space oddity

1 /
comatose comatose
muhteşem bir david bowie şarkısı. ah bir ataş ver'in ingiliz versiyonu denilebilir.

ground control to major tom
ground control to major tom
take your protein pills and put your helmet on
ground control to major tom
commencing countdown, engines on
check ignition and may god's love be with you
(spoken)
ten, nine, eight, seven, six, five, four, three, two, one, liftoff
this is ground control to major tom
you've really made the grade
and the papers want to know whose shirts you wear
now it's time to leave the capsule if you dare
"this is major tom to ground control
ı'm stepping through the door
and ı'm floating in a most peculiar way
and the stars look very different today
for here
am ı sitting in a tin can
far above the world
planet earth is blue
and there's nothing ı can do
though ı'm past one hundred thousand miles
ı'm feeling very still
and ı think my spaceship knows which way to go
tell my wife ı love her very much she knows"
ground control to major tom
your circuit's dead, there's something wrong
can you hear me, major tom?
can you hear me, major tom?
can you hear me, major tom?
can you....
"here am ı floating round my tin can
far above the moon
planet earth is blue
and there's nothing ı can do.
floydzede floydzede
videosundan da anlaşılacağı üzere david bowie yaşlandıkça güzelleşmektedir.parça hakkında yorum yapmak ise oldukça kolay,tek kelime.başyapıt!
joeninmemeucu joeninmemeucu
şarkıyı ses dengesi sağda iken ve solda iken ayrıca dinlemenizi önermekteyim.neler olacağını şu sözlerim anlatabilir:"bowie sen insan mısın?"
10 dakika daha lütfen 10 dakika daha lütfen
david bowie televizyonda ilk bu parçayla görünmüş efendim. sene 1970.
kendisinin pek çok güzel parçası vardır fakat bunun kadar güzeline de kolay kolay denk gelinmez... space oddity çok özeldir.

c.r.a.z.y.'deki sahnesi de efsanedir zaten.
ayrıca şahsi kanaatimce en vurucu söz de şudur:

planet earth is blue
and there's nothing i can do.
mabel mabel
dinlemekten sıkılmadığınız dokunaklı bir öykü.


diğer bir deyişle,


"i'm floating in a most peculiar way, and the stars look very different today"


diyen, david bowie şaheseri.



hamiş: c r a z y'de şarkının çaldığı sahne dillere destandır.

buyrun, buradan yakın.



muhlis meydey muhlis meydey
bizler işte. yıldızlara inanan nesil, meteor avı, inanılmaz julesler ve verneler, garip teyakkuzlarda bulunulduğunda iyiydi o zamanlar. teyakkuzu başımıza yastık yap major tom. sonuçta birileri bir yerlerde her zaman ölüyorlar. evrenin boşluğunda uçuşuyor tom şimdi, yapabileceği bir şey yok. birileri birşeyleri her zaman merak ediyor. tom hala evrende salınıyor. sabrının selameti sikilmiş.

işte buradayız biz. yamuk nesil, biraz şanslı piçler olarak dizilmiş, küçük prens'i tekrar okuyan nesiliz. on bin fersahların gölgelerinde falan. 99 yılıydı, natalie merchant new york'da söyledi bu şarkıyı. 99 yılıydı, hayatımdaki en önemli şey basketboldu belki. 23 numara ayaklarım vardı, tam net rakamı hatırlayamadım. sabrımın selameti sikildi şimdi. beni füzeye yerleştirin ve boşluğa fırlatın, boşluk yokluğumu kucaklasın..

tom, bağlantı gitti, bir şeyler yanlış gidiyor.
ne gitmiyor ki?
myfakeplastic myfakeplastic
hemen bitmeseydi, paranoid android'le yanyana havada asılı kalsaydı. iki şarkı aynı anda başlıyor ama bu paranoid android'in içinde kayıp duruyor, duvarlarına çarpıyor. bir dünyalının algılayabileceği kadar boşluk bulabiliyor kendine. bir dünyalının algılayabileceği sınırlarda maviyi seyrediyor.

here am i floating round my tin can
far above the moon
planet earth is blue
and there's nothing i can do

can you hear me, major tom?



i guess he does

moreana moreana
komik. c r a z y adlı filmde kahramınımızın bağıra bağıra bunu söylediği sahnede bir çıkmaza düştüm. bu şarkı benim için özel, çünkü ben dünyada iken uzayda kaybolmuş ve sonsuza dek oradan oraya sürüklenecek gibi hissediyorum. bu şarkı aslında benim "uzay yalnızlığımın" şarkısı. ama bir filmin senaryosunda uzay yalnızlığı çeken başka bir kahraman görmek beni düşündürüyor. belki de o kadar yalnız değilimdir. ayrıca evet; sağ ve sol kulaklıkla tek tek dinleyin, ikisini birden takıp dinleyin; dinlemeyin, gözlerinizi yumup bağıra bağıra söyleyin... güzel dakikalarınızı verin bu şarkıya, belki başka uzay yalnızlığı çekenlerin ruhlarına dokunursunuz.
1 /