south of the border west of the sun

south of the border west of the sun south of the border west of the sun
bana nick seçiminde yardımcı olmuş kitap.
genç bir çocukken elemanımız ingilizce bir şarkıda sınırın güneyinden bahsettiğini fark ediyor. genç aklı ile sınırın güneyini her zaman için, manevi bir cennet, dünyanın ona sunacağı şeylerin temsili olarak görüyor.
aynı zamanda kitap, sibirya histerisi diye bir şeyden bahsediyor. sibiryanın o uçsuz bucaksız düzlüğünde, sibiryalı bir çiftçi onlarca yıl her gün aynı şeyleri yapar. sabah uyanır o kendini küçücük hissettiren o geniş arazide çalışır eve gelir. orta yaşı geçtikten sonra bu çiftçilerin bazıları tarlaya gittiği bir gün, sürekli olarak güneşin battığı yere doğru yürümeye başlarlar. ve en sonunda susuzluktan ölene kadar o uçsuz bucaksızlıkta yürürler. buna da sibirya histerisi denir.
kitap da karakterimizin, sınırın güneyini arzularken, güneşin batısına yani, gençlikteki o arzularını boşluğun yiyip yutmasına odaklanıyor.
nickin yazılacağı kısmın boşluğu aklıma bunu getirdi. öte yandan insan hayatının dolu olması gerekip gerekmediği bir tartışma konusu.
edit: bir de orjinali japonca olan bir kitap ismini, nick olarak alırken ingilizceyi seçmemin nedeni ingilizcesinin daha havalı durması değil, türkçe karakterlerle nick alınmamasıydı. belirteyim dedim.