st petersburg

1 /
nestor nestor
çeşitli dönemlerde adı st. petersburg, petograd ve leningrad olmuştur. pedro için kurtulunması gereken geçmişin sembolü olan moskovaya karşı yeninin sembolü olarak kurulmuştur. şehrin can damarı neva nehridir bir de dedosteyevskiden hatırlayacağınız ünlü nevski bulvarı vardır. denir ki pedro bu şehir bitirilene kadar tüm rusya'da başka bir yerde taş işçilerinin çalışmasını yasaklamıştır. ve yine denir ki avrupada ne varsa st. petersburg'da da vardır tek farkla çok daha büyük olarak
aleron lysander aleron lysander
dostoyevski'nin "beyaz geceler" romanına sahne olmuştur. şehir:
adresinden görülebilir.

ilginci, amerika birleşik devletleri florida'da da bir adet saint petersburg bulunmaktadır. şehri kuran john c williams, şu an florida eyaletinin en büyük üçüncü şehri olan bu yeri satın aldıktan sonra doğduğu yerin adını şehre vermiş vefasını göstermiştir.

olaki, bir türk leventi amerika'ya gideydi bir adet malatya'da amerika'ya hediye edebilir, göğsümüzü bu vesileyle kabartabilirdik. heyhat, kısmette değilmiş.
yallahtazyik yallahtazyik
rus edebiyatını rus edebiyatı yapan külliyatın oluşumuna yardım ve yataklık eden rus şehri. neredeyse bütün büyük rus yazarlar st. petersburg sokaklarında, bulvarlarında pişmişlerdir, (bkz: nevski bulvarı) bu şehrin karakterinin etkisiyle yazmışlardır. ismi değişip durmuştur. (bkz: petrograd) (bkz: leningrad)
kitty wu kitty wu
içinden neva nehri geçen, huzur veren, güzel bir rusya şehri.

300 yıl önce st. petersburg (peter'in şehri) adıyla kurulan şehrin adı 1914'te petrograd, 1924'te (lenin'in ölümüyle) leningrad olarak değiştirilmiştir. 1991'den beri yeniden st. petersburg kullanılmaya başlanmıştır.

önemli mimari eserlerden biri "resurrection church of our savior". 1881'de çar ikinci alexander'in bir saldırı sonucu ölümcül yara aldığı yerde, neva nehrinin kıyısında inşa edilmiştir. bu nedenle "dökülmüş kan üzerine inşa edilmiş kilise" olarak da bilinir. özellikle renklerin ve değişik geometrik şekillerin kullanımı dikkat çekicidir.

"the hermitage" gezmesi en az yarım gün alan büyük bir müze. da vinci, rembrandt gibi ressamların resimleri, çeşitli heykeller vb. sergilenmektedir.

dikkatimi çeken bir ayrıntı, mimarideki kapalılık, içe dönüklük. mağazaların vitrinleri bile kısıtlı olarak sergilenmekte, ayrıca şehrin geneli incelendiğinde binaların birbirine benzediği, ciddi gelir eşitsizliğine işaret olabilecek farklılıklar bulunmadığı gözlenmektedir. bunlar, sosyalizm döneminden kalan yansımalar olabilir.

kadınların çoğu güzel ve fazlasıyla bakımlı. bunun sebebini de dünya savaşlarıyla dengesi bozulan kadın-erkek nüfusunun hala tam olarak dengelenmemesiyle açıklıyor tur rehberi. kadınların kendilerine nitelikli eş bulması zor, hatta yapılan evlilikler de genellikle boşanmayla sonuçlanıyor. ortaya anneanne, anne ve çocuktan oluşan alışılmadık bir çekirdek aile tablosu çıkıyor.

bir başka önemli nokta, sulama kolaylığı düşünülerek açılmış su kanallarının binaların temellerini nemli tutması. bu kanallarla ayrıca çeşitli organik atıklar da taşınıyor. bu durum da bina temellerinin çevresinde, temellere zarar veren mikroorganizmaların yoğunluğunu arttırıyor. binalar zaman içinde çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

unutmadan; metrosunda cüzdanımı çaldırdığım şehir bir de. metroya geç kalmış gibi yaparak yolcuları sıkıştırıp cüzdanı yürütüveriyorlar. gidecek olanlar yanlarında gereksiz hiçbir şey taşımamalı. yoksa tüm kimlikleri yeniletmekle uğraşmak zorunda kalabilirler, aman diyorum.
tanrim ben nerdeyim tanrim ben nerdeyim
deli petri'nin ihya ettiği bir şehirdir. mimarisi italyan mimarisinin kopyasıdır. nevski prospektte yürürken kendinizi italya'da ya da paris'te geziyorsunuz sanabilirsiniz. çarlık rusyası zamanında yapılan binaların özgünlüğü yoktur ama komünizm zamanında yapılanların iç karartıcı, soğuk mimarisi klasik komünizm mimarisinin özgün örneklerini sunar size. binalar oldukça bakımsız ve kararmaya yüz tutmuştur. ancak güzel ve yeşil parklarda dolaşmanız size havanın ve mimarinin soğukluğunu unutturabilir. the hermitage ya da ermitaj sahip olduğu eserler açısından oldukça zengin bir müzedir. özellikle klaisk rus eserleri ve avrupa'nın önde gelen ressamlarının eserlerini bulabilirsiniz. (bkz: matisse), (bkz: leonardo da vinci), (bkz: picasso), (bkz: van gogh)...
nehirdeki roketlere binip nehri turlamak yapılması gereken en güzel etkinliklerden biridir. deli petri'nin heykeli pametnikdiğer bir önemli ve görülesi eserdir. ayrıca yine roket diye tabir edilen taşıtlarla petergoffa gidilebilir. petergoff'un özellikle bahçesi çok güzeldir, çeşitli şadırvanlar bulunur ve sarayın hemen önündeki eşsiz güzellikteki şadırvanlar insanı mest eder. sarayın içi ise oldukça şatafatlıdır. günümüzde de önemli resmi görüşmelerin yapıldığı bir saraydır (bkz: g8).
metrosu moskova metrosu kadar büyük ve görkemli olmasa da hayli iyidir. st. petersburg'lu insanlar ise moskovalı insanlardan daha sıcak kanlı ve kibardırlar.
burrows burrows
ölmeden önce en az bir kez kesinlikle görülmesi gereken şehir..rusya'nın batısında finlandiya sınırına yakın biyerde yer alır.haziran ve temmuz ayının bir kısmında dünyaca ünlü beyaz gecelerin yaşandığı şehirde bu zamanlarda hava hiç tam anlamıyla kararmaz.güneş battığında bile yaşayacağınız karanlık en fazla bir akşamüstü karanlığıdır.şehrin içinden nehir geçmesi dolayısıyla çok fazla köprüyü bünyesinde barındırır,bu köprülerden bazılarının açılıp kapanabilir nitelikte olması şehre farklı bi güzellik katar.havası yaz aylarında 25 dereceyi geçmez,çoğu zaman 25 bile olmaz ancak kışları oldukça soğuktur.eski adı leningrad olarak bilinir ve halen leningrad olarak telafuz edenlere sıkça rastlamak mümkündür..gidildiği takdirde mükemmel mimari yapısı ve tarihi zenginlikleriyle de karşılaşmak kaçınılmazdır..
earendill earendill
uğruna billy joel'in şarkı yazdığı şehir. leningrad'dır şarkının adı. şehrin adı komünist dönemde böyleydi çünkü. rivayet olur ki deli petro şehir buraya kurulacak diye bir bataklığı göstermiş, herkes karşı çıkmışsa da petro fikir değiştirmemiş, ve sonuçta çalışmaya başlamışlar. askerler sürülmüş bataklığı kurutmak için ve yüzlercesi binlercesi sinekler gibi ölmüş bataklıkta, ve böyle böyle bataklığın dibine giden kemiklerden bir temelin üzerinde yükselmiş deli petronun şehri. kendi kendine, spontane ve zaman içerisinde değil, sadece bir tek kişi istediği için, o anda ve onun zihnindeki plan doğrultusunda. o yüzden st petersburg bir şehir değil bir eserdir her şeyden önce, diğer şehirlerin aksine.
aynı zamanda istanbul'un da kardeş şehridir.
kimulanbendenönceludmilladiyekayıtolan kimulanbendenönceludmilladiyekayıtolan
st. petersburg, petrograd, leningrad ve sonra halkın yoğun isteği üzerine tekrar st. petersburg olmak üzere ismi 4 kere değiştirilen bir şehirdir. avrupanın en büyük şehirlerinden birisidir, istanbul ile hemen hemen aynı meridyen üzerindedir. ikinci dünya savaşı sırasında 900 gün nazi kuşatması altında kalmıştır ve bu süre içerisinde yaklaşık bir buçuk milyon rus öldürülmüştür. ölenlerin 800 bin kadarı sivil olan şehirde, bu dönemde çok acılar çekilmesine rağmen st. petersburg ve rusya direnmeyi sürdürmüştür. mimarisi ile göz dolduran bir şehirdir st. petersburg. çarlık döneminde başkent olması sebebiyle mimarisinde barok dönemden izler taşır ve klasik yapıları vardır. dostoyevski'nin "kanallar ayırır, köprüler birleştirir" dediği bir yerdir. zaten suç ve ceza romanıda bu şehirde geçer. yüzünü avrupa'ya dönmüş hatta moskova'dan daha avrupalı sayılabilecek bir sosyal yapıya sahiptir. rusya'nın oldukça kuzeyinde olan st. petersburg kışları çok soğuk geçirir ve yazlarında ise konumuna zıt bir şekilde, bayağı sıcaktır. rusça'da sankt peterburg şeklinde okunur.
grace slick grace slick
2005 tarihli road the rouen albümünden çok güzel bir supergrass şarkısıdır.

ın a foreign town with a morning sound man
ı can find my way around
soon be here at the photo line ı guess
armageddon coming down

and here lies a greedy state again
ıt's time to make a move on
cos in three days ı'll be out of here
and it's not a day too soon

firelight, the light of love, burns
turns to ashes in your hand
... by the morning light ı guess
rather than waking on the stand

set sail for st. petersburg
making use of my time
cos in three days ı'll be out of here
and it's not a day too soon

head out to a better life again
get a job, settle down
fall in love, of a full on feeling
ı can't stand the here and now
leave town for pity's sake you know
ıt's time to make a move on
cos in three days ı'll be out of here
and it's not a day too soon
yeah, three days ı'll be out of here
and it's not a day too soon


1 /