sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

antikavazo antikavazo
yazıp yazıp sildim ama, bir veteriner hekim size ameliyat gerekli diyorsa, ameliyat gerekiyordur. doğum yapamayan köpek için sezaryen gerekiyor dedik ve ne oldu biliyor musunuz? o ultrasonda kalp atışlarını görebildiğimiz sağlıklı çocukları ve anneyi ölüme terkettiler. 2 gün önce tavuk kemiği mide çıkışını tıkamış olan hayvana operasyon dedik, ölüme terk ettiler. kalçasını kırmış çocuğa operasyon dedik, topal bıraktılar. maddi ve manevi herhangi bir sorumluluk üstlenemiyorsanız o canları alıp da hayatlarına mal olmayın. gerçekten psikolojik yıpranmanın en üst seviyesi bir insan sebebiyle hasta kaybetmek. kanlı ishal hayvanı bırakın biz tedavi eder sahiplendiririz dedik, onu bile kabul etmeyerek alıp götürüp ölüme terk ettiler. benim vicdanımın almadığı şeyleri sizin o karalanmış kalpleriniz nasıl alıp da kabul ediyor?

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

ljiljani ljiljani
ben küçükken, babam her işten gelip dinlendikten sonra bir parça gazete alıp balkona giderdi. sonra ayakkabı boyasını, cilasını, fırçasını, bezini ve ayakkabılarını alır yere otururdu. önce gazeteyi açar sonra ayakkabılarını üstüne koyar, ayakkabılarının bağcıklarını çıkarırdı. bezle güzelce ayakkabılarını temizlerdi. sonra ince bir iş yapar gibi boyayı sürerdi ayakkabıya yavaş yavaş. ayakkabıyı boyadıktan sonra cilasını sürerdi bir güzel ayakkabının her yerine. en sonunda da fırçayla bir güzel fırçalardı ve ayakkabıları parlardı. bende bu adımların hiçbirini kaçırmadan yanında oturarak pür dikkat onu izlerdim. o boyardı, ben onun ince işini, ayakkabılarına verdiği temizlik önemini dikkatle izlerdim. bir de böyle kokuları seviyorum, o yüzden de yanında dururdum :)

o yaptığı işi ince ince, önem vererek yapması o kadar hoşuma gitmişti ki bir gün o gazetesini ve ayakkabısını almadan gittim ben aldım oturdum balkona. onun yaptığı adımlar gözümün önüne geldi. bağcıkları çıkardım, temizledim, başladım boyamaya allah ne verdiyse. sonra cilasını da attım, fırçaladım da. sonra da pıtı pıtı gidip yerine koydum ayakkabıları. nasıl mutluyum boyadığıma, sırıtıyorum her zamanki gibi ama başımı öne eğdim bir baktım her yerim simsiyah :) ellerim, yüzüm kömür madeninden çıkmışım gibi kapkara :) gördüler tabii beni böyle, annem kızarken, babam ayakkabılarını temizlemeye çalıştığım için gülüyordu. yapılan iş beğenilince sonra tabii ljiljani evin ayakkabı boyacısı oldu bir süre...

dün babamın ayakkabılarını kapının önünde tozlu görünce bunlar geldi aklıma birden. yıllar oldu ayakkabılarını boyamayalı. bunlar aklıma gelince neden ayakkabı konusunda bu kadar titiz olduğumu çözdüm. geç kalma pahasına olsa bile ayakkabılarımı her gün temizleyip çıkarım. çantamda da hep ayakkabı temizleme süngeri vardır. aslında her davranışımızın küçüklükle bir bağlantısı olduğunu bir kez daha anladım. bu da böyle bir anımız.
3

eski sevgiliye not

purge me purge me
bak beyim sana iki çift lafım var,

koskoca adamsın. 2 sene önce saplandın şu kişisel gelişim bokuna debelenip duruyosun laf etmedik. sırf şevkin kırılmasın diye gittik yoga pantler aldık pilates topları tırıvırı aldık ev kreşe döndü amk. öküzün teki kimliğimizi bıraktık, gardroptan bohem ayhan ışık ceketimizi giydik, youtube'den meditasyon müzikleri dinledik evde ışığı kıstık. bana sakinlik dersleri verdin tamam dedik. hopoşopono tekniği midir nedir onu öğrettin oturup dinledik seni, değer verdik.

1 sene oldu lan ayrılalı 1 sene. gittin tarikat gibi şeylere girdin. amerikadan soytarı tipli adamlar geldi seminer diye diye 30 bin düdükledi seni ok dedik. bunca meditasyon-yoga-pilates-içsel enerji sik sok kısmından sonra edindiğin tek felsefe "beni düşürenleri hayatımdan uzaklaştırcam" gibi abuk bişey oldu görmezden gelip kendi haline bıraktık seni. yazın 3 kere evime baskın yaptın, gözlüğümü kırdın, saldırdın, evi yıktın tamam dedik. ben ki kimseyi bloklamayan purge usta, seni bloklamışım heryerden, acil ara diye mail attın 3 gün önce aradım yine saniyesinde hastalık mı ölüm mü diye. başladın yine 2 dakika geçmeden "orospun napıyor, yeni orospular buldun mu, görür o fahişelerin de senin gerçek yüzünü, allah tüm erkeklerin belasını versin, artık bana değer verenleri hayatıma sokacam cart curt, orospuların, orospular, orospu" kızım neye yarıyor senin bu 2 senedir edindiğin kişisel gelişim ve içsel yolculuk falan onu bi anlasam arşa çıkacam bilinç olarak. hay o olmayan beynini sikim ya.

bak beyim. dokunma artık bana. oynama sinirlerimle. oynama zaten dengesiz olan ruh halimle. ben ki, ömründe karıncayı bile incitmemiş purge usta; gelirim o eskişehire, girerim o zoomdan seminer yaptığın tayfanın içine. orda senin gibi kafayı yemiş ne kadar kadın varsa sikerim. sikerim ve dönüp arkama bakmam bile. lan olm git artık bedsklf. 9 senemi yemiş hala bıdı bıdı aboov.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

eylültanrıçası eylültanrıçası
yıllarca emek verdiğiniz ve sevdiğiniz kişi her ne kadar belli bir yaşa ve olgunluğa erişmiş gibi görünüyor olsa da çat diye sizi engelleyebilir ve size kendinizi bok gibi hissettirebilir. o da yetmez yakınlarınıza ve ortak tanıdıklarınıza da sizi engellemelerini söyler. ve kendinizi daha da bok gibi hissedersiniz. yurt dışından aldığım iş teklifini değerlendirip dünyanın bir ucuna gitmek istiyorum. ama bunun öfkeyle verilmiş bir karar olmasından da çekiniyorum. yine de sanki o kadar uzağa, avustralya'ya gittikten sonra sanki her şey daha farklı olacak gibi ve sanki bu terk edilmeyi daha kolay atlatacakmışım gibi geliyor bana. bilmiyorum. tek bildiğim yok sayılmanın beni boşluğa ittiği... besleyip baktığım dört ayaklı it bile bana sevgi saygı duyarken, elin oğlunun onca emeklerimizi siktir edip hoşçakal ya da bitti bile demeden gitmesi beni deli ediyor. hayata çok öfkeliyim çok!
3

iş görüşmesi

tirilaylaylay tirilaylaylay
-merhaba
-merhaba
-iş başvurunuz devam ediyor mu?
-ediyor. ( iç sesim: etmiyor, kendi işimi kurmam lazım.)
-biz sizinle görüşmek istiyoruz ama öncesinde telefondan bir görüşme yapalım istiyorum.
-tabii.
-çalışma günlerimiz 5.5 gün, size uyuyor mu?
-hım… ( sesli düşünecek kadar yürekli bir insanımdır. ) yok, uymuyor.
-o zaman, bu şekilde not alıyorum.
-tamamdır. ( iç sesim: al al, büyük puntoyla al.)

müge anlı ile tatlı sert

siyahbeyaz aşkı paylaşamadık siyahbeyaz aşkı paylaşamadık
her gün izlemem. arada bi enteresan olaylar olunca bi göz atarım. çünkü bu programı düzenli izleyebilmek için sağlam psikolojiye ihtiyaç var bence. neyse bu programda en sevdiğim işleyiş ise şöyle oluyor;
ortada bir cinayet var, katil stüdyoda, katilin kim olduğunu aslında herkes biliyor ve herkes itiraf etmesini bekliyor. ve katilin stüdyoda olaylara verdiği tepkileri, söylemleri, girdiği ruh halleri, kıvranmaları, köşeye sıkışmış halleri beni acayip kendine çekiyor.

son üç dört gündür yine böyle bir konu işlendi.
adamin teki on sene önce karısını öldürmüş, işin içinden sıyrılmak için de iş arkadaşına yalan ifade vermesi için tehdit etmiş, yetmemiş ogluna da "ananız sizi zaten hiç sevmiyordu, başka adama kaçtı gitti" diye yıllarca annesini kötülemis, o on sene içerisinde de iki üç evlilik yapmış (evlendiği bir kadın da ölen kardeşinin karısı, yani yengesiyle evlenmiş) ve o günden bugüne dek on sene boyunca elini kolunu sallayarak gezmiş yani.
neyse amk, adam dün itiraf etmiş öldürdüğünü. kadını cinsel oranından falan bicaklamis, büyükcekmece taraflarında bir yere gömmüş. ve yine bir kadın cinayetine tanık oluyoruz.

şimdi benim anlamadığım bir şey var. abi, ben bu herifi üç gündür izliyorum. nasıl cılız, nasıl zavallı, nasıl aptal biri ve öyle kırılgan ki, bildiğiniz salak. bir dediği bir dediğini tutmayan, üstüne gelindiğinde ağlayan, yalan söylemeyi bile beceremeyen silik biri ama aynı anda da bir cinayeti planlayacak kadar da soğukkanlı. neyse öldürülen kadının akrabaları müge'ye basvurduktan sonra konu tekrar ele alınıyor falan. programa çıktığı ilk günden itibaren belli adamın karısını öldürdüğü.

bu mevzu neden on sene beklemiş peki? ben bunu anlamıyorum işte.
kadın aniden kaybolup gittiğinde kocası falan hiç mi sorguya çağrılmadı?
elinizde hiç ufacık bir kanıt bile mi yoktu?
adam neden sorguda köşeye sıkıştırılmadı? halbuki biraz üstüne gitseniz her şey ortaya çıkacak. dediğim gibi adam çok kırılgan zaten.
"kadın zaten başkasına kaçtı gitti, ahlaksızmış" diye iftira atıp olayı kapattılar mı?
"zaten yoksul kesimdenmiş, amaann salla gitsin" mi denildi?
ülkenin emniyet güçleri ne iş yapıyor?
ülkenin savcısı bu kadar kör mü?
abi, on senedir siz naptiniz lan?

inanılır gibi değil. hayır hani bazen öyle cinayetler oluyor ki, öyle kompleks öyle ustaca kurgulanmış cinayetler oluyor ki hani faili meçhul dosya kapanıyor. ama bu söz konusu cinayet o kadar basit, adam o kadar "katil benim" diye bağırıyor ki. nasıl on sene boyunca üstü böyle örtülmüş.

bir kez daha memleketin haline üzüldüm. hoşçakalın.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

eskisindendebeter eskisindendebeter
üniversite 1. sınıftaki oda arkadaşım çok maharetli bir hatundu. özellikle yemek konusunda cidden çok iyiydi. yurdun o imkanlarına rağmen süper yemek yapardı. ben piskevit yerdim anca(içimde yok napayım a dostlar) neyse sevgilisi de vardı ve gerçekten çok yakışırlardı. onları gördükçe ben mutlu olurdum. çünkü çok mutluydular.
evlenmişler kız hala çok zevkli ve çok güzel şeyler yapıyor.

uzun lafın kısası bende de bir şey değişmemiş, onda da...

ek: tüküreyim içimdeki polyannaya(üzgünsurat)

sözlüklerde fakir edebiyatının sevilmesi

a sami bayraklı a sami bayraklı
ülke insanı olarak seviyoruz. koskoca bir millet zenginin allah belasını verse de dersini alsa diye bekliyor. sevilen zengin sayılıdır. çok mal haramsız olmaz bile demişiz zengini yermek için oysa yarımızın baksak geçmişinde parayı karı kıza yediren bir dede var. bende var yani dedemin babası, adaşım. köyü satmış oturak aleminde yemiş. helali hoş olsun. canı sağolsun cennet mekan.

geçenlerde hayata dair iç burkan anılar mı ne öyle bi başlık denk geldi, en beğenilen girilere göz attım, ilk sayfanın neredeyse hepsinde yoldan geçerken görülen zengin hayat vs fakirlik teması vardı. şu an tamamen sıkıyorum tabi gidip bakıp gelip yoo öyle şeyler yok demeyin de, genel olay işte burnu akan mendil satan fakir çocuk vs cafede oturup makarnaya dünyanın parasını bayılan insanlar. aşamıyoruz, seviyoruz. bu yeşilçam düzeyinde romantizm beni boğuyor boğuyor boğuyor duvara atıyor artık. gerçeklerle yaşamayı öğrenmemiz lazım. neyse sonu yok bağlayamadım. ilk paragraftan ikinciye geçişi de yapamadım zaten. öyle ortaya karışık olsun bu sefer de. görüşürüz.
10

instela daki dinozor solcu kitle

anabacı vokke anabacı vokke
valla datça'da ev alacak kadar para biriktiremediklerinden zağaaar, instela'da takılıyorlar. buradan bu arkadaşların fakir olduğunu gayet çıkarsayabiliriz ajsdfsdsdsdssss.

bir kere şu zihniyeti gayet iyi tanıyorum ve bu adamlara laf anlatamazsınız. laf dinleyerek ikna olmazlar çünkü... hiç öyle kapitalizmden, yoksulluktan bahsetmeyin bu adamlara

"dayılar kadayıf olmuş hala genç solcu kız güpletme derdine marji'lik kasıyor akskska"

bakın böyle bir kitle cidden yarattılar türkiye'de. adamların genelde hiçbir siyasi görüşü olmuyor, görüşlerle ilgili değiller çünkü. hayatta ne yapıyorlarsa hep birilerini "güpletmek" için yapıyorlar. ya bunlardan bir tanesi bana açık açık "ben aslında başından beri milliyetçiydim ama am sikmek için sitop'a, köz'e ve kollektif'e takıldım" diye. misal bana 100 tane huri sunsalar ben ışid'liymişcesine yaşayamam ya. sırıtırım yani aralarında... bunlar sırıtmıyorlar. çünkü benlikleri çok zayıf, kırmızı çizgileri neredeyse yok. fikri tartışmaları da sevmiyorlar, fikirleri yok çünkü... varsa bile onlar da benlikleri gibi oldukça zayıf.

bakın bunlara neden sağcı veya solcu olduğunuzu anlatmayın. bir insanın neden solcu olduğu, olabileceği umurlarında değil çünkü. onlar için takım tutmaktan tutun; siyasi görüşe bir insanın bütün tercihlerinin ve eylemlerinin tekl bir sebebi olabilir, "güpletmek". bu yüzden bir insanın 50 yaşına da gelse hala solcu olması açıklanamaz bir durumdur. o yüzden hemen "solcusun çünkü solcu kızları güpletmek istiyorsun" diye açıklanacaktır bu durum. çünkü arkadaşın aklı güpletmenin ötesine ermiyor. bir insan fenerbahçeli olsa "fenerli kızları güpletmek istediği" söylenecek, sinema klübüne üye olsa sinemacı kızları güpletmek istediği... ama her durumda sihirli formülümüz güpletmek. çünkü arkadaşın aklı başka bir şeye çalışmıyor...

bu adamları ikna edecek olan şey söz değildir. sadece sizi dinliyormuş gibi gözükürler. bu adamları ikna edecek şey çıkardır. ikna etmeseniz de olur, onlar kazandığınız gün zaten yanınızda olacaklardır. çünkü hep kazananın tarafında olurlar.
3