sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

429 /
dersaadette yalınayak dersaadette yalınayak
bazı insanlar asla ve kat'a yavaş hareket etmeyi bilmiyorlar.

kapıları çarparlar, eşyaları sertçe sürterler, bir yere bir şeyi koyarken döver gibi koyarlar, sürekli bir gürültü içinde yaşarlar ve çevrelerini de rahatsız ederler. bunun farkında olmazlar ve biri uyardığında da büyük ihtimalle reddedip agresifleşirler.

mesela her apartmanda mutlaka böyle gürültü çıkaran, kapı çarpan, evi yıkan birileri vardır, hiç şaşmaz bu. çevreye rahatsızlık verip vermediklerine dair herhangi bir düşünce içine girmez, beyinlerini empatiyle meşgul etmezler.

ve bu insanlarla ömrümüz boyunca mutlaka muhatap oluruz. üzücü.
3
burcucabu burcucabu
bir daha eskisi kadar mutlu olamamaktan korkuyorum ilk defa.
hayatımın hçbir döneminde bu kadar kaygılı, bu kadar stres altında ve melankolik hissetmemiştim.
bir senedir dünyaca bir kaosun içindeyiz. en son ne zaman keyifle dışarı çıkıp oh be diye nefes aldığımı hatırlamıyorum artık. işin kötü yanı bunu yapmayı özlemeyi de bıraktım.
bir daha bugüne dönemeyeceğimi ve zamanın su gibi akıp geçtiğinin de farkındayım.
ölümden başka her şeyin düzelebileceğini, bu hislerimin ya da içinde bulunduğumuz en kötü durumun, kaybın hafifleyeceğini de biliyorum ama bazen bilmek ya da farkında olmak yetmiyor sanırım.
devam edebilmek, hayal kurabilmek, ümit edebilmek, her gece görülen kabuslardan kaçabilmek için yapabileceğim hiçbir şey yokmuş gibi.
geçecek biliyorum, hepimizinki geçecek. dünyada geçmeyen acı, bitmeyen sıkıntı yok.
ama nasıl geçecek ?
geçtiğinde eski biz olabilecek miyiz ? daha mı iyi yoksa çok daha kötü mü olacağız?
işte bunlara şu anlık bir cevabım yok.
sadece yorgunluk ve melankoli var.
hiç hoş gelmedin 30.
haklisin haklisin
artık hayattan beklentilerim o kadar değişti ki sadece tek istediğim huzur ve mutluluk. ne zaman hak etmiş olacağım? aklımda ki soru işaretleri...
bubirsosyaldeneydir bubirsosyaldeneydir
birazdan çevirdikçe kollarını havaya kaldıran tirbuşona sarılacağım... çok güzel açtı ama kollarını be, tam kucaklamalık.

ps: korona, canım ben sana abv demiş miydim? abv korona.
aklınıpeynirekmekleyiyenkarpuz aklınıpeynirekmekleyiyenkarpuz
çok sevdiğim şeyleri paylaşmayı sevmiyorum.. çiçeği, kitabı, şiiri, insanı, mekanı vs vs

sevdiğim bir kitabın story lere malzeme olması,
sevdiğim bir dizenin veya türkünün dile pelesenk olması beni sebepsizce rahatsız ediyor.

sevdiğim bir mekanı biriyle paylaşınca bokunu cıkarana dek oraya gidiyor çıldırıyorum

küçüklükten beri en sevdiğim çiçek kaktüs diye buna şaşırıp garipseyen tiplerin sırf kaktüs girmeyen ev kalmadı diye evlerini kaktüsle doldurmalarına çıldırıyorum
ya da, ya bunları okuyup ne yapacaksın denilen kitaplarımı, sosyal medyada övülünce hemen alıp fotoğrafını paylaşıp entelektüel göründüğünü zanneden tiplere de çıldırıyorum jsjsj

anlam yüklediğim şeylerin anlamsızlaşması sinir ediyor beni. artık her şeyi kendime -belki bir iki arkadaş hariç- saklıyorum.
bsrkknn bsrkknn
yine ben geldim buralara.
bu sefer baya baya doldum. nefret kapılarım açıldı sürükleniyoruz ben ve düşüncelerim, geçmiş olsun.
4,5 aylık bebem var. güzel bebek değil kabul ediyorum ama bir görseniz dünya tatlısı ve şapşik. karnı acıktığı da beni görüp bir "höö" diyişi var yersiniz.
inanmaz kimseler bilirim ama ilk doğduğu andan itibaren çocuk "anne" dedi. şaka gibi. eşim inanamadı.
neyse gelelim işin aslına.
4 aylıkken bebem, atak geçirdi. epilepsi teşhisi kondu. ben ve eşim zorlu süreçlerden geçiyoruz. bizden fazlası kızım.
eeg ve mr a girdi. mr için uyutmaları gerekti. uyandığında ilk " anne" dedi.
etrafımızdaki insanlar birbirlerine " anne mi dedi o" diyip şaşırdılar. eminim duysanız sizde şaşırırdınız.
ah el kadar bebe nelerle uğraştı.. ne mücadeler.. tabiki beterinden korusun allah. buna da şükür.
benim için yorucu ve zor bir süreç. yalnız bırakamıyorum, ilaç saatini kaçırırsam sıçmık.
yani bebek sahibi olmak çok büyük sorumluluk, benim ki double sorumluluk.
ailemin ve eşimin ailesinin desteği sıfır. şaka gibi. annem yine laylaylom. en son kardeşim konuşmuş herhalde aman kızım geleyim evini barkın toparlayalım aman kızım. 2 hafta veriyorum gençler.
eşimle farklı sorunlarım var. bıdı bıdı..
ne tuhaf ki ailemle ilgili problemlerimde eşim ne güzel anlarken, kendiyle ilgili olan kısmını kaçırıyor.
oysaki bi gece mum ışığında uzun uzun anlatmıştım.
anlamadı. açıkcası anlaşılmaktan da vazgeçtim.
ahan da buraya yazıyorum işte..bir de arada ağlıyorum.
şimdilerde çocuğuma odaklanıyorum. eşimden de, ailemden de vazgeçtim. kimseye kendimden bahsetmiyorum ve kimse bunun farkında bile değil. olsundu.
yazık lan bana.
2
haklisin haklisin
yüzügümün parmağımda duruşu, evin bazı köşeleri, burda yalnız geçirdiğim zamanlar, geceleri sürekli ay manzarasına bakmak. bunlar sevdiğim şeylerdi.
yol bulamıyorum çözüm yok aklımı kullanamıyorum. ne olacaktı? nasıl olacaktı? hiç bir fikrim yok. pazar günüm nasıldı bugünüm nasıl?
artık kopma vakti...
429 /