sorumluluk

1 /
beatrix beatrix
sorumluluk hakkında bir hikaye;
hikaye 4 kişi arasında geçmektedir.
herkes,herhangi biri, birisi ve hiçkimse

--yapılması gereken çok önemli bir vardı,

herkesin yapması istenmişti
herkes,birisi nin o işi yapacağından emindi,
herhangibiri yapabilirdi ama hiçkimse yapmadı
birisi çok kızdı çünkü bu herkesin işiydi
herkes herhangibiri nin yapacağını düşünmüştü
herhangibiri yapabilirdi ama
hiçkimse herhangibirinin yapmayacağını anlamamıştı `
kızkurusu kızkurusu
insanın hayatına zorunlulukların girmesidir. birşeyleri istediğin için değilde yapmak zorunda olduğun için yaparsın. hergün hayatından biraz daha sıkılmanı sağlayan, monotonlaştıran, özgürlüğünü kısıtlayan hep sorumluluktur. allah belasını versin.
dünya koca bir yalandı gördüm dünya koca bir yalandı gördüm
büyüklüğümüzün bize hediyesi.belki çocukluğumuzu bize özlettiren en önemli sebep.
uykuların kaçması,omuzların düşmesi,hayale uzaklaşırken gerçeğe yaklaşmak gibi bir şey.kötü diyemem ama yine de çocukluğumu özlerim.
eminsaydut eminsaydut
benim kafamdaki sorumluluk şu..

önce şunu görmek gerekir. sorumluluk, "soru"yu bireyin kendine yöneltmesi durumu ve cevabını da kendinde aradığı ve bulması gerektiğini düşündüğü şeydir. yani olgularla(olan şeylerle) ortaya çıkan soruları, birey eğer o olguların içindeyse veya bir parçasıysa, kendine sorar ve haklı bir cevap bulmaya çalışır. bu haklı cevabı bulmaya çalışan ve bu cevap doğrultusunda hareket etmeye çalışan kişilere sorumluluk sahibi insan deriz. herkes bunu yapmaz. herkes her olguda bunu yapmaz. bu tamamen olgularla ne kadar ilintili olduğumuza göre değişir.

sen bir şeyleri yaşarken, çıkan sorulara(ki tabii ki bu sorular, aynı zamanda sorunlar oluyor; yani çözülmesi gereken problemler demek), cevap arıyorsun, ve kendi kalıpların, değerlerin ve isteklerinle bir cevap da buluyorsun, ancak bulduğun cevap kimi zaman-ki çoğunlukla, arzularına ters düşüyor ve bu nedenle de bu cevaba göre hareketlerini şekillendirmiyorsun. ve yine bu şekillendirmemeyi göz önüne alırsak, yaptığın şeylerin bedellerinden korkuyor(korkman normal, zira sen kendi değerlerine göre farklı bir cevap bulmuştun), geriliyor ve hatta acı çekiyorsun. daha bedelin kendi ağırlığı olmadan dahi katlanılması zor bir durum oluşuyor. işte sorumsuzluğun esas kötülüğü budur.

aynı olguları beraber yaşıyoruz. ancak benim onlara dair yorumlarım ve onlardan çıkan sorulara verdiğim cevaplarım seninkinden farklı. ve bu nedenle kendi sorumluluğumda yapacağım hareketler de farklı. ancak sen de işin içinde olduğundan, ve bana uygun düşen hareketleri yaptığımda, senin az önce gördüğümüz gerginliği, acıyı yani kısaca katlanılması zor şeyleri yaşayacağını gördüğümden dolayı(çünkü hayat müşterektir, sadece kendi yargılarıma ve değerlerime göre cevaplar veremem), ben bu cevaplarımı mümkün olduğunca senin cevaplarına uydurmak zorunda kalıyorum. çünkü sen mutsuz olursan ben de mutsuz olurum, ve kendi adıma sorumsuz olurum. işte bana düşen sorumluluk da bu, ve benim böyle davranmam gerekiyor.

olabildiğince sorumlu bir birey olmaya uğraştım. seninleyken de.. cevaplarım ve bu cevaplara göre şekillenecek hareketlerim belli olsa dahi, sorumluluk sahibi bir insan olara, senin cevaplarına kendimi uydurmaya çalıştım. çünkü senin cevplarınla da mutlu olurum.. ve benim tek istediğim mutlu olmak..

ben hep böylesi bir sorumluluğu kaldırabileceğimi düşünüyordum. yani kendi cevaplarımı bir başkasının cevaplarına uydurma konusunda, rahattım-ki hala böyle düşünüyorum.. ancak esas olan sonra çıktı ortaya ki, sen tüm sorumsuzluğunla(buna biz hep çocukluk dedik, aslında sorumsuzluktur gerçek adı), verdiğin cevapları sorgulamadan, onları değiştirmeden, onlarla uğraşmadan ve hatta onları sabit kılarak, ve bu sabit tutuşuna rağmen, onları ezdin geçtin. onlara uymadın. ve bu uymamayı hep çocukluğuna, ilk oluşuna vs. bağladın.. ama aynı olguları ben de yaşıyorum seninle ve zaten bu olgulardan çıkacak sorulara cevaplarımı sana göre değiştirmişim.. sen bu cevapların dayandığı değerleri değiştirmeden, bu cevaplara uymadığında benim nevrim dönüyor çünkü ortaya yeni yeni sorunlar çıkıyor. çünkü en başta bu değer yargılarından ötürü çekeceğin acıları, zorlukları düşünerek vermiş olduğum karar, birden çöpe gidiyor, ve seni mutlu edecek, üzmeyecek kararı veremiyorum..

neden mi benim vermem gerekiyor?

çünkü seni senden çok düşündüm bunca zaman..(en azından düşünmeye çalıştım).. ve aramızda kendi değer yargılarına göre hayat denilen oyunu oynayan benim. yaşadıklarımızda çoğunlukla "eden" ben oluyorum.. başlangıçlar, ayrılıklar, kavgalar.. sürekli taviz vermem gerekiyor bunların olmaması için, çünkü vermezsem hırçınlaşıp, "eden" vasfını daha çok alacağım.. çünkü bunları gören benim, sen değilsin.. sen sadece, çocukca olguları yaşıyorsun.. karar vermiyor, değerlerini sorgulamıyor, sorgulasan dahi onları sabit kılıyorsun. ve esasen senin bu davranışların yüzünden ben senle yaşarken cevap bulamıyorum.. cevapsız kalıyorum.. ve sorumsuzluğa yöneliyorum.. kendi yaşadıklarımın sorumluluğunu dahi alamıyorum bu cevapsızlıktan ötürü.. ki bu da en büyük ağırlık benim için..

hayatım boyunca sorumsuz olmak gibi bir lüksüm olmadı.. ve bence sorumsuzluk bir lüksten öte bir şey değil. ve bundan böyle de öyle bir lüksü yaşayamam.. hele ki bir başkasının davranışlarının nedeniyle böyle bir sorumsuzluğa katlanamam.. ama katlanman gerekmiyor ki deme!

baştan söyledim aynı olguları yaşıyoruz.. ve bu olgulardan ikimizin de cevaplar bulması gerekir. ve bu cevaplara göre hareket etmemiz gerekir.. ben senleyken bu cevapları bulamadım.. ve bu olgulardan çıkan sorunları çözemedim kendi adıma..

bu kadar..
paryosha paryosha
sahip olmadığım, olmayı da istemediğimdir. ilkokuldayken, öğretmenler pek çok tembihlerdi ''sorumluluklarınızın bilincine varın'' diye. sanırım, hala birçoğumuz o bilince varamadık. yoksa, bugüne kadar, devletin az ya da çok kaşarlanmış mertebesine yükselebilirdik, diye düşünüyorum.
isilisilisil isilisilisil
hayatın ta kendisi sorumluluk yoksa kendinizi insan gibi bile hissetmezsiniz. ot gibi b.. k gibi bir şey olursunuz yani. bilmem anlatabildim mi. bir de taşıyamayacağınız sorumluklarınız varsa... b..u yediniz demektir.

bence depresyonun başlıca da sebebidir. insan neden çıldırır aslında. sorumlulukları taşıyamadığı zaman.aşıksınızdır. aşık adamın aşık olduğuna karşı sorumlulukları vardır. yetmezsiniz,yetemezsiniz. ebeveynsinizdir.evladınıza kaerşı sorumluluğunuz vardır. yetmezsiniz,yetemezsiniz.kendinizi yeterli görmezsiniz. bu arada kendinize de haksızlık etmemeli, nefsinize eza çektirmemelisiniz... yani kendinize karşı da sorumluluklarınız vardır.delirirsiniz sonunda. hayat zor tabii.
1 /