snobizm

onurene onurene
iktisatta temel kanun "malın fiyatı artarsa talebi düşer"dir. ancak bazı durumlarda malın fiyatının artması ürünün talebini de arttırır. buna snobizm deniyor. bunun amacı ise artistlik yapmaktır.
gözyakmayan sabunköpüğü gözyakmayan sabunköpüğü
schopenhauer' ın da söylediği gibi kendi güneşlerinin çevresinde güneşlenen insanların içinde bulunduğu ekoldür.
aslında başarı ve statü kazandıkça kendini de geliştiren insanların daha iyi yaşantılar yapabilmesinin, kültür ve beğeni seviyelerinin kaçınılmaz olarak iyileşmesinin doğal sonucudur elit olmak.

burada snobizmi ve snobları çekiştirmeye başlamadan önce kendilerini hiçbir gelişme göstermeksizin sadece ekonomik olarak sınıf atlamış ancak kendine ve hayatına hiçbir kalite katamamış sonradan görme bir çok insandan ayrı tutmak gerektiğini de belirtmekte fayda var.
çünkü snoblar da herkes de daha mutlu bir hayat ister, daha iyi bir hayat adına attıkları kaliteli adımlarda ve etkileşimlerde, seçkin zevklerinin içinde en çok mutluluğu arar snoblar.

ne var ki toplumdan izole oldukça gerçekten uzaklaşmaları ve kendi ışıltılarının kendi gözlerini kamaştırması ile snobizm bazen rahatsız edici bir hal alır. her şeyin elit, kalite ve pahalı olduğuna emin olunduğu için oluşan beğeniler bir süre sonra şekilciliğe dönüşür. şekil ve parıltıya kapılan snobun öz benliğinde bir duyarsızlık başlar. snop bünyeler duygusal ve derinlikli düşüncelerden ilişkilerden sıyrılıp ruhu olmayan sadece şekli olan şeylere , sadece kendilerini anlık iyi hissettiren yaşantılara meyil ederler. süreksizlik, geçici hevesler ve memnuniyetsizlik snobu sürekli değişik mekanlara ve aktivitelere ve yeni yüzlere doğru iter. ancak ışıltı, güzellik, kalite, pahalılık paritesini sınadığı unsurlardan yine kısa sürede sıkılır. bir alışkanlığı sürdürmek, bir mekanı benimsemek, dostluklarda uzun süreli vefa göstermek, bir aşka tutkuyla bağlanmak gibi kalıcı ve müdavimi olunası etkileşimler çok alaturka ve kelebeğin ömrüne sığmayacak kadar uzun soluklu gelir, yorar kelebek ruhlu snobumuzu. o ruhu olan derinliği olan şeylerden kaçmalıdır, ruhu değil konsepti olmalıdır şeylerin. şeyler dünyası çok zengin ve çeşitli iken onlardaki ve en çok da kendindeki parıltıya her seferinde yeniden hayran olup, hayran bırakıp sıkılınca konsept değiştirmek, mutluluk fikrine aşkla bağlanmaktan çok flört etmek snobların hayat felsefesidir.

kendi işıltısı içinde gözleri kamaşmış olsa da, kendi güneşinde güneşlenen insan olsa da snob güneşin tadını çıkarmayı her şeye yeğler. bir snob ne yaşarsa yaşasın, seçkin markalar ve mekanlarla dekorlandırdığı, bedel ödediği kendi hikayesinde karizmatik bir kahramandır, sonuç odaklı olmaktan çok süreç insanı olduğu için her yaşantısından ve en çok da snob duruşundan hep memnundur.
mgun mgun
yeni aldığı bir şeyi (bu genelde elektronik bir ürün olur) normal fiyatından katbekat fazla ödemeyi benimseyenlerin içinde bulunduğu akım... hava attıklarını zannederler, o parayı bayılarak o ürünle statülerinin değiştiğini varsayarlar ama aynı ürünün daha uygun fiyata satıldığını hatta o fiyata almayanın temiz bi sopa yediğini de gayet tabii biliyorlardır...

yani işin özü ben diyeyim görgüsüzlük siz deyin artistlik... bu tarz...