sözel

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
beloplatnoo
lise 2 de seçilen alanlardan biri.daha doğrusu seçilemeyen çünkü anadolu liseleri ve süper liselerde sözel sınıflar yok denecek kadar az.sözel sınıf düz liselerdeki vasat öğrencilerin seçtiği kolay bir alanmış gibi gösterilmeye çalışılıyor başarılıda olunuyor.aslında sözel sayısal sınıflardan farklı olarak daha fazla kitap okuyabilen daha fazla düşünebilen öğrencilere sahiptir (dersler ve zaman açısından) yani başka bir açıdan herşeyin farkında olan,ters giden birşeyler olduğunu görüp tepki veren kısaca sorun çıkaran öğrencilere...susturmaya eğitim kurumlarından,temelden başlandığının kanıtlarından biridir.çünkü yaptıklarının duyulmamasını eleştirilmemesini isteyenlerin maskelerini düşürecek yönetmenlere,gazetecilere,tarihçilere değil her denileni sorgulamadan yapacak mühendislere,doktorlara... ihtiyaçları var.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
capslost
anadolu liseleri ve süper liselerde olmadığı için gazetecilik,sinema,radyo-tv benzeri bölümleri seçmek isteyen kişilerin heveslerini kursaklarında bırakmış bölümdür."sözel bölüm açılsın" diyen öğrencilere de çoğu kez çıkışılmıştır okul yönetimince;"ne işin var?boş insan mısın sen?matematiğin iyi,geometriden mi korkuyorsun?eşit ağırlığa geç iyisi mi..."
sanki eşit ağırlığa geçince seçeceğin bölüm oraya geçecekmiş gibi.(eğitim sistemine olan sitemimi bu girimde de yineliyorum;ağaç kadar çiçek olur,bulut sadece mavi olmaz.)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
libertar
ıkına ıkına geçtiğim lise 1'den sonra bana sorulmadan seçmiş olduğum alan. nasıl oluyor demeyin ben de pek anlamadım, müdür yardımcısına bölüm seçmeye geldim dediğimde "tamam sözel, şurayı imzala" demesiyle oldu, yok falan dediysem de "yürü git lan, bu notla ne bölümü seçiyon sen" demesiyle sözeli seçmiş bulundum.
neyse devam edelim; düz liselerde en kalabalık bölümlerdir. çok bir şey öğrenmezsiniz, eğer ortalama bir öğrenciyseniz 3 sene sonunda belli başlı öğrendikleriniz obruk, ilk çağ septikleri, epik tiyatro ve matematiğin çok zor olduğu gibi şeylerdir. matematikte açığınızı hesap makinesiyle kapatmaya çalışırsınız. öğretmenleriniz tarafından ciddiye alınmazsınız, okulu bitirip gitmeniz için kopya çekmenize, sözlülerde kitaptan okumanıza izin verilir. öğretmenleriniz sizin okutulmanızın amacının sizin serseriliğe bulaşmamanız ve sokaklarda güvenliği sağlamak olduğunu söylerler, çoğunlukla sizi mezun olduktan sonra hatırlamazlar, diğer alanlardaki öğrenciler size nasıl olsa üniversiteyi kazanıp adam olamayacağınız ikinci sınıf insan muamelesi yapar. eğer sınıfınızda notları iyi olmasına rağmen onla da "mal mısın sen? niye eşit ağırlık ya da sayısal seçmedin?" diye siz yüklenirsiniz, hevesini kırarsınız. en sonunda okul bittiğinde dersanelere milyarlarca lira para aktarırsınız, üç arkadaş ortak olup dersaneye verilecek parayla ticarete girse sermayeyi ona katlar ama ne yazıkki açık öğretim fakültesi ve anadolunun güzide gazetecilik bölümleri sizsiz yapamaz, gidersiniz mezun olur işsiz kalırsınız. askerlik falan derken yirmibeş yaşında asgari ücretle işe başlarsınız.

bunun yanında eğer azimliyseniz birşey öğrenmediğiniz için olaya sıfırdan başlayabilir, biliniciniz yerinde olarak işe yarar şeyleri hızlı bir şekilde öğrenebilirsiniz. ilk öğreneceğiniz şey ise matematiğin zor olmadığı olmalıdır. eğer doğru kullanabilirseniz dört işlemin çözemeyeceği problem yoktur.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
antik kuntik
anadolu lisesini 11 yıllık tarihinde hiç acilmamıs olup 2 sene önce zorla 8 kişi actiğimiz bölümdür.iyiki açmısızdır sayısal derslerden zayif alanlari gördükce kat be kat sevdiğim bölümdür ama akabinde ve detayında gel gör ki sözzel bölümleri bir bir esit ağırlığa kaydırmaktadırlar. utanmasalar türkce oğretmenliğini tarihi felanda ea ya alacakalr .
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
beyaz yakalı köle
sözel derslere olan ilgim neticesinde seçmiş olduğum bölüm idi.

not: bu giri tamamen kişiseldir.geçmişe küçük bir ziyarettir.kişisel girilerden hoşlanmayan yazarların okumaması gerektiğini ve sözel alan ile ilgili tecrübe arayanların okuması gerektiğini belirtmek isterim.

-- spoiler --


1.sınıf uçuş değilde ekonomik paket ile uçuyorduk biz.bizim mevzumuz buydu.ama 9.sınıfta edebiyat, tarih ve coğrafyaya olan yeteneğim ve alakam beni sözele itmişti.fiziğim, biyolojim ve kimyam iyiydi.matematiğim berbattı ama umutsuz vaka değildi.

ben ülkemin eğitim anlayışını ve düzenini bildiğim halde seçmiştim bu bölümü.yani evet sözel bölüm okuduktan sonra bi' bok olunmuyor klişesini biliyordum.ama ben önemli bir karar vermek zorundaydım.iyi bir gelecek mi yoksa kötü bir gelecek mi? çoğuna göre sözel seçimi kötü bir gelecek mi? sorusuna cevaptı.

benim için herhangi bir seçenek yoktu.yani karar vermeme gerek yoktu.ben zaten sözel derslere olan ilgimle sözel bölümün anahtarını kapmıştım.ve evet gelecekte bi' bok olmayacağımı bile bile seçmiştim.

bu mal güruha ait olmak tuhaf ama eğlendirici idi.ben de diğerleri gibi çok ders çalışmazdım sadece sevdiğim şeyleri dinlerdim ve anlamak isterdim.bu beni alanımın en iyi öğrencisi yapmaya yetmişti aslında.

hem bir inek hem bir sözel öğrencisi olmanın tadı gerçekten çok farklı idi.tenefüste klasik sözel öğrencisi, ders saatlerinde bildiğimiz tipik sayısalcı oluyordum.bazen sözel damarlarım derslerde kaçamak yaptı elbet.

diğer tüm arkadaşlarıma rağmen mutluydum.çünkü ben dersi artık hobi edinmiştim.test çözmek çerezdi çünkü düşünsenize en sevdiğiniz şeylerden sizi sorguya çekseler ne kadar zorlanabilirsiniz ki?

eşit ağırlıktakiler gibi ağlanıp sızlanmıyordum.sayısalcılar gibi deli divane test çözmüyordum, kafa patlatmıyordum.sevdiğim şeylerle meşguldüm.mutluydum.ve aslında zor bir bölüm.uzaktan görüldüğü gibi değil idi.bazen tüm sözel aşkıma rağmen "yeter lan sıçarım romantizmine" dediğim oldu elbette.

şuan mı? yurtdışında önemli işlere başlamak üzere hazırlık yapıyorum.ve yine sevdiğim bir iş ya da hobi diyelim.iyi para kazanan arkadaşlarım var lakin yüzü gülmüyor.o paranın ne değeri var ki böyle bir durumda? kapitalizm daima mutsuzluğu sağlayacak, mutluluk için avantajım varken neden kullanmıyorum?

sevdiklerimiz başarılı olmamız için yeterli bir sebeptir aslında.

-- spoiler --
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın