sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

419 /
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
yurt dışına gitme hakkımı ermenistan'dan yana kullanmak istiyorum oranın içinden geçmek istiyorum. böyle gidip orayı dümdüz yapmak istiyorum yer misin yemez misin diye sormak istiyorum. siktir olup gider misin artık işgalci it demek istiyorum. bu sorumu suriyelilere de soruyorum siktirip gider misiniz artık amdldlsmk!
harmonai harmonai
muazzam bir türkü şöleni için hiç tanımadığın insanlara aynı hislerde buluşmak güzelmiş. yayınları çalan telefonum yüzünden kaçırdığım için türkümü üç kere çalan güzel yürekli bir arkadaşım olduğunu da öğrendim. bazen yanyana olmasan da bir sürü güzel dostun olduğunu hissetmek güzelmiş.
ljiljani ljiljani
bazen sevgilimin dizlerine başımı koyup uzanmak istiyorum. sonra bir sevgilim olmadığının farkına varıp annemin dizlerine doğru yol tutuyorum.
nickimdedegil nickimdedegil
oğlumu çok özlüyorum.. minicik bi yavruyken ölen kardeşini uyandırmaya çalışırken yol kenarında bulmuştum onu. "bir daha istemiyorum, üzülüyorum sonra gittikleri zaman" derken arkamı dönemeyip almıştım kucağıma. minicikti titriyordu. süt içerken ağzı, burnu, yüzü süte bulanırdı. tombalak bi şeydi.. sonra kocaman oldu; çevik, atik, yakışıklı bir genç oldu.. mahallenin koruyucusuydu, herkes konuşurdu oğlumu adeta gözümde kahramandı.. her halimi anlardı; sinirliyken yanaşmaz, üzgünken yanımdan ayrılmazdı.. çok oyuncuydu, yeter ki bir gül etrafında pervane olurdu. ama ailesinden başka kimseye de sevdirmezdi kendini zaten kimse korkudan yanaşamazdı. karda oynamayı annesi gibi çok severdi. başına hep büyük belalar açardı.. boyundan büyük bir köpekle bir gün kavga etmiş eve yaralı gelmişti, hatırlıyorum da kan beynime sıçramıştı bildiğim tüm müdahaleleri yapıp kliniğe götürmüştüm. 1 haftadan fazla orada kalmış ömrümden ömür gitmişti her gün. fakat bomba gibi geri dönmüştü annesinin yanına. ama hala hınzır ve boyundan büyük köpeklere kafa tutmaya devam etti.. sonra yıllar geçti ve üzerine yaşının vermiş olduğu olgunluk çöktü. yanından geçen köpeklerle -kedilerle bile- artık ilgilenmiyordu. ama hala oyuncu yaşlı bir delikanlıydı.. ve 3 sene önce evine gidip yemeğini verecekken - ki kulubesini kendim boyamıştım çok severdi orayı- cansız bedeniyle karşılaştım.. buz kestim, uyandırmaya çalıştım. uyanmadı.. ağlayarak, bağırarak, kendi ellerimle kucaklayıp öptüm öptüm ve gömdüm.. hayatımda belki en güçsüz olduğum andı. hayatımda ilk defa belki de canımdan can giden an.. tarifsiz bir acı sanırım, hala kelimelerim yetmiyor anlatmaya.. sonrasında o gün bugündür artık evlat edinmeyeceğim dedim ve bütün sokak evlatlarının annesi oldum..
burada dursun da alem yakışıklı görsün:
ila ila
chpli ve de alevi bir ablayla muhabbet ediyorduk bugün. bir arkadaşından bahisle "laf aramızda kendisi akpli ama ben çok seviyorum onu. aramız çok iyi." dedi. bana ya. lan gülsem mi ağlasam mı bilmiyom.
dudu hatın dudu hatın
pandemi döneminde bulduğum en aptalca davranış doğum günü kutlaması. hadi bir kere evleniyoruz diyorlar düğün yapıyorlar. ama doğum günü nedir yahu. sağlıklı sıhhatli olalım, kıralım şu bulaş zincirini, seneye tadını çıkararak kutlarız. yeğenler üzülüyor ama en iyisi yapmamak. ablam iki ay önce doğum günü için bizi davet etti. geliriz dedik. şimdi ikinci dalga çok kötü geldi, yapacak mısın diye soruyorum cevap yok.
retrouvailles retrouvailles
birkaç gün önce zona olduğumu yazmıştım buraya. aşırı huzursuz eden ağrılarım, hastamı çekime hazırlarken, ağrı şokuna girip kendi hastamın başında bayılmamla son buldu asfjdls (gülüyorum ama sinirimden) kendimi beyin kanaması geçiren ebru gündeş gibi hissediyorum. fonda, birkaç gün içinde dön ne oluuurr diye bir ses yankılanıyor. küt diye yere indiğimi düşünüp, ayıp oldu adama da diyorum kendi kendime, ayıp oldu.
ayımsı toraman ayımsı toraman
merhaba ben toraman. malum çiftin erkek olanı.

bir adet ikizler erkeğiyim. yeri geldiğinde piç görünümlü romantik yeri geldiğinde romantik görünümlü piçim. fazlasıyla egoistim ve bununla mutluyum.

ikizlerim demiştim, yani dün dünyanın en mutlusu olurken bugün en mutsuzu olabilirim, ruh halim parçalı bulutludur.

yemekleri baharatlı severim, hayatı da çeşnili severim, o yüzden doğal gözlemlerimde ikizler erkeği egom ile olabildiğince çok kadını yakından tanımayı hedefledim. sevgimi paylaştığım son 15 senede " sevgilim " diyebileceğim sayılı insan oldu. ama " yakından " tanıdıklarım pek çoktur. hala bir telefonla koşup gelirler, bu gözlemler sırasında hiç ah almadım aksine fazlasıyla da sevildim ve kusursuzca güvenebilecekleri bir insan olduğum için bu vasfı kazandım.

sevginin yalnızca " değer " kişilere sunulması gerektiğine inanırım. zeki kadınlara bayılırım. bakışlarında derinlik olan kadınlar için çıldırırım. ömrüm boyunca sohbet edebileceğime inandığım zeki kadınlara karşı koyamıyorum. onlardan biriyle beraberim, herkese inat mutluyum, benim kadınım, benim sevdiğim, her şeyiyle gören gözlerime en güzeli görünen, sevdiğim.

işim gücüm pek yoğun, birkaç gündür azar azar takip ediyorum buraları, cevap vermiyorum diye çıldıranlar varmış, ah be anacım daha bugün tez savunması verdim, dilekçelerimi tamamladım, şimdi de kırmızı şarabım ve hafif müziğimle keyif yapıyorum, a canım işim gücüm pek yoğun ne olur kızma işsiz değilim çok şükür.

yaşı en büyük hayatıma giren kadın 42 yaşındaydı, aslında iyiydi hoştu fakat bilemiyorum altan çok takıntılıydı, normalde şarap gibi olması gerekir bu kadınların, bazısı olamıyor. sirke de güzeldir fakat yüz ekşitir, fazlası mide yakar tercih sebebi değildir. şarap gibi olanlarını bulunuz ki aklınızı başınızdan alsın.

birini seviyorsam onu ben seviyorumdur, niye sevdiğimi sadece ben bilip, onda insanların göremediklerini sadece ben görüyorumdur, o yâr benim kime ne? kim kiminle ne yapıyorsa yapsın bundan bana ne, sana ne? sana ne -bana ne arasında gider gelir lüzumsuz tavırlar ötesi yoktur.

canımız sıkkınken gereksiz salça olan insandan hiçbirimiz hoşlanmaz, ben de hoşlanmam, tepkimi sessiz gösteririm, yorumlarımı kaparım, arif olan anlar, zaten canı sıkkın insana salça olan da ne bileyim parmakla gösterilecek kadar azdır, bir de üste çıkmaya çalışıyorsa uu beybi.

uzunca bir süredir buradayım. pek çok kişi ile sohbetim muhabbetim oldu. birisi de çıkıp " toraman " beni rahatsız etti, bana küfür etti, bana hakaret etti, bana saygısız davrandı, beni bana yırmık attı demedi. demez, çünkü hayat beni terbiye etti, insanlarla nasıl konuşmam gerektiğini öğretti.

burası sanal ortam evet, herkes rahat o yüzden, söverim, sayarım, taciz ederim, rahatsız ederim, zihniyetinde pek çok kişi, onların küçük komplekslerine çok gülüyorum ama biri gelip çevreme söver, sayar, taciz eder, rahatsız ederse karşında dururum, benim mesleğim bu, savunmak, ben en yakınlarımın, kendimin hakkını savunamayacaksam cübbemi çıkarır yakarım. neyse ki iyi savunurum buna gerek yok, ezilen, aşağılanan, hor görülen kim varsa yanındayım.

meslek hayatımda da hukukun unuttuğu yüzlerin yanında oldum. hayat kadınlarının, travestilerin, şiddete uğramış kadınların, çocukların, haksızlığa uğramışların. boş boğazlılara o zamandan alıştım aslında, orospuların avukatı geliyo kim bilir ödemeyi nasıl alıyo ehi ehi diyen baro yönetim kurulu üyesinin de ağzının payını verdim, mahkemede başını kaldırıp bu insanlara bakmayan onları görmezden gelen hakime savcıya da lafımı verdim. bu lafı verme huyum yüzünden hiç sevilmem. ama doğruya doğru bundan şaşamam.

şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine, o yâr benim kime ne?
hödük hödük
benim adım cafer. boyum 1.10! kilom 25! gözlerimin rengini bilmiyorum. ciguluyi dinlemeyi severim. en sevdiğim yazar manapınarından hasibe'nin ahmet. en sevdiğim futbolcu yenimahalleden abidin'in mehmet. samsun 216 ve parliament'i severim. babamın bir atasözü vardır; sağlığınız için yeni rakı için. kısa boylu ve mavi gözlü kızları severim. tatilimi namazgah dağlarında geçiririm. en sevdiğim araba murat 131. tekno ve kemençeye bayılırım. adım cafer, mekanım yenimahalle, lakabım 35'lik rakı. en sevdiğim hocam ilkokuldaki kenan hocam. en sevdiğim komedyen yenimahalleden maykıl. dayak yemeyi severim, en uyuz olduğum şey tek sıgaramın istenmesi. arnıld çenılda pis işler!

benim adım cafer, alayınıza gider, korkun bendeeeen!
kaktus ve papatya kaktus ve papatya
mutluluk insanı tatlı yapar. başarı ışıltılı. zorluklar güçlü. hüzün insanı insan yapar. yenilgi mütevazı. tanrı'ya asla '' neden ben?'' diye sormayın. ne olacaksa zaten olur...

arthur ashe
harmonai harmonai
bir insan size nezaket gösteriyor diye sizinle flört etmiyordur. selam veriyor diye sizinle ilgili hisleri yoktur. işle ilgili bir bağlantınız var diye hadi kahve içelim dediğinizde oturup on dakika sohbet ediyorsa sizden hoşlanmıyordur. birisi size senden hoşlanmıyorum dediğinde onun gerçeği söylemiş olma ihtimalini göz ardı etmeyin. insanlar size hayır diyorlarsa naz değil gerçekten hayır diyorlardır. sizin paşa gönlünüz öyle düşünmek istiyor diye muhatabı rahatsız edemezsiniz, onu melek yüzlü şeytan ilan edemezsiniz. bir insanın sizden hoşlanmama ihtimali de vardır; lütfen buna inanın.
419 /