sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

465 /
polia polia
ben de bi şeyler söyliyim bari.

almanlar sürprizlerden nefret ederlermiş diye öğrendim dün. bizdeyse her gün yeni bir süpriz, yeni bi olay, hiç rutine binmediğimiz gibi şansa yaşıyoruz bu ülkede malum. sonra bi de bizi kıskanıyorlar diyorlar bu alamanlar, oehh!
gamlı baykuş gamlı baykuş
gerçekten bu ülkenin derdiyle dertlenmek zorunda olmatan yıldım artık. milliyetçi bir yerden derlenmek değil bu; milliyetçiliği de s*veyim zaten… bu ülkenin yükü en çok taraf olmayan, şuurlu gençlerine yük ve ben bu yükü omuzlamaktan yıldım…

bir kere geldiğim hayatta her şeyi düzgün yapmaya çalışırken aldığım mükafatlardan yıldım. bu ülkenin işini iyi yapmaya çalışan ve enerjisini, bilgisini, zamanını o işe vakfeden bir genci olarak yarının ne getireceğini bilememekten yıldım. ev sahibi beni çıkarırsa bu şehirde istediğim semtte oturamayacak olmanın ağırlığından yıldım. i̇kinci ayakkabıyı değil, kullandığım ayakkabı yırtıldığı için yerine yenisini alırken nerelerden kısmam gerektiğini düşünmekten bıktım. sahiplendiğim kedileri bana verilmiş bir emanet görüp en iyi şekilde bakmak istediğim için, her gün artan mama maaliyetlerini görmekten bıktım. evimde öğrenciliğimden kalma eşyaları sırayla değiştirirmek isterken karşılaştığım ve en ufak bir eksiğin bir maaşım kadar olduğunu, hatta her gün daha da arttığını görmekten bıktım. ayda 3-5 kez dışarı çıkmak isteyince 1000'li hanelere çıkan maaliyetlerden bıktım. eskiden 2 ayda bir ailemi ziyarete gidip gelebilirken, bu ülkenin neredeyse 10 yıllık mühendisi olarak senede 3 kereden fazla gidip gelememekten bıktım. çalışan biri olarak senede 1 kez bile tam donanımlı bir tatil yapamamaktan bıktım. bir hastalığı yaşamaktan sadece manevi olarak değil de, maddi getirisini düşündüğüm için aşırı korkmaktan bıktım.

ama en çok nelerden bıktım biliyor musunuz?

tüm bunları istemenin lüks olduğunu sanan insanlardan bıktım. tüm bunları istiyorsam evlenmem gerektiğini düşünenlerden bıktım. hatta zengin bir koca bulup, patron tavlayıp çocuk yapanların örnek gösterilmesinden, o kadınların da bununla gurur duyacak kadar aciz olmasından bıktım. allahın siktir ettiği beylikdüzünde, esenyurtta kiraların daha ucuz olduğunu, oralarda oturmam gerektiğini söyleyenlerden bıktım. söylenmek yerine gidip dandik mont-bot almam için akıl verenlerden bıktım. kedilerin zaten gereksiz masraf olduğunu ama illa bakacaksam da dandik mama vermem gerektiğini söyleyen merhametten sıyrılmış insanlardan bıktım. almak istediğim eşyaların israf olduğunun düşünülmesinden bıktım. ailemle yaşarsam para biriktirip ev-araba alacağım öğütlerinin verilmesinden bıktım. hatta bekar bir kadının ailesinden ayrı yaşamasının "ne gerek var" diye yorumlanmasından bıktım. tatile gitmek istemenin lüks olduğunu ima eden insanlardan bıktım. dışarıda kahve içip yemek yemek yerine, hep eve tıkılıp onlar (!) gibi olmamın istenmesinden bıktım. devlet hastanelerinin en iyileri olduğunu ima eden fakir ve cahil insan söylemlerinden bıktım.

i̇şte bu insanlar yüzünden, yaşamak zorunda kaldığımız bu ülkenin gerçeklerinden; bu ülkenin her şeyi doğrulukla, dürüslükle yapmaya çalışan; iyi eğitimli, 10 yıllık bir mühendisi olarak ve en önemlisi bir insan olarak bıktım artık.
8
ophelias ophelias
hayatımdaki en boş ve anlamsız doğum gününü bu sene yaşadım. en kesin bu bana hediye alır dediklerim, doğum günümü bile kutlamadı. ben de onlarınkini kutlamayacağım. bir daha kimseye hediye de almam. resmen enayi gibi hissettim. yanlış anlaşılma olmasın aldığım hediyeleri bir karşılığı olsun diye almam. beni tanıyan herkes insanları ne kadar mutlu etmek istediğimi bilir. ama diyorum ya hediyeyi geçtim. i̇nsan bir "nice yıllara" der. yok.

gel gör ki hiç görüşmediğim ve yazışmadığım taa ilkokuldan arkadaşım davud beni şaşırtarak doğum günümü kutladı. küçükken tembel ve sümüklü diye dışlardık onu. nereden nasıl hatırladı bilmiyorum. neyse. sağol davud.
809052591854 809052591854
bundan takribi on sene evvel bir ecnebi moruk vardi. cok yasli ancak gun gormus gecirmis, onlarca ulke gezmis, kulturlu, kendini bilen, efendi ve zevk sahibi bir moruktu. ara ara gider sohbet ederdim. hristiyandi kendisi ama tam bir musluman gibi yasiyordu. boyle boyle bir bes alti yil ziyaret eder, sohbet ederdik havadan sudan, ulkeden vs .. senelerden 2009, global krizin patlak verdigi gunler. o gunlerdre issizligimin getirdigi moral bozuklugu ile konu acildi. aynen sunu dedi ki; siz gencler sukretmiyorsunuz wkdkalfjska. bizim zamanimizda hele ben hic bir sey yokken su iste calistim. bankaciydim, kahve actim, sunu ettim bunu ettim falan filan. bir de kendine bak dedi. bu gencliginde sikayet ediyorsun. hakli yonleri vardi ama, herkesin kendine gore zorluklari oldugunu, kimsenin neler cektigini bilemeden yorum yapamayacagini guzel bir dille anlattim. biraz dalga gecti tabi. ben de aksine dedim ki keske sizin zamaninizda yasasaydim. siz yaslilar cok kolay yasadiniz. tabi ki yokluk vardi ama calisinca bir yerlere varabiliyordunuz. adaletin daha isiltili oldugu zamanlarda emek vererek emeginin karsiligini alabildiniz dedim. her seyin en temizini yediniz, en hormonsuzunu, en dogalini. bilginin bile en degerlisini aldiniz ve tabi ki karsiligini da. herseyiniz cok guzeldi. adama o kadar sinirlendim ki hala adamla konusmuyorum. ara ara beni soruyor ama kusura bakma amca artik sizin devriniz gecti biz genclere de yol gostermeyi birakin artik.
nereden geldi aklima bu ani. yutuptaki sokak roportajlarinda eski moruklar cikar telefonu falan diyorlar ya. bunlari gordukce su eski moruk aklima geliyor. biz yag kuyruklarinda bekledik, biz carik giyiyorduk, ekmegi karneylen ajdkald. ben on sene once bu gibi moruklara postayi koymustum ama hala bitmemis. bitmeyecek de duruyor. yazik be genclige. yazik..
hayvangibiarı hayvangibiarı
ya çok mutluyum arkadaşlar içim titriyor, ben uzun zamandır böyle mutlu olmamışım. i̇nsanın zincirleri hepsi birden bir anda kopmuyor tabii ama yeterince emek verip karşılığını alınca bu hissettiğim tamamlanmışlık duygusu paha biçilemez arkadaşlar. mutluluktan masaya çıkıp tepindim ben bugün. "çok mutluyum galiba" diyip ağladım sevinçten. i̇yi ki böyle anlar var. i̇yi ki bu anların farkındayım ve kıymetini biliyorum.
(edit; imla)
isveç norveç danimarka isveç norveç danimarka
bazen yaşlandığımı unutuyorum ve vücudumun artık tolere edebileceği miktardan daha fazla alkol alıyorum. sonra yaşadığım fiziksel zorlukları geçiyorum bi de bunun duygusal etkisi oluyor. neyse ki güzel arkadaşlarım var da saçma sapan şeyler yapmama engel oluyorlar.

canım bebişlerim iyi ki varsınız da ertesi güne naptım lan ben diye uyandırmıyorsunuz beni.
ljiljani ljiljani
oldu yine bir şeyler. maddi, manevi kaybettim kendi isteğimle. normalde üzülürdüm, içim içimi yerdi ama şimdi üzüldüm mü? bir gram bile üzülmedim. yeminle bir gram bile üzülmedim. önceden olsa yerimde duramazdım, çıkar bi sigara içerdim, yürürdüm vs. şimdi ise bu yazıyı bitirip bi kahve koyup dizi izleyeceğim. bu da ders oldu sana ljiljani, bunu da yaz kenara bir dahakine daha dikkatli olursun. bir zamandan sonra üzülmeyi bırakıp olağan bir şeymiş gibi aklının bir kenarına not edip kaldığı yerden ara vermeden devam ediyor insan. çünkü büyümek...
465 /