sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

sefaletin prensesi sefaletin prensesi
sabah 6'da alarmım çaldı, uyandım. o kadar iş gitmek istemiyordum ki; acaba yalan mı atsam hastayım diye dedim. sonra vazgeçtim yok ya onu daha geçenlerde kullandım dedim. acaba bir hastaneye ilaç yazdırmaya mı gitsem dedim, öff zaten zırt pırt hastayım o kadar da abartmayayım dedim. uyusam da uyuyakaldım mı desem diye düşündüm e zaten pazartesi hariç her gün 9:30'da gidiyorum işe, bari 1 gün erken gideyim dedim. ben bunlar içimden geçirirken ertelediğim alarm tekrardan çaldı. tesla uyandı, yanıma geldi. minik suratını yüzüme sürttü, sonra hooop göğsüme yattı. ulan gel de kalk şimdi yataktan dedim.

yataktan doğruldum. doğalgazı da yakmaya başlamıştım ama ev soğuktu. (başa geçtiğimizde kışçıları eşek sudan gelene kadar dövücem bu arada, neyse.) mesleğimi çok seviyorum, ama işe o kadar katlanamıyorum ki, boğuyorlar sanki beni ofiste. telefonum susmuyor, maillerin ardı arkası kesilmiyor, ofisin derdi, patronun baskısı, ofisteki mobbing, haftanın her günü her saat ulaşılabilir olmanın verdiği tedirginlik, geç saatlere kadar çalışma, sürekli çalışma, yoğun çalışma, yine de yeterli olamama ve daha da çok ve daha da yoğun çalışma. bana kafayı yedirtti. her gün eve ağlayarak geliyorum. şu ahir hayatımda ilk defa dudağım uçukladı, kafamın içi stresten yara dolu. evin içinde sürekli sinirliyim ve sinirimi suçsuz kedimden çıkartıyorum. bunları düşünürken ikinci ertelediğim alarm çaldı. ve karar verdim: işi bırakıyorum.

işi bırakınca kiramı, faturalarımı ve borçlarımı nasıl ödeyeceğim bilmiyorum. gerçi çalışırken de bilmiyordum ama en azından bir gelirim vardı, gelen borca gidiyordu gerçi. şimdi o da olmayacak. umurumda mı? açıkçası şu an değil. içim dışım sakinleştirici, uyku hapı, uyarıcı dolu. sevdiğim mesleğimden nefret ettirdiler. yemişim parasını ya. akıl sağlığım da beden sağlığım da gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor. değer mi? değmez.

ofise geldim. filtre kahvemi aldım ve müdürün karşısında geçtim, konuşmamız lazım dedim. sonra pat diye söyledim ben işten ayrılmak istiyorum, yürütemiyorum dedim. konuştuk, ettik ve 10 gün bi' kafa dinle sonra gel tekrar konuşalım dedi. okey dedim. ama kapıdan çıkarken ikimiz de geri dönmeyeceğimi biliyorduk kesinlikle. ve rahatladım. başım ağrıyordu, artık ağrımıyor. kuş gibi hafifledim. suratım asık geldiğim ofiste maç muhabbeti yapıyorum, gülüyorum, neşeliyim.

bırakıyorum lan işi! sikerim kâr oranınızı, sevkiyat tarihinizi, mekanik projenizi, şantiyenizi. delirttiniz ulan beni, delirttiniz. katlanamıyorum size ve bırakıyorum şirketinizi.

oh be!
2
en tipsiz ördek yavrusu en tipsiz ördek yavrusu
i̇ki ay sonrasını çok merak ediyorum :)
sefaletin prensesi sefaletin prensesi
sanırım 2 ay sonra sağ böbreğim olmayacak. :(
bu başlıktaki 7007 giriyi daha gör