sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

461 /
clotho clotho
az önce bir tv kanalında yayınlanan yarışma programında yarışmacılara şöyle bir soru soruldu,

- naim süleymanoğlu hangi ülkeden iltica etmiştir?

cevaplar şöyle,

1. yarışmacı: sırbistan
2. yarışmacı: litvanya
3. yarışmacı: yugoslavya
4. yarışmacı: sofya

not: ülke adı sorulduğu için sofya cevabı kabul edilmedi. ama ben iyi güldüm. allah iyiliğinizi versin.
yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz
üç saat de uyusam onüç saat de , sabah gene uykusuzum.
aynaya baktığımda kendimi beğenmeyecek kadar kilo aldım.
zamlı maaş beklerken, agiyi de düştükleri için her zaman aldığımdan daha az para aldım.
tatil planlarım düzenli olarak bozuluyor.
hiçbir şey yapacak enerjim yok.
haftalarca geceli gündüzlü çalıştığım hesap dosyası digital çöplükte yok oldu.
harmonai harmonai
işten yavaş yavaş çekileyim derken araya hastalık girince birden salmış oldum. bu süreçte evden takibe devam etsem de biraz ipin ucu kaçtı. uzun zaman sonra ofise gidince büyük bir hasretle karşılama beklerken; sağlıklı beslenme için oluşturduğum tüm düzene inat herkesi poğaça yerken yakaladım. bunu da ağızları dereotlu poğaçalarla doluyken savunuyorlar ddjdjdj bu da yetmemiş masamdaki eşyaların bir kısmını kaldırıp, resmen ortak kullanıma açmışlar. oturup çoğu şeyi kenara itince de orada şu evrak vardı, şunun faturası vardı diye azarlandım. kendi işimde kenarda çay eşliğinde emanet gibi çalışıyorum. insanlar nankör derlerdi de bu kadarı bana fazla geldi ddbdjdjd
bençokdüşündümişiniçindençıkamadım bençokdüşündümişiniçindençıkamadım
bir ay önce çalışmaktan bunalıp hatta nefret edip "öff hasta olsam da biraz evde yatsam film izlesem" diyordum arkadaşlara. şöyle hafif bir grip, gelsin netflix gitsin blu tv. birkaç kez dile getirdim bunu. sonra 4 şubatta işten eve dönerken, yolda yürürken ayak bileğimi kırdım ve 3 haftaya yakın bir süredir evde yatıyorum. tesadüf müdür değil midir bilmem ama sanki evren beni "sus lan" diye tokatladı gibime geliyor. bir şey dilerken dikkat etmek gerek. çok sıkıldım. film izlemekten başka hiçbir şey yapamıyorum kırık ayakla. böyle işte. garip bir işleyişi var hayatın. insan neyi gerçekten istediğini ya da nasıl isteyeceğini bilemeyecek kadar ibiş galiba. ya da ben öyleyim zaar. güzel şeyler dileyin.
elas elas
efkarli bi̇r playli̇st hazirlayip i̇şi̇mi̇n başina geçti̇m, görevi̇mi̇ başariyla tamamlayamadim ama olsun keyi̇fli̇ydi̇..
görevi̇m: tır sürmek
(zürihten münihe dondurulmuş gıda sevkiyatı)
sonuç: tır yan yattı kaldıramadım dellendim fıttırdım oyunu sildim
(bkz:ets2 )
veda busesi veda busesi
birinin yokluğu en çok istediğin an ona gidemeyeceğini, gecenin herhangi bir saatinde özledim diye arayamayacağını anladığın an başlıyor.
driving einstein driving einstein
hiç arkadaşım, dostum yok... bunları biliyordum ama dinleyip iyi misin diye soranım yok. hiç sevgi ya da arkadaşlık dilenmedim. hak edilecek bir şey olduğunu da düşünmüyorum. içten gelir hepsi. hep yanındayım deyip en kötü zamanımda iyi misin, nasılsın diye sorup kimse dinlemiyor. benim en mutlu zamanımda onları dinlediğim gibi. karşılık da beklemiyorum ama kötü günümde yanımda olmayacaksan iyi günümde yoğunluk bahanesini etmeden konuşsan, yanımda olsan ne olur olmasan ne olur... özelimi açmasaydım keşke kendisine, pişmanım...
a good day to die a good day to die
yalnız yaşamak isteyenler ve yalnız yaşayanlar sözüm size...
ya çok fazla zengin olun ya da evlenin falan... yalnızlığın tüm avantajları hastaneye yattığınız anda sıfırlanıyor. özellikle ameliyat olduysanız sonrası büyük sıkıntı. refakatçi kim kalacak? evde kim yardım edecek? ne kadar süre böyle devam edecek? bugüne kadar ohh yalnızlık ne güzel şeymiş diyordum. şimdi keşke biri olaymış yanımda diyorum. arkadaş, akraba vs. olsa bile herkesin kendine özel işi gücü var. hastane ortamı zaten sıkıntılı gelmek kalmak istemeyebilir.
4
doyen isg doyen isg
kablosuz mouse-fare kullananların dikkatine:

kablosuz mouse için rechargeble piller uygun değil.
çünkü rechargeble piller 1,2 volt ,
2700 a alsan bile en fazla 1,2 volt verir.

halbuki cihaz 1,5 volt ile çalışıyor.
yani çok uzun süre kullanılmıyor.

2700 a, rechargeble pil almıştım. çok kısa dayandı. ölçmelerini yapınca yaptığım hatayı anladım.
bilginiz olsun, en iyisi normal pil almak.
antikavazo antikavazo
bugün oturduk ve ülkenin sözüm ona iyi gelirli bireyleri olarak neyin bizi tatmin edeceğini düşündük. yüksek gelir demiyorum bakın dikkat! fakir falan da demeyin, ömrümün 19 senesini mütemadiyen okul okuyarak geçirdim bu beni çok üzer. bu gelirimizi götümüze mi sokucaz abi neye yarayacak bu para bir boka yetmiyor lan bu diye noktaladık konuşmamızı. -iyi geliri kişisel olarak değil de asgari ücretin 3 4 katı olarak aldık bu konuşmada hatta yuvalayarak 5 - ulan o parayla yurtdışı seyahatine rahatça çıkabilmek için bile aylarca para biriktirmek gerekiyor. yöneteceğiniz ekonomik düzene, destekleyeceğiniz siyasi görüşe, sandığa giden ayağınıza, açlıktan kokan nefesinize, çalışmayan beyin kıvrımlarınıza sokayım sizin. şımarıklık falan değil ulan bu. halime şükretmeme gerek yok. köpek gibi çalışıyor ve işyerimde cebimden devlete ayda binlerce para zaten akıtıyorum. karşılığında yaşadığım hayat standardı, benim verdiğim uğraş karşısında aldığım ile diğer gelişmiş ülkelerdeki vatandaşın ettiği uğraşın maddi olarak karşılığı 20'de 1'i falan ediyor. gerçekten ielts sınavına girip ingiltereye doğru yola çıkmakla tırnaklarımla kazıyarak geldiğim bu yerde yerimde saymak arasında, aile bağlarım arasında gidip gidip geliyorum ve ruh halim o kadar bitik ki bu savaştan nasıl aklı selim bir halde çıkacağım bilmiyorum.
461 /