sözlük yazarlarının alın yazısı

gavriloviç gavriloviç
kafeste koşan bir hamster olmak. koşuyorsun koşuyorsun ama hiç yol almıyorsun.

şimdi size starbucks bardağı üzerinden felsefe yapacağım ve ismimi de ifşa edeceğim.

ismim ayşen. bu bilgiyi vermem önemli. çevremdeki insanlar zaten sözlükte ne yazdığımı okumuyorlar, rahatım. sizin de beni ayşen ya da gavriloviç olarak tanımanız, çok bir şey fark ettirmiyor- en azından şimdilik-

bugün starbuck bardağında aysel oldum!
şimdi siz "ne var canım bunda" diyeceksiniz. haklısınız hiçbir şey yok, ayşen olunca da bir şey olmuyordu. isterseniz rihanna bile olabilirim, bazı şarkılarını iyi söylediğim de olmuştu.

burada cümlemin sonunu ünlem ile bitirmeme neden olan şey, başka bir ad ile anılmanın aslında ne kadar kolay olabileceği ve daha da ilginci "a a bu kadar kolaysa, daha önceden de denerdim" diye düşünmem. şu an ayşen olmaktan mutsuz muyum? hayır, içinde bulunduğum olaylardan mutsuzum. içinde bulunduğum durumlara çözümsüz, çaresiz bakan ayşen'den mutsuzum.

hem yenilgiyi bu kadar kabul edip hem de yenilgiyi yanına yoldaş yapıp başarıya ulaşan kişilerin ulaşabildiği türden yolculuklar istiyor oluşum garip. yani adam ayşen'i ilkte "ayça", ikincisinde "aysel" olarak anlayıp, üçüncüye tekrar sorduğunda "fark etmez, ay'lı bir şey yazıverin" diye adından vazgeçebilen bir insan, hayatında bir sürü şeyden vazgeçiyor, bir sürü şeyi de hiç denemiyor olabilir. "aman ağzımın tadı bozulmasın" diye yaşayan bir ayşen var. işte sanırım buralar hamsterlık. düşünsel olarak koşmak, yorulmak ama hiç yol almamak.

bildiğim tek şey, çok şey isteyip çok şey düşünüp tasarıya geçirememek. alın yazımın bu olduğuna karar verdim. çünkü bu miskinliği alın yazısı olarak giydirmeye çalışmak hoşuma gitti.

herkese de kendimi çok sevdiğimi söylerim. kendini sevmiyor gözükmenin mutsuzluğunu çekmemek için galiba. çünkü ağzımızın tadı bozulmasın. neyse ay'lı bir şeyler işte….