sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

413 /
mavi sever mavi sever
virüs sebebiyle okullara ara verilmesi ile işsiz kalan biz ücretli öğretmenlere şunlar denmez:

paran bitince söyle verelim
sıkışırsan söyle verelim
bir ihtiyacın olursa söyle verelim
sıkma canını zaten evdesin
boşver tadını çıkar

tadını çıkaramıyorum, asgari ücret bile almıyorum, gelir musluğu akmıyordu ama en azından damlıyordu. nasip olursa düğünüm var ve herkesin olduğu gibi benim de ihtiyaçlarım var. son aldığım para eridi ve bu süreçte kuruş almayacakken duyduklarım daha çok canımı sıkıyor. bu zamana kadar hep idare ettim. param bitti diye nasıl ailenize ya da başkalarına gidebilirsiniz ki? acımdan ölsem de bu zamana kadar param bitti diye kimseye gitmedim. yetmediğinde animatörlük, oyun ablalığı, hosteslik bir şekilde çalıştım. öyle bir zaman ki şimdi bunu yapamıyorum. hala çalışıyor ve kazanıyor olsaydım ve karşımdaki kişi benim konumuma düşseydi lazım olunca söyle demezdim. bunu al sende kalsın, lazım olur bir şey olur kullanırsın derdim. daha söyleyeceklerim var ama gücüm yok, sadece şu an şu durumda herkesin birbirini düşünmesini istiyorum. evdekilerin; dışarıdakilerini, çalışanların çalışamayanların halini, sadece herkesin birbirini anlamasını istiyorum. belki her şey değişir.
birfincancay birfincancay
şimdi de yeni trend, böyle güzel, alımlı, seksi kadınların herhangi bir görsel paylaşımının altına "abi karantinada yapmayın böyle şeyler, canımız çekiyor" yorumunu eklemek.

ya ben sizi yerim ya :)) sanki karantinada olmasa öbdüğü önünde mıncırdığı arkasında ısırdığı sol bekindeydi :)) hakikaten, inanıyor musunuz bu söylediğinize? yani inanıyorsanız ne güzel. insanın kendini kandırabilmesi büyük meziyet. hiç de sormuyor kendine: "ya karantinayı siktir et, ben en son ne zaman kadınla hemhal oldum? recep tayyip erdoğan cumhurbaşkanı mıydı o zaman? " diye. ilginç.

neyse, hep beraber dinleyelim:

7
mülhem olmak mülhem olmak
bu evde kal zamanları bana hiç yaramadı onu farkettim; dün iki kuple şınav çekeyim derken az kalsın sakatlanıyordum ve hala sol kol dirseğim elektrikleniyor lan hastaneye de gidilmiyor öyle bir zaman ki evden markete gidiyorum arkamı döndüğümde bir de ne göreyim tüm ev ahalisi pencereden gidişimi izliyor evham ile. kafamızda kurmaktan bir hal olduk ne biçim iş be. öyle darlandım ki makul bir hayat sürebilme hayalim yerini şu virüsün hayatımızdan defolup gitmesine bıraktı. keşke her şey olağan haline dönse de şımarık dertlerimize dönsek bir an evvel.
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
son 5-6 senedir keyfe keder şekilde çalışıyordum. çok fazla para almasam da en azından kendimi hobi niyetine çalışıyormuş gibi hissediyordum, koymuyordu.

bu virüs işleri popi olmadan önce iş değiştirdim. bir yerden teklif geldi. ulan dedim biraz sağlam bir yer olsun. çalıştığımı hissedeyim, parası da tatmin etsin diye kabul ettim.

insan ne istediğine dikkat etmeli gerçekten. resmen sktiler belamı. o kadar yoğunum ki çişimi tutmaktan prostat olucam. hafta içi akşam, cumartesi tam gun fazla mesai, sanayi devrimine yeni girmiş gibi yardırıyorum. bilincimi yitirmeden daha hafif bir yere geçiş yapmam gerekiyor ama bu kriz ortamında kımıldayamıyorum da.

güzel tarafı nasıl akşam oluyor, zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. kötü tarafı vücut bu tempoya ne kadar dayanır bilmiyorum. dört gözle sokağa çıkma yasağı bekliyorum.
birgecevaktikoynumagel birgecevaktikoynumagel
yalan söylendi, pişmanım dedi ve doğrusunu söylediğini iddia etti. doğrusunun da yalan olduğunu anlayalı birkaç saat olurken meşhur "söylediği 10 sözden 9'u yalan, 1'i şüpheli" haber manşeti alnımda ledlerle yanıp söndü. yine salak yerine konduk sözlük. bana atılan şarkıların bir başka kadın için düşündüğü şarkı, konserine gitmem dediği insanın bir başka kadınla gittiği sanatçı, üzerinden 10 yıl geçti denilen olayın birkaç sene önce olmuş olması, bir öncekine duyulan aşkın ve hayranlığın bende aranması olduğunu beynime balyoz gibi inen köşeli jetonla geç de olsa anlamış bulunmaktayım. arkadaşım, güzel kardeşim, sen ki nasıl ananın biriciğisen beni de ana doğurdu. senin kalbin öncekinde nasıl kırıldıysa bunun acısını bende çıkarmak zorunda değilsin, benim de kalbim var. çevrende toplasan 2 sağlam insan etmeyecek insanlarla berabersin. fikirleri bir başka insan tarafından kolayca sekillenebilen bir oyun hamurusun. bugün sağsın, yarın solsun. çizgisiz herifin önde gidenisin. sağlam bir karakterin yok. çevrende buna rağmen seni seven insanlar var. bu insanların da başında ben varım. kişiliğimi değil ama sana verdiğim sevgiyi ve güveni kaybettikten sonra hayatında bu sevgiyi doldurabilecek hiçbir şeyin yok. yemin ederim ama kanıtlayamam. silkelen kendine gel kardeşim.
id can t be blank id can t be blank
bok var gibi genetik mühendisi oldum di mi?

ulan ülkede salgın var, ne ülkesi hatta dünyada salgın var. gerzek gerzek insanlar televizyonlara çıkıp "turşu suyu için!" "sumak yiyin kiloyla!" gibi argümanlarla millete tavsiye veriyor.
sağlık çalışanları demişsin zaten götü sikilmiş çalışmaktan.
doktorlar üst perdeden biz biliriz havalarında.
politikacılar zaten orul orul orman çocuğu her zamanki gibi.
herkes çılgınlar gibi yorum yapıyor, popülerlik kasıyor şu vaziyette. hocalarım ve bu konuda en yetkili bilim camiası elinden geldiği kadar işin doğrusunu açıklamaya çalışıyor heryerde.

ben de evde, yüksek lisans tez deneylerim ertelenmiş vaziyette, elim kolum bağlı, makale okuyup, knight online'da çar kasıyorum.

ve tüm şu olayların üstüne devlet taşşşak geçercesine 21bin sağlık personeli kadrosu alacağını ilan ederken, ayrıntılara baktığımızda sadece ve sadece 4 (dört) biyolog alınacağını öğreniyorum.

yemin ediyorum bakın, üniversitede adam akıllı bölüm okuyup hayata atılmaya hazır gençler, şu ülkenin seviyesinden en az 100 yıl ileride -bakın abartmıyorum- ve bu ülke onları kendi seviyesine çekiyor.
siyahbeyaz aşkı paylaşamadık siyahbeyaz aşkı paylaşamadık
geçmiyor abi geçmiyor. zaman geçmiyor, ne yapsam acım dinmiyor. bazen gülüyorum sonra boğazım düğümleniyor. aklıma geliyorsun abi. çok pişmanlıklarım, kendime çok kızgınlıklarım var. ölüm acısı çok büyükmüş kalkamıyorum altından..

çocukluk anılarımın en güzel kahramanıydın sen. büyüdük, hayat telaşına kapılıp gittik sen oraya ben buraya. görüşmedik de hiç. çünkü nasılsa sen yine ülke ülke dolaşıp bi yerlerde calisiyordun. ama biliyorduk hepimiz, sık sık gelirdin yine unutturmazdin kendini. yengemden seni sormak yerine bir kere de bizzat seni arayıp "abi nasılsın" demediğim için çok pişmanım abi. iletişim çağındayız halbuki. aptal ben! bu konuda bana kızgın gittiysen eğer allah belamı versin abi.
annemle gelecektik yanına, vallah gelecektik. ziyaret edecektik abi seni. biz bunu niye bugüne kadar yapmadık? sanki ölüm yokmuş gibi niye hep erteledik? budapeste sokaklarında sarhoş olup salak salak dolanacaktık abi. nalet olsun çok kızgınım kendime, bize. düğünlerimizde karşılıklı oynayacaktık abi, oynamayı eğlenmeyi severdin sen. sen hayatı çok severdin. hic olmadı abi bu, hemde hiç.

gurbetlerden cenazeni getirecekler bugün memlekete. corona dalgasına uçak seferleri iptal, olamayacağım yanında. senin çok essek şakaların olurdu ama bu yaptığın son şaka hiç mi hiç olmadı abi. ölmek için bok gibi bi zamanı seçtin haberin olsun. herkesin cenazesine koşardın. hep yanımızda olurdun. babaannemin cenazesine birlikte gitmiştik, sen olmasaydın o şartlar altında nasıl giderdim bilmiyorum. ihtiyaç anında hep vardın abi, ihtiyaç olmayan anlarda da vardın. şimdi senin cenazene kimse gelemeyecek abi. dünyanın adaleti bu muymuş? böyle olmamalıydı. çok koyuyor abi bu, çok koyuyor.

iki gündür ruhuna rahmet diliyorum allah'tan. alnım her secdeye değdiğinde göz yaşlarım sel oluyor. kendi kendime "ben napiyorum ya" diyorum, "ruhuna rahmet okuyacağım son kişi sendin abi" diyorum. aklım almıyor abi, tokat manyağı olmuş gibiyim.

ben seni çok özleyeceğim abi... sabahları yediğimiz yoğurtlu salçalı patates kızartmalarımızı, gece gece karnımız acıktığında hiç affetmeden mantılar börekler yapıp yediğimiz günleri, biber sevmiyorum diye menemenimi bibersiz yaptırdığın ve soğanını da ısrarla koydurtmadigin günleri, özenle hazırladığın koca koca sandviçlerini, bağ evindeki mangal partilerini ama en çok o her daim pozitif olan yüzünü ve gülüşünü asla unutmayacağım...

yanında olamadığım için de önce beni affet sonra da hakkını helal et çünkü üzerimde çok hakkın var senin abim. seni çok seviyorum.
ila ila
sekreterimiz aradı dün. malum herkes izinli. birkaç kişi de uzaktan çalışıyor. "ben de uzaktan çalışmak istiyorum." dedi bana. işi telefonlara bakmak ve gelenleri buyur etmek idi. pervasizligini hoş görmekle birlikte farkindalık denen şeyin büyük ve nadir bulunur bir meziyet olduğunu bir daha ikrar ettim.
renfri renfri
annem olsaydı anlardı beni ama sezdirmezdi. bu dünyada hiçbir şeyi ben etmedim. trenleri pışpışlamadım, kamyonları yola dökmedim. köprüleri alçak alçak inşa eden ben miyim? daha neler. helikopterler fır dönüyor tepemizde, pervanelerine eğilip üflemedim. kanalizasyonlarla alakam yok, valla kanıtlarım. ama alt kata su damlatıyormuş borularım, tutup bundan şikayet etmedim.
413 /