sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

491 /
antikavazo antikavazo
beni işimden nefret etme noktasına getiren tüm çalışanlarıma, tüm hasta sahiplerime teşekkür ederim. sizin amınıza koyayım. ülkede doğru dürüst çalışan bulmak ne zormuş be. bir yerde zaman geçirmeyi çalışmak zannediyor insanlar. maaştan da bağımsız ha. söyleneni anlama kapasitesi dahi yok insanların. her yerin bir kuralı vardır, işe yönetici olarak alınmıyorsanız gittiğiniz yere kendi kuralınızı götüremezsiniz. götürmeye çalışırsanız da kapının yeri malumunuzdur. 2 kuruş para ödeyip kendisini geldiği yerin sahibi zannedenler, dermanı olmayan hastalıklarda bile hekimi suçlayanlar, gelip diğer meslektaşları kötüleyip artı puan aldığını düşünenler neler neler…
ecaeris ecaeris
sözlüğü 2014 yılında sık kullanıyormuşum sonra bırakmışım en son 1.01.2019 tarihinde girdiğim buraya yıllar sonra tamda bugün tesadüfen aklıma gelip girmem tevafuk oldu herhalde…
burayı neden bıraktığımı hatırlamıyorum ama tahminen duygu ve düşüncelerini yazmakta çok kötü biri olduğum içindir. hayatımda hiç bir şey değişmedi 2019 bırakın 2014ten beri aynıyım evet dünyanın en acı dolu cümlesi ama bir yandan kötü bir şey olmadığı içinde olumlu bir durum galiba. ben dünyanın en düz insanıyım hatta bence bu dünya bir tek bana düz. sonu aynı yerlere açılan kapılarda kendimi buluyorum. keşke hiç yaşamasaydık dediğim korkunç 6 şubat depremi benim dönüm noktam oldu. hiç bir yakınımı kaybetmedim hatta uzaktan bile tanıdığım kimseyi kaybetmedim ama ağır bir travma yaşadım ölümün ve unutulmanın bu denli kolay olduğunu olduğunu hep görüyordum ama bu sefer farklıydı çünkü artık kabullendim. yaşadığım dönüm noktası buydu sonra bende boşvermişlik oluştu daha az düşünen daha az takıntılı ama daha çok hüzünlü biri oldum. şunu söylemeden geçemicem geçmişimden bugünüme baksam beni en çok şaşırtan şey sevmeyi hala öğrenememiş olmam ve sevilemem olurdu. sonuç olarak artık yürümeyi bıraktım hayatımla birlikte bende duruyorum. inanmaktan beklemekten umut etmekten yaşamak hariç her şeyden vazgeçtim.kabullendim. öyle mecbur kalmadım he isteyerek farkına vararak büyüdüm. neyse yine saçmaladım büyük ihtimalle bu son yazım olacak yine unutup gideceğim burayı…kendinize uzunca bir süre iyi bakın
sihirlimantar sihirlimantar
genel olarak kim olduğunuz adınız cinsiyetiniz memleketiniz anne kızlık soy adınız siyasi görüşünüz ya da taptığınız şey umrumda değil.
bana ne bunlardan..!
biraz insan olur musunuz lütfen. sadece insan
gamlı baykuş gamlı baykuş
ön not: epey uzunca bir giri. okuyana bir şey katar mı o da meçhul. eğlenceli mi dersek o hiç yok bu giride. neden okuyalım derseniz zaman geçirttirir. zaman geçirecek başka şey mi yok derseniz de haklısınız.
ön not2: belediye otobüsünde yazdım, sonradan bazı düzeltmeler olabilir.

özeti şöyle; insanlar bazı şeyleri eleştiriyorlar ama bir bakıyorsun; aaaa o insan eleştirdiği şeyden çok daha bok çıkıyor ya, böyle bir şeyler anlattım işte.

of bu yoga yapan, sadece kişisel gelişim kitabı okuyan kızlar neden hiç kişisel gelişemiyor? neden sosyal zekaları git gide düşüyor?

geçen gün arkadaşlarımla bir yerde oturuyorduk ve benim hiç hoşlanmadığım, bomboş bir yogacı kız da geldi.

konu nereden açıldı bilmiyorum ama kız dedi ki;
"geçen gün ışıklarda durdum, baktım orta refüjde ekilmiş olan ağaç fidelerini söküp alıyor bi kadın. dayanamadım, yanaştım; yalnız bu yaptığınız hırsızlık dedim. belki anlar. i̇nsanlar hiç düşünmüyor nasıl yaşadıklarını."
ben de kıza gıcığım; "kocanın sana aldığı arabadan mı seslendin?" dedim.
bozuldu; "arabamın konuyla ne ilgisi var. hem bu onu haklı çıkarmaz" dedi. ve biz atışmaya başladık.

- kadın asla haklı demiyorum, bir insan açlıktan ölmüyorsa herhangi bir şeyi çalamaz. sadece sermaye sahibi insanların birine hırsız derken çok daha fazla düşünmesi gerekiyor bence. çünkü herhangi bir temel ürünü satıp ultra zengin olunuyorsa buna da hırsızlık denebiliyor bazı sistemlerde. bana 5 liraya satması gereken şeyi 10 a satıp zengin olanlar da çok temiz değiller gibi. yani hırsızlık ve sermaye sahipliği kardeş diyebiliriz.
kız iyice bozuldu.

+ ne alaka, biz vergimizi veriyoruz diye çıkıştı.

- vermiyorsunuz demedim, ben ülkede birileri ayın sonunu getiremezken sermaye sahiplerinin aşırı zenginleşmesiyle sorun yaşıyorum. enflasyon ortamında fırsatçılık yapıp servetine servet ekleyenleri kabullenemiyorum sadece. siz pandemiden sonra, enflasyon ortamında zengin olmadınız mı mesela?

+herkes dürüst olsun, herkes kazansın dedi.

-elbette ki, dürüstlük her şeyin üzerinde. peki bir şey soracağım, kuzenin aşırı hasta olduğu için rapor aldığında hep birlikte tatile gittiğinizde bu nutukları kuzenine de attın mı? kuzenine de dürüstlükten, haksız yere yıllarca alınan maaşın hırsızlıktan hiçbir farkı olmadığından bahsettin mi? dedim.

+o çok hasta bir kere dedi.

-tatile giderken, yatlardan selfie çekerken pek öyle görünmüyordu, hastaysa da geçmiş olsun ama bir zahmet insanları da enayi yerine koymasın küçük aklıyla.
bi de sen her allah'ın günü hikaye paylaştığın için bize hiç hasta gibi gelmemişti. çünkü benim kuzenim bir anda felç geçirip işe gidemeyecek kadar hasta olsa hürmetimden, en azından bir süre hayatımı daha az sergilerim."

(ara not: ben depremden sonra hiçbir instagram paylaşımı yapamadım, içimden gelmedi. buradaki ben olsam örneği daha farklı bir kasıtla verildi.)

bu arada kuzeni de arkadaşımın iş yerinde çalışıyor, sürekli rapor alıyor ve tüm işleri arkadaşıma yaptırılıyor.
totalde senede 2-3 ay işe geliyor, geldiğinde de hiçbir iş yapamıyor çocuk; yaparken batırdığı işleri de arkadaşım toparlıyor. biraz algı sorunu da var çocuğun ama canımız ülkemizde mühendis unvanını kazanmış asdfghjklş.

velhasıl düşünceli olmak, hayatın üzerine düşünmek öyle kolay olmuyor.
refüjden fide çalan kadına "hırsız" diyorsan, rapor alıp maaşını almaya devam eden ve tatile giden insanlara da; "sen hırsız mısın?" diye de sormak gerekiyor mesela.

yani ablam sana kalmadı hayatın üzerine düşünmekle ilgili kelam etmek. zengin koca bulup sırça köşklerde yaşayıp, insanları kazıklayarak servetine servet katmakla hiç olmuyor.

not: elbette kuzeninin yaptığı rezillik kuzenini bağlar. ama sıradan bir garibanın yanlışını bulup fotoğraflarını çekip afişe ediyorsan ve bu hatayı büyüklenerek anlatıp sonra da insanların hakkını yiyen bir hırsızla tatile gidiyorsan artık bu iş seni de bağlar.

ah ablam, kolay değil yani hayat üzerine düşünmek, gözün açık olacak, kalbin açık olacak. sağdaki, soldaki, ilerideki, berideki, içteki, dıştaki her şeye hakim olacaksın; doğruyu lineer bir şeymiş gibi görmeyeceksin.
idiot idiot
sen sessiz kaldıkça karşıdaki sana bir şeyler söylemeyi hak görüyor kendine. sessiz kalmaya devam. çıldırın meke.
pich pich
evet, uzun zamandır yazmıyordum ama her gün mutlaka girip başlıklara ve duyurulara bakıyordum. sözlüğün kapanacağını üvey sözlükten öğrendim zira burası benim için hep öz evlat gibiydi. çok çok uzun yıllardır üyesi olduğum bu sözlüğe, son yıllarda çok girip çıkmadığım için üzgün mü olsam, yoksa eski zamanlardaki kadar vakit geçirmediğim için vedalaşmak daha kolay olur diyerek sevinsem mi bilemedim. tek bildiğim kendimi üzgün ve yalnız hissettiğimde telefonun ana ekranındaki instela yazısına dokunmanın artık bir faydasının olmayacağı. tıpkı 6 yıl önce ölen babamın adını, arasam da kimsenin acmayacagini bile bile telefon rehberimden silememem gibi. hoşça kal eski dost, hoşça kalın arkadaşlar.
491 /