sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

420 /
ljiljani ljiljani
ar damarı çatlamış insanlardan korkun, uzak durun. öyle insanlar geçmişte yaptıklarını unutup, ne bir şey yapmaktan ne de bir şey söylemekten çekinirler.
gidenlerden gidenlerden
davranisa yansimayan sozler yas ilerledikce oyle bos geliyor ki... iltifat alinca bi gulumseyip belki de yuzlerce kez duydugun o guzel soz daha da canini yakiyor.
hicbir seyin kiymeti olmayan bu dunyada hucrende kendin olarak kalabilmek belki de en iyisi.
ljiljani ljiljani
ben çıkmaz bir sokakta büyüdüm. sokağın tamamı göçmen ailelerden oluşuyordu. kimi bulgar göçmeni, kimi yunanistan göçmeni, kimi bosna göçmeni, ağırlık olarak bosna göçmeniydi.

çok güzel bir çocukluk geçirdim o sokakta. yazından kışına her mevsimin ayrı güzelliği vardı orada. sabahın sekizinde kırmızı bisikletimle ekmek almaya giderken sokakta beni gören teyzelerim "haj majki uzmi i mene jedan hleb (hadi annecim bana da bir ekmel al)" derlerdi. hatta annem ile bu teyzelerin arasında bunun sohbeti dönerdi; annem biz daha küçükken hep o teyzelerin çocuklarına ekmek aldırırmış onlar da hiç kırmazlarmış annemi, o yüzden annem o teyzelere hep, bir şey lazım olduğunda ljiljani'ye söyleyin o alır, sizin çocuklarınız bana hep almıştı, derdi. belki gerçekten böyle boşnakça mı konuşuyordunuz, diyeceksiniz. evet, gerçekten oradaki herkes boşnakça bildiği için sokakta boşnakça da konuşuluyordu.

akşamüstünü çok seviyordum o sokakta. hepimiz dışarıda oyun oynarken herkesin babası yavaş yavaş gelirdi. gelenlerin elinde bir şey varsa daima her çocuğa paylaşıtırıldı. bazen o oyunların tadına doyamazdık akşam yemeğini yiyip tekrar çıkardık sokağa, geceye kadar devam ederdik oynamaya. sonra eyüp amca çıkardı pencereye, gülümseyerek bakar "yeter eşek sıpaları hadi evinize uyumaya gidin." derdi. bazen de onun oğlu boşnakça bir müzik açardı tüm sokak onun şarkılarını dinlerdi, herkes de bundan zevk alırdı.

eğer biri evinin önünü temizlerse temizliğin sonuna doğru komşulardan biri kesin elinde tepsi bir içeçek veya yiyecek ile gelir. hadi dinlen biraz deyip o arada sohbet edilir. daha bir sürü sayamayacağım kadar çok şey var böyle. tabii bunların hepsi 10 yıl önceydi. sonra oradan taşınmak zorunda kalmıştık.

taşınacağımız günü hiç unutmam. eşyalar kamyona taşınırken eyüp amca geldi, eşyalara baktı bana baktı saçlarımı okşayıp, başını öne eğdi, oldu mu bu şimdi der gibi. eşyaların hepsi yüklendi, arabaya bindik tam arabayı çalıştırdık iki adım gittik, bütün sokak dışarı çıktı birden. arabanın etrafını bir kalabalık kapladı. hepimiz şaşırdık. herkesle tek tek kucaklaştık, herkesle helalleştik, herkes ağladı. arkamızdan litrelerce su döküldü :) ölsem de unutmayacağım bir gündü.

hala vakit oldukça giderim o sokağa. hiçbirini unutmadım. hiçbirinin üzerimdeki emeklerini unutmadım. hala söyledikleri bir söz var, siz gittikten sonra bu sokakta eskisi gibi çocuklar oyun oynamadı. bu sahne rüyama girdi, yazmak istedim. geçmişi unutmamak için burda da dursun.
bengeneldebelgesel bengeneldebelgesel
az önce çocukluk anılarını paylaşan bir yazarın girisini okudum.
yaşadığı sokağı rüyasında gördüğünden, hissettiklerinden bahsetmiş bize,
sözlük insanları ile paylaşmak istemiş, ne güzel...

ne hikmetse, bir vatandaş da eksiyi basmış hemen.
üzerime vazife değil ama çok merak ediyorum ;
neden rahatsız oldu da eksiledi acaba?

sözlük burası ya, bilim forumu değil, bişi değil.
yeri geliyor insan içini döküyor, hissettiklerini yazıyor.
yeri geliyor, öğrendiği faydalı bir bilgiyi paylaşıyor.
duruma göre desteklediği / eleştirdiği konuyu açıyor tartışmaya.
bazen oluyor, itiraf ediyor, döküyor içini sözlüğe.

acaba sen neyi beğenmedin bu arkadaşın çocukluğunda da,
beğenmediğini açığa vurma gereği duydun be insanevladı?

buraya gelsin insanlar, içini döksün, kafasını boşaltsın, paylaşsın, ne güzel işte.
okumak istemiyorsan okuma da,
"senin rüyanı ve çocukluk anını beğenmedim" diyerek neyi düzeltmesini istiyorsun acaba???
al bashino al bashino
bizim hikayelerimiz ya sevdadan yanadır ya vatandan yana;

kim sevda diye söze başlasa yine vatanı anlatır ,
kim vatandan yana söz açsa yine sevdaya kapılır..
809052591854 809052591854
su an herkes bisiler salliyor ama ben de biraz sallayim son deprem hakkinda. nasilsa bizi yani depremcileri ipleyen yok xd okuyan da olmaz bence. onun rahatligiyla yazayim.

-oncellikle fotolardan gordugum kadariyla cogu bina zayif kat denen duzensizlik yuzunden gocmus durumda. zemin kat yuksekligin diger katlara gore fazla olmasi bir baska duzensizlkk icin birebir. ( b2yumusak olanindan ) bunu zemin katlarda dukkan vs olayi yani.
-bir kac binada basinc kirilmasi gordum. donati bildigin burkulmus. o bina zaten agir hasarli diye kayitlara gececek. su detay dikkatimi cekti. bu kirilmalara beton kalitesi cok dusuk ve ancak donati nervurluydu. genelde dusuk kaliteli betonlar nervursuz donatilarla karsilasilir ki bunu eski yapilarda cok sik gordum. ustelik donatida korozyon yoktu. suna gelmek istiyorum cimentodan calmislar. gercekten de oyle. genelde demirden caliyorlardu ama bu sefer cimentodan.
-sosyal medyada duvarlar catlamis boya dusmus gibi ifadelerle keps atan cok oluyor. onemli olan tasiyici sistemde bisiler var mi? 6.9 buyuklukteki deprem buyuk deprem sayilir neredeyse. biz muhendisler binalari tasarlarken depremde bu bina catlamayacak diye tasarlamiyoruz. bu bina buyuk depremde catlsr agir hasar gorur ancak yikilmayacak ayakta duracak sekilde tasarlanir. yani bir nevi kontrollu hasar. hastane okul vs gibi onemli yerler depremden sonra hemen kullanim seklinde tasarlanir. isin detayi cok. belki sunu sorabilirsin iyi de depremin ne zaman gelecegini nereden biliyorsun. iste o zaman da istatistik olasilik devreye giriyor. tasarim depremlerinde 473 periyodik yil ile yuzde on ihtimalle.. isin detayina girmeyecegim.
-yikilan binalardan bir tanesi galiba burulma etkilerine dayanamayarak yikildi.ozellikle kose kolanlardan hasar almis.
-depremin yee hareket ivmesini inceledigimizde izmir bayrakli icin tasarim depreminin 4 te biri kadar ivme olmus. en buyuk ivmesel degerler 1 saniye civarinda 0.34 m/s2 olmus. yani afad sitesinde oyle yaziyor. suna gelmek istiyorum. periyodu bir saniye civarindaki binalar bu depremde ekstra olarak daha fazla zarar gorduler. peki bir saniye civarindaki binalar hangiler 6-8 kat olan binalar. bingo. tabi o bolgedeki zeminin kotu olusu deprem kuvvetlerini kat kat buyutuyor.
isin detayi cok. bisiler okudukca bisiler ogrendikce aslinda bi bok bilmedigimi farkediyorum. ama bisiler ogrenmenin zevki hazzi farkli. gencligimde hazzi ozlemisim.

bugun soyle bi soz okudum. en iyi muhendis en iyi catlatandir amskaldk..guldum lan.
böyle buyurdu kontes böyle buyurdu kontes
kızıyordum, artık kızmıyorum. bir şey oldu epey önce. affetmenin, ne büyük uyum isteği ve palavra olduğunu fark ettim. çok uyumsuzmuşum. azıcık uyayım diye ne fedakarlıklar yaptım. geçmiş olsun, affedemiyorum, etmeyeceğim de.

bir tivit.
sefaletin prensesi sefaletin prensesi
ulan önceden ne çok yazardım ya. kafam atınca takardım kulaklığı geçerdim, bilgisayar başına yazardım da yazardım. içimi dökerdim. şimdi bakıyorum da 4-5 senedir makale/rapor yazmak dışında wordün başına geçmişliğim yok. bu döneme son veriyorum: savulun uzaylılar, hak yiyen kanı bozuklar, işçilerin/emekçilerin sırtından doyan şirket sahipleri, ırz düşmanları, kadın/çocuk/lgbti düşmanları, 'bu devirde bilgisayar alınmaz'cılar, futbol teröristleri, premier lig haterları, maske altından cakkıdı cakkıdı sakız çiğneyenler, toplu taşımada osuranlar, paket servislerde çürük meyve/sebze gönderen marketçiler, 'biz sizi ararız'cılar, simitin yanında çay içenler, rock ve metal müzik sevmeyenler, kışçılar, yiyip yiyip kilo almayanlar... gardınızı alın, prenses artık eskisi kadar masum değil, kraliçeyi tahtından etti and the new queen is back bitches!!!
mıcmıc mıcmıc
bazı insanlar sadece kendilerinin hayal dünyası olduğu ve sadece kendilerinin hayal kurduğu zannıyla, yine kendini dünyanın merkezine koyarak, diğer türlüsü de mümkün müdür diye düşünmeden hareket edebilirler.

misal, biri ortaya bir laf atar; bir şeyin tanımını yapar mesela... bana mı dedi, kendiyle ilgili bir çıkarım mı yaptı, bu tanımın içindeki ben miyim; kendi de olabilir mi diye sorgulamak yerine, bana dedi deyip, yaftalarlar, yapıştırırlar, yakıştırırlar. diğer türlüsünü hiç düşünmezler ve her daim en doğrusunu onlar bilirler. en çok onlar hissederler, sen okuduğunu bile hissedemeyen düz bir insan iken, en ulusunu onlar yaşarlar, en çok onların kalbi kırılır, en çok onlar hayattan ders alırlar. çünkü neden olmasın?

bunu görebilmek iyi bir şeydir. keza bu bazı insanların bir zamanlar nasıllar ise şimdi de öyle olduklarını, değişen hiçbir şey olmadığını gün yüzüne çıkarır.


hatıraları hatırlatan herkese teşekkürü bir borç bilirim.
road and trip road and trip
şu saate kadar gelmedi ya, bir şey demedi, üzdü. şurada kocaman üzülen bir smiley var.

lakin benim üzülmemden ziyade, kırdım seni, özür dilerim. sitem etme bana bir daha, hele bu kadar mesafe varken. elim kolum bağlı zaten aklım tutuluyor. bir de yok zaten hep böyleydin falan, kalbim mengenede resmen, sen de sinirlenince bana dediğinden aşağı kalmıyorsun. olsun razıyım ben, sen sitem etme de ne edersen et.

diyeceklerim bu kadar. teşekkürler. öptüm.
420 /