son durak

comeundone comeundone
orjinal adı final destination olan 1-2-3 şeklinde giden insanların korkunç şekilde öldüğü tırsmama rağmen ısrarla hepsini izlediğim film
jale parilti jale parilti
varılmak istenilen yerin kaçırılması ya da tamda gidilmesi gereken yere gidilmesini sağlayan son şeydir.
otobüsler, minibüsler hep durur bu yerde.
daha fazla ileriye gitmezler.
insanlarında vardır böyle bir süre gidip gidip sonunda durdukları.
sonunda durulan yer olduğu için son duraktır zaten.
devam edilse son durak olmazdı adı zaten.
herkesin bir son durağı vardır.
kimilerinin bu son durağı bir çocuk.
kimilerinin bir bayan, kimilerinin bir erkek, kimilerinin bir yaşam, kimilerinin ise ölümdür.
hepsi tercihimdir ölüm değildir.
henüz yoldayım ve son durağa kilometreler var.
sezenehir sezenehir
bir yılmaz erdoğan şiiri.

kilitlenmiş beton kanatları kuşların
oksit gibi yakışkan bir mayışmayla ağarmış
pas tutan kelimeler için bir iksir belki de
ya da aklına susamış sevgililerin safdilliği
acıtmış ömrünü çekirgelerin
medyatik soruşturmalardaki enflasyonist yargılar
haber değeri taşımıyor haber spikerinin ölümü
herkes kendi manşetinde satır arası
hiçbir bakışı aydınlatmıyor florasan buğusu

burası son durak inecekler için son fırsat
bir daha ne süper ne mega kupon verilecek
kalanlar şöförün evini göremeyecekler hiçbir zaman
onları sonsuza götürecek,afaroz edilmişbir merak
burası son durak

hafızada kalan tek numara için
telefona uzanır elleri
ölümüne randevulu insanların
temize çekilmez not defterleri
ofansif sağ açık ofansif sağ açık
yine sabah 7:30 da düştüm okul yoluna.yürürken sokakta aynı insanlarla karşılaştım,aynı manav aynı bakkal.farklı hiçbirşey yoktu.yine aynı otobüs durağına gittim ve yine her sabah bindiğim otobüse bindim.otobüsteki insanların oturdukları,ayakta durdukları yerler dahi aynıydı.ben her zamankinden farklı bir yerde durayım dedim.olmadı gitmedi ayaklarım.indim 4.leventte metroya yürürken karşılaştığım insanlar bile aynıydı...oha! bir anda hatırladım ki dün metroyu kaçırmıştım.koşmaya başladım.insanları ite ite gidiyordum bazı kişileri sekme hareketi uygulayarak çapraz bi şekilde geçiyordum.geçerken gaza gelip 'crrrrristianooo ronaldoo ' dediğimi farkettim.2-3 kişi tahminen küfrediyordu arkamdan.yani konuşmalar,en ufak 'cık cık' efektleri bile bana öyle geliyordu.merdivenlerden inerken o sesi duydum..metro kapılarının kapanış sesini.indim merdivenlerden,metro hareketleniyordu.. son bi çare kaşlarımı büküp makiniste el ettim.. durmadı göt.

yine hiç birşeyi değiştirememiştim.bilmiştim görmüştüm ama değiştirememiştim.

(bkz: son durak)
(bkz: destination)
havadar havadar
yılmaz özdil'in, bugün tarihli defne joy foster ile ilgili yazdığı yazısı.


son durak


defne’ye gittim.

sohbete...

hepinize selamı var.

*

en önce abdi ipekçi, çetin emeç, örsan öymen ve ufuk güldemir gelmiş yanına... çetin bey, her zamanki gibi zarif, “ardından yazılan iğrençlikler için, basın mesleği adına senden özür dileriz” demiş... abdi bey de, iman tahtasındaki mermi deliklerini gösterip, “bozma moralini kızım” demiş, “benim katilimi bile ekrana çıkarıp sırtını sıvazladılar, boşver.”

*

defne ağlamaklı olmuş tabii.

bi bakmış ki, vehbi koç’la sakıp sabancı geliyor, ellerinde kırmızı karanfil, yanlarında erdal inönü... sakıp ağa meşhur esprileriyle yüzünü güldürmüş defneciğin... hatta, erdal bey kendisi için “e.t.” diye yazdıklarını hatırlatıp, “siyasette hırsızlık yapmadığım için beni uzaylıya benzettiler herhalde” deyince, o her daim ciddi vehbi bey bile basmış kahkahayı.

*

siyasetin öbür namuslu insanları gelmiş sonra... ismail cem’le yıldırım aktuna, mehmet gül’le behice boran, biri sağdan biri soldan... e başbakansız olmaz, peşlerinde sarı-lacivert atkısıyla şükrü saracoğlu... tam mevzu n’olacak bu memleketin hali’ne geliyormuş ki, ee-eehh bırakın şimdi siyaseti miyaseti diye güle oynaya gelmiş oturmuş çılgın kızlar aysel gürel’le duygu asena... kollarında iki yakışıklı, uzay heparı’yla kerim tekin.

*
ardından yıldız yağmuru başlamış, sağanak adeta... ayhan ışık, kankası sadri alışık, küçük hanımefendi belgin doruk, güzeller güzeli cahide sonku, orhan günşıray, tanju korel, bilal inci, ömer kavur, bi bakmış, kemal sunal geliyor... gözlerine inanamamış defnecik, bi bakmış, muhsin ertuğrul, muammer karaca, selim naşit, savaş dinçel, ahmet kutsi tecer, kerem yılmazer, lale oraloğlu ustalar, hepsi etrafında, kucaklıyor, moral veriyorlarmış.

*

hatıralar... film şeridi gibi.

*

şaşırıyorsunuz belki ama, geleni gideni eksik olmuyormuş defne’nin... ruhi su çalıyor, türkü ana zehra bilir söylüyormuş, neriman altındağ tüfekçi, perihan altındağ sözeri, hatta safiye ayla, gururla alkışlıyormuş gazinocular kralı fahrettin aslan... büyük ressamımız
nuri iyem, edebiyat çınarlarımız orhan kemal, behçet necatigil, fakir baykurt, mehmet emin yurdakul, tomris uyar, necati cumalı, hiç yalnız bırakmıyorlarmış.

*

avanak avni’nin babası oğuz aral, kardeşi tekin aral, matrak gırla... aman orada bile depremi unutma aykut barka, pazara kadar değil mezara kadar kazım kanat, eşfak aytaç, gündüz tekin onay, sabah yürüyüşüne davet etmiş atletizmi sevdiren adam cüneyt koryürek, kenan onuk, koç aydan siyavuş, kaptanların kaptanı baba hakkı yeten, yusuf tunaoğlu, şeref görkey, vınnnn diye geçmiş yanından el sallayarak renç koçibey... kabadayıların şahı dündar kılıç bile gelmiş hoş geldine, bi elinde tespih, bi elinde çikolata.

*

tam o anda!
ayağa kalkmış herkes...
türkan saylan.

*

sarılıp, öpüşmüşler... “boşver güzel kızım”
demiş, “benim arkamdan fahişe dediler, dinsiz dediler, terörist dediler, sen bu ülkenin çocuklarının kalbinde çiçek gibi
açtın, üzme kendini.”

*

çünkü.

türkiye’nin en popüler mekânı neresidir diye sorsalar bana... zincirlikuyu’dur.

*

hepsi orada...

ve, “son durak” derler oraya.

*

halbuki, sadece yukarıda saydığım değerlerini değil, örfünü, âdetini, insanlığını yitirdi bu ülke... rahmetlinin ardından kötü söz söylememe geleneğini yitirdi. aklını yitirdi.

*

asıl “son durak” budur.

*

her şeye rağmen...
mutlu gördüm defne’yi.
yalnız olmadığını hissetmişti.
bi ara elimdeki “testi”ye ilişti gözü...
irkildi.
“su” dedim...
“sevenlerinden getirdim...”
gülümsedi.
hepinize selamı var.

son durak - yılmaz özdi̇l - hürriyet defne'ye gittim. sohbete... hepinize selamı var. hurriyet