spinning

1 /
universalmind universalmind
45 dakikalık seansta yaklaşık 400-800 kalori yakılan, bacakları, kalçayı ve hatta üst vücudu çalıştıran, form korumada en etkili yöntemdir. müziğin ritmine göre pedal çevirişi ayarlanır, arada rezistansı arttırarak tepe çıkıyormuş etkisi yaratılır, yeri geldiğinde sprintlerle çalışma renklendirilir.
wisefat wisefat
hocaların ilginçleştiği bir tür kardiyo egzersizi ve dahi bisikletine verilen ad.misal,normalde sessizliğiyle bilinen şahıs çekirgelerini gaza getirmek ve daha hızlı pedal çevirmelerini sağlamak adına içindeki canavarı dışarı çıkartabiliyor.tabi bu herkesin gaza gelmesinde etkili değil.
sycrone one sycrone one
bacaklar ve kalça bölgesini bu denli çalıştıracak başka şey yok sanırım. özellikle gidona eğilinmiş, pedalları çevirdiğiniz şekilde bacaklarınız o kadar yanıyor ki bir süre sonra "aha gitti lan yağlar" falan diyorsunuz.

o değil de; bunu yapacaklara tek tavsiyem yerlerini iyi seçmeleri yönünde olacaktır. zira kilolu ve koca götlü bir erkek yerine bir bayan arkasında olursanız inanın o 30-40 dakika çok güzel geçecektir. aksi halde sırtı terli olan bir erkek poposuna bakmak hemcinslerine ilgi duymayan erkekler için oldukça acı verici oluyor.
balıkçı balıkçı
rapala veya benzeri yapay yemlerle kıyıdan veya tekneden yapılan balık avcılığına verilen ad.

genelde boyu çok uzun olmayan, kolu yormayan ve hafif yemleri uzağa atabilen spin kamışları ve makinalariyla yapılır. türkçe at-çek olarak da kullanılıyor, ancak at-çek aynı zamanda balığın bol olduğu zamanda, oltayı denize atıp hemen balıkla geri çekmek anlamına da geliyor, karıştırmamak lazım.

neyse, bu sistemle avlanmak için merayı, o meradaki balıkları, balığın çıkma saatini, saate göre yem rengi seçimini, misina seçimini, kendi gücünüzü, vs. iyi bilmeniz lazım. birçok etkeni ayarladıktan sonra da şans önemli tabii.

hadi, rast gele...
nastasya filippovna nastasya filippovna
"bisikletle hunharca dans etmek" diyebiliriz buna. akıllara zarar bir şey olduğu kesin. tam bir saat at gibi koşmaktan bahsediyoruz. bitmiyor, bitmiyor o bir saat! insan işi değil.

birkaç gün önce, her şeyi merak etmemden mütevellit, bundan da eksik kalmayayım dedim. önce güzeldi her şey: grup çalışması, sporu ve sporcuyu seven yirmi kadar kişi, yüksek ses eşliğinde hareketli şarkılar, loş ışıklar, "hadi, daha hızlı, daha hızlı" diyerek sürekli gaza getiren manyak bir hoca, "ah, evet elveda kaloriler" düşüncesi...

on beş dakika sonra acı gerçekle karşılaştım: bacaklarda keskin bir ağrı/acı karışımı, nefes kesilmesi, deli gibi terlemek, terlemek... öyle bir terlemek ki bütün hayatım boyunca terlemelerimi toplayın, o bir saatteki kadar terlememişimdir. işin tuhafı, grubun üçte biri benim gibi eziyet çekiyordu. diğer üçte ikilik kısım zorlanır gibi görünmüyordu ya da "tecavüze uğradık, zevk almaya bakalım" şeklinde mi düşünüyorlardı, onu çözemedim. yalnız, bir gerçek vardı ki ben saydırmak üzereydim. sonlara doğru, duck sauce'dan barbara streisand çalarken bağırmak istedim:

"uuuuu...uuuuu...uuuuu... hay barbara'nın da, streisand'ın da...bir sus, bir artık... uuuu...uuuu...uuuuuu..."
hepten aykırı hepten aykırı
ilk kez yaptıktan sonra bacakları alıp bi kenara koyun, ve yerde sürünerek yolunuza devam edin çünkü bacaklar bi işe yaramıyo. boşuna taşımayın bacakları. bırakın spor salonunda. bi daha gelişte alırsınız
ariel ariel
bugün gördüm ve test ettim ki sıcakta yapılmıyor. kendinden geçenler olur , ölenler olur. hepimiz kendimize çeki düzen verelim , kimse kimseyi kandırmasın. haydi bakalım.
pipelette pipelette
bağımlılık yapan egzersiz. ancak zenci futbolcu bacaklarına sahip olmamak adına üç ayın ardından bırakmak zorunda kalabilirsiniz. söylendiği kadar haşat olmazsınız, en kötü üçüncü seansla birlikte bacak kaslarınız dayanacak güce erişir. müzik, tempo, toplu hareket ağrı sızı hissetmeden geçiverir zaman. ardından bir de germe-esneme yapılır ki bırakın yorgunluğu kendinizi hiç olmadığınız kadar dinç ve sağlıklı hissedersiniz.
fakat uyarmak gerekir ki gerçek hayata yansımaları özellikle kızlar için pek hoş olmayabilir, herkesin tıkandığı bayırlarda bir kızın hiç tıkanmadan yoluna devam etmesi hiç de sempatik olmayabilir...
her şeye karşın şahsen hala ara ara gizlice videolarını açıp mutlu olmaya çalışıyorum izleyerek.
en dandik duygunun insanı en dandik duygunun insanı
geçen yıl verdiğim stüdyo dersim. enerjisi ve temposu yüksek bir cardio çalışması. tek sorun dizlere zarar vermesi. onun dışında bi kaç ay düzenli yapıldığı müddet fit bir vücuda sahip olunabilir.
pier pier
ilk kez yapanlar için ölüm niteliğinde spordur. belden aşağısı bildiğin felç oluyor , ayaklarını bacaklarını falan hissetmiyorsunuz , merdivenden inerken o bacaklarda ki eklem yerleri istemdışı öyle bir oluyor ki duvarlara tutuna tutuna iniyorsunuz , mide bulantısı başlıyor , lan dedim herhalde buraya kadar 10 dakika'ya kalmaz kalp duracakmış gibi geliyor . hoca da açmış son ses müziği bir gaz veriyor bağırıyor, kapat gözlerini , o terler saha sola sıçrarken hissetmek , bir an başka boyuta geçtim sandım , kendimi şampiyonaya haırlanıyor gibi hissettim .

odadan çıktım olduğum yere kapının önün çöktüm dizler birbirine vurmaya başladı , su almaya inemedim , kitlendi bacaklar .

ama vücut sonra ki günler alışında kendiliğinden istiyor , ulan diyorsun boşu boşuna kardiyo yapıyormuşum ben , ilk günden sonra musluktan boşanırmışcasına ter boşaltmak o kadar eğlenceli ve zevkli geliyor ki bünye alışıyor .
1 /