solitaire

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
1
centrocampista
internet yokken ve oyun oynanamayacak bir bilgisayar karşısında oturuyorken, saatlerce oynanacak bir oyun. fal olarak ele alındığında, oyunu oynamaya başladığım ilk zamanlar gözlerimi kapatır dilek tutar, gözlerimi açıp kağıt dağıt'a basar, yeni bir desteyle oyuna başlardım. bu da itiraf gibi oldu ama, böyle de bi insandım ben. çok değiştim sonraları, oyunu artık oynamıyorum, çünkü dileklerimin hiçbiri tutmadı. ee naparsın, umut fakirin ekmeğidir. oyunun nerde tıkanacağını sezdikten sonra yapabilecek çok az şey vardır. dandik bi oyun için bu kadar çok şey yazılır mıydı bilmiyorum ama, gençliğimin oyunuydu, hey gidi günler hey.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
misuf
tam anlamıyla bir cankurtarandır efendim kendisi. şöyle ki, kişi uzun zamandır o oyunun yüzüne bakmaz çünkü interneti vardır, msn i vardır, elbet bulur birşeyler oyalanmak için. internetin aslında iyi gün dostu olduğunu unutur, gitgide internet bağımlısı olur. ancak gün gelir o internet çekiip gider. ne kalmıştır geride? evet, kara gün dostu solitaire. o sizi bırakmamıştır ve sıkıntınızı gidermek için hazırdır. en yakın arkadaşı free cell'dir ki solitaire'e göre daha zor olduğundan her zaman üvey evlat muamelesi görmüştür tarafımdan.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
semih cumhuriyeti vatandaşı
çok güzel bir the notwist şarkısı
sözleri:

we're more than
overwhelmed
by hundreds of hugs and
a million good words.

we are
satisfied
from monday til friday
and on sunday we cry.

but we like it
from that point of view,
so we stay here and bare until dawn everyday.
and we stay here and bare everyday.

we never ever lie.
from ten in the morning
we are honest til nine.
we are overcute.
we never will manage to be rude only twice.

but we like it from
that point of view.
so we stay here and bare until dawn
everyday. and we stay
here and bare everyday.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
saçmaladı yine bu
bu oyun piyasadaki en pahalı kart oyunu. çünkü tek başına satılmıyor ve oynamak için windows işletim sistemini satın almanız gerek.

oyun kartlarımızın tozlanmadan kirlenmeden saklanmasını sağlayan ve annelerimizin bilgisayar başına geçip saatlerce amaçsızca fallarının açılması için bizim bilgisayar sıramızı işgal ettikleri bir kart oyunudur solitaire ("soliter" diye yazılır, "fal" diye okunur). şaka bir yana, bu oyunu incelemek amacıyla (!) oyunu açıp saatler sonra başından kalkabildiğimi farkettiğimde bu oyuna karşı zaafım olduğunu farkettim. grafikleri mi etkiledi artık ne?

yeşil arka planı ve saçma desenli iskambil kağıdı desenleriyle tam bir poker masası atmosferi yaratsa da solitaire aslında masum bir oyun. tek suçu çok fazla zaman öldürmesi. o kadar fazla ki, işinizi yaptırmak için gittiğiniz yerlerdeki traktör diye tabir edebileceğimiz bilgisayarlarda bu oyunu oynamaktan gözleri şaşı olmuş sorumlu kişiler, sizinle ilgilenemeyecek denli azalmış zamanları yüzünden "bugün git, yarın gel" diyebiliyorlar size. siz de önce homurdanıyor, ardından "kırmızı sekizi siyah dokuzun altına alsana" diyerek onlara oyunu açmalarında yardımcı olurken buluyorsunuz kendinizi.

oyunun amacı, sayı saymayı öğretmek. 10dan geriye sayarken kırmızıların altına siyahları, siyahların altına kırmızıları koyarak ilerleyebiliyorsunuz. yukarıda bulunan dört boş kareye de as denilen kartları koyarak masayı temizleyebiliyor, elinizdeki uğraşmanız gereken kartları azaltabiliyorsunuz. hatta masadaki açık yada kapalı tüm kartları oraya koyup oyunu direk bitirmenizi tavsiye ederdim ama kurallara aykırı. oyunun bir diğer amacı, kartların zıplayarak oyun alanını terketmelerini sağlamak. bu da kolay değil, kat kat olmuş destelerin yelpaze gibi açılıp zıplaya zıplaya oyun alanını terketmeleri için oyunu bitirmeniz gerekiyor öncelikle.
(işte size bir hile: alt + shift + 2 tuş kombinasyonuyla o muhteşem zıplama gösterisini oyunu bitirme işkencesini çekmeden izleyebilirsiniz.)

oyunun bitince "yeniden dağıtılsın mı?" seçeneğine "hayır" diye yanıt vermek çok zor. bunun iki nedeni var. oyun bağımlılık yapıcı olması ilk nedeni. ikinci neden ise, bu seçeneği seçtiğinizde oyunun kendisini kapatmayıp buz gibi boş yeşil ekranı size bırakması ve oyundan kendinizin çıkmanızı beklemesi. bu insanın kendisini çok hüzünlü hissetmesine neden oluyor.

oyunun ana menüsünü inceleyelim şimdi de. "oyun"a tıklayarak menüyü açınca karşımıza 5 madde geliyor. "dağıt" deyince kartlar karıştırılıyor, kesiliyor ve afiyetle yenmeden masaya dağıtılıyor. "geri al" seçeneği ise dağıtılan kartların geri alınması demek. bu seçeneği seçtiğinizde oyun size küsüyor, tüm kartları toparlayıp masayı terkediyor ve sizle bir daha oynamıyor. "deste" seçeneği ile bu yeşil ve göz bozucu arka planda kart oyunu oynarken gözlerinizin bir miktar daha bozulmasını sağlamak amacıyla 12 farklı deste deseninden birini seçebiliyorsunuz. piyasaya bu aralar çıkması beklenen solitaire v.02'de bu seçeneğe "fotoşop peint" butonu eklenmiş, bu buton ile kendi destenizi boyayabiliyor yada mevcut destelere kaş bıyık çizebiliyorsunuz. seçenekler seçeneği ile (tuhaf oldu) nasıl kağıt çekmek istediğinizi (tek tek, üçer üçer yada kafama göre seçenekleri mevcut), skoru tutmak için hangi tür oyunu istediğinizi (vegas seçeneğinde ekran ışıl ışıl oluyor, yalnız çok para kaybediyorsunuz, bu nedenle standart'ı öneririm.) falan seçebiliyorsunuz. ayrıca fazladan "süreli oyun", "durum çubuğu" ve "sürükleme çizgisi" seçenekleri var ki hepsini açıklayacağım sırayla.

süreli oyun: oyun annenizi çağırıyor. anneniz başınızda durup "daha bitmedi mi? ne zaman kalkacaksın şu meretin başından?" lafları ediyor. bu seçenek işaretliyken oyunu bitirebilirseniz fazladan 1000 puan+bi çift terlik hanenize işleniyor.
durum çubuğu: ekranın sağ üst köşesinde durumunuzu belirten bir çubuk çıkıyor. bu çubuk, oyunun kaç saatinizi yediğini, kaç eldir açamadığınızı ve sinir katsayınızı falan belirtiyor. eğer katsayınız yükselirse soliter, makinenize kilitlenmesini söylüyor ve bilgisayarınız kendi kendine kapanıyor. faydalı bir seçenek, sürekli açık tutmanızı öneririm.
sürükleme çizgisi: oyunun sizi ne kadar sürüklediğini gösteren bir başka gösterge. ama bu gösterge sürekli max seviyesinde duruyor nedense...

son seçenek "çıkış" seçeneği. en zevkli seçenek olduğu için neler yapabileceğini size söylemeyeceğim, sürpriz kalsın, bu oyunu edinenlere de söyleyip oyunun zevkini kaçırmayacağım ama kesinlikle bu seçeneğe bir kez tıklamalısınız.

oyunun hileleri
é'ye basıp konsol ekranını açarak ekrana şu şifreleri girin.

soliterdegilsolitaire: oyunda dilbilgisi seçeneği belirir. kartlar da 1-10 arası değil a-h arası değişir. (bu şifre için bilgisayarınızda türkçe fontlar yüklü olmalı)
bagyan: oyundaki tüm bayanların "q"ları "b" ile değişir.
uçvaktekadar: oyunun adı fal olarak değişir. hatta oyunda her yeni kart dağıtılışında "bir dilek tutun" yazısı belirir.
papazhergunpilavyemez: oyun papazkaçtı'ya dönüşür.
beetlejuice: bu şifreyi 3 kez girerseniz, oyundaki tüm sinek kartlarının sembolleri kaçışacaktır.
valentineday: bu hile oyunu bozuyor dikkat edin. tüm kalp sembolleri ortadan kırılıyor. ama buna oyundaki bir bug sebep oluyor sanırım. son yama ile düzelteceklerini umuyorum.
adamol: bu hileyi yapıp oyunu bitirdiğinizde kartlar zıplayarak değil, akıllı uslu bir şekilde ortamı terkederler.
oneringtorulethemall: bu hile ile kupa, sinek, maça ve karoların hepsi tek bir türe dönüşür. tek bir as vardır ve hepsine hükmedecektir.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
1

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın