sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

418 /
boşvermişbünye boşvermişbünye
hayattaki şansım hakkında bir örnek vermek istedim sadece. çalıştığım şirket masa takvimi yaptırıp göndermiş bize. bana gelen takvimde 3 ay eksik. temmuz sonrasında kasım geliyor. kimsede bu sorun yok.
burcucabu burcucabu
buraya ne zaman gelsem melankolik ve genel anlamda sorunları olan insanların burada olduğunu düşünüyorum. günlük bir ritüel haline getirip yıllardır burada yazanları ayrı tutuyorum ama bence hayatın dolu dolu ve karmaşık olduğu dönemlerinde onların da aklına gelmiyordur buraya gelip bir şeyler karalamak.
geçiş dönemi olarak girip iç boşaltmak, paylaşmak, paylaştıkça çoğaltmak ya da azaltmak bir şeyleri güzel. yine de bu sizi yanıltmasın.
burada okuduğunuz hemen hemen hiç kimse yazdığı gibi, gösterdiği gibi olmuyor.
güzel arkadaşlıklar da edindim, leş insanlara da denk geldim. herkes kötü ya da iyi diyemem. kendim için bile diyemem bunu.
ama karaktersiz çok insan var. acıları kullanıp prim kasan insanlar gördüm midem bulandı, babasının ya da annesinin vefatını kullanan insanlar gördüm.
aldatıldığını söyleyip başkalarının daha çok canını yakan insanlar gördüm.
biraz muhabbet edince neyin ne olduğunu bir yerden sonra siz de anlıyorsunuz zaten.
sağlıklı iletişim kurmak için sağlıklı insanların olması gerek.
ne yazık ki çoğumuzun sağlıklı olduğunu düşünmüyorum.
demem o ki kimse kimseyi çok da fazla kandırmasın artık bence. sene olmuş 2021.
kim kimden gerçekten neyi istiyor, neyi bekliyor ise , ney ise o olmalı. hele ki anonim olarak kalınabiliecek bu tarz platformlarda deri değiştirir gibi karakterinizi de olmayan bişeye dönüştürmeyin gerek yok buna.
adamı daha çok yorar, sıkılırsınız.
ophelias ophelias
bir süredir mutfağa girdim. yemek yapmaktan hoşlanmayan biri olarak, neden artık denemiyorum dedim. fakat o da neydi? tavukla harikalar yaratmaya, pilav konusunda uzmanlaşmaya ve el lezzetimin hiç de fena olmadığını görmeye başladım. muhtemelen bu süreç geçici. yine yemek yapmaktan sıkılıp mutfağa uzaktan bakacağım. ama şu sıralar damağımı şenlendiriyorum.

yeni yemekler deneme konusunda motivasyonum zirvede. sanki istesem her yemeği yapabilecek gibiyim. kendime güvenim geldi. baya mutluyum bu durumdan.
dale nunes dale nunes
hayatım boyunca hep iniş ve çıkış ikilemiyle yaşadım. inişler ne kadar derine ise, çıkışlar da o kadar yükseğe oldu. bu sefer iniş, eylül ayında başladı ve epey de uzun sürdü. şimdilerde ise ikilemin diğer ayağı olan çıkış döneminin zamanı. bakalım bu çıkış dönemi neler getirecek.
1
eskisindendebeter eskisindendebeter
dediğimi yap yaptığımı yapma
resmen böyleyim. gerçi 3 tane psikolog arkadaşım var onların da durumu benden farklı değil. işte tek farkımız onlar psikolog. ben onlarla onlar benle... terzi kendi söküğünü dikemez misali biraz aslında ama bu aralar o kadar çok ruhsal durumum da dalgalanmalar yaşıyorum ki! biliyorum, normal hayatta olsak (ne bileyim yüz yüze ya da pandemi haricindeki bir zamanda) böyle davranır mıyım? tabi ki hayır. bir çok kişinin de vereceği cevap kesinlikle budur (aksini iddia eden zaten yalan söylüyordur).

bu sosyal medya, bu ekranlar vs hayatımıza girdiğinden beri hepimiz çok farklı kimlikler kazandık. ama şunu unutmamamız gerekiyor - ki ben bu vurguyu hep yapacağım- gerçek yaşantımızdaki davranışlarımızdan tabi ki sorumluyuz. ben burada öyle salak saçma insanlar tanıdım ki anlatamam. konuşuyoruz adam harbi trol değil, salak ama gerçek hayatta ise hiç öyle değil! bu insteladaki* hayatı biten bir kaç kişi de bunu yaşadım.
kimseyi buradaki davranışlarıyla, sözleriyle değerlendiremezsiniz. her ne kadar biraz da olsa gerçekliğe kayıyor olsak bile unutmamamız gereken şey şu;
biz ne yaptığımızdan çok neden yaptığımızla ilgilenirsek daha başarılı oluruz. iletişim çatışmalarının en büyük problemi de burada başlıyor. yargılamak, yaftalamak, inatlaşmak ve yıkmak çok kolay. asıl zor olan şey inşa etmek, dinlemek ve doğru soruları sormak.
bir binayı yıkmak dakikalarımızı hatta saniyelerimizi alıyorken inşa etmesi en iyi ihtimalle senelerimizi alıyor...

tahammülümüz yok, varsa bile anlamak için gayretimiz yok, hadi o da varsa bile belki de bakış açımızı değiştirmek istemiyoruz.
bunun asıl sebebi çok klasik olacak ama gerçekten bizde. biraz geçişimize dönsek ve baksak, neler yaşadık, neler yaptık, kimlerle konuştuk ve neler konuştuk...
yaşadıklarımız ya da yaşamadıklarımız, bizi koruyan bilinçaltımızın elinde. siz ne kadar güçlü iradeliyim deseniz de bir yerlerde patlak veriyordur. bunun tek çaresi biraz teslimiyet ve özgüven.

sadece oturun deriiin bir nefes alın ve zihninizi boşaltın, vücudunuzu rahat bırakın ki vücudunuz da size güzel tepkiler versin.
eskisindendebeter eskisindendebeter
şu anımı seviyorum... (bunlar hep sinirden ve sinirlenmemeye çalışıyorum)

ve cin olmadan adam şeyettirmeye çalışanlarla - daha çocuklar ama - gerçekten bir kaçının paçasını alacağım aşağı*
neyse...

hıyarlar!
kime ne ona ne kime ne ona ne
sözlüğe girince gördüğüm bir tanecik bildirim (#17804455) ve dinlediğim parça beni geçmişe, uzaklara götürdü. ne çok insan kaybetmişim, eksikliğini az hissetmişim. üstünde hiç durmamış, düşünmemişim. belki de bunun sebebi yalnız hissetmememden ve sağlam ilişkilerim olmasından kaynaklanıyor. belki de insanların ölmesi bana çok olağan geldiğinden. sebep ne olursa olsun, çok insan kaybetmişim, ailemden.


dale nunes dale nunes
keşke yeni bir ülkede, yeni bir zihinle, yeni bir bedenle, yepyeni bir hayata başlama fırsatım olsaydı. hayata dair umutların ve keşfedilmeyi bekleyen sayısız şeyin heyecanını tekrardan yaşayacak olsaydım. ve en önemlisi bu ülkeyi, geçmişimi ve tüm hayatıma dair hiçbir şeyi hatırlamama imkanım olsaydı.

eh, zaten isteyecek başka ne kaldı ki ?
eskisindendebeter eskisindendebeter
kaldıramayacağım yükler altına girsem bile bir şekilde alnımın akıyla çıkıyorum.
kim sizi neyle itham ederse etsin, bir süre sonra hayatınızdan çıkıyor.
boş verin gitsin... ama işte;



"...öfkesi geçince insan her şeyi güzel hatırlıyor
kafam bir türlü susmuyor..."
kucukkadın kucukkadın
beklemek diyorum,
ne zor işmiş.
ne zormuş değer verdiğinin yanında olamamak
elini tutup ben burdayım diyememek
halbuki o tüm ameliyatlarımda yanımdaydı
ne zormuş vefayı ödeyememek.
kalmak acı verecekse biz gitmenle yaşamasını da öğreniriz.
ama dön.
dönsen çok iyi olacak.
bubirsosyaldeneydir bubirsosyaldeneydir
bazen evrenin cömert davrandığını düşünür ve bu cömertlik karşısında araba farı görmüş tavşan gibi dona kalırsın. hele de alışık olmadığın türden bi' cömertlikse bu vay haline… aslında evrenin bu gibi şaşıp kalmana sebep olacak türden cömertlikleri ise çok mu çok azdır… ben diyeyim %0,01, sen de %0,03. cömertlik diye değerlendirdiğin şey, kuvvetle muhtemel hayatın s.o.s. çağrısından başka bi' şey değildir.

olgunlaşma hızının eksponansiyel olarak artan bi' fonksiyon grafiğine karşılık geldiğini varsayarsak tecrübe ise olgunlaşma hızının 2. dereceden türevine karşılık gelir. özetle, tecrübe sabit bi' fonksiyondur arkadaşlar ki "tecrübeyle sabit" deyişi de zaten tam olarak bu varsayımdan gelir.

teselli ödülü: yapılan hatalar sonucu doğruya ulaşma ihtimalinin yükselmesi.
6
418 /