sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

429 /
ila ila
#18098700 halen boş iş olduğunu düşünmekle beraber eksi verirsem içimin soğuyacağını farkettim. yapacak bir sey yok. bugün de maşallah hep eksilik entryler girilmiş.
protestan ahlakı protestan ahlakı
bok gibi bir gün. o kadar kalitesiz ve sıkıcı bir gün ki. yani kötü olaylar bile kalitesiz. bok gibi. (annemlerin süt alıp ev yoğurduğu yaptığı adam inekleri satmış. dolayısıyla süt geç gelecek ve bu yüzden yoğurt yiyemiyorum. anasını skym kaosa bak ya. kalitesizlik akıyor)


tam olarak tüm gün bira içip dizi izlenecek aşırı boktan bi gündü. aile evinde yaşadığım için onu da yapamıyorum. ananı skym hayadd
harmonai harmonai
bazı insanlarla kurduğunuz iletişimin pek bir tarifi olmuyor. hem çok seviyorsunuz, hem çok gülüyorsunuz, en çok ona kızıp, bir derdiniz olduğunda da dur şunu bir arayayım diyorsunuz. sohbet ederken de garip bir telepatik bağ oluyor hani saçmalarken de, bir şey anlatırken de pek hesap yapmıyorsunuz. insanın böyle bağ kurduğu en azından benim kurduğum çok az insan var ve bu hissin tarifini yapamıyorum. yaren mi denir, can yoldaşı mı denir bilmiyorum ama bu kadarlık hayatımda sanırım ilk ve tek böyle bir konumda dostum var.
gidenlerden gidenlerden
size yanlis hayati yasiyormussunuz gibi hissettiren herkes samimi degil.
size kendince yardim etmeye calisan herkes de samimi degil.
benim inancimin %90'i o guzel atlara binip cekip gitti.
eskisindendebeter eskisindendebeter
hani türkiye'de kadın, çocuk, ağaç, kedi köpek bir de damacana olmayacaksın ya...
ya bişi dicem. adam olamayan şerefsizler gitsin hadım ettirsin kendini. daha net bir çözüm değil mi?
siz de kurtulun, biz de!

hayır parayla mı yani?? s*ktirin gidin abi. bi rahat bırakın artık bizi ya! salın la bizi


göt herifler!!!!!
bucuu bucuu
bir gün bir arkadaşım insanların kendilerini diğer insanlara kapattığını ama aslında herkesin sevgi görmeyi istediğini bu yüzden herkesin mutsuz olduğunu düşündüğünü söylemişti. şöyle bir bakınca ben de farklı düşünmüyorum sanırım.
bir kabuk oluşturuyoruz. biri fark etsin ve o kabuğu kırmasa bile tıklatsın istiyoruz. bazenleri kimse o ince kabuğu tıklatmakla bile uğraşmıyor. bazen de en ufak dokunma, en ufak ses tatlı tatlı heyecanlandırsa da tıklatılan yeri içerden güçlendirmeye çalışıyoruz. biri kabuğu aşsın isterken neden içeriden güçlendiriyoruz peki. ya biz manyak mıyız diye sorduğunuzu duyar gibiyim, olmadığımızı umuyorum.
üzülmekten korktuğumuz için o kabuğu güçlendiriyor olabiliriz ama kabuğu kimse kırmayınca ya da kıramayınca yine üzülüyoruz. kendimizden başka suçlayacak, kızacak kimse de olmuyor. tüm yük omuzlarda, ki omuzlarımızın üstündeki yükleri nasıl bu kadar çoğalttığımız da gizemini koruyan başka bir konu.
insan sevildiği zaman yarın neden sevilmeyeceğim diye düşününce sevildiğinden de bir şey anlamıyormuş. en iyisi gözü kapalı şekilde afedersiniz keriz gibi hislerin peşinden gitmekmiş.
allahdiyenpense allahdiyenpense
bir geceye yenileceğim. bir sabah, bir güneş hediye edilmeyecek bana. sessizce, toprak hayatıma referans olacak. ve bunun olması için bir çaba sarf etmeyeceğim.
naletmurphy naletmurphy
benim için bağımlılık boyutunda olan, gitsem de tekrar geri döndüğüm kürkçü dükkanım canım platform; instela...
artık sen de diğer platformlar gibisin!
yalnız alınıyorum, kırılıyorum, örseleniyorum; yorum yaptığım giri/duyuru siliniyor ve ben bir hafta sonra girdiğimde bir ton bildirimle başbaşa kalıyorum. merak ediyorum, olaylar dönüyor, olayların içinde miyim, dışında mıyım, kenardan izliyor muyum; çekirdeğim elimde kalakalıyorum.
(bkz: okula gitmediğin gün kavga çıkması)
429 /