sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

453 /
eski çaçalardan mehtap eski çaçalardan mehtap
hayatımda gördüğüm ilk kabusu yaz okuluna kalıp mezun olamayacağımı öğrendiğimin gecesinde görmüştüm. karabasan falan diyorlar ya insan çığlık atıp uyanamıyor, öyleli. o günden sonra ne zaman strese girsem rüyamda ya mezun olamıyorum ya da yaz okulu dersi veren okulları araştırıyorum, üstüme yapıştı. i̇nsan korku filmi falan gibi bir şey görür de korkar, kan olur vahşet olur ne bileyim ya hala mezun edin benii diye uyanıyorum abv.
neyçırsever neyçırsever
uykum geliyor ama zamanı bilinçsizce harcamaktan korkuyorum. her an, her dakika ve saniye, her nefes bir tür 'geçmiş'e dahil olup gidiyor ve geçici olduğumu hatırlıyorum. gözlerimi açık tutup her yere bakmak, her rengi görmek istiyorum. ölmek istemiyorum. yaşıyorum. akılsız bir adamın yaşantısına bağlandım, diğer akılsızlarla yarım yamalak yaşamaya devam etmek istiyorum.
neyçırsever neyçırsever
çok arayıp dururdum; bir anlam olsun bu hayatta deyip durdum ve aslında hayat çok basit diyerek yaşadım. davranışları yorumlamaya çalıştım, neden diye sordum ama farkettim ki kendi kendimi yanılgıya sürüklüyormuşum bazen.
neden değişimden uzak kalırız diye merak etmiştim. bize engel olan şeyler olmalı demiştim, hep istediklerimizden alıkoyan ya da stres yaratan şeylerle yüzleşmemize sebep olan şeyler var demiştim. sanki değişim isteğinin sonucu her zaman iyi olacakmış gibi geliyordu, kaçmak kurtulmak gibi görünüyordu ama anladım ki insan bazen savaşmak ister. bir tercihten ibaret olabilir ya da hayli erdem içeren bir sebepten olabilir. bu basit seçimin ardında saklanan derin bir insanlık çıkmazı var diye düşünmüştüm, yine aşağılık insan yapacağını yapıyor gibiydi, kompleksli yaşantısında robotlaşmış düşüncelerinin baskısıyla insanlığını yitirmekte gibiydi. ama gozden kaçırdığım nokta şu ki, basit olan bir savaşma içgüdüsü ya da iyi sonuçları olacak bir 'kalma ve düzeltme' girişiminden dolayı insan bu sefer değişimin kötü sonuçları olacağına inanıyordu. gözden kaçırmışım. oysa ki gayet anlaşılırdı. bazen fazla kurcalamak, kafayı boş yere yormak gereksiz yorgunluklar yaratıyordu.
nazdrovya nazdrovya
bayramdan sonra vakalar artacak, millet covid bitmiş gibi davranıyor diyen ben, bayram bitmeden pozitif olduğumu öğrendim. eleştirirken, bir sürü plan yapmışken böyle olması, karşı tarafın çift aşı rahat atlatacaksın, o iyi en azından diye teselli etmesi...
siz beni nereden tanımıyorsunuz siz beni nereden tanımıyorsunuz
karamsarlıkla gerçekçilik arasında ince bir çizgi vardır ya hani, ben bu çizginin karamsarlık tarafına daha yakınım. bunu kabul ediyorum fakat karşımda benden daha karamsar biri olunca ruhum daralıyor. kapıları yumruklamak geçiyor içimden.

çok basit bir konu konuşuluyor. 20 yaşında genç bir futbolcuyu transfer etmişiz, kaliteli olsa bize vermezler diyor. 30 yaşında bir oyuncuyu transfer ediyormuşuz. o yaştaki futbolcuyu niye alıyorlar diyor. ülkenin ve kendimin geleceğine dair maksimum %1 umut besliyorum, bu ön bilgiyi vereyim. konu politikaya kayıyor, ne yapıyor ne ediyor bütün umut kırıntılarımın belini kırıyor. ben bu adamın ağzından bir kere bile pozitif cümle duyamayacak mıyım ya? lisedeyken bir dershanenin bursluluk sınavına girmiştim. hasbelkader dereceye girmişim. birinci ya da üçüncü oldum, öyle bir şeydi. dershanenin ortaklarından biri de çok yakın aile dostumuz. adam annemi aramış, sonucu bildirip tebrik etmiş. akşam annem babama anlattı durumu. rakipleri kötüdür, ondan derece yapmıştır dedi. ya ilişkimiz de iyi seninle. sevgini ve fedakarlığını yaşayıp gördüm. i̇yisin hoşsun ama niye böylesin be adam?
gamlı baykuş gamlı baykuş
hayatta her zaman kendi meşrebin insanlara denk gelmiyorsun. ve hayatta bazen de kendi meşrebinden olmayan, tabiri caizse sokakta görsen sümüğünü sürmeyecek olduğun bu insanlarla zaman geçirmek zorunda kalıyorsun. hatta sevdiğin bir çok insandan fazla zaman geçirmek zorunda kalıyorsun.

i̇şte o insanlara şunu söylemek istiyorum; kendinize tahammül etmenin bir tüyosunu verseniz de bizim için de işler kolaylaşsa. assdfffghjjkllş
binbir hayallerle itüye gelen şaşkın genç binbir hayallerle itüye gelen şaşkın genç
yılar yılar önce herkesin bir kısmını yazacağı bir hikaye olsun diye bir başlık atmıştım ve girizgahı yapmıştım. sözlük ahalisi ayağa kalkmıştı, olur mu öyle şey yok sözlüğün formatına aykırı yok hebele yok hübele
bir kısım katılmış hikayeyi devam ettirmişti bir kısım yerin dibine sokmuştu
o zamanlar itüsözlüktü ve sanırsam daha da bir yoğunluğu vardı
şimdi hatırladım da yüzüme bir tebessüm geldi
formatın batsın sözlük
gamlı baykuş gamlı baykuş
bugün aklımdan kimi geçirsem mesaj atıyor. bunu fark ettikten sonra tüm kaslı, yakışıklı erkekleri düşündüm ama mesaj gelmedi. sanırım beni tanımadıklarından asdfghjklş.
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
aile sevgisi yüzünden kendisini ve sevdiklerini zor durumlara sokan insanlara benzememek adına yıllar içinde aile bağlarımı törpüledim. her ne kadar acımasız da gelse aile fertlerinin hatalarını kapatmak için değil, sadece doğru olanı yapmak için fedakarlık yapmaya çalıştım.

şimdi bir yol ayrımına geldim, her ne kadar vicdanen arkamı dönüp gitmekte haklı da olsam onun sırtından alacağım yükü kendime yüklemek üzereyim. onu çaresiz görmektense bir çuval pisliğe elimi sokmaya razı oluyorum. annem yaşlı ve kardeşlerime söz geçiremiyor, onlardan korunmak için kullanabileceği tek çocuğuyum. bana haksızlık yaptığının farkında bile değil. yaşlılar herşeyi karıştırdıktan sonra en zayıf halkanın merhametine oynayarak kendilerini sıyırıyorlar. bile bile şantaja boyun eğmek çok canımı sıkıyor.
neyçırsever neyçırsever
sabah uyanırken heyecanla gözlerimi açabildiğim kadar açtım ve eyleme geçtim. bugünkü sıra dışı heyecanın nedenini pek düşünmeden öyle devam ettim. güzel de gitti. hiçbir şey yapmadığım bu boş günümü aynı heyecanla bitirdim. çok güzeldi. kahvaltı güzeldi, öğle saatlerinde serinlik güzeldi, çay içtim, kuki yeyip ve film izleyip kapanışı yaptım.
sorun yoktu. sorun olmadan da yaşanıyormuş. olayları tanımlama şekli çok önemliymiş. yalnızken sorun olmuyor. olsa da kolay çözülüyor, dolayısıyla sorun demek bile aşırı kaçar. o kelimeyi dağarcıktan siliyorum, sildim. relaks.
anabacı vokke anabacı vokke
amına koduğumun yerinde birey olmak zor. bir kere ekonomik olarak zor... hadi kendi kendinize yeten, içte ve dışta açığı olmayan bir bütçe tutturdunuz diyelim. gene de yakanız kurtuldu sanmayın. yani ben kendimi zincirlerinden kurtulmuş olarak ilk kez 2010'da hissetmiştim. yakama en çok yapışılan dönem oldu. çünkü memlekette hangi gruba ait olursanız olun toksik bir ilişki yaşıyorsunuz aidiyetinizle. ve bir şekilde bir türlü yaranılamayan eski sevgiliye dönüyorlar. e hadi kavga dövüş bir şekilde geçmiş bağlarınızdan da kurtuldunuz diyelim. ömür geçiyor... belki bir aşka 3-4 durak geç kalıyorsunuz, belki seninle biz neden daha önce tanışmadık diyen insanlar çıkıyor karşınıza. bu yüzden sadece aşka değil çeşitli iş fırsatlarına da birkaç durak kadar geç kalmış oluyorsunuz. geç olsun ama güç olmasın demek de bir yere kadar... hele hele bizim gibi title meraklısı bir memlekette...

işin en acıklı yanı toksik sevgililer de kazanmıyor bu hayatta. sadece kendi olamamışlıklarına sizi ortak ediyorlar.
charles hank charles hank
aynı hataya defalarca kez düşmeme rağmen akıllanmıyorum
karı kız işleri bizi cidden bozuyor
uzun bir süre kendimi soyutlamam lazım bir kaç güne instagramı filan da kapatırım gözden ırak gönülden de ırak araya mesafe sokma zamanı kimse babamın oğlu değil
akıllanma vakti

2 ay sonra bu başlığa bu yoruma tekrar gelecegim eylül 25 te görüşürüz
453 /