sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

400 /
harmonai harmonai
sosyal ve iş hayatım diğer insanlara nazaran oldukça stresli diyebilirim. genelde tonla sorun ve son üç senedir tonla dava ile uğraştım. hepsinden zaferle çıksam da beni yordular diye düşünüyordum. düşünüyordum diyorum çünkü ben stres nedir aslında bilmiyormuşum. ne zaman bir siteye yönetici oldum o zaman gerçek stres nedir tanıştım. insanlarla uğraşmak nedir, mental anlamda yorulmak nedir, sinirden kolların tutmaması nedir tam olarak bu şekilde öğrendim. kendi hayatımın gözünü seveyim meğer ne kadar sakin, mutlu ve huzurluymuş da ben değerini bilememişim.
ljiljani ljiljani
"insan ne yerse o kokar. ne okursa onu konuşur. kimi seviyorsa kalbi o kadardır. sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları kendinizi tanıyacak olana sunan. yaşamınız ele verir sizi. müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz. aşkı sevme biçiminiz. dinlediğin tarz müzikte sakladır sevgiye olan şiddetiniz. en kötüye vereceğiniz cezadır adalet. herkes sever doğduğu toprağı, oraya bomba düştüğünde belli olur kimliğiniz. sevgi bir bütün diyalog evrene karşı. yağmurda ıslak bir kediye puslanmıyorsa gözleriniz, aşk sözlerini sakının siz. komşunuzla sohbetiniz kadar uzaktakine bağınız. mesafe denilen şey sadece zamanla ilintili. yoksa yalnız bir gecede bir kahve yudumlarken de onu anabiliriz. insan çevresi kadar güçlüdür. kaç el uzattıysan o dostluklarla sınanırsın karanlığında. aile bağın kadar bağlısın hayata. sana karşı yapılan her şeye rağmen duruşundandır tavrın. gizlediğin iyilik kadar büyük. anne, baba sevgisine izin verdiğin kadar küçük. tek bir dünya var "vicdanın" etrafında dönen. tüm karakterindir onun içinden geçen."
gayfe gayfe
ben de biliyom geym teori. en çok ben biliyom,yakışıklı erkeklerin bilmesine gerek yok. yakışıklı erkeklerin bir mesaj uzağındayım. akşam yazsanıza geym teori konuşuruz. sarışın ve renkli gözlü olmayanlar yazmasın ama. kendini yakışıklı sananlar da atmasın, önce boydan üstsüz foti, sonra geym teori.
ljiljani ljiljani
bana iyi gelecek tek şey annemin dizlerine başımı koyup öylece durmak. belki sonrasında dizlerinde uyumak. uzun zamandır bunu yapmadığımı farkettim. baya uzun zamandır. önceden bunu hep yapardım. mutluyken de koşardım yanına, başımı dizlerine koyardım. üzüntülüyken de usulca yaklaşıp başımı dizlerine koyardım. hiçbir şey demezdim. sadece susardım. o başımı okşar, saçlarımı severdi. sonra uyuya kalırdım dizlerinde. başımı yavaşça yastığa alıp üzerimi örterdi. bu gece annemin dizlerine ışınlanmak isterdim. hem de çok isterdim.
nils holgersson nils holgersson
amerikadan ürün satın aldım ve tesadüf ilgili kargo sitesinin takip bölümünden kontrol ettiğimde benden bilgi beklediklerini anladım. ta amerikalardan bana gelecek ürünü bu açıdan kıskanıyorum. ne yolculuklar yaşayacak daha kimbilir. bunları birebir gözlemleyebilmek ve deneyimleyebilmek isterdim.
darth minor darth minor
zaman düşüyor ellerimden. müziğin müthiş ahengi giriyor yine kanıma. hislerim, tecrübem ve kendime olan inancım göz yumuyor hatalarıma. avucumda beslediğim gökyüzü, hayatıma bir şiir olarak dönüyor.
kamplumbağadan hızlı tavşandan yavaş hümanist kamplumbağadan hızlı tavşandan yavaş hümanist
japon bir ceo'nun türkler hakkında dediği açıklamaya şu an nasıl katıldığımı bilemezsiniz. "bir türk iki japon eder, iki türk bir japon eder, üç türk yarım japon eder." bunu yaşıyorum zaman zaman çalıştığım yerlerde, şu anki işimde de yaşadığım gibi, iş yapmaktan çıkıyorlar çoğaldıkça, iş yapanın iş yapmadığı yapamadığı naraları atıyorlar daha çok,o çalışmıyor ben çalışıyorum diyor en tembel davrananı, hâl böyle olunca ekip ruhunu da kaybediyorsun, amir olarak işler daha sarpa sarıyor ve insanlardan uzaklaşıyorsun oysaki herkes işine baksa işin anası ağlayacak fakat kıskanç bir toplum olduğumuzdan mıdır? yoksa zaten karektersiz bir toplumun aynası mıdır bu insanlar? bilemiyorum...

sadece üzüntü ve sinir harbi içindeyim
bir dahaki sefere ince eleyip sık dokuyacağım bir iş için, şu kahrolası pandeminin zayıflayıp uçuşların açılmasını beklemekteyim...
the red queen the red queen
bakıyorum da çevreye, sütyeni doğru seçmek lazım. kimi memesini toplarlayamaz, kimi göbeğine indirir, kimi iki harekette fırlatır dışına. çok önemli konu, çok.
7
gidenlerden gidenlerden
yillar once flort ettigim bir bey beni "ne istedigini bilmemek" ile suclamisti. ben de ona "ne istedigimi cok net biliyorum da sende var mi yok mu anlamaya calisiyorum" demistim.
hay aq yillar gecti hep ayni muhabbet yeminle yildim, biktim. net bir insan olarak hep bildim ben ne istedigimi.
bilmeye de devam edecegim.
kucukkadın kucukkadın
şu kısa dönemde ne çok şey değişti hayatımda. bana uzak olan ve yapmam dediğim ne çok şey yaptım.
evlendim mesela..
ciddi ciddi evlendim. sevemem dedim yeniden sevdim. hayata yeniden gülemem dedim şimdi hunharca gülümsemelerim bulutlara kadar ulaşıyor. bir daha bana kimse iyi gelemez dedim kanayan tek bir yaram kalmadı. sevgi öyle güçlü bir şeymiş ki insanı baştan yaratıyor. yeter ki hayatınızda size sizden daha çok değer veren biri olsun. sevmeyin diyemem ama önceliğiniz hep sizden daha çok seven biri yönünde olsun derim. umarım kalbi kırılmadan büyüyenlerden olursunuz.

sevgiler.
retrouvailles retrouvailles
başından beri yanlış sandığım çoğu şeyin doğru olduğunu öğrendim. ailemi zaten çok severken; son beş ayda, kördüğüm diyebileceğim bir bağla daha da bağlandım. birkaç haftaya tamamen ayrılacak olma düşüncesinin bu kadar yıpratıcı olacağını bilmiyordum, acı şekilde öğrendim. her değişimin, beraberinde gelen o müthiş anksiyete ataklarım, en sonunda panik atak ve süresiz ilaç kullanımıyla sonuçlandı. tek arkadaşımla ilişkimiz, arkadaşlıktan dostluğa, hatta belki de neredeyse kardeşliğe taşındı. bundan memnunum. bu yaştan sonra değişmem diyordum, karakterimin değiştiğini gördüm, değiştiğimi söyleyenleri dinledim. bundan da fazlasıyla memnunum. duruldum, dinlendim, sindim belki biraz ama şöyle bir silkelenip kendime geldim. değer yargılarım ve hayata bakış açım değişti ama öte yandan da hayli yoruldum. birkaç şeyin pişmanlığını hissediyorum evet ama düzelteceğime inanarak yazmaya geldim. hayat beni nereye savurursa, önüme ne koyarsa, onu yaşayacağım bundan sonra. gözüme güzel gelen her rengi, burnuma güzel gelen her kokuyu, elimin değdiği güzel her dokuyu, müthiş bir yaşama isteği ile seveceğime söz verdim. sözümden dönersem, bu yazı burada dursun.
400 /