sosyal medya

2 /
benjamin benjamin
sosyal medya nedir yenirmi gibi soruların cevaplarını bulup hafiften özümsediyseniz serdar kuzuoğlu'nun standart kullanıcılar için yıllanmış şarap tadındaki sosyal medya yönetim araçları minvalindeki şu yazısını favorilerinize eklemenizi isterim: sosyal ağ yönetim ipuçları - m. serdar kuzuloğlu sosyal ağları işim gereği mi kullanıyorum yoksa işim haline mi getiriyorum emin değilim. ama aktif olarak işime yarayan her parçasını kullanmaya ça... mserdark
fellow fellow
tanım: insanlar arası ilişkileri sonsuza kadar değiştirecekmiş gibi görünen, faydalı mı zararlı mı belli olmayan, facebook, twitter, myspace gibi oluşumlara verilen genel ad.
ne yazık ki bu meret yüzünden insanların yapmacık davranışları, ilgi çekme halleri, "olduğundan başka görünmeye çalışmaları" daha fazla gözüme batmaya başlamıştır. insanlar tanıyorum aynı anda facebook, twitter, formspring, flickr hesapları olan ve bu hesapları çoğaltacağından emin olduğum. ama amaç nedir, bütün özelini ortaya döküp prim yapma çabası nedir hakikaten anlamıyorum. insanların davranışlarını, birbirleriyle iletişimlerini değiştirdi sosyal medya dedikleri olay.
yırtık condom çocuğu yırtık condom çocuğu
facebook ve twitter gibi sikimsonik siteler sayesinde ülkemizde yeni yeni şekillenmeye başlamış bir alan. hatta yeni meslekler de kazandırmıştır ülkemize; 'sosyal medya uzmanı' 'sosyal medya elemanı' 'sosyal medya sorumlusu' diye. misal bir markanın, ürünün sosyal medya uzmanısınız diyelim, bütün gün şirkette facebook, twitter açık bir şekilde pinekliyorsunuz. koton'un ilkbahar-yaz koleksiyonu vitrinlerdeki yerini aldı bıdı bıdı gibisinden ürünün reklamlarını yapıyorsunuz bu çok gerekli(!) sitelerde, üstüne bir de para kazanıyorsunuz, oh mis! iletişim fakültesi mezunu olsaydım kesin başvururdum sosyal medya ilanlarına.
yön vermeye gelmedim yön vermeye gelmedim
trt haberin izlenesi programlarından.. bugünkü konukları cem ceminay ve iclal aydın .. cem ceminayın, hilal cebeci için tespitleri fazlası ile yerinde.. ancak, twitter da 450 bin takipçiye ulaşan hilal cebeci'ye, eskiden banu alkanın ilgi çekmek için yaptıklarının zeki olmasına bağlanması tadı çok tanıdık ve gerçekçilikten uzak.. çünkü şahsi fikrim banu alkan ne kadar zeki ise, hilal cebeci de aynen o kadar zekidir*

ayrıca iclal aydının kullandığı kelimeleri, özellikle ingilizce sözcüklerden seçmesi çok itici..

edit:anlatım bozukluğu
anywherebuthome anywherebuthome
bugünkü bölümü oldukça eğlenceli geçen program. devamlı radyo programcısı konuk edişiyle gönlümde taht kuran m.serdar kuzuloğlu'nun sempatikliğinden de kapılmış olabilirim bu hisse. bilemiyorum tabii, ama iyidir program.


ayrıca görürse küfretsin diye (bkz: kadir çöpdemir)
alpettin paşa alpettin paşa
iki gündür "hükümet asıl şehit sayısını açıklayamıyormuşşş .çünkü; anayasa'nın bir maddesinde şehit sayısı 50'yi geçerse ülkeyi yöneten hükümetin düşürüleceği ve istifa ettirileceği yazıyor.ve akp tarafından 86 şehidimizin olduğu gizleniyormuşşş !" şöyle şöyle yazılar dolaşıyor. mışlı muşlu ek almış yazılar. saçma sapan şeyler tabi.
meggie meggie
daha dün gözümün,başımın ağrımasına sebep olan ama sonuç olarak tam tamına 26 sayfa hazırladığım ödevin konusu. sosyal medya çok amaçlı bir iletişim kanalı olsa da ben bu ismi uzunca bir süre duymayayım mümkünse.
peynir gemisinin kaptanı peynir gemisinin kaptanı
şöyle birşey. bir kere televizyon izleyen toplumuz. ben de çok izlerim bu gerçek. çok nadir kişiler izlemez veya verimli izler ki bunlar da sosyal medyanın amele olmayan kısmını oluşturuyor zaten. konuya dönersek televizyon bize hangi mesajı sunuyor? imaj yap, satın al, daha iyisi ol, stiline dikkat et... gez, toz eğlen, bunu başkalarına göster; çalışmana gerek yok zaten hayat güzel hep gez sen!.. onu "sev", "çık-ayrıl-çık" "ilişkilerden dem vur", pahalı giyin; imaj önemli... sanki hepimiz birer popstarız değil mi? sokağa çıktığımızda da aynı şey. "sendekinin modası geçti, bunu al, bu daha güzel" mesajı vermiyor mu her yer, her mağaza. aynı şekilde "lüks yere git, 10 tl bir kahveye bayıl ve hareketlerine dikkat et, imaj herşey unutma!" diye de mesaj vermiyor mu? bizler de oralara gidip ne kadar cool olduğumuzu kanıtlamıyor muyuz sanki eve gidince kuru fasulye yemeyecekmişiz gibi; sanki kuru fasulye kötü, gerici bir yemekmiş diye düşünerek.

bu şekilde aslında hepimiz birer mikropopstarlar olduk. kendi çapımızda imajımız vardı. yaşam tarzımız buna göreydi. bizler artık fabrikada makine başında çalışan insanlar değildik. bizler temizlik işçileri hiç değildik. bizler artık mikropopstarlardık ve popstarların hayranları vardır. hep onlarla ilişkidedir. bir yere gitse hayranlarına da haber salınır oralar şenlenir. popstarın yemesi içmesi, kısacası her hareketi bizi ilgilendirir ve biz bunları öğrenmekten mutluluk duyarız.

işte bu ihtiyaçtan bence sosyal medya doğdu. "arkadaşımı bulmak" bahanesi doğru olsaydı gerçekten arkadaşınsa o kişi facebook'ta bulduktan sonra telefonunu alıp bizzat telefonda veya yüz yüze görüşmeliydin. 300 kişi arasında yıllardır bir selam dahi vermediğin kişi mi arkadaşın? bir de şöyle soralım. toplumsal konulara yazdıklarınla destek olup o konuları tt yapmak dışında twitter'da kim senin "yemek yiyorum." iletini merak etsin. merak edenin asıl niyeti nedir ki?

kabul et artık sen de, ben kabul ettim bak mikropopstarım, sen de mikropopstarsın,onlar da mikropopstarlar.
2 /