sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

428 /
adrian adrian
aklima geldi bir bakayim dedim. sifremi filan onbeşinci denemede hatirladim. 7 yil olmuş son girimden bu yana. bir suru insanla tanismistik, aylarca yazistik, gulduk. cogu yoktur burda herhalde artik benim gibi. itusozluk'tu o zaman. formata aykiri girilerin sergilendigi bir uygulama filan vardi. altinda efsane geyik donerdi. bayragi devralanlara selamlar.
1
ten letters ten letters
aslında gayet rahat olup da karşındaki tipsiz olunca darlanan bütün kadınların köküne kibrit suyu, ikiyüzlülüğünüzü, riyanızı, açık sözlülük kisvesi altındaki patavatsızlığınızı sikeyim sizin. kadın düşmanı olmayayım dedikçe her gün daha çok kadın düşmanı olmam ve şu amına koyduğumun yalan hayatından her saniye daha da umudumu kesmem başka nasıl açıklanabilir bilmiyorum.

bir yandan başımızdaki şerefsiz kene 3 çocuk yapın diyor, bir yandan realiteye baktığında yarım çocuk yapmaya değmeyecek bir kadın güruhuna maruz kalmak hem de ömür boyu. her defasında daha kötüsü olamaz dedikçe, daha da kötüsüyle karşılaşmak en beteri olsa gerek.

ondan sonra neden yalnızsın, neden insanlardan kaçıyorsun, neden asosyalsin, hayır amcık ben asosyal değilim, sen, sen, o ve başkası aşırı sahte, aslında tek sorun bu.

bıktım her şeyden, coronasından da, yasaklarından da, turizm sezonu sahtekarlığından da, berbat ekonomiden de, berbat ekonomiyi iyileştirmek için üretilen diğer laboratuar virüslerinden de, emek sömüren patronlardan, o patronların kuklası müdürlerden de, ne bahsettiğimden zerre anlamayan moruklardan da, anlamsız mesafelerden de, her şeyden bıktım, mücadelesinden de, tırmalamaktan da her şeyden.
iş bitiren frank iş bitiren frank
doğru dürüst işi gücü, geliri olmayan insanların evlenip mutlu olmalarına çok şaşırıyorum. aklım hayalim almıyor öyle bir mutluluğu.
bu nasıl olur?

kimse mutlu değiller demesin lütfen, görüyoruz ki maşallah gayet mutlular.
8
nattevagten nattevagten
bağzı geceler tam uykum gelmişken, hiç duygusal olmayan ben, sırf melodisi hoş duygusal bir müzikten ilham alarak; ara ara olmayan sevgililere duygusal şiirler yazıyorum.
ertesi sabah yazdığım bu şiiri okuyunca da, gece ne yaşamışım amk deyip siliyorum.
böyle yüzlerce şiiri de belki katlettim.
kararsızlığıma sokayım.
kucukkadın kucukkadın
son nefesimi diyorum,
senin yanında verirsem daha huzurlu olurum. bilirsin insan ilk dokunma duyusunu kaybedermiş en son da işitme. son kez konuşursun benimle..


eski notlarımdan..
ljiljani ljiljani
ben küçükken, babam her işten gelip dinlendikten sonra bir parça gazete alıp balkona giderdi. sonra ayakkabı boyasını, cilasını, fırçasını, bezini ve ayakkabılarını alır yere otururdu. önce gazeteyi açar sonra ayakkabılarını üstüne koyar, ayakkabılarının bağcıklarını çıkarırdı. bezle güzelce ayakkabılarını temizlerdi. sonra ince bir iş yapar gibi boyayı sürerdi ayakkabıya yavaş yavaş. ayakkabıyı boyadıktan sonra cilasını sürerdi bir güzel ayakkabının her yerine. en sonunda da fırçayla bir güzel fırçalardı ve ayakkabıları parlardı. bende bu adımların hiçbirini kaçırmadan yanında oturarak pür dikkat onu izlerdim. o boyardı, ben onun ince işini, ayakkabılarına verdiği temizlik önemini dikkatle izlerdim. bir de böyle kokuları seviyorum, o yüzden de yanında dururdum :)

o yaptığı işi ince ince, önem vererek yapması o kadar hoşuma gitmişti ki bir gün o gazetesini ve ayakkabısını almadan gittim ben aldım oturdum balkona. onun yaptığı adımlar gözümün önüne geldi. bağcıkları çıkardım, temizledim, başladım boyamaya allah ne verdiyse. sonra cilasını da attım, fırçaladım da. sonra da pıtı pıtı gidip yerine koydum ayakkabıları. nasıl mutluyum boyadığıma, sırıtıyorum her zamanki gibi ama başımı öne eğdim bir baktım her yerim simsiyah :) ellerim, yüzüm kömür madeninden çıkmışım gibi kapkara :) gördüler tabii beni böyle, annem kızarken, babam ayakkabılarını temizlemeye çalıştığım için gülüyordu. yapılan iş beğenilince sonra tabii ljiljani evin ayakkabı boyacısı oldu bir süre...

dün babamın ayakkabılarını kapının önünde tozlu görünce bunlar geldi aklıma birden. yıllar oldu ayakkabılarını boyamayalı. bunlar aklıma gelince neden ayakkabı konusunda bu kadar titiz olduğumu çözdüm. geç kalma pahasına olsa bile ayakkabılarımı her gün temizleyip çıkarım. çantamda da hep ayakkabı temizleme süngeri vardır. aslında her davranışımızın küçüklükle bir bağlantısı olduğunu bir kez daha anladım. bu da böyle bir anımız.
3
aklınıpeynirekmekleyiyenkarpuz aklınıpeynirekmekleyiyenkarpuz
eş,dost, akrabalardan gram haz etmiyorum. öyle ki; biraz önce sosyal medyada isimlerini görünce bile midem bulandı. benim gibi birisi nasıl bu hale gelir anlamıyorum ama gelmişiz işte.. önemsediğim -bakın sevdiğim demiyorum - insan sayısı bir ya da iki..
sana söyleyeceklerim var sana söyleyeceklerim var
yaşadığım şehirde son senem olmasını diliyorum.
yarın alacağımız cevap dolaylı olarak bunu biraz şekillendirecek. sonrası, hayalini kurduğum hayata gidebilmek adına yapılacakları tek tek halletmek ve fizibilite çalışmaları. olmazsa da hayaller bir sonraki seneye devredecek. 2022 olmaz 2023 olur, o olmazsa 2024 olur. bildiğim tek şey, artık bu şehirde kalmamak adına yaşadığım.
428 /