sosyal bilimler

1 /
lullyby lullyby
doğa bilimler anlaşılması daha zor ve komplekstir ama üzerinde çok da tartışılacak bir şey yoktur.çünkü doğru tektir.ama sosyal bilimler öyle değil.işin içine insan girdi mi kesin ve tek bir doğru bulmak pek de mümkün olamıyor.sosyal bilimler sanat ve felsefe, edebiyat gibi insan bilimleriyle de içiçe olduğundan, geçerliliği daha da açık bir tartışma konusu haline geliyor.bu yüzden sosyal bilimlerin doğa bilimleri kadar pozitif olduğunu düşünmüyorum.hatta doğruluğu, geçerliliği tartışmaya sonuna kadar açık disiplinler barındırıyor içinde.
mezhebi olmayan mukallid mezhebi olmayan mukallid
sözel olarak bilinen bilimlerin alanına giren konuların tümüdür. sözel algımız sadece lisedeki bölüm seçmekten ibaret, nitekim diğer ülkelerde sosyal bilimler deyince dünya tarihin sosyolojisi, toplumlar psikolojisi, dinler tarihi alanlarında ciddi çalışmalar, belgeseller olmasına rağmen ülkemizde bunların akademik düzeyi gayet düşüktür. bunun sebebi her alanda olduğu gibi memur zihniyetli sözüm ona bilim adamlarımızdır.
ziyadesiyle seksliyim ziyadesiyle seksliyim
bölüp parçalamaya, ayrıştırmaya tutkun olan pozitivist yaklaşım üzerinden kategorize edilmiş bilimlerdir. bilim katerogisinde sayılmaları belirli metod ve kurallar üzerinden işliyor oluşları; elde edilen bulguların sınanabilirliği ile alakalıdır onlar için. sosyal kategorisi ise matematik dile sahip olmamalarına dayandırılır. (sanki matematik bir dil değilmiş gibi. te allam.) bunun üzerine kafa patlamış mantıkçı pozitivistlere de şahit olmuştur düşünce tarihi. sonuç nedir? hüsran.

beşer değişir, kuramlar değişir, bu bilimlerin de yöntemleri ve sonuçları değişir. sürekli bir yenilenme halindedirler yani.

fiziğin dili matematik olduğundan beri üvey evlat muamelesi görür yani. pozitivist egosu bir başka...
skipper skipper
bol bol ansiklopedik bilgi ezberlemek demektir. genelde hep sayısal arkadaşları zeki olarak görüp, sözelci arkadaşları dışlarlar... fakat hakkıyla gördüğünü adeta beynine kazıyan bir sözelci bir sayısalcı gibi değer görmeli.
1
zincirlemegunahtamlaması zincirlemegunahtamlaması
sosyal bilimlere gerekli hassasiyeti göstermeyen hiç bir eğitim sistemi başarı elde edemez. sosyal bilimlere değer vermeyip sadece sayısala değer veren ülkelerin geleceği noktaysa türkiye örneğinden bir tık ileri olamaz. çünkü burada amaç sadece oğlum okusun bir iş bulsun mantığıdır. sosyal bilimlerin hiçleştiği bir sistemde sayısala verilen önemden anlanılan şey bu denli sığ olarak kalmaya mahkumdur.

sosyal bilimlere önem verilmezse nasıl bir eğitim sistemi ortaya çıkarın en güzel örneği türk eğitim sistemidir. çünkü sosyal bilimler olmazsa sayısalın kolu kanadı da kırık olacaktır. almanya'da parlak öğrenciler sayısaldan ziyade sosyal bilimlere yönlendirilmekteydi. çünkü sosyal bilimleri daha kapsayıcı ve düzenleyici bulurlar ve bu konuda dikkat edilmesi gerektiğini belirtirlerdi. sayısalıysa daha basite alırlardı. bakın almanya'dan bahsediyorum.

günümüzdeyse sosyal bilimler hemen hemen her ülkede değerini hızla kaybetmiştir. bunun sonucunda da rönesans kırıntısı bile kalmayarak bitmiştir. artık sadece bizde değil dünya genelinde adamakıllı fikir insanları çıkmaz oldu. bizi sarsacak, tüylerimizi diken diken edecek felsefeciler, sosyologlar tarihe gömüldü.

alın işte geriye slavoj zizek gibi adamlar kaldı. zizek bize koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi denir sözünün en güzel örneğidir. dünya genelinde sosyal bilimlerin ne hale geldiğini sadece bu adama bakarak anlayabiliriz.
vlade vlade
bir bütün olarak değerlendirilmesi, öğrenilmesi gereken alan. daraltılmış uzmanlıklar ile iş görülmesi imkansızdır.
bedava sirke bedava sirke
lisans düzeyinde * edebiyat fakültelerinde, lisansüstü düzeyde * sosyal bilimler enstitülerinde yer almakta olan bilim dallarıdır, başlıcaları alfabetik sıra ile;

(bkz: antropoloji)
(bkz: arkeoloji)
(bkz: coğrafya)
(bkz: edebiyat)
(bkz: felsefe)
(bkz: psikoloji )
(bkz: sanat tarihi)
(bkz: sosyoloji)
(bkz: tarih)

listelenebilir elbette sosyal bilimler bunlarla sınırlı değildir. ancak 21. yy türkiye'sinde sosyal bilimlere "kendini fasulye gibi nimetten mi sayıyorsun?" muamelesi çekilmektedir. adeta aç kalma garantili bölümler olarak olarak görülmektedir ki çoğu bölüm mezunu için durum tam olarak da budur. bölümlerin mevcut öğrencileri bile ya askerden kaçmak ya da okulu bitirince polis olmak derdindedir. en başta öğrencileri kendilerini "bilim insanı" olarak görmez, böyle olunca "sayısal bilimler" mensubu kişiler iyice rencide eder sosyal bilimcileri. "sözelci" diye bir aşağılama tabiri bile oluşmuştur bu yüzden.

hayat işte, herkes tarih hakkında ahkam keser, sosyolojik tespit kasar "mühendis kafası" ile sosyal bilimciler hataları yanlışları dile getirince ciddiye de alınmaz ama bir "sayısal bilimci" burnunda kıl aldırmaz! çok doluyum ulan sözlük. kendi branşımızda bile konuşunca ciddiye alınmıyoruz. orada burada tarih hakkında yazılan saçma sapan yazıları, girileri gördükçe deliye dönüyorum ama yazan kişiye; hatasını, eksiğini ya da gözden kaçırdığı noktayı söylemek gafletinde bulununca anamıza avradımıza kadar düz giydiriyorlar. "sosyal bilimci gibi düşünme" özelliği gösteremediklerini söyleyince andıkları şu oluyor "senin beynin yok sen düşünemiyorsun, öl geber, pis beyinsiz adi sayısalcı" adeta bunu söylemiş gibi tepkiler alıyor insan halbuki tek söylediği "tarihsel bir olaya bu şekilde yaklaşılmaz.", "tarihsel olgular bu şekilde ele alınamaz." ya da "akıl yürütmenizde şu noktada bir hata var bu şekilde bir tarih yaklaşımı olmaz." . olmuyor azizim, olmuyor. neden olmuyor ben de anlamıyorum ancak olmuyor hiç bir şekilde sosyal bilimler hak ettiği değeri almıyor, alamıyor. hasılı çok yazık oluyor.
kuba gibiyim kendi kendime yeti kuba gibiyim kendi kendime yeti
benim mizahın konusu yaptığım şeyleri sosyal bilimciler akademik olarak ciddi ciddi çalışıyor. bu insanlara işsizlik maaşı bağlansın, akademiden el ayak çektirilsin. japonya bunu yaptı, sosyal bilimleri çoğu üniversitede bölüm olarak kapattılar. sosyal bilimler yalnızca mizahtır, centilmen meşgalesidir.
insan kaynaklı ilişkiler sorumlusu insan kaynaklı ilişkiler sorumlusu
sosyal bilimleri küçümseyen insanlar fen bilimleri hakkında da bir şey bilmiyor demektir.
sosyal bilimler; sistematik bir tasnif ve inceleme imkanı sağlar, sonuçları görecelidir ve bir kural çıkarımı da sağlamaz. esnektir her şey, çok net yanlışlar ya da doğrular yoktur meselâ.
aynı zamanda fen bilimlerini de bilim tarihini okuyarak öğrendiğini ya da öğreneceğini sanan bir kitle var ki, bu tam olarak sosyal bilimleri küçümseyen kafaların özetidir.
iki alanın çalışma mantıkları, işleyen bir makineyi anlayıp onu sıfırdan ya da benzerini inşa edebilmek gibidir.

ama bu iki kavramı da küçümsemek sizin suçunuz değil. eğitim sistemi...
ilkokuldan beri analize dayalı bir eğitim değil de belli kalıpları dikte eden, düşünmeden ezberiyle öne çıkan öğrenciler yetiştiren, sözelci, dilci, eşit ağırlıkçı, sayısalcı gibi becerileri(!) sınıflandıran bir eğitim sistemimiz var. yani diyor ki; sayısalcı sözelden, dilden, eşit ağırlıktan anlamaz, sözelci de sayısaldan anlamaz...
peki ya üniversitedeki eğitimler? bol kontenjanlı kazanç kapısı... marjinal ve entellektüel eğitim hak getire... orda da ezber ezber... işin ideolojik kısımlarına girmiyorum bile...
şimdi anladınız mı bizim ülkede sosyal bilimciliği bırak bilimsel her türlü araştırma neden tırt?

not; fen bilimleri spor
1 /