sofist

abcçdefgğhıijklmnoöprsştuüvyzkızlargeveze abcçdefgğhıijklmnoöprsştuüvyzkızlargeveze
atina'nın gücünü kaybettiği yıllarda ortaya çıkan düşünürlerdir.kendileri bireyci bir yaklaşım sergilemişlerdir her konu da.bir bütün olarak atina yerine bireylerin oluşturduğu herhangi bir toplum olmayı daha mantıklı bulmuşlardır.

erken dönem ve geç dönem sofistler olarak ikiye ayrılırlar.karşılarında kahinat tarihinin en bilgili kişilerinden socrates vardır.

sofistler atina'nın zengin ailelerinin veletlerine ders vermekle kalmayıp,iktidar da baya güçlü bir konuma da gelmişlerdir.

sofist kelimesi sophia dan gelir.yani bilgili demektir.kendilerini en bilgili olarak tanırlar.kısacası günümüz de gazetelerde ki köşe başlarını tutan,orada ve televizyonlar da ülkeyi kurtarıp herkeze,her konuda bilgi veren aydınlarımız gibidirler.

ruhani konularda socrates'in aksine ahiret inancını pek savunmadıkları görünür.kendilerini en bilgeli olarak gördükleri halde tarih onları filozof,socrates'i bilge olarak kabul etmiştir.
sofist tepen sokrates sofist tepen sokrates
doğa odaklı felsefeden insan odaklı felsefeye geçişi sağlamış, tarihin ilk anthropocentric düşünürleridir sofist kuşağı... fakat:

filozof "hikmet sever" ise, bunların hikmeti de sevgisi de ve dahi filozofluğu da patalojiktir. nekrofili gibi düşün.

"değişmez, ulaşılan, öğrenilen ve aktarılan bilgi diye bir şey yoktur" diyerek hikmet üzerinden pirim yapar bunlar. bilhassa gorgias'tan sonra iyice pop oldular. tek öğrettikleri retorik/hitabet sanatıdır, haklı haksız mefhumları yok misal. kim en iyi laf kalabalığı yapıp kitleyi etkilerse haksız da olsa, malı o götürüyor. velhasıl kelam, bildiğin ilkçağ'ın israil hükümeti'dir sofist.
nikotin nikotin
yunanca "bilgi anlamına gelen sophos (sophia) sözcüğünden türeyen sofist (ya da sofizm) kavramı, ilk üçü birbirine bağlı dört anlama sahiptir:
1) bilgili kişi: bu düşünürler, kendilerine sofist adını uygun bularak ve bunu benimseyerek sophistes, yani bilgili, bilen kişiler olduklarını ileri sürmüşlerdir.

2) siyasal yaşam öğretmeni: sofistler, kamusal yaşam konusunda bilgili oldukları ve "siyasal erdem"i öğretebilecekleri savıyla ortaya çıkıp eğitim alanındaki boşluğu doldurmaya istekli oldular. çünkü demokratik toplumlardaki farklı kesimler, yeni siyasal koşullar içinde başarılı olmanın siyaset bilgisine yada sanatına sahip olmaktan geçtiğine inanıyorlardı. böylece sofistlerin, siyaset üzerine, kamusal yaşamda nasıl davranılması gerektiği hakkında ücretli dersler vermeleri nedeniyle sofist sözcüğü, siyaset öğretmeni anlamına kavuştu.

3) retorik ustası: sofistler öğrencilerine, polisin siyasal yaşamında etkili olan bir aracı, yani güzel söz söylemeyi ve kalabalıklar karşısında düşüncelerini savunmayı öğrettiklerinden, sofizm, retorik ile eş anlama gelmeye başladı.

4)safsatacı kişi: sofist sözcüğünün aşağılatıcı bir anlam kazanmasına ve bu şekilde tarihe geçmesine, sokrates ile onun izinden yürüyen platon neden olmuştur. platon, çeşitli diyaloglarında, sofistleri gerçeği bilmeyen, bilgelik taslayan ve çoğu kez safsatalar ileri süren bilgiçler olarak nitelendirir.


mehmet aliağaoğulları- kent devletinden imparatorluğa
terk terk
platon'un diyaloglar'ından biridir. platon'un yaşlılık diyalogları arasında yer alır. sokrates'in öğrencisi olan platon sokrates'in herhangi bir şeyi kitaplaştırıp ondan sonraki nesillere aktarımı ile ilgili herhangi bir şey yapmadığı için bu diyalogları sürekli onun bulunduğu ortamlarda bulunarak günümüze kadar aktarılmasını sağlamış. iyi de yapmış. zira sokrates de aslında ortamında platon'u bulundurarak kendini ölümsüzleştirme işini ona bırakmış. kim bilir ne tipler oldu şu dünyada daha da idealist.

neyse konu dağılıyor gene. sofist tüccar esnaftır. bilgi tüccarı. elindeki bilgi sıfır ya da ikinci el olabilir. sofist bu bilgiden çıkar sağlar. bilgiden çıkar sağladığı için gerçek bilgiye ulaşılmasını da engelleyebilir. bu sebepten sofist gerçek bilginin önünde bir engel olarak yer alır.
beynimde sevişen filler beynimde sevişen filler
presoktratik felsefe düşünürlerden. ilgilerini doğa yerine, insan ve topluma çevirmişlerdir. buradan hareketle mutlak veya nesnel doğrulara ulaşmanın olanaksız olduğunu ileri sürmüşlerdir. toplumda din, hak, adalet gibi kavramların güçlünün işine gelen yapılar olduğunu söylerler. devlet ve toplum doğal değil, yapma varolan olduğunu iddia ederler.