sözlük yazarlarının öğrendikleri

426 /
ila ila
bu sözlükte çok koyu bir cehalet var. onu farkediyorum. uzak tarihi anlayabilirim bir nebze ama hani biz yaşarken olanlar var ya bunu bile hakkıyla değerlendirmekten yoksun çoğu. kimisi alenen yalan söylüyor kimi de kafa sallıyor. sadece ezbere bilgiler.
azınlık kalmak hakkı söylemekten alıkoymaz bizi yine de çok şükür.
ila ila
deli dumrul'u biraz biliyordum da şimdi bir şeyini okudum. "geçenden 5, geçmeyenden 10 akçe" alıyormuş. bugün beni güldüren ikinci şey oldu.
ilki de ahmet hakan'in yazısında geçen "vazgeçtiği 5 şey, özellikle de ingiltere'nin ayrilmasiyla tadı tuzu kalmayan avrupa birligi'nden kişisel vazgeçişi" sabah sabah kahkaha attırmıstı.
seniburdakimseduyamazbebek seniburdakimseduyamazbebek
son yıllarda özellikle, karşıdakine bi iyilik yapacaksam önce kendime bir soru soruyorum, eğer ben aynı durumda olsam o benim için aynı şeyi yapar mı? eğer bu soruya verdiğim cevap içimde hayır ise ben de yapacak olduğum şeyi yapmıyorum. bu taktik beni üzüleceğim bir sürü şeyden korudu. öğrenmek hiç bitmiyor.
mncdprssv mncdprssv
o değil de, insan öğrendikçe hayatın tadı kaçıyor be panpalarım..

öğrenmek dünyanın en cesurlu işi..

bunu bilir, bunu söylerim..
müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
insanlar, benim düşündüğüm kadar ince düşünmüyor, olaylara birçok açıdan enine boyuna bakıp olasılık hesaplamıyor, benim kadar önemsemiyor, hayatlarında, zihinlerinde "bilinçli olma" durumu pek yok o yüzden benim de artık bu kadar ince düşünüp çoklu hesaplamaya ya da kendime başkalarının gözünden bakmama gerek yok. teşekkürler.
morgion morgion
gerçek diye bir şeyin gerçek olmadığını öğreniyorsun. gerçek yok. herşey herkese göre her an değişebilir. doğru değişkendir...
ve bu doğrular için verdiğimiz tüm savaşlar sadece ömür yiyicidir. o kadar...
tarçınlıhavuç tarçınlıhavuç
fazla beklentinin sonu hayal kırıklığıdır.

bugünlerde biraz geçmiş hakkında düşünüyorum. biten ilişkilerim, arkadaşlıklarım, dostluklarım geliyor aklıma. birçoğunda fazlaca yaptığım şeylerin karşılığını aynı şekilde almayı istemiş ve sonucunda da hüsrana uğramışım. bu şekilde yavaş yavaş soğumuş ve bitirmişim her şeyi. halbuki kendimden fazlaca ödün vermemi ya da iyilik yapmamı kimse istememiş benden. ben kendi kendime, elimi taşın altına koymuşum ve sonrasında da insanları neden taşı kaldırmama yardım etmediniz diye suçlamışım. hatta belki karşımdaki insanın, onun için yaptığım iyilikten haberi bile olmamış ve belki de ben o iyilikleri zaten sonunda karşılığını alırım nasılsa diye bencil hislerle yapmışım.

bu konuda kendimi suçlamıyorum. sadece artık daha açık bir pencereden; öfkemi, kinimi bir kenara bırakıp değerlendiriyorum olayları. inanın bu hale gelmek pek kolay olmadı. ama artık birilerine öfke duymak, özellikle kendime kin beslemek için kalbim biraz yorgun. bu yüzden kabulleniyorum. çünkü değiştiremeyeceğim. değiştiremeyeceğim şeyler var.

artık hayatımın geri kalanında insanlardan beklentiyi kesip, üzerime vazife olmayan hiçbir şeye karışmayarak, sırf karşılığını alacağım diye bir işe kalkışmayı keserek devam edeceğim yoluma. ne birine muhtaç olmak ne de beklenti için girip yeni hayal kırıklıkları yaratmak istiyorum. ne bekliyorsam kendimden.
distopikhayatınütopiksonucu distopikhayatınütopiksonucu
filmi izlerken bu repliği duyduğum an "ahaaa" dedim. işte bu benim hayatımın sözü olabilir. çünkü hayatın bana öğrettiği en doğru şeylerden biriydi. kendimi gereğinden fazla yormuşum,yıpratmışım. hem de hiç için. değmeyecek kişiler için. sonunda noldu? onlar gitti,ben boşa konuştuğumla kaldım.

"sen niye hiç konuşmuyorsun üzeyir abi?"
"bir ara çok konuştum,faydasını görmedim,bıraktım."
(bkz: organize işler)
ambarda darı yok evde karı yok ambarda darı yok evde karı yok
motorcu olduğum için trafikte algılarım hep açıktır. her ayrıntıya her bilgiye dikkat ederim ki ölmeyeyim. bazen trafikteki diğer araçların sıkıntılarını görünce güvenli bi anda mesela trafik durunca aracın yanına gidip durumu söylüyorum.

mesela bazen insanlar dalgınlıktan, gece farlarını açmadan ilerleyebiliyor hemen yanaşıp ikaz ediyorum açıyorlar. ya da arabanın altından şakır şakır su aktığını görüyorum durduruyorum ve söylüyorum, arkada çocuk olduğunu ve kapının tam kapanmadığını farkediyorum hemen durdurup söylüyorum, genelde de hep allah razı olsun diyorlar.

ama bazen, böyle nasıl desem, o kadar ağır gerizekalısına denk geliyorum ki insanı iyilik yaptığına yapacağına pişman ediyorlar. jipin arka cam sileceğine kocaman ağaç dalı sıkışmış. nasıl olduysa ? pahalı bi araç. yanaştım yanına camı aç işareti yaptım görmezden geldi, serseri motorcu sanmıştır, korkmuştur dedim ve elimle bi şey söyleyeceğim gibisinden hareketler yaptım. direksiyonla oynuyor, hız sabitlemeye basıyor, sinyale bakıyor, aynaya bakıyor, bana bakıyor ama camı açmıyor. kafamda kask olduğu ve cam kapalı olduğu için bağırarak arka silecekte kocaman odun var arka taraf çizik içinde dedim. bana hadi lan yürü git işine der gibi elinin tersiyle hareket yaptı. bastım gittim ben de.

başka bi gün, tekeri yalpa yapan bi araç sürücüsüne durumu söyledim, cevap bile vermeden öküz öküz yüzüme baktı kafasını çevirdi.

başka bi gece, şehir içinde uzun farları ile karşımdan gelen arabaya selektör yaptım, arabayı üstüme sürdü, manevra yaparak zor kurtardım üstelik artçım da vardı.

ulan bi canım sıkıldı, bi sinirlendim anlatamam.

uzun lafın kısası hayati bi durum görmediğim sürece kimseyi hiçbir konuda uyarmayacağım.

ne bok yerseniz yiyin. götünüze yılan kaçsa ve tek leylek ben olsam ordan uçar giderim umrumda olmaz artık.

kendimi sorumlu hissedip millete yardım edeyim uyarayım diyorum, bazısı çok minnettar oluyor ama bazısı da sikine takmıyor ya da üstüme araba sürüyor. ne haliniz varsa görün lan.
wendera wendera
iyi, kibar, pek bir hayat zorlugu çekmemiş,sorunlarıyla kendi baş edebilen insanları drama ve kaostan beslenen ajitasyon yapan insanlar parmaginda oynatıyor. önce sevgi ilgi pompalayıp dengesizlikleriyle kendilerini acindirarak tahrip ediyor ve aşık ediyorlar. düzgün insanlar kaldırılmaya ve manipülasyona çok açık çünkü. o kişiyi kurtarmak içgüdüsünü aşk sanıyor.
426 /