son perde

1 /
sorunsal sorunsal
ayrılık kol geziyor
acılar pek yakında
bu filmi görmüştüm ben
senden önce defalarca

ağlama yüreğim yar gelmez
gelse de artık farketmez
ha döndü dönecek ömür bitiyor
kış ortasında bahar gelmez

ah kaçıncı darbe bu
ah kaçıncı perde
anlamıyor yüreğim gel de kendin söyle

bilirim son perde bu
hadi git sakın durma
tanıdım birçok giden
senden önce vefasızca
nilüferin belki de en güzel şarkısı
anha minha anha minha
öylesine naif ve duygulu okumuştur ki bu şarkıyı nilüfer, onlarca kez dinlemenize rağmen gözyaşlarınızı gözlerinizde toplamayı başarır. naiftir şarkı ama, ağlatmaz. gözleriniz dolar ve gözyaşlarınız kendiliğinden dökülür yanaklarınızdan.

artık yorgunsunuzdur. hem de ağlayamayacak kadar. bunca kavga bunca mücadele sonunda bir arpa boyu yol gidemediğinizi yüzünüze çarpan bir şarkıdır. acıtır. hem de çok acıtır. acıtır ama sizin için artık bu acıların fark etmediğini, artık acılara bağımlı olduğunuzu tatlı tatlı söyler size. kabulleniştir bu şarkı hayatı, sevgisizliği, yalnızlığı ve umutsuzluğu..
söyleyecek söz bırakmaz dudaklarda. yutkunamaz boğazınız, içinizde düğümlenenleri.
yeter dersiniz yeter! ama bağıramazsınız çığlıklarınız içinize akar. akar ve yakar…
şarkı “bu filmi görmüşüm ben senden önce defalarca” derken; ben şarkının bu kısmını da dinlemiştim yıllar önce defalarca dersiniz kendinize. “yıllar geçmiş ama ben boşa kürek çekip olduğum yerde saymışım” diye düşündürür sizi ister istemez. ne kadar da kolay harcamışım ömrümü yahu? diyerek.

son perdede mutlu son yoktur ne yazık ki…
hürrem hürrem
önce gülşen'in sonra da kutsi'nin söylediği güzel bir şarkı:

içimde nedenini bilmedigim
bir kırılganlık söz konusu
dilimde söylemek istedigim
üstümden çıkmıyor teninin kokusu

sen kendi derdine yan
beni bana bırak artık uslan
al hatıralardan ne varsa al
kendimden vazgeçmişim
bir tek sana yanar içim
gel bendeki seni al
kolaysa al ...

herşeyin üstesinden gelen kalbim
bugünlerde beni yarı yolda koyuyor
aşk dediğinşey
belki son perde
insan kapansın diye dua ediyor...
redelus redelus
roald dahl'ın gerilim öyküleri içeren çok satan kitaplarından. öyküler, sıradan insanların başına gelmesi muhtemel olan korku unsurları içerdiği için basittir ve tam da bu yüzden bu basitliği sayesinde derinden etkiler.
sezenehir sezenehir
yıllar önce "her sevinç kendi ağıtını da doğurur bir yandan" sözü yokken fikrimde ve daha farkına varmamışken karşıma dikilen aşktır. bittiği gün farkına vardığım bu sözün aslında bir aşkın son perdesinin başladığı an oynanmaya başladığını da fark ettirdi aynı zamanda. ondan sonra ruh, ölümüne bir tokluğun üstüne saldırılan lokmaların vicdan azabını yaşar uzun süre. her şey, onun kadar eskiydi şimdi, bilindik, bir o kadar suçlu. ondan sonra yaşanan aşklarda çektiğim tüm karın ağrılarının tam sebebi! iradem dışında biçilen bir rolü oynadım hep, hazzın alkış seslerinde olduğunu sanıyordum, o sahnede tükettiğim her replik, bis'ine çıktığım her aşk, üstüme kapanan her perde kendi trajedisinde tükenen birinin çaresizliğiymiş meğer.

denize yürüyorum tekrar. aşkın bir kez daha yarım bırakılmasına, yeni bir ayrılığa, ihtimal bile olsa başkasının yeniden kaleme alabileceği yeni bir senaryoya dilimde bir şarkıyla;

"bu filmi görmüştüm ben
senden önce defalarca"
cadı kız cadı kız
son perde

içimde nedenini bilmediğim
bir kırılganlık söz konusu
dilimde söylemek istediğim
üstümden çıkmıyor teninin kokusu

sen kendi derdine yan!
beni bana bırak artık uslan!
al hatıralarda ne warsaaa!
kendimden vazgeçmişim
birtek sana yanar içim!
gel bende gizleniiyoor
kolaysaaaaaaaa all!!

herşeyin üstesinden gelen kalbim
bu günlerde beni yarı yolda koyuyor
aşk dediğin şey belki son perde
insan kapansın diye dua ediyooor!!!...
desdemona desdemona
bu dünyaya geldiğimizde dahil oluruz bu oyunun içine ve son perdedeyizdir aslında ölüm bizi çağırana kadar bu dünyanın içinde...
1 /