sözlük yazarlarının gördükleri rüyalar

1 /
atyar atyar
bu gece gördüğüm ve paylaşmak istediğim rüya.

rüyamda arkadaşlarla real madrid-barcelona maçını yani el classicoyu izliyoruz. fakat bu santiago barnebaudaki maç ve hislerimden belli ki barçaya yüklü girmişiz.
derken mutfağa gidip bira çerez filan alıyorum döndüğümde barcelona top çeviriyor. ama o ne lan öyle! kluivert le rivaldo duvar pası filan yapıyorlar. arkadaşlara dönüp soruyorum messi oynuyor mu diye, onlar "o kim amk?" diyorlar bana. vay amk diyorum cebimden iddaa kuponunu çıkarıyorum evet basmışım yüklü bir şekilde evi barkı satarcasına.

derken hierro kornerden çakıyor kafayı. öne geçiyor real. seedorf, baliç, mcmanaman filan tebrik ediyorlar.

derken uyanıyorum. hissesi ne olabilir bu rüyanın? "iddaayı tadında bırakın!"
sporumu seveyim sporumu seveyim
hatırlandığında şaşırılan rüyalardır..
birinin elini tutuyor yürüyordum uyandığımda o duygunun etkisinden kurtulamadım;tarifsiz bir sahiplenme, duygu yoğunluğu vardı rüyada ve uyanık olduğum yakın günler boyunca rüyadaki yüzünü bile bilmediğim kişiyi görmek istedim..gerçek hayatta acıtan insanlara karşı rüyalarda yaşar olmayı daha bir sevdim,inandım..
kababanga kababanga
rüyamda itü sözlüğe giriyorum. yazar bilgilerimde entelijans yazacağı yerde şu ibareyi görüyorum.

kababanga

yedinci nesil çaylak ( bu bile az aslında ipneye)


kan ter içinde kalktım lan.
devenin ponponunun ucundaki tüy devenin ponponunun ucundaki tüy
rüyamda, arabayla kalabalık bir ortama giriyorum. hava karanlık ama sanki bir fener alayı geçecekmiş gibi aydınlatılmış. tam karşımda iki tane tahterevan (şu eskiden devlet büyüklerinin oturup esirler tarafından taşındığı, tüllü tenteli olanlardan) bir dönüyorum ki süleyman demirel yanında da kankisi nazmiye demirel neyse işte ne de olsa büyüğüm diyorum gidip ellerinden öpüyorum. diğer yanıma bir dönüyorum ana ne göreyim turgut özal (çok severdim rahmetliyi) yanında da onun kankisi semra özal onların ellerini de öpüyorum. yalnız işin ilginç tarafı erkeklerin ellerini öpüp başıma koyarken, kadınların sadece ellerini öpüyorum başa koymak yok yani. bir kısmım türk usulleriyle yoğrulurken bir kısım batı özentisi gibi kaldı yani. velhasıl kelam ben rüyamdan hiç birşey anlamadım. ancak görünen o ki ya yorganı değiştirip daha büyük bir yorgan bulacağım kendime ya da tulumla yatacağım bu böyle olmayacak. gün boyu hocaların karşısında kıvranmak bir yana geceleri de devlet büyükleriyle uğraşamayacağım hiç.
tiamat tiamat
viii. henry'nin arkadaşı charles ile evleniyor, ingiltere kraliçesi oluyordum. ancak bundan kimsenin haberi yoktu, gizli bilgiydi. papa, beni koruyordu. telefonun alarmıyla (!) bana gizli mesaj gönderdi. arkadaşıma sordum ne demek diye. mors alfabesi gibi bişeymiş papa benimle onur duyuyormuş.. neyse ki ablam aradı da uyandım.
aman ormancı kuyutormancı aman ormancı kuyutormancı
imana getiren rüyalardır.

kont drakula'nın şatosundayım. monica bellucci ile ateşli bir ön sevişme yaşarken şatonun deliğinden zınk diye kırmızı bir ok içeri giriyor ve penisime saplanıyor. zaten o an orada bulunma amacı askerleri tedavi etmek olan hemşire monica bellucci penisimi kesip pansuman yapmak zorunda kalıyor. daha sonra prens falanım herhalde ki emirler yağdırıp koşarak atıma biniyorum ve ispanya flamalı ordunun önüne geçiyorum. hobbit'teki dağın dibindeki savaşı anımsatan bir görüntü var orada. 6 ülke var birbiriyle çarpışmaya hazır ve hepsinin komutanları ordularına gaz veriyor. ben ise osmanlı ordusuna doğru atımla yardırıyorum ve o anda gazın allahı'nı vermekte olan şeyhlülislamın kafasını uçuruyorum. uçurmamla arkamdan witch king'in çığlığını duymam bir oluyor ve at şaha kalkarak beni düşürüyor. theoden'e ettiğini bana edemeyeceksin kaltak yılkı diye bağırıp atı oracıkta kesiyorum. yanıma iniş yapmış olan witch king'in kanatlısı ise atın kanını emmeye başlıyor. o ara kafamı kaldırıp witch king'e bakıyorum ve doğan duru'nun mutlu olmak için klibindeki sırıtışıyla karşılaşıyor, uyanıyorum.

(bkz: traumnovelle)
batiye batiye
yavru bir aslanla uyumak, uyanınca aslanın benim gitmem lazım diye tutturması ve benim hayır gitme ben sana bakarım büyütürüm demem ilginç olsa gerek
sleepy sleepy
ayda yılda bir tekrar eden bir rüyam var. ne olduğunu bilemiyorum ya da yazıya sözlere dökemiyorum. ama sadece onu gördüğümde korktuğumu biliyorum. yok böyle bir korku hemde. şu ana kadar rüya dışında yaşamadığım bir korku. uyandığımda ise içimde bir burukluk oluyor. sonrasında ise sadece ailemi düşünüyorum. yani en yakınlarımı.
tiamat tiamat
dün gece gördüğüm rüya hayatımı sorgulamama sebep oldu. şöyle ki;

aynı tip sıralanmış evler var ve biri benim. her biri 2 3 katlı. evden dışarı çıkıyorum sokaktayım mahalle erbabı filan var. bir anda evlerin arkasından duman gelmeye başlıyor. bakıyorum benim evim mi diye değil. millet toplanıyor yangın var diye. duman bir anda aleve dönüp diğer bacaya geçiyor. sonra laz bakkal tadında bir esnaf ben üfleyeyim onu evden eve gönderelim en sonda ki evden üfleyince gider yanmaz hiçbir yer diyor. son evde benim. başlıyor üflemeye. alev ev değiştiriyor sürekli. koşmaya başlıyorum bağırıyorum dur üfleme evde değilim evi yakacaksın bekle camı açayım gitsin diye. o esnada kapının önünde arkadaşımla karşılaşıp "domates tohumu" nerde diyorum. ben çıkarken evdeydi ama şimdi yok diyor. ( domates tohumu onun sevgilisiymiş ) o anda alev sönüyor oh diyoruz kurtulduk. yangını çıkartan arkadaşımın domates tohumu olabilen sevgilisi. ve beni kıskandığı için yapmış. oh yanmadık diye uyandım.
rüyamda ki domates metaforuna dair hiçbir analiz yapamıyorum. absürdün saçması oldum.
asilik kanımda var asilik kanımda var
devamlı gördüğüm rüya.çocukluğumdan beri hep görüyorum.bembeyaz bir odadayım ama sınırı yok sanki bomboş ve uzayıp giden bir yer.bir yatakta yatıyorum.sanki hastanedeyimişim gibi serum falan takılmış.benim bulunduğum yerin aslında biraz büyükçe bir cam kutu olduğunu anlıyorum sonradan.o bomboş beyazlık bu kutunun dışındaymış.camın dışından bana bakan ama yüzleri puslu olup görünmeyen biri sarışın bir kadın üç kişi var.gözlerimi kapatım açıyorum yüzlerini seçebileyim diye.birden kadın puslu yüzüyle yanımda bitiyor.beni boğmaya başlıyor.bağırmak için uğraştıkça yapamıyorum.ellerimi kollarımı bacaklarımı oynatamıyorum.kurtulmak için bağırmaya çalışırken uyanıyorum genelde.ya bi dahakinde uyanamassam diye düşündüğüm çok olmuştur.
muhlis meydey muhlis meydey
nerede sikten rüya var, muhlis meydey'e sor demişler. görüntüler, herhangi bir üçüncü dünya ülkesinde başladı. etraf çok güzel ama herkesin çok fazla sorunu var gibi. evdeyim, kocaman terası var, antresi de çok büyük, içeri misafir gelse, 25 dakika da salona varır. "anneaaaa" diye bağırıyorum, annem hastaymış. yatıyormuş. "gel gel televizyona bak" diye beni çağırıyor. gidiyorum, bakıyorum birileri 36 adet çocuk öldürmüş. rakam tam tamına buydu, "36". "vay ibneler" diyerek odama geçiyorum ve onları bulmaya uğraşıyorum, oturduğum yerden ne bok yediğimi bilmiyorum ama sonucunda adamlar beni buluyor, hacı o teras dediğim yerden üçer beşer gelmeye başlıyorlar ve ben ne yapıyorum? kafalarına koli atıyorum! evet küçük minicik minicik koliler. rüzgarda süzülmeleri gerekirken, taş gibi kafalarına çarpıyor. sonra "anneaa polisi ara" diyorum, polis geliyor, antreden bana ulaşmaları 15 dakika sürüyor ve adamalar yerine beni götürüyorlar, sebep daha önce hattori hanzo kılıcımla, crazy 88'i deşmiş olmam. o da başka bir rüyaydı. dizi gibi rüya görüyorum amk. kafamın içini maymunlar didikledi galiba. bir de elvan abeylegesse görmüşlüğüm var ki, çok fenaydı.

edit: bu hafta sayısalda, 8'le 36'yı denemekte fayda var.
dr chuck dr chuck
öğlen 12 ye doğru rüyam daha bitmeden bir anda uyandım. bildiğim imkansız bir rüyaydı. saçma sapandı. gereksizdi. anlamsızdı. neyse anlatayımda ; (bkz: tek dostum sözlük)

----------akıl ve ruh sağlığınızı bozabilecek +18 ifadeler içermektedir-----------


arabayla ders çalışmak için dersaneye gidiyoruz. arkadaş tarih ediyor filan. sonra bir yerde durdum. arkadaş arabayı otoparka al dedi. gerek yok dedim.

gideceğim yer bir apartmanın en üst katı. etrafta hep ev var zaten. neyse girdim içeri. baktım asansör küçücük. bozuktur dedim. merdivene yöneldim. merdiven o kadar küçükki zor gidiyorum (tünel gibi bir şey). neyse asansöre yöneldim. orayı bilen arkadaşta geldi.

asansöre bindik. ancak kapısı açık gidiyoruz. hatta bir arkadaş da kapıya tutunmuş halde gidiyor.

neyse efendim. tam geldik. apartman hareket etmeye başladı. evet yanlış duymadınız apartman. lan dediğim ne oluyo?. camdan bi baktım bi tırın arkasında gidiyoruz (apartman olarak). arkadaşa dedim ne oluyo fln. dediki tamire götürüyorlar apartmanı. (bu sırada eve gidince babama böyle bir şey olup olmadığını soracağımı düşünüyorum).

tırı kullanan geri zekalı sanki drift yapıyor. e5 e çıktı basıyor gaza. ben de tutunuyorum fln. neyse adam tem'e çıktı. yokuş aşağı giderken apartman devrildi. ama tırın üstüne. yani hala hola devam ediyoruz. o sırada apartmandan birileri düştü filan. ben zar zor tutunuyorum. adam resmen yarış arabası kullanıyor.

en son bir yerden dönerken tır yavaşlayınca attım kendimi aşağıya.(hani film sahnelerinde arabadan atlayıp 1 km yuvarlanılır ya, o şekil) yolun ortasına atlayınca tabi 2 tane tır gibi araçlar beni sıyırdı geçti. ha söylemeyi unuttum yol boyunca polisler de arkamızdaydı. ama bir anda yok oldular.

neyse ben de dedim bir araba durdurup takip edeyim. önce bir porsche geçti. 2 kişilik. 2. koltukta tübanlı bir bayan vardı. ben 4 kişik bir şey arıyodum. sonra bmw m serisinden bir araba geldi.

tam bu sırada da uyandım.


----------akıl ve ruh sağlığınızı bozabilecek +18 ifadeler içermektedir-----------
toucher le ciel toucher le ciel
rüyamda, almanya'ya balonla uçarak gittiğimi gördüm. almanya'da da eskişehir çayı'na benzeyen bir yer vardı ve fotoğraf çektiriyordum orda. inanılmaz kar yağıyor ama saçlarım kupkuru.

hadi eskişehir bilinçaltımın sahibi de, almanya'ya ve uçmaya akıl sır erdiremedim. bir de, en net hatırladığım -tek- rüyam bu.
impish impish
rüyalarımdaki saçma yaratıcılığa akıl sır erdiremiyorum. ablam ve eniştemle beraber yemeğe gitmişiz ve orada enişteme ailesine ve topluma karşı saygılı birey ödülü veriliyor. garsonlar seçiyor eniştemi, biz arabanın orda beklerken bi bakıyorum elinde plaket vs. ardından elimdeki boş poşette bişyler kıpırdıyor, bir bakıyorum ki minik balıklar. benim 1 haftalıklarım var ve onlar kadar bir sürü balık kıpırdıyor. sonrasında temiz bardak arıyorum içine koyabilmek için fakat bulamıyorum. eve gelip uyuyorum ki ablam uyandırıyor. arkadaşın bir mektup göndermiş sana diyor. yıllar önce yurtdışına gitmiş, kendisini kesinlikle hatırlamadığım nezahar isimli arkadaşım 2 kişilik bir grup kurmuş ve ünlü olmuş. sonra akbank msj attı da uyandım.
hesosab hesosab
bir yokuştan çıkıyorum arabayla. henüz öğrenmiş gibiyim araba kullanmayı. vitesleri yavaş atıyorum bazen aksıyor. bir anda önüme çocuk çıkıyor ve ben ona çarpmamak için bir anda frene basıyorum. çocuk geçerken pencereden kafamı çıkarıp ;"önüne bak onun bunun çocuğu!" diye sert çıkıyorum. sonra arabayla kaldığım yerden devam ediyorum. 1 hafta sonra reel hayatta araba kullanırken rüyamdan tüyo almadım değil hani. rüyamda yaşıyorum sanki yaşayacaklarımı. garip. rüyamda da yaşayabiliyorsam neden nefes alma gereği duyuyorum? ölmeli miyim ?
1 /