonlarına doğru azalır gibi oluyor ama hemen toparlıyor kendini. 1963 yılında meydana gelen bir kaza sonucu bütün şişe 13 yaşındaki alexandra pepito'nun üzerine dökülmüştü. kendisi şu anda hâlâ kokunun geçmesi için texas'ta bir karantinada tutuluyor.
whisky whisky
seçkin görünmek için, bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen kimsedir. günümüz türkiyesinde bolca bulunmaktadır. çıkış yeri ingilteredir.
perkele perkele
kullandığım bir parfüm markasıdır.snob white en güzelidir.kokusu çok hoş ve beğenmeyen insan hiç olmadı şu güne kadar.snob white'dan sonra snob extreme de güzel kokmaktadır.yıllardır vazgeçemediğim parfümüm.

alternatif olarak vazgeçemediğim diğer parfüm ise hugo boss'tur
charlienin dorduncu melegi charlienin dorduncu melegi
daha şekilsel ve daha varoş olan ve aktivite alanı genellikle facebook olan türevlerine facebook snob'ları denir. ben bunlara bir ayrı hastayım, o yüzden hemen genel özelliklerini vereyim:

bunlar yurtdışında pasaporttan geçtiği anda havaalanını fotoğraflar ve instagram'la paylaşır, 15 günlük dil okuluna gittiğinde yaşadığı şehri günceller, olmazsa olmaz şık bir restorana gittiğinde önüne gelen yemeği paylaşır, düğün-dernek-doğum günü gibi günlerde duvarlarındaki türkçe dilekleri sadece beğenir, fakat yabancı arkadaşlarının dileklerini beğenmenin yanında onlara bir de yazı ile karşılık verirler. daima bir elit gözükme kaygısı içindedirler. eğlenceliler be, ben gözlemlerken çok keyif alıyorum. canımız bunlar bizim.
tosbik facia tosbik facia
tecrübeli bir ablamızın bana "donanımlısın ancak fazla alçakgönüllüsün,bu işyerinde yükselmen için snob olman lazım" şeklinde bir tavsiye vermesiyle hayatıma giren kelime.
iş hayatında bende bir şeylerin eksik olduğunun farkındaydım ama bunun snobluk olduğunu bilmezdim.

30 uma geldim ama halen öğrenci kafasıyla yaşıyorum hayatı.bir şey varsa vardır, yoksa yoktur.lafı dolandırmam, süslü cümleler kurmam.içimden geldiği gibi konuşurum herkesle, her durumda.insanları severim bir derdim varsa da birebir konuşurum kalabalıkta asla bozmam.galiba bu özelliklerim iş hayatında pek prim yapmıyor.

neyse bu tavsiye sonrasında baktım nasıl snob olunur falan, birkaç kez denedim olmayı da ama tam snob olucam, bir gülme geliyor arkadaş.galiba ben 50 yaşımda hala öğrenci kafasında bir orta düzey yönetici olarak devam edicem yaşamıma.akbil varsa sorun yok.
sabit adam sabit adam
sine nobilitate'den türetilmiş ya da uydurulmuş kelimdedir. sine nobilitate: soysuz, soyu sanı olmayan kimse.
yukarıdaki bilgileri okuduktan sonra şunu da eklemek istedim:
ingiltere'de eskiden mahalle sakinlerinin listesinde her adın yanında kişinin uğraşı ve toplumsal düzeyi belirtilirdi. sanı bulunmayan burjuvaların da adının yanında s.nob yazardı.