sokratesin savunması

rustin cohle
kendisini devletin tanrılarina inanmamakla, gençleri yoldan çıkarmakla, güneşe ay'a taş toprak demekle suçlayan atinalı meletos ve anytos' un açtığı ve kazanarak sokratesin idam edilmesine sebep olan dava da yaptığı savunmadır. sevgili sokrates atinalıları ve yargıçları uyarmıstır; gerçekleri görmesi için yaşlı bir adamı, bir bilgini idam etmenin kendilerine ömür boyu utanç getireceğini anlatmaya çalışmıştır ama nafile sonrasında canını almışlardır.

aslında çoğu insanın kendini bilgili zan'ı ile yaşadığı ama hiç birşey bilmediğini anlatmaya çalışır.
" o araştırmalarımda baktım, asıl bilgisizler, bilgilidir diye tanınmış olanlar! boştur denenlerde ise daha çok akıl var. "

tanrının insanlara cehaletini hatırlatması için belki de onu görevlendirdigini düşünmüş ve paylaşmıştır.
" asıl bilen, atina yargıçları, belki yalnız tanrıdır; o sözü ile de insan bilgisinin büyük bir şey olmadığını, hatta hiçbir şey olmadığını göstermek istemiştir; sokrates demiş olması ancak bir söz gelişidir; "ey insanlar! aranızda en bilgesi, sokrates gibi bilgeliğinin gerçekte bir hiç olduğunu bilendir" demek istemiş. "

tüm dünyanın en büyük sorununun kıskançlık olduğunu savunmuştur, karşıyı her zaman dolaylı da olsa kıskandığımızı bize de anımsatmıştır.
"bununla beraber, üzerime ne kadar çok kin çekmiş olduğumu düşünüyorum ve hüküm giymem gerekirse,beni yok edecek olanın bu olduğunu, onun meletos, anytos değil, şimdiye kadar birçok iyi insanların ölümüne sebep olmuş, belki ileride de olacak olan iftira ve çekememezlik olduğunu düşünüyorum; çünkü bu kurbanların sonuncusu herhalde ben olmasam gerek."

eger beni ölümle korkutacagını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz diye atinalılara ve mahkemeye hakkın üstünü kapatamayacaklarını belirtmiştir.
" ölüm korkusu, gerçekte bilge olmadığı halde kendini bilge sanmak değil midir? bilinmeyeni bilmek iddiası değil midir? insanların, korkularından en büyük kötülük saydıkları ölümün en büyük iyilik olmadığını kim bilir? bilmediğimiz bir şeyi bildiğimizi sanmak gerçekten utanılacak bir bilgisizlik değil midir?"

onu bu şekilde baskılayamayacaklarını ve en büyük zararı masum birini idam ederek kendilere vereceklerini ve bunun bir ömür onları rahatsız edeceğini peslerini bırakmayacağını söylemiştir.
" bana kimse, ne meletos ne de anytos, zarar verebilir; kötü bir kimse iyi bir adamı nasıl zarara sokabilir? ancak kendine zarar vermiş olur. çünkü onların şimdi yaptıkları gibi, başka bir kimsenin hayatını haksız yere yok etmek daha büyük bir kötülüktür."

devlete karşı gelenlerin ta o çağ'dan kellesinin uçtuğunun kinayeli bir sekilde de belirtmiştir mahkemeye.
"canınız sıkılmasın ama hakikat sudur ki, devlette görülen birçok kanunsuz, haksız işlere karsı doğrulukla savaşarak size veya herhangi başka bir kurula karşı giden hiçbir kimse ölümden kurtulamıyor."

siyasetin yalan dolan hile hurda olduğunu ve girenin çamura bandığı da söylemekten geri durmamıştır.
" ben bir siyaset adamı olmak için fazla dürüst olduğumu düşünerek, size ve kendime iyilik etmeme engel olacak hiç bir yola sapmadım!"

çiçekleri kopararak baharın gelişinin engellenemeyeceğini anlatmaya çalışmış ama nafile.
"insanları öldürmekle, herkesi kötü hayatınızı kınamaktan alıkoyacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz."

son öğüdünü tüm insanlığa veren yaşlı sokrates ölümünün kucağına güle güle koşmuştur.
"sizden dileyeceğim bir şey daha kaldı: çocuklarım büyüdükleri zaman, atinalılar, erdemden çok zenginliğe yahut herhangi bir şeye düşkünlük gösterecek olurlarsa, ben sizinle nasıl uğraşmışsam, siz de onlarla uğraşınız, onları cezalandırınız; kendilerine, kendilerinde olmayan bir değeri verir, önem vermeleri gereken şeye önem vermez, bir hiç oldukları halde kendilerini bir şey sanırlarsa, ben sizinasıl azarlamışsam, siz de onları öyle azarlayınız. bunu yaparsanız, bana da, okullarıma da doğruluk etmiş olursunuz."
ctrl x
"beni hemen her noktada ağır bir biçimde suçlamalarına karşın, yaptıklarım karşılığında para aldığımı söyleyecek kadar alçalmadılar. oysa benim söylediklerim konusunda bir tanığım var: fakirlik."

"belki birisi "sokrates! sürgünde susup sessizce yaşayamaz mısın?" diye sorabilir. kimilerine anlatılması en zor şey de bu. bu öğüde uymanın tanrının söylediklerini dinlememek olduğunu, bu nedenle sessiz kalamayacağımı söylersem, bu size bir bahane gibi görünür. insana yapılacak en büyük iyiliğin erdem ve beni konuşurken gördüğünüz ahlaki konular üzerine tartışmak, önerilerde bulunmak olduğunu, sorgulanmayan bir hayatın yaşanmaya değer olmadığını söylesem bana çok az kişi inanır. söylediklerim doğru."
pencere önü kaktüsü
sokrates, onu suçlayanların sıraladıkları yalanlardan hatiplik ile ilgili olanlarla söze başlar. onların yaptığı gibi süslü ve özenli cümlelerle değil basit cümlelerle kendini savunacağını söyler. ona göre hatibin erdemi doğru konuşmaktır, bir yargıcın da erdemi budur.

(hayali)suçlamasını şöyle özetler: " yer altında ve gökyüzünde olanları araştırdığı ve önemsiz lafı önemli gösterdiği için suçludur. gereksiz araştırmalar yürütüp aynı zamanda bunu başlakalarına da öğretiyor." buna karşılık olarak kentten kente dolaşıp para karşılığı ders verip bir de üstüne minnet duymalarını sağlayan insanlardan olmadığını söylüyor.

o bu şekildeki insanlardan değilse neden ona bu şekilde suçlama yapılıyor peki, bu şekilde adının duyulmasının nedeninin sahip olduğu bilgelik türünden kaynaklandığını söyler.

kendini bilge olarak duyuranları gezen sokrates onların aslında dedikleri kadar bilge olmadıklarını fark eder. siyasetçilere gider, onların hiçbir şey bilmedikleri halde bir şeyler bildiğini sandıklarını görür. ozanlara gider, onların eserlerini bilgelik sayesinde değil doğal yetenekleri ve kendilerinden geçmeleri sayesinde verdiklerini aslında ne söylediklerinin farkında olmadıklarını anlar. zanaatçılara gider(o zamanlarda sanatlardan bazıları mesela heykeltraşlık zanaat olarak görülüyordu), onların da sanatlarını güzel bir şekilde icra etmeleri yüzünden, başka alanlarda da bilge olduklarını sandıklarını yani bilgeliklerinin gölgelerini hisseder.

bu sorgulamalar sırasında sokrates'i ve diyalogda bulunduğu kişiyi dinleyen diğerleri aslında sokrates'in bilge olduğunu düşünürler. onun yaptığı gibi yaparak sorgulamalarda bulunurlar. bu sorgulamalarla haksızlıkları ortaya çıkan kişiler alıngan ve saldırgan davranarak onu mahkemeye verdikleri anlaşılır. sokrates'i mahkum ettiren kalabalığın ifitası ve hasedi olacaktır.

mahkeme onu suçlu bulmadan önce, suçlu bulduktan sonra ve cezası kesinleştikten sonra olarak üç bölüme ayrılan konuşmalar yapar.

aşağılık komplekslerinden kurtulamayan insanları maskaraya dönüştüren sokrates'i hizaya getirmek amacıyla kurulan mahkemeye, daha çok para daha çok şöhret için çabaladıkları ancak sağduyuyla ve gerçekle ruhunu daha iyi kılmak için hiç uğraşmadıkları halde kendisini nasıl kötü vatandaş olmakla suçladıklarını sorar.

lakin hüküm verildiğinde kendini gerektiği şekilde savunmuş olsa da mahkemenin duymayı beklediği sözleri söylemediği için bu kararın verildiğini vurgular. ayrılık vakti gelir. o ölmeye bizler yaşamlarımızı sürdürmeye gideriz...


alıntılar

-iftiarayla haset başka birçok dürüst insanı mahvetti ve mahvetmeye devam edecek sanırım. hiçbir kötülük benimle sona ermeyecek.

-birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması cehaletin en utanç verici türü değil midir

-erdemi paranın getirmediğini, tam aksine parayı ve kamusal ya da kişisel bütün nimetleri erdemin getirdiğini söylüyorum.

-kötülerin iyilere zarar vermesi doğru ve adil değildir. onlar beni öldüreblilir, sürgüne gönderebilir ya da yurttaşlık haklarımı elimden alabilirler. bunları yaparak başıma büyük belalar açtıklarını sanabilirler, ama ben öyle düşünmüyorum. bence asıl kötü olan, şimdi yaptıkları gibi, bir adamı haksız yere öldürmeye çalışmalarıdır.

-kentimiz uyanıp kendine gelmesi için bir at sineğine ihtiyaç duyan, soylu ama iri ve hantal bir ata benziyor. bana öyle geliyor ki tanrı beni hiç ara vermeden peşinizden koşarak her birinizi uyandıracak bir at sineği olarak başınıza sarmış.

-bilgelik, yiğitlik ya da herhangi başka bir erdemde nam salmış olanların, o nama yakışmayacak işler yapması utanç verici olurdu.

-yargıç, adaleti lütuf gibi dağıtmak için değil, yasalara göre hüküm vermek için o mevkiye getirilir.

-ölümden sakınmak o kadar zor değildir, zor olan kötülükten sakınmaktır, çünkü kötülük ölümden daha hızlı koşar. yaşlı ve ağır olan ben, ağır hareket eden ölüme yenildim, hızlı ve kötü olan suçlayıcılarım ise daha hızlı olan kötülüğe yenildiler. şimdi ben, sizler tarafından ölüme mahkum edilerek buradan ayrılırken, onlar doğruluk tarafından fesatlık ve haksızlığa mahkum edilerek ayrılıyorlar.