sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

395 /
albia albia
her geçen zamanda bir ben daha çıkıyor karşıma..tam buyum diyemiyorum.
zamanla değişiyorum, keskin köşelerden eser kalmıyor karakterimde..
misal daha yeni bir benle tanıştım bir tartışma sırasında..normalde belki de çok yüksekten sinirlenip, epey tepki vereceğim bir şeyde gram bir şey hissetmedim..ne ara bu ka duyarsızlaştım bilmiyorum ama kendimi taştan bir yürek taşıyormuş gibi hissediyorum..

bu dünyada ölüm diye bir şeye tanık oldum..şimdi yaşadıklarımın hepsi saçmalıkalrdan ibaret..belki de bundandır.
is difficult to say is difficult to say
sanıyorum iki sözlükte de anonimliğimi yitirdim. nicklerimi bilen arkadaşlarım ya da zaman içinde sözlük içinde konuştuğum tanıştığım insanların bilmesi değil konu. erkek arkadaşımın bunu bilip benden habersiz beni anahtar deliğinden gözetliyormuşçasına izlediğini düşünmem. yaklaşık bir-iki aydır bu konuyu düşünüyorum ve o kadar canım sıkılıyor ki kafamdan defetmeye çalışıyorum. iş, eğitim evet her dakika aynı şehirde bir arada değiliz ama bu mu yolu?

üniversite yıllarında bilgisayarda çalışırken altta görev çubuğunda açık olan vakit geçirdiğim bir mecra burası. her şey yok belki içinde ama bir şeyler var işte bana ait. kimsenin derdini dinlemek istemediğim, anlatmak da istemediğim zamanlarda yazdığım. kendi kendime konuştuğum yani.

üniversitede bir arkadaşım vardı okulda her gün gördüğüm adam, samimi arkadaşım. birgün bir konu ile ilgili bir şey danıştı bize. akşamına sözlükteyken duyurular bölümünde tıpatıp aynı şeyi gördüm. o kadar spesifik ki zaten başkası olamazdı. birkaç giri okudum o mu diye yetti zaten anladım. hemen mesaj attım ifşa ettim kendimi. samimi arkadaşım fakat özelimi de bilmez hani, buna rağmen yaptım. birgün merakıma yenilip okuyabilirdim. rahatsız oldum hatta irrite oldum. ondan habersiz yakışmazdı hani.

ne ki yani basit bir hayatı olan basit bir insanın yazdığı basit şeyler. anam, babam okusa da rahatsız olmam sevgilim okusa da fakat gözetlenerek olmaz. çünkü bu bir paranoya. ileride neye dönüşeceğini bilmediğim bir paranoya hem de.

abartıyor muyum diye düşünüyorum bazen ama çok üzülüyorum bu duruma. lanet olasıca kalbim kırılıyor. bugüne kadar kimsenin hiçbir şeyine izni olmadan açıp bakmadım. annemin tuvalet masasının birinci çekmecesinde olduğunu bildiğim günlüğü dahil. kardeşim de okumaz. bilir ! ondan orada apaçık duruyor zaten.

bu konunun güvensizlikle açıklanır hiçbir tarafı yok. ha sorsa söyler miydim? hayır söylemezdim bu benim tercihim onunkini de bilmek istemezdim ama. bir şekilde öğrendim deseydi de hakikaten mutlu olurdum. onunla ilgili hislerimi perçinlemiş olurdu, ki onu zaten çok seviyorum. eğer bana okunduğumu söylemezse bu işe bir çare düşünücem. her şeyden sıkıldım, izmir'den de. defolup gidemiyorum da tezim var. ama nasıl gitmek istiyorum nasıl ! doğduğum büyüdüğüm şehirden gitmek istiyorum. yoğunlaşmam gereken şeyler var benim bunları düşünmemem lazım. neyse yine yarın başka bir insan gibi uyanır hocamın yanına giderim manyaklar gibi çalışırız. başkasını bilmem ama beni bilim kurtaracak.
1
the red queen the red queen
niye herkes bana hasta acaba? bugün yeni kontrat yaptım, ev sahibi kadın beni çok sevdi. yazlığına davet etti, yenilik yapmak istersem çekinmeden söylememi ifade etti filan. hep böyle ama. önceki evlerde de iki kere düşünmeden kiralayıp benzer tavra girmişlerdi. ki bu sadece bu konu. bunları niye söyledim bilmiyorum açıkçası.
395 /