son sözüm

açılınbenmimarım açılınbenmimarım
gülşen'in en güzel şarkısıdır kanımca. şimdiye kadar bu başlığın doldurulmaması da şaşırtıcı.
ahanda sözleri:

yalanlarin önce masum geliyordu bana
senden kopmamak için katlandim bunlara

yeminler ettin, aldatmadim diye
gözüm görmeyerek inandim her seyine.

kasirga biter yagmur baslar
yalan, yalan...

son damlaydi bu yeter beni birak simdi
haksizsin beni kaybettin

git, git...
sana son sözüm, son sözüm.
zamansız zamansız
her şey açık olduğuna göre son yazımı yazmamın bir mahsuru yok sanırım. öncelikle kırdı isem özür dilerim. tek istediğim aynı karede mutlu olabilmemizdi. son olması hasebiyle şunları yazabilirim sanırım:

1) ben bile bile kendimi acıya atmak istemedim, eskilerin bir sözü vardır: “göz gördü, gönül sevdi” o kadar sadeydi işte. senden de bir şey beklemedim zaten ama sevebilme ihtimalini de sevmedim değil. sebeplerim de vardı kendimce, geçerli olur mu bilinmez, ama vardı...

2) seni ağzıma sakız etmedim; kendimde yaşadım, kendimce yaşadım. ama herkese söylemek gibi seni incitecek bir şey yapmadım. hayallerime söz geçirmemin beklenmesi ise insafsızca olurdu ki engel olamazdım. düşünsene namazdasın “rabbim sana döndüm yüzüm” diyorsun aklına geliyor. kim ister ki böyle bir şeyi.

3) unut gitsin diyebilirsin, olur. zaten, sanırım ayette yazıyor, “adem unuttu, oğulları da unuttu” diye. ben de unuturum ama “adem(as) 4000 yılda unuttu yasak meyveyi” diye rivayet ediliyor ben bilemem ki kaç yılda unuturum, ama seni kırmam yine unuturum. hiç olmadı mahşerde sorguda unuturum da dileğini yerde koymam.

4) hakkında evet yanlış bildiğim 1 şey varmış ve bunu daha evvel bilmem düşüncelerimi değiştirirdi (karakterle ilgili değil, ki bir yanlışını da bilmiyorum).

5) seninle ilgili düşündüğüm hiç bir şeyi meşru daire dışında düşünmedim. tamam şiirler yazdım, mektuplar yazdım, adrese teslim tweetler attım, sözlükte sana ithaf olunan yazılar yazdım hatta bir de resmini yaptım ama hepsini meşru daire içinde olacak şekilde tahayyül edip yaptım(hata olabilir ama beşer şaşar. hatayı da allah affeder, inşallah beni de...) ve eğer bu şekilde algılanmadı isem benim hatam, özür dilerim.

6) bildiğimi bildiğin bir mevzuda keşke araya platformlar koyacağına direkt söyleseydin de ben de etkili bir “the end” çekseydim kendime, neyse. (sen bu yolu seçtin diye ben de burdan gidiyorum).

7) bir daha seni takip etmeyeceğimin sözünü veriyorum. gönül rahatlığı ile istediğini istediğin yere yazabilirsin, diyebilirsin. benim “illa mutlu olacağım” diye bir kaygım yok ama “illa mutlu olsun” diye var(öğrendiklerimizde hep “başkaları için yaşama”ya endeksli; hatalarımla,...) ve bu yüzden mümkün olduğunca karşına çıkmayacağım; sanal veya gerçek ortamda.

8) bu durumdan pişman değilim. zira bu durum benim duamdı. “ya oldur, ya hayallerimde öldür(benim ona giden yolları kapamak suretiyle onu düşünemeyecek hale getir beni)” dedim. rabbim ikincisini hayırlı buldu. elhamdülillahi âlâ külli hâl(her halimiz için allah’a şükürler olsun).

9) son olarak sözlerimi noktalarken de hayatta mutlu ve başarılı olmanı diler, 3 günlük dünya için kendini yıpratmamanı söylemek isterim(benim için değil tabi ki, ailen ve tüm sevdiklerin için). aynaya baktığında mutlu birini gör.(buruk bir swh “daha yapmayı öğrenemedim de”).

bana da bir süreliğine elveda kıymetli sözlük ahalisi, en azından bazı şeyler unutulana kadar. vesselam...