songs of faith and devotion

radiance radiance
93 çıkışlı depeche mode albümü
fikrimce bilimum depeche mode albümlerinden başka bir çizgidedir. anlatılanlara göre grubun 90 da çıkardıkları violator'dan sonra kendini iyiden iyiye uyuşturucu vb. olayına kaptırıp amı götü dağıttıktan sonraki toparlanma döneminde çıkmıştır. albümün çıktığı dönemki kayıtlar/klipler vs.lerde dave gahan ı uzun saçlı görebiliriz.

şarkıları da şu şekildir :

1- i feel you
2- walking in my shoes
3- condemnation
4- mercy in you
5- judas
6- in your room
7- get right with me
8- interlude (interlude #4)
9- rush
10- one caress
11- higher love
kraken kraken
aman bunu da dinleyecek modda değilim diyerek atladığım hiç bir şarkı yoktur bu albümde. şahanedir. depeche modeun altın çağıdır zirvesidir.
hele albümün devotional adında bir turu vardır ki izleyeni büyüler mutluluk verir, günlerce ortada mırıl mırıl mırıldandırarak gezdirir. köpeği eder.
masses masses
hem ingiltere'de hem amerika'da aynı anda 1 numara olan tek depeche mode albümü. ayrıca biz devotee'ler tarafından sofad diye hitap edilir. albüm sonrası çıkılan turnede alan wilder gruptan ayrılmıştır. alan wilder'ın gruptan ayrılmasından sonra ultra gibi güzel bir albüm yapan grup ondan sonra çıkardığı albümlerde hayranlarını pek mutlu edememiştir.
kalkhas kalkhas
gönlümün listesine bir numaradan giriş yapan depeche mode albümü. elime geçtiği bir cuma akşamı walkmane
cd teknolojisi emekliyor türkiye de o sıra) takıp pazar akşamına kadar durmaksızın dinlemiştim. daha sonra bu albümün
konser versiyonu da çıkarıldı. orijinal albüm kapağının siyah beyazı şeklinde kapakla. o da aynı zevki yaşatır albümle.






masses masses
albüm, adının kulağa gayet dindar gelmesine karşın, kendi karşıtında barınmıştı. tüm dinsel çağrışımlara rağmen albüm cinsel arzuyla haylü yüklü bir albümdü. flood’la yapılan bu müthiş albüm amerika listelerinde 1 numaraya oturmuştu. dave’in bazı dergilere rock albümü yapıyoruz diye demeç vermesinin ardından elektronik ağırlıklı rock albümü songs of faith and devotion i feel you single’ıyla 1numaraya oturmuştu… 1993 devotional turnesinin başarısının ardından 1994 yılında değişik uzak ülkelere ve 94 yazında amerika’da ek turneler yaptılar. bu kadar uzun çalışmanın yorgunluğu, andy fletcher’in grup içindeki tartışmalar ( alan wilder ile ) dolayısıyla sinir krizi geçirmesi ve grubun vokali dave gahan’ın uyuşturucu bağımlı olması da cabasıydı..ve 1995 yılında alan wilder resmi bir açıklamayla hakettiği değeri göremediği gibi bir gerekçeyle gruptan ayrıldığını söyledi. grubu öyle bir zamanda terketmişti ki artık insanlar depeche mode’un sona erdiğini düşünmeye başlamıştı.
noscho noscho
bu albüm sonrası gelen sinir harbi, mental çöküş ve geçici süreli dağılma kalıcı olsaydı şüphesiz ki dm zirvede bırakmış olacaktı. zirvede bırakmadılar, canları sağolsun. iyi de oldu zaten.
prozzac prozzac
1992 senesinde piyasaya sürülen songs of faith and devotion grubun daha akustik tonları denediği ve rock altyapılarına adım attığı albümdür. albüm özel olarak stüdyoya çevrilen bir villada kaydedilmiştir. . grup da kayıt aşamalarında bu villada ikamet etmişti. bu durum farklı bir stres ortamı yaratsa da üretim açısından doğru bir adım olduğu albüm çıkınca anlaşıldı. i feel you klibi ilk yayınlandığında tanımıştım depeche mode'u. klibi sürekli tv de dönerdi ve ben merak edip kasedini almıştım. o zamanlar taze metalci olarak bu albüm bana çok farklı gelmişti. yani depeche mode'a başlama albümümdür aslında bu albüm. hem abd, hem de ingiltere listelerinde 1 numara olan ilk albümleridir ayrıca. walking in my shoes'da albümde en sevdiğim şarkılardan biriydi. dante'nin ilahi komedya'sından esinlenilerek çekilen klipte dave gahan'da uzun saçlarıyla daha bir serseri görünüme bürünmüştü. şarkının girişindeki havayı hep 80'ler ridley scott filmerindeki karanlık atmosfere yakın bulmuşumdur. produksiyon açısından şaheserdir ama asıl etkiyi duygularınızın içine işlemesiyle yaka
arokh arokh
depeche mode'un 1993'te çıkardığı albüm.

genelde hiç bir klasmanda en iyiyi seçemem. ne en iyi filmim, ne en iyi kitabım vardır. sadece bir istisnası var bu durumun. benim için sofad şimdiye kadar yapılmış en iyi albüm, in your room da hayatımda dinlediğim en iyi şarkıdır. 16-17 yıl önce kasetten dinlediğim şarkıyı şu an aynı hislerle, "şu altyapıya bak, sözlere bak vay arkadaş" diyerek dinliyorsam yanılmıyorumdur bence.