sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

476 /
dumrul dumrul
önceki gün çoraplı ayağımda iki parmak arasını, bugün de avuç içimi ısıran sivrisinek... seni bulacağım oğlum. bu sana son ihtarım. bunu okuyorsan evimi derhal terk et. bu milletin sinir uçlarıyla oynama.
antik acılar pasajı antik acılar pasajı
bugün çok çetrefilli işler öğrendim, ayrıca neler olmuş neler dönmüş ben yokken vay arkadaş. ben de kendimi hin, cin, ketum , sanırdım. 4 haftada neler olmuş neler. hayretler, hayretler.
gamlı baykuş gamlı baykuş
bazen bazı sayıları 34 yıllık hayatımda hiç çarpmamışım gibi hissediyorum.
mesela az önce 14 ile 3'ü çarptım ve sonucun 42 olmasının şaşkınlığı içerisindeyim.
sanki buna daha önce hiç şahit olmamışım gibi hissediyorum. oysa ki mühendisim, kim bilir kaç milyon defa çarptım; hatta ve hatta kaç milyon defa direkt sonucu yazdım ama şu an şaşkınım.

valla da çok ilginç. biri bana 14 ile 3 ün çarpımının 42 olmasını açıklayabilir mi? çünkü şaşkınlığım geçemiyor bir türlü.
akrep kadın akrep kadın
kader insanların seçim anlarında verdiği kararlardan ibaret.
baştan seçilip karar verilmiş ve adım adım uygulanmış şeyler için ne söylenir bilmiyorum. müstehak olabilir.
dün 19 yıl önce yaptığım bir seçimin yıldönümüydü. maalesef doğruluğu bugün tartışılır bir seçim. ve insan ister istemez bir süre kafasını buna yormadan edemiyor. i̇yi ki yaptım dediğim bir yanı da var, keşke yapmasaydım dediğim yüzlerce anı da...

bugün içinde bulunduğum farkındalık geçmişte olanların sebebiyse ve olmayı seçtiğim insan o günlerin yarım kalmışlığı ise bundan memnunum.

kendimi artık insanlara o günkü kadar tabi hissetmiyorum mesela.

içimde uçan kelebeğin ya da belki için için yanan o ateşin karşı tarafla çok ilgisi yok. çünkü bilirim ki her şeyin bir miadı var. kısa ya da nispeten daha uzun.

kelebek uçmak isterse uçar, ateş yanmak isterse de yanar. baktım kelebek yoruldu ateş sönmeye yüz tuttu. miadı doldu, etler pişti, üzerinde közde kahve pişti... masadaki ben artık doydum dedi. belki kahveyi bile istemedi... piknik ateşi gibi üzerine dökecek suyum hep kenarda durur. çünkü üzerinde pişecek şeyi kalmayan bir piknik ateşini yakmaya devam etmek anlamsız.
neyimdir bilmem neyimdir bilmem
sizin için duygusal anlamda kritik olan anlarda yalnız kaldığınız oldu mu hiç? yaptığınız fedakarlığı bir türlü göremediğiniz, birazını bile? bazen 'yanımda olmanı istiyorum' demeye gerek olmamalı bence. çok üzülüyorum. ama inişler çıkışlar bizim için. dün deli gibi aşık, bugün hayattan umutsuz.
finrod felagund finrod felagund
bugün arkadaşlarla sohbet ederken konu çocuklukta görüp de unutulmayan, travmatik rüyalara geldi. benimkinden bahsettim sırası gelince. bu rüyayı gördüğümde herhalde 11-12 yaşlarında filanım. bu arada o zamanlar sürekli kadıköy'e amcamlara gider, benden 14 yaş büyük olan, sosyal hayata dair birtakım problemleri haiz, bana kıymet veren ve sözüne değer verdiğim kuzenimle düzenli olarak yürüyüşe çıkardık. rotamız da haydarpaşa'dan başlar, moda çay bahçesi'nde onun soda, benim kola içmemle yarılanır, bir o kadar da dönüş ile sonlanırdı. tam da bu dönemlerde görmüştüm bu rüyayı. çocuğum. gördüğüm ettiğimle, öğrendiğimle allah'a inanıyorum. i̇slam'a. o tek rüya içerisinde birden fazla kez moda çay bahçesi'nde buluyorum kendimi. gidiyorum, köşede bir masada onca insan arasında altmışlı yaşlarında, yüzünde çizgiler olan, solgun yüzlü ve kıyafetli, kimseyle etkileşime girmeyen ve sürekli sürekli bir sigarayı söndürüp diğerini yakan bir adam var. ayrılıyorum, güya birkaç vakit geçiyor, gidiyorum yine. aynı adam, aynı ortam, aynı eylem. bu o tek rüya içerisinde birkaç kez tekrarlanıyor. sonunda dayanamayıp oradaki bir görevliye soruyorum; "kim bu adam?" adam yüzüme uzun uzun bakıp sakince "i̇srafil o. tek görevi var biliyorsun. sıkılıp duruyor o nedenle. sürekli buraya geliyor, çay ve sigara içiyor" diyor. uyanıyorum, kan ter içindeyim. bir rüyanın etkileyiciliği belki de ne kadar sinematik olduğuyla da ilintili oluyor böylece. yıllar geçti, nice kabus nice sevimli rüya gördüm ancak bu kadar eski olduğu halde aklımda kalan yalnızca bu rüya oldu.
antik acılar pasajı antik acılar pasajı
bugün garajda üstüme kedi düştü. evet kedi. dört ayaklı.

çok afedersiniz ama bu aq un duyarlılık abideleri in aklına sokayım. yok kediler burada kışlamış da adaptasyon sorunu yaşarmışlar hem de ölürlermiş çıkarırsak dışarı. kadına diyorum ki asansörden indiğimde üstüme düştü üstüme. hiç boruların üstünde ne bok yediğini sorgulamıyor hayvanın, aq un boş işler duyarcısı. onlar burayı evi gibi benimsedi diyor. millet deliye ben akıllıya hasret arkadaş.

bu hayvan duyarı kasanlara aşırı uyuz oluyorum. tamam ölmesin hayvanlar, günah. yazık. o da can. ama ne dersen de, ne olursa olsun her şartta hayvanı haklı bulan bir güruh var. aklım almıyor. bu kadar mı amaçsız olum hayatınız.

not: o kedi için hususi gittim arkadaşımın köpeğini aldım. şimdi mehpare orospusu düşünsün. hadi bakalım. hadi.
adamebovary adamebovary
onlarca saat terapiye gittim,
onlarca kez psikiyatr kapısı arşınladım,
binlerce ilaç içtim,
defalarca tanılara inandım,
binlerce sayfa makale okudum onlar hakkında,
hiçbir boka yaramadı.

sonra;
onlarca gün bar kapısı arşınladım,
sayısını hatırlamadığım kadar çok kaheh kaldırdım,
yüzlerce tanımadığım insanla içtim,
sidik kokan emekli birahanelerinden, en iyi meyhanelere kadar gezdim
sadece uyuştum, bir faydasını görmedim.

bir gün biri baktı bana, sadece ağzından bir cümle döküldü; abi, ne rezil haldesin.
bıraktı gitti beni öylece, iki gün sonra arayıp bir kahve içelim deyip bir kitap tutuşturdu elime.
bir kitap hayatımı değiştirdi. sorunlarımı çözdü. binlerce kadehin, binlerce ilacın ve terapinin veremediğini verdi.

unutmayın,
sorunlar siz keşfedip anlamlandırdığınız an çözülür, bilmeyip kapı kapı sorunum ne dediğinizde değil.
1
mrcheff mrcheff
yeter!
bir delil ile kırk âlimi sustururum ancak kırk delil ile bir @adamebovary gibi kafaları susturamam.

hakkımda çok fazla hakaret etmiş beni cahillik ile kendisini bilginlik ile nitelendirmiş... öyleyse bile ikimiz içinde bir temennide bulunuyorum; benim karakterime ilim lazım, senin ilmine karakter lazım.

küfür ve hakaret kokan ağızla tabiki de ilmi tartışmaya girmeyeceğim. o beni cahil bilsin, kabul.

"ancaaaaak! kendisi ehlibeytten bahsetti. bende hazreti ali yi dinlemesini tavsiye ediyorum. sana kızdığı halde, bir kötülükte bulunmayan insanı kendine arkadaş edin. çünkü öfke insanın "ahlakını" ortaya çıkarır."

ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren, bırak kardeşim tahsili; git önce edep, ahlak öğren. m.akif ersoy
476 /