sözüm meclisten dışarı

lethe lethe
edilen lafın ucu ortamda bulunan bir kişiye dokunuyorsa "sen de aynı hıyarlığı yapıyorsun; ama sözüm sana değil" anlamında kullanılan bir söz
ayabakan ayabakan
sözün meclisten dışarı olması tırsaklık yapmaktır, ikiyüzlülüktür biraz da. konusu olan sözün başka mecliste söyleniyor olsa ortamdaki kişiye de giydirileceği bellidir ama kişi ortamda bulunuyor diye kendini kollama olayıdır. kişiye önem verildiğinden de değildir kesinlikle. çünkü başka mecliste de o meclisteki kişiyi tenzih eder bu kaypak!
zeus zeus
günümüz türkiye'sinde senin sözün meclisin içine yönelik olsa da etkisi bir işe yaramayacağı ve tınlamayacağından dolayı günden güne esprisini yitirmiş bir laf olarak geliyor kulağıma..
renkler renkler
hakkında fazla yorum yapmak istemediğim 1981 yılında çıkan barış manço kurtalan ekspresalbümü... böyle bir albümü çıkaran bu insanlara sadece şapka çıkarılır, sonra oturulur dinlenilir. bu albüm yıldızlar ve zirveler topluluğu gibidir. şarkılar hittir. muhteşemdir. muhteşemdir. muhteşemdir.

bu 33'lükte yer alan şarkılar:
a yüzü:
alla beni pulla beni,
arkadaşım eşşek
sözüm meclisten dışarı
şehrazat
gülpembe

b yüzü:
adem oğlu kızgın fırın havva kızı mercimek
ali yazar veli bozar
2025 üçüncü ve son yolculuk
dönence

sonradan cd'ye bahçede hanımeli, hamburger, halhal ve ce sera le temps isimli parçalar eklenmiş daha güzel olmuştur. ayrıca cd'de sözüm meclisten dışarı şarkısı cacık adıyla basılmıştır. "sözüm meclisten dışarı bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum..." diye başlar bu şarkı.

müzik hep böyle olmalı... şu an ce sera le temps çalıyor fonda...
heroine heroine
ne akar ne kokar bir laf. lafımı sokayım, ayarımı vereyim, ortamda kim varsa kendine bir pay çıkarsın ama sözüm meclisten dışarı diyerek topu üstümden atmış olayım. yemezler. böyle yapanlar ibnedir, göttür ama sözüm meclisten dışarı diyeceğine, sen götsün, ibnesin de, benim için daha makbul.
tembel tembel
barış manço'nun, aynı adlı albümden, hafif tribünlere oynasa da, üstadın içtenliği ve doğal sevimliliğiyle içe işleyen kara mizahlı monologu. "böyle gelmiş, böyle gidecek." dedikten sonra inceden rimski-korsakov'un şehrazat süitine yapılan geçiş etkilidir. (bkz: cacık/#2190560)
eni eni
yarası olanlar var şu an burda hepiciği gocunsun demektir. çünkü olan bir olay üzerine benzer bir olay anlatılır.
buhtunnasır buhtunnasır



sözüm meclisten dışarı dostlar
bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum
hani dilim dilim doğrasalar beni
marmara ege karadeniz ve hatta akdeniz cacık olur diyorum

derdim öylesine büyük ki dostlar
kırka yarıp yine kırka bölseler
ve kırk bostana gübre diye serpseler
kırkbin tane ot biter de kırkbin derde deva olur diyorum

ne oldu bana böyle durup dururken
oğlan aldı başını gitti kız zaten lafımı dinlemezdi


düğmem kopuk paçam sökük oramda buramda çengelli iğneler
bir de çengelli iğne nazar bozar derler

hanımın çorabı kaçık başında bigudiler
karabaş bile, karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor
öğünmek gibi olmasın ama dostlar
kendimi hıyar gibi hissediyorum

hani ince kıyım doğrasalar beni akdeniz cacık olur diyorum
ve hatta atlas okyanusu ve hatta hint okyanusu
ve hatta hatta büyük okyanus bile cacık olur diyorum
böyle cacığa rakı mı dayanır

çivi çiviyi söker derler soğuktan donanı buzla ovarlar
ben zaten yanmışım dostlar peki beni fırına mı koysalar
zeytin suyuna kuru ekmek böyle gelmiş böyle gidecek
uçamayan temmel kuş uçamayan temmel kuş
yanındakileri kibarca zikmek için kullanılan anlamlı cümle...eğer muhabbete böyle başlanıyorsa bilki sana bir şey giriyor.herkes onu mutlaka kullanmıştır sıkışınca ya da yaptığı mallığı anlayınca...