sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

266 /
white lilac white lilac
herkes evlendiğinde 48 kilo oluyor, ben ergenliğimden beri 60'ın altına düştüğümde göbek atıyorum.

en son yedinci sınıfta 44 kiloydum ondan beri kırklar hayal :(

bi tek bu yaz depresyondan 52 kiloya düşmüştüm, nasıl zarif görünüyordum tanrımm. 23 şubatta şekersiz 21 gün challenge'ı başlıyor bi instagram hesabının, onunla başlicam tekrar, çünkü ben 52 kiloyken kendimi çok güzel hissediyordum.

doğmamış çocuğuma not: bebeğim, senin annen obur değil, o da evlendiğinde 48 kilo olacak sana söz.
5
bana güvenme düzeltemem herşeyi bana güvenme düzeltemem herşeyi
otorite altında ezilmekten nefret ediyorum bazen hakkın olanı almak için bile belli otoriteleri tanımak zorunda kalıyorsun.boyun eğmemek için bazen ortadan ikiye ayrılıyorsun.velhasıl otorite bugün haklı çıkmış olsun diye saygısızca davrandığı halde sessiz kalmak zorunda kaldım bir koltuğunuz varken karakterinizin ayakta kalması şaşırtıcı dememek için zor tuttum kendimi.

bunu tutup kendimce başarı saydığım konuma en alt konum diyerek bugünki şartlarda bu konumu elde edemeyecek olmasına rağmen oturduğu yerden konuşan birine ya da kendisi her üzücü olayda bana ulaşan ama ben ulaşacağımda müsait olmayan sözde bir arkadaşa anlatmak yerine gelip sana yazdım.çünkü anlatmam lazımdı.bazı günler içimdeki toplu taşıma sistemi iflası çekiyor bazı günler testi bir damlayla taşıyor.

bazen herkesin tersine giden insanları ne kadar özgür olduğunu görüyorsun.başkaları için iyi birşeyler yapmak uğruna çıktığın yolda ne kadar kendine zarar verdiğini fark edip hayret ediyorsun.
antikavazo antikavazo
15 liralık, 90 liralık, 400 liralık diye kategorilendirdiğim insanlar var mesleğim sayesinde. o benden giden emekle, parayla yanınıza kar saydığınız paralar, ödemeniz istenince de karşı tarafı suçladığınız, çirkinleştiğiniz kısımlar... ya bir şey diyim mi? kimse yardımı haketmiyor, çoğunuz kendiniz ket vuruyorsunuz iyiliklerin önüne. başıma gelen olayı anlatayım bir de.

bir gün bir hasta sahibim geldi, bir tanıdığının köpeğinin hasta olduğunu ama nesi olduklarını bilmediğini, şu anda parası olmadığını ve daha sonra ödemesi gibi bir durumun mümkün olup olmadığını sordu. ben de gelsin bir bakalım dedim, geldiler. muayene ettim, acil operasyona alınması gerektiğini, hayvanın yaşından dolayı opere edilmezse tekrarlayacağını ve antibiyotik başlanmasını söyledim. tamam deyip gittiler. 10 gün boyunca bana gelen eden olmadı, keza ben muayene ücretini de talep etmedim. o geçen 10 günde köpeği başka hekime de götürmemişler, hayvanın genel durumu çok kötü, ama rahiminin durumu da kötü bir halde tekrar bana geldi parayı 15 gün sonra ödeyeceğini söyledi, imzalar alındı hayvan opere edildi hem de 3'te 1 gibi bir fiyatla yapalım dedim, şansına bir hekim arkadaşım daha geldi biz gece 00.30'da bitirdik ameliyatı, korkar burada kalmasın dedi, bir şey ters giderse haber verin mutlaka dedik ve eve gönderdik. köpek o gece ölmüş, can çekişirken arayan eden olmadı, öldüğü haber verildi ve o günün üzerinden tam 5.5 ay geçti. bugün 1 ay içinde ödeme yapılmadığı takdirde yasal işlem sürecinin başlatılacağına dair bir uyarı mesajı gönderildi. karşılığında ne mi gördüm? tehditler. sizin ihmaliniz yüzünden öldü, hodri meydan ben de sizi dava edeceğimler, onlar bunlar. ya allah aşkına iyiliğin i'sini hakediyor musun sen? o hayvana yazık ki gerçekten bir ihmal yüzünden öldü, sahibinin ihmali, 10 gün boyunca o haliyle onu önemsemeyen sahibinin ihmali, onun canı gitti, benim emeklerimin karşılığı, sizce ben bundan sonra birilerine aynı şekilde, aynı toleransla yardım etmeye devam edecek miyim? cevap vereyim hiç sanmıyorum.
inquisitive inquisitive
surekli el uzatan taraf olmak beni yoruyor. ve bazen gercekten umursanmadigimi hissediyorum. belki de arkadaslik muessesesine insanlardan daha farkli anlamlar yukluyorum. zaten hosgoru seviyem son zamanlarda artti, biraz da insanlarin bunu suistimal etmesinden cekiniyorum. aklim cok karisik, yine insanlari anlamadigim 1 sene oncesine donmusum gibi geliyor.
alfredhitchcockunbeynininkaranlıkdehlizleri alfredhitchcockunbeynininkaranlıkdehlizleri
alır seni korum damla damla
suyuma, ekmeğime, aşıma
kaygıma, sevincime, acıma
umuduma, sabrıma, gücüme

alır seni bölerim parça parça
dağıtırım topraklara, denizlere geceye
açılır her sabah kapılar gözlerinde
girerim, ışıltılı yemyeşil bir bahçeye
morg enthau morg enthau
baklava ile ayran, reçel ile peynir tandemleri alakasız gibi görünse de beraber çok güzel gidiyor. bu sadece bana göre böyle diye düşünüyordum. böyle yapan çok kişi varmış, öğrendiğimde çok mutlu oldum.
3
white lilac white lilac
bazı kızlar aşırı gevşek ve en nefret ettiğim kız tipi bunlar.

şimdi bizim kur atladıkça sınıflarımız değişiyor. ilk kurda hazırlığın en tatlı kızlarını sanki özellikle bizim sınıfa toplamışlardı. o kadar şeker, masum ve hanımefendiler ki. hepsini çok sevdim. şu an bazılarıyla aynı sınıftayız ama sınıfa yeni kişiler de geldi. iki tane gevşek kız var. nasıl irrite ediyorlar beni anlatamam. saçma bi özgüven patlaması, şımarıklıklar, klişe ve normal şeylere kahkakalar patlatmalar, sanki ortamda kendilerinden başka kimse yokmuş gibi yüksek perdeden konuşmalar, kendilerini her şeyi biliyor sanmalar, her an bir ciddiyetsizlik hali falan. en sevmediğim kız tipi böyle kafa kız, ortam kızı takılanlar. kuscam.
brazzersdaki badem bıyıklı adam brazzersdaki badem bıyıklı adam
küçük ve orta ölçekli işletmeler kgf ler ile boğazına kadar krediye battığı için şirketler dolayısı ile müşterileri el değiştiriyor yada şirketler kapanıyor müşterileri ortada kalıyor. bu el değiştirme genelde aklını kullanabilen kendi sermayesi ile ayakta kalmaya çalışan kurumlara yarıyor.

bu iş böyle giderse akp ye yakın küçük/orta ölçekli firma kalmayacak hiçbir piyasa bu kadar yoğun borçlanma ile ayakta kalamaz. o piyasa çöktüğünde ben egonomi çoh eyi diyenleri göreceğim.
white lilac white lilac
adı lazım değil bi üniversitenin ilahiyat fakültesi dekanı kızlarla erkekler çok yakın temasa geçiyor diye şenliklerin yapılmasını istemediğinden okulumuzda şenlikler yapılmıyor arkadaşlar.

sonra neden dincileri sevmiyorsun diyorlar..
dişi oblomov dişi oblomov
vallahi ben mi garibim insanlar mı tuhaf cidden anlam veremiyorum. bir insanla paylaşım içindeysen ve birlikte bir şeyler yapıyorsan bunda bencillik ve sadece senın isteklerin olmamalı. sabah yasadığım olayı anlatacağım. ev arkadasım, üniversite arkadasımla genelde birlikte bir şeyler yapıyoruz ve problem yasıyoruz. en son bir yere gitmeye karar verdik. ve ben ona gitmeden once rahatsız oldugum konudan bahsettim. konu da bir yere gezmek görmek için değilde sadece fotoğraf için gidiyoruz. bende seviyorum fotoğraf cekmeyi arada onu da cekmıyorm hatta makıne de benden cok onun fotoğrafı var. dedım bu sefer biraz azalt keyfıni çıkaralım. bana cevap olarak aynen ben senınle gezmekten zevk almıyorum bende dedım bende senın sürekli birilerine fotoğraf çektirmenden ve senı sürekli beklemekten sıkılıyorum.çünkü abartmıyorum bir yere gittik mi rahat 50 fotoğraf cektıriyor. bu durumdan sıkıldığımı ve azalmasını istedim. bana ben öyle istiyorum dedi ben de o halde gitmeyelim dedim. bu konuyu bize dahil olacak benım arkadasıma yanı fotoğraf çekecek kişiye söylediğimde bana çok şaşırdığını ve sinir oldugunu söyledi. kendımi haksız ya da suçlu hissetmiyorum. hissetmeli miyim bilmiyorum. çünkü biliyorum gidersek bütün gün sürekli fotoğraf çeken ve çekilen iki arkadasın arasında sıkılacagım. biraz olsun kendımi düşünmem ve bana davrandıkları gibi insanlara davranmam suç mu?
2
inquisitive inquisitive
cizim icin kullanabilecegim, bu ise ozel aldigim bir suru defter olmasina ragmen onlari kullanamayip sakliyorum. cizimlerimi begenmiyorum ve defterlerin bu kadar kotu seyleri hak etmeyecegini dusunuyorum. o yuzden sagda solda kagit parcalarina ciziyorum. bu konudaki takintimi hala asamadim.
8
beni bırak göğe bakalım beni bırak göğe bakalım
eski eşim hanzonun tekiydi.içindeki orta doğu erkeğini yenemeyip metropolde entel takılırdı.
hatta dönem dönem komünist olurdu.ben sanatla ilgilenir yan flüt çalar, şiir okur,martılara filan bakardım,ona şiir yazıp okumuştum ama o dilekçe gibi suratıma bakmıştı.tüm edebi kişiliğimi yerle bir etmişti.son 3 yıldır whatsapp durumunda ''hey there! i am using whatsapp" yazan adam ''gülün ve dans edin'' yazıp kendini izleyici olarak (bkz: lindy hop) etkinliklerine atıp bir de ordan story çakıyor.öyle de bir sırıtıyor ki makarnanın üzerine pilav gibi bir şey olmuş.hayır yiğidim madem öyle iddialısın lindy hop yaparken çek de görelim cemalini.(bkz: her kuşu becerdin bir leylek kaldı) bir de mahalleden 2 çocuklu dul bi kadın bulmuş, kadın 100 kilo 1.55 boylarında ve simli far sürüyor.özentilik zor vallahi,sen git 1900'lü yılların amerikasından başlayıp dünyayı kasıp kavuran jazz swing dansına merak sal,sonra git patates oturtması gibi 2 çocuklu dul ve cahil bi kadına kadar düş.her neyse son lafım şudur bok boku kenefte bulur.
266 /