söz vermek

1 /
despinaa despinaa
güven verir karşı tarafa, o güven sayesinde daha rahat hareket eder insan. söz ağızdan bir kere çıkar, yerine getirilmesi gerekir.
naringergedan naringergedan
insan hayatı genel olarak başkalarını mutlu etme, bekleneni sergileme üzerine kurulu sözlerin verilmesiyle örülüdür. bu da insanın sırtına her fırsatta yeni yükler yükleyerek ilerlemesi anlamına gelir ki; kişi hem kendine olan saygısını kaybeder hem de kendi mutluluklarını, beklentilerini ertelemek zorunda kalır.

doğumdan sonraki ilk söz anne babaya verilen- onların düşünceleri doğrultusunda- iyi bir evlat olma sözüdür. ebeveynlere saygılı, sözlerinden çıkmayan, kendilerini örnek alan birer simge olarak var olma amacını taşır bu vaatler. belirlenmiş mesleklerden birine sahip olmak- bir baltaya sap olmak- ikinci planda çıkar karşımıza. sonra evlenip çoluk çocuğa karışmak- onlar açısından torun- adına söz verilir. bunlar dilden dökülmese de bu sözlerin verildiği varsayımıyla aileler baskısını eksik etmez çocuğun üzerinden.

işte dünyaya getirilirken kendisine danışılmayan çocuk kalıplar içinde, başkalarının mutluluğunun izinde çabalar durur ve bu arada sayısız pişmanlıklar içinde bulur kendini. önüne çıkan insanlara çekinmeden ''seni seviyorum'' der. oysa ki ondan sevmesi adına söz alınmamıştır, hatta öğretilmemiştir bile çoğu zaman. çünkü tüm bu beklentilerin duygularla bağlantısı yoktur. o yüzden seviyorum derken farkedilmeden verilen söz bu kez başkasının mutluluğuna gölge düşürebilir. yaşın gelmesine paralel yapılan zorunlu evlilikler yine yıkımla sonuçlanabilmekte. baltada sap olma maksadıyla edinilen favori mesleklerle zaten monoton olarak adlandırılan hayatı dar bir alana hapsetmek zorunda bırakılırız.

özetle başkalarının soyunu devam ettirme, futbol takımı kurma, ille de erkek çocuk dünyaya getirme bahaneleri arkasında saklı üreme psikolojisi dünyaya verilen sözlerin ürünüdür. ortaya çıkan ürünse- insan- çizilen düz çizgili yolu takip etmekle yükümlenmiştir, patikalar dururken.
beyaztavşanıtakipet beyaztavşanıtakipet
gerçekleştirildiğinde otomatikman kendi sonucunu doğuran eylemdir. söz vermek, verilen sözün tutulması beklentisini de beraberinde getirir. verilen sözün çapı ne olursa olsun, onu tutup tutmamak, kişinin insanlık onuruna verdiği değerle paraleldir. bazen de, her ne kadar herhangi bir konuda söz vermemiş olsan da, öyle durumlar olur ki sanki karşındakine söz vermişsin de tutman gerekiyormuş gibi hissedersin. sadakat de böyle bir şeydir. karşındakine içinden verdiğin sözdür.
zsa zsa zsu zsa zsa zsu
bir gün sevgilim askere giderse facebookta her gün birer tane eksilterek gün saymayacağıma, bir çocuğum olursa ve onu okuldan almaya gidersem okul çantasını alıp kendi sırtıma takıp taşımayacağıma ve bir gün olur da akademisyen olursam sabah 9 derslerinde kahvaltı serbestliği tanıyacağıma söz veriyorum.*
simetrik yara simetrik yara
çoğu insanın hayatı boyunca en az bir kere yaptığı eylemdir. söz verilirken sizden yapılması beklenen şeyi gerçekten yapabileceğinizi düşünmüyorsanız bu eylemi yapmamak gerek. karşı tarafa da bir şekilde sorumluluk veriliyor çünkü söz verirken, güven vermek gibi. zaten büyüdükçe görülür ki, biri için bir şey yapmak öyle kolay bir mesele değildir. yoğunlaşan hayattan ötürüdür bunun sebebi. ancak belirli, saygı ve sevgi duyulan kişilere yapılır söz vermek çünkü fedakârlık gerektirir.
denizabeth denizabeth
göt isteyen eylem.

götüne güveniyosan verceksin söz hacı. ya da vaz geçtim. göt istemesi konusundan değil de ''götüne güveniyorsan vericeksin söz hacı'' kısmından vaz geçtim. olm siz söz falan veriyorsunuz ya bazen karşınızdakine? heh işte siz bize söz verirken aslında o sözün tutulmayacağını biliyoruz. bunu bilsek bile o sözü sizden duymak bize iyi geliyor. çünkü neden? çünkü biz salağız da ondan.

hem salağız hem de şöyle düşünüyoruz. ''belki bi ihtimal tutar o sözü'' aynı şu hesap:

- tayyip 80 yaşına kadar siyasetin içinde olucakmış!
+ belki olmaz lan :/

aslında olacağını biliyoruz ama aksi olması için de bi umut var. bunun gibi işte.

yani siz söz verin en iyisi bize. tutulmayacağını bilsek de inanmış gibi yapalım biz. kendimizi kandıralım ne bileyim kendi çapımızda sevinelim falan.

bi de gülşen ve nasreddin hoca' dan gelsin;

(bkz: ya tutarsa)
gazozağacı gazozağacı
insanın ağzından bazen bilerek bazen bilmeyerek çıkar bu laf öbeği.hangi durumda söz verilmiş olursa olsun; karakter meselesi olsada verilen söz yerine getirilmelidir.bu nedenledir ki ;sıksık söz verip sözünde durmayana"yiyemeyeceğin ya..ğın altına yatma" denir.
jouissance jouissance
tarihin bir aşamasında, insan denen garip yaratık söz vermeyi ve söz almayı öğrendi. bunların doğal bir getirisi olarak da unutmamayı öğrendi ve unutamadığı içinde vicdan denen şey doğdu benliğinde, kösnülleşti giderek, bir yaşlıya dönüştü. insan ilişkilerinde kullanım değeri yüksek bir metaya dönüştürdü söz vermeyi (tüm toplumsal ilişkilerin ve dahası pek çok ekonomik ilişkinin temelinde söz verme yok mudur? ekonomik ilişkilerin gelişmesi sözün yerine kağıt parçalarını, bunların getirdiği zorlayıcılığı ortaya çıkardıysa da hepsinin temelinde yatan budur aslında), sözünü tutmayanlara karşı - bir anlamda hareket edenlere, değişebilenlere karşı- kin duygusu ortaya çıktı. ve bence, insanın ölümü denen şeyi kendi yarattı insan, değişmeme konusunda söz vererek.
1 /