sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

418 /
somnia somnia
bazı adamlar/kadınlar denk geliyor bazen. hayalinde göremeyeceği bir insanla birlikte ve güzel bir hayata sahip. hayalinde göremeyeceği şeyler yaşıyor. sevildikçe o kadar şımarıyor ki, o kadar kendini bir bok sanmaya başlıyor ki, kırıp geçirmeyi kendine hak saymaya başlıyor. neden? çünkü seviliyor, değer görüyor.
pespaye hayatında tek başına kaldığında kaybettiklerini anlayacak kadar kalın kafalı üstelik.
i̇ş işten geçtikten sonra gelen özürler, yapılan sığırlıklar kadar anlamsız.
kendinizi bir bok sanmayın, bir bok olmadığınızı net hatırlatmak gibi keyifli bir görev edindim kendime. kırıp dökmeden önce karşınızdaki insanın da bir dayanma gücü olduğunu düşüneceksiniz. yap yap özür dile. sonra aynı sığırlıklara devam.
yav he pişmansın.
1
bucuu bucuu
evlerin ışıklarına bakmak beni acayip heyecanlandırıyor ya. kulağa aşırı saçma geldiğinin farkındayım. sokağa çıktığımda yere ya da göz hizama 2 bakıyorsam apartmanlara, evlere ve aslında daha doğrusu evlerin ışıklarına 8 bakıyorumdur (evet ayağım hep bir yerlere takılıyor yere bakmayınca). yolda yürürken gördüğüm evlerde, apartmanlarda benim için en güzel ışıklandırılmış pencereye bakıp heyecanlandığımı ve mutlu olduğumu ilk fark ettiğimde "aa sana noluyor burcu" diye kınamıştım kendimi ve eklemem gerekiyor gibi oldu sapık filan değilim. neyse işte bu sokakta yürürken ev ışıklarına bakma merakı ve neşesi pencereden bakınca da oluyor uzun zamandır. gece 3te camdan bakıp uzakta da olsa birinin televizyon izlemesinin ışığını görünce içim kıpır kıpır oluyor. sabahtan beri dilime dolanarak bu giriyi yazamama neden olduğu için, evlerin ışıkları bir bir yanarken bendeki kıpır kıpırlığı gel de bana sor diyor ve türkiyemizin en mutlu mimarı erol evginin şarkısına gönderme yaparak devam ediyorum.
son zamanlarda insanların evlerinden süzülen ışığın, pencereden görünen yaşamlarının olduğu fotoğraf ve resimlerin de bana aynı şekilde hissettirdiğini fark ettim. yani zaten resimlerde ışık kullanımı bana çekici geliyordu ama bu bahsettiğim türde olunca heyecan, mutluluk, huzur, merak duyguları çorba oluyor içimde. o kadar anlam veremiyorum ki yani mesleki deformasyon desen değil röntgencilik desen, %90 gibi bir oranla perdeler kapalı oluyor evlerin içini bile görmüyorum, o da değil. kendimde anlayamadığım az şeyden birisidir bu. gerçi gündemime alsam birkaç gece düşünsem muhtemelen bulur anlarım ama kendimi çok anlayınca rahatsız olmaya başladım eşeledikçe yeni bölme buluyorum sanki.
birkaç görsel seçip ekliyorum. sözlükte devamını gör seçeneği olmadığı için elimdeki görsellerin hepsini koymuyorum ancak; bu tür görsellere ilgisi olanlar gail albert halaban, raphael metivet, alain cornu fotoğraflarına ve seth armstrong, richard savoie, evgeny lushpin, alexei butirskiy, leonard koscianski ve alberto ortega çizimlerine bakabilir.











5. fotoğraf alain cornu, 6. fotoğraflar eve sussman & simon lee, 7. resim evgeny lushpin ve son 3 resim seth armstrong.
belbereth belbereth
i̇nsanlar neden bu kadar sinsi, herhangi birinin kötü durumundan haz alır haldeler, kimse gerçek duygularını neden ifade etmiyor, herkes kalıplaşmış birkaç cümle içinde yaşamını sürdürüyor.
aman o yılan bana dokunmasın, bu yılandan kaçayım, beni değil onu alsınlar diye diye yılanları sıraya dizdiler.
1
418 /