sözlük yazarlarının hissettikleri

41 /
simerenyaas simerenyaas
hayal kırıklığı. az önce rüyamda gördüm. ciddi ciddi barisiyorduk. uyandım. hicbirisi gerçek değil. her şeyin bir anda tam tersine döndüğünü aklım hala kabullenmiyor.
iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
haklı olmaktan,birilerine birşeyler anlatmaya çalışmaktan,genel akıbeti düzeltmek için kişi ve kurumlarla atışmaktan ve sonunda günü ya da akıbeti kurtaramayıp üstüne kötü adam olmaktan da felaket sıkıldım.

güzellikle söylüyorsun olmuyor,konuyla ilgili tüm teknik verileri toparlıyorsun olmuyor,kızıyorsun olmuyor,dövüyorsun olmuyor,sövüyorsun o da olmuyor.3 dilde meram anlatıyorum bir tanesi düzgün değil sanırım.bende mi bir bokluk var ben mi haksızım diye düşünüyorum herşey tam da öngördüğüm seyirde cereyan ediyor.

gözlemlerime göre 4 tip insan var.

bunlardan biri şark kurnazlığı ekolünden geliyor.kadının/adamın egosunu okşayıp,dediklerini yaptığın,küçük hesaplarına ses çıkarmayıp,komutanın onda olduğunu hissettirirsen kral sensin.ama merhametten maraz doğuran grup bu adamlar/kadınlar.ego öyle şişiyor ki bir yerden sonra aynı ortamda nefes almaya yer kalmıyor.o egoya batırılan ilk iğnede de "enemy of the state" olup top tüfek taarruza uğruyorsun."bak zarardasın birader.o öyle olmaz" dediğin an uzaklarda bir yerde "bu gece toprak rohanlı kanına doyacak" tarzı meşaleli savaş davullu bir toplantının startını veriyorsun.

ikinci grup iyi niyetli insanlardan oluşuyor.onların iyi niyetini en başta allah bildiği için her fani de bu iyi niyetin farkında olmak durumunda.mesela sizin ağzınıza sıçıyorsa almanız gereken mesaj bunu bağırsak florasındaki probiyotikleri size transfer etmeye çalıştığı olmalı.ya da kendiyle beraber herkesi uçuruma doğru sürüklüyorsa tam uçurumun kenarında müthiş bir frenle günü kurtaracağına şüphesiz ve tahkiki bir şekilde iman etmeniz gerekiyor.aksi ruhlu,çürük karakterli,ruh hastası gibi milyon yaftayla kendinizi o pirüpak ruhun önünde diz çöküp tövbe isterken bulmak istemiyorsanız aman ha "cehenneme giden yolun iyi niyet taşları ile döşeli olduğu" gerçeğini haykırmayın.

üçüncü grup ise totalde haneme en çok zararı yazan grup.bunlar sayıca çok daha az ve özünde hakikaten iyi insanlar.yolunuz bunlarla kesiştiğinde aşık oluyorsunuz,arkadaş oluyorsunuz filan.tek sıkıntı matematik,lojik ya da dünya dilleri gibi insanoğlunun anlaşmakta kullandığı temel mekanikleri reddetmeleri ve farklı ifade biçimleri kullanarak gerçekliği bükebileceklerine olan kati imanları.fennin ve bizim gerçeklik dediğimiz düzlemin çok uzağında paralel bir evrenleri var.çok çetrefilli ama şöyle izah edeyim.bir kadına gecenin 12 sinde dışarı çıktığında ortadoğuda yaşadığı gerçeğini hatırlatırsan özgürlüğüne müdahale eden haysiyetsiz ceberrut olmadığının hesabını vermiş olmuyorsun mesela.basit mantık ve yaşanmışlıklar o an o evrende bir anlam ifade etmiyor çünkü.sen alternatif evrende elinde çekiçle yargı dağıtan mor gözlü bir ceberrutsun.bitti.net.

ya da bir insanın etrafında dolanan bir çakal var. orospu çocuğu olduğunu gerek beyanatları gerekse davranış örgüsü vesilesiyle insanoğlunun bu konuda koyduğu tüm kriterleri tek tek sağlayarak ortaya koymuş bir insanın bütün dünya dillerinde "neden orospu çocuğu olduğunu ve ondan neden uzak durulması gerektiğini" anlatmanız bunu ifade etmenize yetmiyor.o an için o paralel evrende o dünyanın en minnoş en pırıl pırıl insanı çünkü.onun haysiyetsiz bir çakal olup kendisini paramparça ederken döktüğü litrelerce kan bir gerçek ifade etmezken sizin bu gerçeği betimlerken anlatımı güçlendirmek adına gösterdiğiniz bir tık sertlik sizi dünyadaki en vahşi adam yapmaya yetiyor.


son olarak 4. bir grup var.bunlar yunan mitolojisindeki automatonlar gibi.bu 3 grupla haşır neşir olarak belirli bir algoritma geliştirmiş ve sibernetik vaziyette bu algoritma ile yaşamına devam etme lütfuna nail olmuş insanlar.bu 4. grup dünyayı yöneten,mutlu insanlar grubu.hasar kontrolü,mantık algısı filan bu 3 grubun da ortak gereksinimleri doğrultusunda şekil almayı başarmış,standart kalıplar içinde yaralanmadan bir kazaya sebebiyet vermeden ya da güneşin sönmesi,dünyanın açlık ve kıtlığa teslim olması gibi ihtimallerin hiç entrese etmediği şekilde yaşamaya adapte olmuş üstün bir ırk.belirli mekanikler doğrultusunda mutlak katiyetle yaşayan ve yapay zekaya çok yakın nihai muzaffer bir elit.

hah işte ben bu 4. gruba nasıl dahil olurum şu an onu düşünüyorum.katılım şartları neler.beynin ne kadarını aldırıp formatı nereye basıyoruz.onu net bir şekilde bulmam lazım.bu kulübün vatandaşları beni aydınlatırsa belki 2019 yarrak gibi geçmez.
1
distopikhayatınütopiksonucu distopikhayatınütopiksonucu
bu teamviever enteresan bir şey.
sanki bilgisayarımda gezen beni de görebiliyormuş gibi hissediyorum şu an. mouse hareket ediyor, sayfalar açılıp kapanıyor. geçmişe gelse sabah izlediğim dizileri görecek falan.
home is where the heart is home is where the heart is
tam otu böceği düşünecek, dert edecek oluyorum, sonra hayat bana gerçekçi güncellemeler yolluyor, adeta "yahu onları dert etmek senin neyine? senin daha hayatî meselelerin var ve her zaman böyle olacak, mesele kendin dahi değilsin anla artık" diyor.
o zaman hak veriyorum, kendime ait bazı dosyaları açamadan kapatıyorum, hatta "bunlar ne ki" diyorum diğer yüklerimin yanında, onları dert etmek bile lüks kalıyor düşününce.
büyük meseleleri olmayan hayat sahipleri nasıl hissediyor merak ediyorum. ya da büyük meselelerim olmasa ben nasıl hissederdim merak ediyorum.
muhtemelen böyle değil.
limon ağacı limon ağacı
''kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun? bütün hayatımca bu cam kırıklarını beyin zarımın üzerinde taşımak ve onları oynatmadan son derece hesaplı düşünmek zorundayım. bir filmde görmüştüm doktor, senin gibi gene bir doktor olan ve sözüm meclisten dışarı, delice planlar kuran frankeştyn adlı biri, büyük bir bilim adamını öldürerek beynini çalıyordu. ona karşı koymak isteyen iyi niyetli bir genç adam da frankeştayn'la mücadele ederken içinde beynin bulunduğu kavanoz kırılıyor ve cam kırıkları bu üstün beyne batıyordu. biliyorsun filmlerde böyle iyi niyetli genç adamlar olmasa her şeyin sonu çok kötü biter. üstelik bu işin sonu; iyi niyetli adama rağmen çok kötü bitti. cam kırıkları beynin üzerinden hiçbir zaman tam manasıyla temizlenemedi. çünkü beyin zarının zedelenmesinden korkuldu. bence bu tehlike göze alınmalıydı; fakat o zaman bu başka bir hikaye olurdu ve biliyorsun ki doktor ben bütün hikayelerin başka türlü olmasını isterim aslında, işte doktor yukarıda sözü geçen beyindir kafamın içindeki..."

(bkz: tehlikeli oyunlar)
ursusmaritimus ursusmaritimus
hay senin amına koyayım başlık gibi!
aldatılmışlık, pişmanlık, hastalık...
kazançsız bir gün, kazançsız bir hafta, kazançsız bir ay!
telefonun çalması ve dünya güzeli bir sıpanın bir tek gülüşü ile bütün hepsinin yok oluşu,
telefonu kapatışın beşinci dakikası itibari ile ilk satıra geri dönüş...
hay senin amına koyayım başlık gibi!
bendesanabayılmıyorumyalnızlık bendesanabayılmıyorumyalnızlık
çok fazla şey yaşıyorum. fiziksel problemlerim, psikolojik problemlerim, yapmak zorunda olduklarım ve yapmadıklarım üst üste biniyor. bakıyorum hepsinde yalnızım. yapmamam gereken şeyler yapıyorum. beni hiç görmeyecek hiç anlamayacak dahası hiç bunları umursamayacak insanın peşine düşmüş onun bir gününün bir anını mutlu geçirmesi için hayatımda bana kalan son enerjiyle ona ışık saçmaya çalışıyorum. sonunu hepimiz tahmin ediyoruz. hayatımda hatalar yaptım elbette ama bazıları bile bile üstüne gittiğim bazıları artık öyle büyük yük oldu ki altında ezildim. hayatımda gerçek bir şey olsun istedim. mutlu olmak istedim. biraz dünyadan kopmak ve sadece iyi hissetmek istedim. mutlu olmak, mutlu etmek, sevmek ve sevilmek istedim. çok fazla şeyden vazgeçtim en çok da kendimden. en klişe sözler ama herzaman doğru. hiçbiri olmadı. sonuç olarak ne mi hissediyorum ? pişmanlık.
bendesanabayılmıyorumyalnızlık bendesanabayılmıyorumyalnızlık
yıl 2019 ilk burada yazdığım tarih 2011.
her şey değişti.
dünya değişti.
çok insan gitti, birazı yeni geldi/
burukluk taze. ilk yazdığım gün gibi.
bazı şeyler hiçbir zaman değişmeyebilir. ben kendimle olduğum sürece olmak istediğim kişi olabilirim. en çok kendimden özürdilerim.
lora blood lora blood
ne olursa olsun yalnız olmadığını bilmek ister insan.
üzerinde durduğu ayakları ne kadar güçlü olursa olsun, birinin elinden tutmasını ister.
41 /