sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

453 /
ophelias ophelias
30 yaşına gelmiş/geçmiş, ancak hala karakteri oturmamış, olgunlaşmamış insanları gördükçe kendime şükrediyorum. ergen sayılabilecek ilişkileri, insanlarla iletişimdeki patavatsızlıkları, nerede ne konuşulması gerektiğini bilemeyişleri... tamam ben uyumlu bir insan olduğum için hemen hemen herkesle anlaşırım ama artık tahammül sınırlarım zorlanıyor. kimseyi çekmek zorunda değilim. bana katlanamayan biri olursa o da çeksin gitsin. gram üzülmem. saygı duyarım.
dale nunes dale nunes
daima gecmişe bakarak yaşayan bir insan oldum. daima gecmiş benim icin cok önemli oldu. yazları geldiğim beldeye de sadece gecmişte güzel günlerin yaşandığı yer olduğu icin geliyorum. burasının bana hatırlattıklarını seviyorum. evet, burası o zamanlardan sonra cok değişti. ama ben hep eski haliyle hatırlıyorum. ve hep eski hali daha ulaşılmaz geliyor.

zaten gecmişi özel kılan da, bu ulaşılmazlık ve bir daha yaşanamayacak olması değil midir?

evet, bir bakıma ece'de öyleydi. daha ilk günden onu da kaybedeceğimi ve arayacağımı biliyordum. hayatımdaki tüm güzellikler gibi, onunla gecireceğim zamanın da az olacağını, sonrasında ise uzun süre bu zamana sıkışıp kalacağımı da biliyordum. galiba onu özel ve ulaşılmaz kılan da buydu.

şu andaki mutsuzluğumun kaynağı bu mu? tam olarak bu değil, ama benzer de. şu anda beni elde sonraki zamanlarda hatırlanacak derecede özel ve ulaşılmaz bir şeyin olmaması, yani anlamsızlık mutsuz ediyor.
böyle buyurdu kontes böyle buyurdu kontes
oscar wilde'ın bir sözü var, "kadınlar, tüm aşk hikayelerini sonsuza dek sürdürmeye çabalayarak onları ziyan ederler."
gülüyoruz,ama doğru. ben güldüm de ilk okuduğumda sonradan "hieaaaağ evet anladım,doğru" dedim.

belki de ilk defa bir şeyi zorlamıyorum ve çabalamıyorum. olduğu gibi kabul ediyorum.yarımsa yarım bırakıyorum. hem de bundan 8-9 sene önce "mutlaka , söz veriyorum" dediğim birisine karşı. sırf şartlar onu gerektirdiği için yüzüstü bıraktığım birine karşı , şartlarım şuan iyileşse de tekrar deneyerek ziyan etme kötülüğünü seçmiyorum.

o hep hatırlanacak ve ben tarafından güzel anılacak. pek nadide bir erkek. o tüm kötülüğün , tüm aldatmanın ve yalanın ortasında ayrıcalıklı olan olacak. o'na hayatıma girecek birisi/birileri tarafından merak edilen hatta kıskanılan ama asla gerçeğini ve gönlünün güzelliğini bilmeyecekleri "eski bir dost" sıfatı veriyorum.
adını ve soyadını görüp/duyduğumda sadece benim hatırlayıp içten içe tebessüm edip uzaklara dalacağım "birisi"...
umarım onu benim gibi üzmeyecek, değerini benden daha iyi bilen, onu çok seven bir kadınla evlenir. herşeyin en güzeline layık ve ben onu kendimle ziyan etmeyeceğim.
söz verdiğim gibi geliyorum,başka bir ülkede olman beni hiç alıkoymadı senden...
e hadi bakalım, çok az kaldı , 2.aşımı bekliyorum! uçarak gideceğim yanına^^
insanarayistir insanarayistir
bir zamanlar biz çocukken aile ziyaretleri olurdu. ilk önce telefonla karşı aileden, onlardan gelip gelemeyecekleri konusunda izin istenirdi. sonra kadınlar bütün hünerlerini sergileyerek notlar tuttuğu yemek tarifi kitaplarından en beğenilen yemeklerini herkese göstermek için uğraşır, becerilerini sergilemeye çalışırlardı. insanlar hikayelerini bir sonraki kuşaklara anlatmaktan her zaman zevk almışlardır. çocuklar da içgüdüsel olarak hayatta kalabilmek veya toplumda bir yer edinebilmek için bu hikayeleri hep dinlemişlerdir. kimse bu sunum kötü olmuş diyemezdi. o yemek sofralarında anlatılan hikayeler dinlenir, acaba sonunda ne olacak diye merakla beklenirdi. araba yolda kalmış, kurtlar arabanın etrafını sarmış falan filan.

şuan bir yetişkinin anlatacağı bir hikaye kalmadı. bütün yetişkinler facebookta saçma sapan resimlerini paylaşıyor ve yeni jenerasyon onların sürekli bir adım önünde. bu durumda yeni oluşan bir neslin öncekileri beğenmemesi çok normal. bence...
çevreyolu çevreyolu
kimsem yokmuş gibi hissediyorum be sözlük. dertlerimi kime anlatsam karşımda duvarlar oluyor. çaresizlik hissi gittikçe artıyor bende. beni gerçekten dinleyen, paylaşan, çözüm öneren insan yok sanki pek...
terminal tedirginliği terminal tedirginliği
i̇nsanların size tuğlalar verdikten sonra, sizin o tuğlalar ile onlara duvar örmenizi yadırgamaları çok ilginç.

fidan vermiş olsaydınız beraber gül biçerdik. ama tuğla vermeyi seçtiğinize göre duvara da katlanacaksınız.

hayatın matematiği bu kadar basit.
ljiljani ljiljani
artık ders çalışmaktan o kadar çok sıkıldım ki 5-10 dakikada bir kaç kişinin aşılandığına bakıp gün sonunda kaç kişinin aşılanmış olacağını hesaplıyorum, tahmin etmeye çalışıyorum. yarını atlattım mı çok az bir yolum kaldı gibi ama asıl önemli olan yarın işte. bolca duadan başka sabır seçeneği yok sanırım. şu sınavlar bitsin kitap kapağını açarsam bir daha... (açtı.) neyse şu sınavlar bitsin serseri günlerime, gezdiğim günlere geri döneceğim, kendime söz. hatta ilk durak eskişehir.
7
453 /