sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

325 /
prynzm prynzm
bugün telefondan galerimi temizlerken aşağıdaki fotoğrafa denk geldim. 
bir kitap fuarında çocuğun annesinden izin alarak, kendisinin haberi olmadan çekmiştim bu fotoğrafı. annesi ile ablası kitap bakarlarken ona alınan kitabı standın önüne oturup okumaya başladı. çevresini umursamadan, kim ne der diye düşünmeden oturdu baya okudu. 
öyle hoşuma gitti ki bu içtenliği, kitap sevgisi dayanamadım hatıra kalsın istedim fotoğrafını çektim sonra fotoğrafı kendisine de gösterdim, biraz sohbet ettik kitaplar hakkında. kendisine kitap hediye etmek istediğimi söyledim, annesinden izin alarak kabul etti ricamı. gittik stanttan onun istediği bir kitabı aldık. 
okudukça beni anımsa, kitap alanların çok olsun dedim. umarım anımsıyorsundur ve kitap alanların çoktur güzel çocuk!



jw2n jw2n
mutlu olduğunuz seyleri yapmaktan vazgeçmeyin sözlükdaşlar kim ne eder ne soyler kucuk duserim gururum incilir demeyin deneyin. unutmayın yarın kimseye vaad edilmedi.

iyi geceler.
şahsına münhasır şahsına münhasır
daha dün kendime söz verdim. dedim ki bir daha hiçbir şeye müdahale etmeyeceksin; sen süpermen değilsin. bugün trende giderken klima açık değildi, içerisi buz gibi birkaç yolcu soğuk, klima çalışmıyor diye mızmızlanıyor.arkadaşım gitti açtık birazdan ısınır demişler. yine yolcular mızmızlanıyor açılmadı. ben hiç sesimi çıkarmıyorum, epey bekledim ama it gibi üşüyorum. arkadaştan müsaade isteyim kalktım açtım kapıyı; dalga mı geçiyorsunuz siz? açtık birazdan ısınır ne demek? açık değil, hiçbir şekilde sıcaklık gelmiyor, üşüyoruz burada. sizin yeriniz sıcak tabii, bu kapı açık kalacak birlikte üşüyeceğiz deyip yerime oturdum. adamlar çıktı uğraşmaya başladı ayak diplerindeki ısıtıcıyı da yaşlı bir teyzenin yanına koydu. içimdeki kahraman yine durmadı. bir gün kendimi öldürteceğim galiba.
kamplumbağadan hızlı tavşandan yavaş hümanist kamplumbağadan hızlı tavşandan yavaş hümanist
bircogunuz bircogumuz hep ayni hatayi yapiyoruz birini seviyoruz ve onu hemen hayatimizin merkezine oturtuyoruz bununla beraber hem karsidakine hem kendimize hem de duygumuza saygisizlik yapiyoruz ve sonucu hep hayal kirikligi oluyor, bunu yapmayin kotu oluyor, birakin o merkeze karsinizdaki ulassin yaptiklariyla sevgisiyle duygusuyla...
sonra ne mi oluyor? karsidaki insana asik oldugunuzu saniyorsunuz. hayir siz duygunuza asik oluyorsunuz bunu yaparak, karsidaki insana asik olma ihtimalini daha baslarken yerle yeksan ediyorsunuz ve bir anda o buyuk ask diye nitelendirdiginiz kisi yokoluyor buyu bozuluyor izin verin yok olmasin, izin verin sevginiz sayginiz ile zirve yapsin, birakin asik olabilin

askin omru tukeniyorken nesli yok oluyorken biraz aska imkan taniyin, bircogunuzun bircogumuzun bu cirkin dunyada olumsuzluklarin hizla arttigi bu dunya da bu 3 harfli buyuye ihtiyaci var

ask ile kalin...
2
ikiyesilsusamuru ikiyesilsusamuru
beni mutlu etmeyin. lütfen beni umutlandırıp bütün bunlardan iyi bir şeyler çıkabileceğini düşündürmeyin. çürüklerime bakın. şu sıyrıklara bakın. içimdeki sıyrıkları görüyor musunuz? gözlerinizin önünde büyüdüklerini, içimi aşındırdıklarını görüyor musunuz? artık hiçbir şey için umut istemiyorum.."
1
pan57 pan57
insan hiç kimseyi, hiçbir başka insan evladını gözünde fazla büyütmemeli. peygamber dediğimiz insanlar bile bir çok hata yaptı bu gezegende. insan ancak ve ancak kendi değerini ve önemini bildikçe bir başkasına da bu güzelliği tattırabilir. çünkü tüm sistemin insana kendini değersiz ve önemsiz hissettirebilmek üzerine kuruldugu bir versiyon burası. böyle bir dünyada değerli olduğunu bilmek ve birine değerli olduğunu hissettirebilmek bir güzelliktir. başarılabilecek bir çok güzellikten biri. bir kadıni yada erkeği nesnelestirmek, değersizleştirmek insanın kendini ucuzlatması demektir her şeyden önce. zira yaptığımız her şey eninde sonunda bize döner.
tali kurucu iktidar tali kurucu iktidar
kızlar evlenmeyin.

evliliğe teşebbüs dahi etmeyin. dışarıda sevin, dışarıda gezin, eğlenin. aileleri karıştırmayın. güzel olan her şey bir anda bombok olabiliyor. ya da gerçeğin farkına siz o anda varabiliyorsunuz. muhtemelen ikinci önerme doğru. anasının eteğinin altından çıkamamış, birey olma bilincine erişememiş adamlardan uzak durun. sizi ailesine karşı koruyamayan heriften koca moca olmaz. erkek dediğin biraz dik durmalı amk.
2
akşam yatmak bilmez sabah kalkmak bilmez akşam yatmak bilmez sabah kalkmak bilmez
her sabah 8 gibi odtü metrosuna biniyorum ve o tarafa giden çok fazla öğrenci olduğu için çok sayıda gözlem yapabildim. max benim yaşlarımda erkekler oturabilmek için yaşlı teyzeler gibi daha millet inmeden girmeye çalışıyor kenardan. olm sen erkeksin ve gençsin. sen otursan ne oturmasan ne, 15 dk ayakta duramıyor musun? ciddi ciddi yaşlı teyzelerle yarışıyorlar.
şilili şilili
geçmiş nedir veya yaşadıklarımızı gerçekten yaşıyor muyuz yoksa sadece birer his mi bilmiyorum ama sanki simülasyon içindeyiz ve herkesin ayrı bir alanı var.
oyunlarda bazı alanlara ulaşamazsın..vardır görürsün, insanlar arabalar gibi. hayatta da bazı alanlara giremiyorsun, değişmek gelişmek ve merak ettiğin başka bir hayatı yaşamak istiyorsun ama ne yaparsan yap olmuyor, sende yüklü değilse sonradan olmuyor.
rutin geçen zamanları hiç hatırlamıyoruz, beyin yok sayıyor. mutlu anların oluyor, tatile gidiyorsun, güzel vakit geçiriyorsun ve bitiyor geride bikaç gün sürecek rahatlık mutluluk hissi ve o anlara geçmiş diyoruz. sıkıntılı ve ızdıraplı zamanlar da aynı. öyle zamanlar geldiğinde diyorum ki kendime, tıpkı mutlu anlar gibi 3gün bilemedin 1 hafta sonra nasılsa geçecek.. görmezden geliyorum ve geçiyor. ve insanlar bilmeyecek bile, hani filmlerde olur, asıl karekter sadece kendisinin gördüğü hayali bir karakterle savaşır, diğerleri onun boşlukta yaptığı anlamsız hareketleri görürler, bilmezler ki bir canavarla savaş veriyor. hatta eğleniyor bile zannedebilirler. sıkıntılı zamanlarda da bizim düştüğümüz durum budur. neyle uğraştığını bilmezler. acınası hale düşmemek için onların bilmediklerini de bilmen gerekir. yaşadığımız anlar sanki hep rüyadan ibaret gibi.
325 /