sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

433 /
purge me purge me
biri aniden gaza basmış ve koltuğa yapışmışım da korkuyla yola bakıyorum gibi bir hissiyatlar var. ani değişiklikler heyecanlı ve güzel oluyor.
2
eskisindendebeter eskisindendebeter
ağzına tükürdüğümün hayatndan çok sıkıldım. gerçekten ölsem de kurtulsam. ne kimseyi üzeyim ne yaşayayım ne de başka bir şey. aldığım her nefeste artık fazlalık gibiyim.
ne gerek var aq!!
vlad vlad
zihnimdeki kendime yönelik bütüncül imgeye hislerim nahoş. ortaya koyduğum bir işten insanlarla mesleki ya da özel etkileşimime, vakit geçirme şeklimden fiziki unsurlara geniş bir skalada bu hissiyat. pek kendimi ciddiye alamıyorum, özellikle insanlara önemli konularda bilgi ya da görüş aktarırken. o konu ya da bulunduğum konum gözümde düşüyor; ne içeriği benimseyebiliyorum, ne de sürece ya da ürüne saygı duyuyorum. fakat işim gereği de bu etkileşim gündelik bir rutin. bu üzüldüğüm bir ruh halinden ziyade durumun farkında olup zerre siklememe formatında gidiyor. çevremdekileri de pek ciddiye alamıyorum, tek taraflı değil yani. tutkusuz hale gelip konfor düşkünü bir tip olma yolundayım. etrafımdaki kişilerin de kendimin de maksimum potansiyelini pekala biliyorum. uzun yıllar boyu kimseden belli bir uğraş gerektiren ricada da bulunmadım ya da beklentiye girmedim, talep geldi, destek verdim fakat talepte bulunmadım, tşk, yakşamlar.
ljiljani ljiljani
minicik bedeninle her şeye meydan okuduğun zamalarda tanışmıştık seninle. öyle güçlüydün ki her şeye rağmen gülebiliyordun. önündeki upuzun yıllar gülüşlerin kadar güzel olur inşallah. doğum günün kutlu olsun çiçeğim. bu dünyada varlığını bilmek güzel, dualarım hep seninle iyi ki doğdun.
deliadaminteki deliadaminteki
biraz canım sıkkın size anlatayım. bu hafta içerisinde iki defa karşılaşmak istemediğim birisi ile denk geldim. eski sevgilimin ya da dur benim hatalarım yüzünden "flört" denilen zımbırtıyı aşamadığım insanın yeni sevgilisi ya da flört'ü ile denk geldim. evet yıllar sonra tekrar bir hata yaptım ona yine yazdım ve tekrar birlikte olmak istediğimi söyledim. o çocuğu da bu vesile ile bir şekilde istemeden de olsa tanıdım. çok mu sevmiştim ya da çok mu yalnız kaldım da tekrar onu özledim bilmiyorum. artık daha iyi bir işim var, biraz güç, biraz da statü ondan mı acaba. fakat ben bunları asla kendi lehime kullanmadım. yasakların kalktığı ilk gün denk geldiğimizde bana baktığını gördüm ve ben de ona uzun uzun ters ters baktım. herhalde yasaklar kalktı buluştular dedim. ha kız beni istemiyor ama aptalım ya işte kafamda kuruyorum. diğer sefer ise cuma günü metro'da denk geldik. kafamı sola çevirdim bir baktım bu. tekrar sağa çevirdim. konuşayım dedim yalandan ben seni birisine benzettim bu o gün o yüzden öyle baktım desem mi diye düşündüm bu sefer de ters bir şey der sinirimi zıplatır dedim vazgeçtim. bir de o gün metrodan çıkmış solumdan benim telefonumu kesiyor ne yapıyorum diye. ya sen beni salak mı sandın kardeşim. üçüncü kez denk gelirsek hiç iyi olmayacak, umarım öyle bir şey olmaz. bu gidip şimdi böyle böyle birisi ile denk geliyoruz biz derse ona ve onun da aklına ilk gelecek kişi elbette benim. bu durum beni çok rahatsız edecek ve canımı fazlası ile sıkacak. yaptığım işin stresli ve dikkat gerektiriyor olması, vücudumda patlayan su toplamaları, sürekli ağrıyan başım üzerine bir de bu eklenirse gerçekten hiç iyi olmayacak. allah'ım neden ben? bunu her gün soruyorum bir kez de buradan sormak istedim. artık sadece önümü görmek istiyorum.
caotic caotic
babamla rahmetli annem aynı zamanda işten gelirlerdi. babam, defalarca izlediği maçların özetlerini tekrar tekrar izlerken, annem yemek yapmaya koşardı. sabah ise aynı döngü devam ederdi. annem, herkesten önce kalkar, kahvaltı sofrasını hazırlar sonra da babamın burun kıvırmalarına, hiçbir şeyi beğenmemesine katlanırdı. babam hafta sonları kafasına göre takılabiliyorken annem çocuk bakımı ile ev temizliği ile uğraşır, arada sırada da mesaiye giderdi. bu düzene anlam veremiyor ve tüm gücümle karşı çıkıyordum ve ailenin "cinsi", farklısı, isyankarı, doğuya sürülmesi en muhtemel olanı ben oluyordum. sonuç olarak, babam-ben-kardeşim ve kendi ailesi annemi, annelik içgüdüsünü ve içindeki tüm o iyiniyetli duyguları kullanarak yıllarca sömürdük ve hikaye hiçte güzel bir yere varmadı. görüyorum; erkekler artık çalışan eş istiyor, eski düzen yükümlülüklerini üzerlerinden attılar ama birçoğu da temel yaşam becerilerinden yoksunlar. kadınların üzerine ise yeni yükümlülükler eklenmiş halde ve birçok kadının tek istediği şey sadece güvenle ve huzurla yaşamak. türkiye'de bulunduğum konumdaki nadir kadınlardan biriyim ve sanırım en genciyim. birkaç kırılma noktası yaşadım. anladım ki, bu ülkenin kadın hakları ve cinsiyet eşitliği konusunda daha alacak çok yolu var. mesela neden siyasi partilerin "erkek kolları" yok da "kadın kolları" var? neden bir kadın ile bir erkeğe ortak bir iş verildiğinde sorumluluk her ikisine aitken yetki özellikle üstü kapalı halde erkeğe veriliyor? "bu ifade, cinsiyetçi bir ifade." dediğinde anlamayacak her makamdan insan tanıdım. ancak, bir çalışmaya gittiğimde ortamdaki tek kadın olmama alışmayacağım.
tempestatis tempestatis
kötü insanlar bir şekilde iyi insanları da pisliklerine bulaştırıyorlar. iyiler kurtuldum diye sevinirken kötüler kötülüklerini yapmak için fırsat kollamaya devam ediyor.
neden bu kadar kötüsünüz? neden iyi insanları kandırıp, hayatlarını mahvetmekten çekinmiyorsunuz.

kötü birine bulaşmanın bedeli bir ömür huzursuzluk çekmek olmamalı.
en süper birinç adam en süper birinç adam
güneşin doğuşunu teletabiler kadar coşkulu karşılayamazdım. zaten onlar da lsd içen mütptezellerden ibaretti, coşkuları bu yüzdendi. bir süpürgeye günlerce tost kaptırıp, bebek suratlı güneşe el sallamak ancak böyle bir kafanın etkisi ile mümkün olabilirdi. belki de içlerinden biri düşük yapmıştı...
sebebi her ne olursa olsun, ağır kafalar yaşadıkları belliydi.

ben ise yüksek dozda boş muhabbetler dinlemeliydim. güçlü gördüğü her şeyi taklit eden; kendisine dahi saygısı olmayan insanların, anlatılanı anlayamayacak olmalarının hüznünü damarlarıma saplamalıydım. daha kolay hayatta kalmak için sıradanlığı kabul edenlerin, kendilerinden kalan son parçayı tütüne katıp içime çekmeliydim.

güneşin doğuşunı teletabiler kadar coşkulu karşılayamazdım. tüm bunların üzerine bir de lsd içmek beni günlerce kusturabilirdi. kusarsam hatırlardım.
sadecegunlukseyleryazicam sadecegunlukseyleryazicam
bakıyorum herkes haftasonu kafelere mafelere gitmiş.

bi ben mezarlığa gittim herhalde.

no fun allowed.

neyse sonuç olarak atalarımın hayır duasını aldım.

demek isterdim ama ölüler bize yardım edemez.


nattevagten nattevagten
bir gün yolda yürürken kafamdan geçen her şeyi bir kenara koydum.
başka bir gün de bir noktaya dalıp gitmişken, kenara koyduğum her şeyi o noktaya doldurdum.
ve anladım ki; kenara koymakla olmuyormuş.
1
433 /