sosyal mesafe

1 /
cesitkenarcember cesitkenarcember
coronanın hayatımıza kattığı en iyi şey.

misal otobüste yanıma kimse oturup bacaklarını açmıyor, kuyrukta arkamdan itekleyen yok, kimse ter kokusunu burnuma sokacak kadar dibime yaklaşamıyor, önümüzdeki bayramda bütün aile büyüklerinin ister istemez şap şup öpmelerine veya uzattıkları ellere maruz kalmayacak olmamız da ekmek kadayıfındaki kaymak değilse nedir?

sayesinde komünün sıradan ve önemsiz bir parçası olmaktan çıkıp biraz olsun bireysel alana saygıyı öğrendiysek ne mutlu.
siyahojesürebilenkız siyahojesürebilenkız
yakın zamanda sık kullanılmaya başlanan "sosyal mesafe" veya "sosyal alan" kavramları, kişisel alan ile kamusal alan arasında kalan, bir kişinin kendisinden 120 ile 200 santimetre arasında değişen uzaklık, diye tanımlanıyor.
peki gerçekten doğru anlamda mı kullanıyoruz?
normalde sosyal mesafe kavramı sosyolojide, toplumdaki farklı sınıflar arasındaki mesafeyi -örneğin sosyal sınıf, ırk / etnisite, cinsiyet veya cinsellik gibi- tanımlar. bu durum, gruplar arasındaki algılanan farkın (veya mesafenin) bir ölçüsüdür. örneğin, insanlar başkalarını kabul ettiğinde bu mesafe küçük olabilir veya insanlar başka grupları reddettiğinde büyük olabilir."
bu kavramı, amerikan üniversitelerindeki ilk sosyoloji kürsülerinden birini kuran emory bogardus 1920'lerde başka gruplardaki insanlara karşı hissedilen kabul ve yakınlık derecesini ölçebilmek maksadıyla ortaya atmış ve kavram yine ilk dönem amerikan sosyolojisinin meşhur ismi robert park tarafından geliştirilmiş.
örneğin robert e park, sosyal mesafeyi "genel olarak kişisel ve sosyal ilişkileri karakterize eden anlayış ve yakınlık derecesini ve derecelerini ve ölçülebilir terimleri azaltma çabası" olarak tanımlar. görünen o ki yine bir kelime grubunu başka bir dilden türkçeye çevirirken pek de üzerine düşünmemişiz.
--------alıntı-------
koronavirüs yüzünden fransızca bir kelimeyi, "izolasyon" sözünü de sık kullanır olduk:
"izolasyon"un türkçesi, "tecrit"tir.
eskiden hastahanelerde bulaşıcı hastalığa yakalanmış olanlar diğer hastalardan ayrı bir yere kondukları zaman "tecride alındı" derlerdi; zaman geçti, modernleştiğimizi düşündük, batı dillerindeki "izole" tabirini kullanmaya başladık, neticede "tecride almak" tecrit edildi, "izole etmek" ve "izolasyon" revaç buldu.
ama, "tecrit" sözü bir başka mekânda hâlâ kullanılıyor: cezaevlerinde.

"tecrit"i "izolasyon" yaptığımız gibi "social distancing" ile "physical distancing" sözlerine karşılık ararken türkçe'nin imkânlarını akıl edemedik, "sosyal mesafe" ve "fiziksel mesafe" diye soğuk, tatsız, hiçbir derinliği olmayan, üstelik buram buram tercüme kokan kavramlar uydurduk…
"sosyal mesafeyi muhafaza edelim" gibisinden tuhaf ifadenin yerine "kimseye yaklaşma!" ihtarı veya "uzak dur!" uyarısı merâmı anlatabilmekte mutlaka çok daha tesirli olurdu!
-murat bardakçı
--------alıntı-------

çok mu önemli peki bu mesele?
-(...)
renklipanda renklipanda
bizim buralara uğramayan mesafedir. çoluk çocuk, dedeler, nineler hep çayırlara yayılmış mutlu inekler gibi koşturuyorlar. metrekare başına düşen insan sayısı 5ken hangi sosyal mesafeden bahsediyorlar.
ila ila
görünen o ki kimsenin umurunda olmayandır. covid'te ikinci dalga paldır küldür gelebilir. olan benim gibi bağışıklığı düşük tiplere olacak.

insanlar ölebilir, ölümden kaçış yok nihayetinde ama insanlığımız ölürse yaşamak da nefes almaktan ibaret hale gelebilir. insan karşısındakini koruyarak aslında kendini koruyor. bu muhteşem döngüyü içselleştirebilse insan. ama işte bunu anlamak herkesin harcı değil ne yazık ki. çünkü ölümlere alışık bu coğrafyada her ölüm bir sayıdan fazlası değil ve ölen hep başkası. sana dokunmuyorsa bin yaşasın yılan da.
1 /