sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

421 /
renfri renfri
bazı kelimelerin herhangi bir manaya gelmekten öte, 'sağlığa zararlıdır' ikazıyla piyasaya sürülebileceği nefesler çekiyorum.
ardışık seyrettiğindeyse, artık kuş sesini, silah sesinden ayıramayacak kadar uzun bir müddet maruz kaldığım bir cümlenin içinden araklıyorum kendimi. başım, ağrımak olarak mastarlanmış bir çivinin duvarı. gölgem, aslımdan aşağılık. bağışlanmayı diliyorum.

insan, kepazeliğini nasıl bir imanla açığa vurur,
hangi kendini beğenmiş duanın tesiridir gökyüzünün uzanılabilir menzili ve nasıl olur da mezarlıklar, ölümün üzerinde bir kudret ile çiçek koksun diye bırakılır nadasa?
bilmiyorum.

bağışlanmayı beklerken, muhatabına daha affedilmez bir şımarıklığı bahşeden ahmak ve kendi kuyusunda peygamber arayan mücahit,
aynı karanlığın mahsulü değil mi? işitmiyorum.

repolar, faizler, devasa açık hava sinemaları, güney' e gidilmek üzere ayırtılmış koltuklar, gres yağı lekesi bluzumda. insanı kendinden uzaklaştıran kaç türlü hile varsa hayatta ya da bir uçurumun kenarından atlamak ve orada oturup manzarasına dalmak birbirine ne kadar yakınsa,
birbirimize çıplak olarak bırakılmadığımız, köşe bucak alıştırıldığımız kaçmaya, kaç türlü illüzyon varsa, hepsine tutuldum.
sokak lambalarına biat edebilirsin,
artık görünmüyorum.
5
arel arel
sevgili dost, arada da olsa dinlediğin bir müzikle aklına gelmem tarif edilmez bir duygu benim için... hüzünlü bir yalnızlık aramızdaki notalar... kim bilir belki günün birinde sen de "beni adınla çağırırsın."
"son zamanlarda dünyayla tek bağlantım bana aynı müzikle karşılık veren karşıdaki yabancı.
kimdir ? nasıl biridir?
bir sabah onu bulmaya gittim ama fikrimi değiştirdim. bilmemek ve hayal etmek daha iyi.
benim gibi yalnızlığı seven biri.."
ljiljani ljiljani
özledim sevgili sözlük.

arkadaşlarımı özledim. fakültemi özledim. hocalarımı özledim. en kötüsü de ne biliyor musun? mezun olacağım son dönemimde arkadaşlarımdan, hocalarımdan, fakültemden uzağım. mezuniyet töreni desen, yalan oldu. koca 3 ayım karantina altında geçti. keşke bir rüya olsa da bunlar uyandığımızda kaldığımız yerden devam etsek. sabah yine alarm sesiyle uyansam. evden çıkarken apartman görevlisine halini hatrını sorsam. ben ona "günaydın" dediğimde yüzü gülüyor hemen kadının. biraz fazla lafa tutuyor ama iyi kadın. :) sonra apartmandan ayrılıp fakülteye doğru yürürken annemi arayayım. konuşma bitince müzik eşliğinde fakülteye vardığımda, kantinin bahçesinde arkadaşlarım karşılasın beni. beraber yemeğe gitsek. biz yine teorem tartışırken diğerleri "yemekte rahat verin bari" deseler... :) ve en güzeli, yemek sonrası onlarla birlikte kantinin bahçesinde kahve eşliğinde sigara içip sohbet etmek, gülmek. bunun tadı her zaman eşsizdir.

maalesef ki rüya değil ama. en küçük şeyin bile kıymeti bu süreçte anlaşıldı. yukarıda yazdıklarıma çok ihtiyacım var sözlük. hepsini özledim.
2
421 /