referandumda evet diyenlerle ilişkiyi kesmek

blackslimbright
hiçbir zaman akp ye oy verdi diye insanları kötülemedim ya da aşağılamadım. akp nin, 1950-2000 arası birikerek gelen o "şehirliler ve devlet" tarafından "dindarların ve anadolunun" horgörülmesinin bir tezahürü olduğunu, asıl suçlunun akp ye kadar devleti yönetenlerde olduğunu düşündüm

ama bu defa işler farklı. bu referandum meselesini tüm tanıdıklarımla oturup konuşacağım, mesele hakkında onları etraflıca bilgilendireceğim ve sonra ne yapacağını soracağım.

eğer olur da hala ben evet diyeceğim diye ısrar ederse "ülkenin vebalinin onların boynuna" olacağını söyleyip bir daha konuşmamak üzere ilişkimi keseceğim.

sonra tamamen kendimi ve ailemi düşünerek birtakım önlemler alacağım. önümüzdeki 5 yıl çok çetin geçecek ve bu yaşananların hepsi "evet" diyenlerin vebali olacak. ben sadece kendimi ve hayır diyenleri düşüneceğim.

edit: bunun sözlükteki karşılığı evet diyenleri engellemektir. aşağıdaki arkadaş gibi. içi boş ukalalıklarıyla bunları konuşturmanın, zırvalarını dinlemenin bir manası yok.
43

ihbar edilen instela yazarları

radiance
bir tanesi benim, anımı nakledeyim hemen. vatandaşın birisi bimer üzerinden terörle mücadeleye aynı anda fetö, dhkpc ve pkk'yı desteklediğimizi iddia etmiş dsasasd. şaka maka değil ciddiyim.

günün birinde oturuyorum telefonum çaldı.
- merhaba ben x (şehir) terörle mücadeleden arıyorum ismim şu.
+ merhaba hocam buyrun (iç ses, yine kime sövdüler acaba)
- şu şu şu url'ler üzerinden şikayet geldi biz baktık bir şey göremedik ancak siz de bir bakar mısınız?
+ olur elbette inceleyelim, suçlama nedir bu arada? gerekçe ile birlikte hedef linkleri de bana mail atar mısınız?
diye sordum ve az önce yukarıdaki açıklama geldi. gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

her neyse mail geldi, bizimkilerle falan paylaştım. harbiden de başlıklarda falan bir bok yok. yurtdışından çok acayip işler çeviriyormuşuz falan. geri aradım polisi.

+ ya abi baktık biz de ancak hiçbir şey bulamadık. tam olarak neyi şikayet etmiş acaba bu vatandaş?
- yani biz de anlamadık ama bu ara herkes birbirini böyle şikayet ediyor. dosyaya boğulduk biz de ne yapalım aramamız gerekiyor bir yandan.
+yani çok ilginç hakkaten öyle sakıncalı içerik falan olsa kaldıralım diyeceğim de hiçbir şey yok.
- ne yapalım bunu bildirelim mi savcılığa iftira suçundan? böyle bariz iftiracılar denk geldiği zaman bildiriyoruz biz.
+ yok abi çoluk çocuktur ismini isterseniz bir kenarda tutun tekrarlarsa o zaman hakkımızı kullanırız.

özetle olay böyle. bu vakada insaflı bir günümdeydim ancak her gün aynı insafta olacağız diye bir şey yok elbette.
4

oysho

digital militia
zihinsel engelliler sayesinde mükemmel bir pr yapmış, inditex markası. ne ürettiği konusunda bir fikrim yok, açıkçası sikimde de değil. guerrilla marketing bir stratejiyse, militanları da mevcut sosyal medya üyeleri oluyor.

inditex, h&m başta olmak üzere tekstil dünyasında liderliğe oynayan her firma gibi çocuk işçi çalıştırmaktadır. zara'dan aldığınız ürünlere bakın meselâ, portekiz'den bangladeş'e, çin'den pakistan'a kadar birçok ülke görürsünüz üretim yeri olarak. bir kaşkol, 80 lira, tasarımcısı, malzemesi, dayak ve korkuyla çalıştırılan çocuk işçi bedeliyle en fazla 10 liraya denk geliyor, ama gel gör ki buna 80 lira veren, en büyük derdi statü kaygısı olan, her zaman daha çok para kazanmak için yaşayan ve bunun için her şeyi meşru gören, indirim vakitlerinde mağazaya nükleer patlamadan kaçan insan yığını gibi giren, giydiği kıyafeti düzeltmeden kabinde bırakan, düşürdüğü ürünü eğilip almaya dahi tenezzül etmeyen haşereler var.







düşün bak; öyle fanatik aptal ki bu güruh, evde otururken giydiği pijamayla kendini üst, diğer insanları hor görüyor. sosyal medya, reklamcılık, televizyon, işte bunların tamamı bambaşka bir gerçeklik barındırıyor içinde bu haşereler için. onlar için gerçeklik tamamen kırmızı etiketli ürünlerden, reklamlardan, favori ve rt'lerden, like'lardan ibaret. şurada kendini parçalayan moronların yarısından fazlası oysho'dan bir kez bile olsun alışveriş yapmamıştır (ki bir eksiklik de değil), ama yine de "hayvan sevgisi" adına namusları gibi savunuyorlar markayı. bak mağazayı, bu kararı veren insanları da değil, direkt markayı savunuyor.




çalışma saatleri günde 16'ya varan çocuk işçiler, aldıkları para para değil, çalışırken su ve yemek erişimleri dahi yok. ama bu kimin sikinde ki ya? inditex markalarında indirim var arkadaşlar, zara'ya gidin, vintage jean, pileli tül etek falan alın.
4

evrime savaş açan iktidar

radiance
eğitim sistemini çökerttiği yetmiyormuş gibi anlaşılan toptan yok etmeye and içmiş bir iktidar. başka açıklama bulamıyorum. hatta aslında herkese lobotomi uygulasınlar temizinden, iktidar da rahatlasın biz de rahatlayalım. embesil olmadıktan sonra çekilir yanı kalmadı. doğal seçilim, adaptasyon özetle evrim salt biyolojinin konusu değil biyoloji ile temeli atılan ve hayatın tüm alanlarına zerk eden bir konu. oradan buradan kırpma yapa yapa ileride aa şimdi kuantumda madde var da olabiliyor yok da olabiliyor. demek ki kuantuma göre allah aynı anda var ve yok olabilir, o zaman kuantumu da yasaklayalım en iyisi kafası çok uzak değil.

youtube'dan bugün dahi halen dünya düzdür muhabbeti yapan arap gerzekler görüyoruz ve en acısı ülkemizin de bu tarz öküzler yetiştirmesi an meselesi. her an sarıklı bir beyinsiz çıkıp selamın aleyküm arkadaşlar dünya düzdür, yuvarlak olsa uçaklar dünyanın dışına kaçardı, youtube kanalıma abone olmayı unutmayın diyebilir.

sürekli goygoyu yapılan "asrın projesi", "galaksinin en inanılmaz projesi", "oha düzeyde dev proje" gibi şeylere yerli milli goygoyu yapıladursun bütün know how yurtdışından geliyor, köprü japona, reaktör rusa yaptırılıyor. neresi yerli lan bunların? biz anca betonunu döküyoruz. beton dökmekte çok iyiyiz çünkü. bir süre sonra betonu da yabancılara döktürecek duruma gelelim. her şey bittikten sonra da yeteri kadar yetişmiş adamımız olmadığı için ülkeyi de yabancılara yönettiririz.

ya altı üstü evrim teorisi öğrenmese ne olur ne farkeder diyenler çıkacaktır.

ne farkeder söyleyeyim:
en basit örnekle öğrenci, yani geleceğimizi inşa edecek kişi hindistan'daki inekle isviçre'deki ineğin tipinin, vücut hatta boynuz yapısının neden farklı olduğunu anlayamayacak. farklı yüksekliklerdeki çekirgelerin kanat içi renklerinin neden farklı olduğunu anlayamayacak. bunlar önemsiz geldi değil mi? biraz daha derine gidelim.

- hangi domatesin daha verimli olduğunu, hem sağlıklı hem de çok meyve veren tarım yapabilmek için ne yapması gerektiğini algılayamayacak.
- öğrenen sistemlerin temel ilkesini, yapay zekayı anlayamayacak.
- sürekli güçlenen hastalıkların neden sürekli güçlendiğini, aynı gribin ertesi sene neden farklı gribe dönüştüğünü, bununla başedebilmek için ne yapabileceğini bilemeyecek.

sabaha kadar örneklenebilir. ancak anlıyorum ki "eyvah çocuklar ya maymundan geldiklerini sanarlarsa" korkusu tüm bunların önüne geçiyor.
6

milliyetçi hareket partisi

mncdprssv
bir kez daha görüldü ki..

bu ülkenin sorunu kendini milliyetçi diye adlandıran gerizekalılardır..

tarih bunu da çatır çatır yazsın..

en kötü niyetli kürt bile bunlardan daha şerefli olduğunu bu gece itibariyle gösterdi..

kimse bana şimdi hdp, kürt, pkk goy goyu yapmasın..

diyorum ya tarih bu geceyi bastıra bastıra yazsın..

türkiye cumhuriyetinin başına bütün belaları açan bu ülkücü harekettir..

hiç sinirlenip de kuduz köpek gibi saldırmayın..

biliyoruz biz bu gerçek ülkücü bu diyiilll mavralarını..

chp nin demokrasi için çalışan tek parti olması

seriü l intikal sahibi
uzun zamandır haksızca, iftiraca; terörist, halka hizmet etmeyen, seçkinci (ing. elitist)… parti gibi gösterilen chp'nin gerçek yüzüdür.

ülkedeki gerçekleşen felaketlerin çoğunu gerçekleşmemesi için önceden çabalamış, tbmm'ye getirmiş partidir.

ülkenin içine eden, fetö'ye izin veren 2010 anayasa değişikliği için "referanduma gitmeye gerek yok, 2-3 maddeyi çıkarın kabul edelim ya da o 2-3 maddeyi referanduma götürelim" deyen partidir.

kürt açılımını halka açın, bize açın; hiçbir şeyi bilmediğimiz şeyi desteklemeyiz deyen partidir.

15 temmuz 2016 darbe girişiminin açıklığa kavuşması için yırtınmış partidir.

tbmm'de ak parti milletvekillerinin sahte oy kullanmalarını tespit etmiş partidir.

tbmm'de dünden bugüne değin anayasa değişikliğini reddetmek için sürekli yırtınmış partidir.

ve bunları ne mhp ile ne de hdp ile yaptı.

ak partililer tarafından oluşturulmuş genel algıyı silip atın, bu ülkede demokrasi savaşı veren, tbmm'de gerçekten hizmet vermek isteyen tek partidir, chp.

bugün tbmm tv'yi izleyince iyi ki chp'ye oy vermişim dedim. bundan sonra da vereceğim. çünkü chp ne ak parti gibi islâm derdinde ne mhp gibi türk milliyetçiliği derdinde ne de hdp gibi kürt milliyetçiliği derdinde, tek derdi "muasır medeniyetler seviyesine ulaşmaktır." yalnızca ve yalnızca bu hedefin yolu demokrasiye açıktır diğer hedeflerinin hepsi dikta ister.

9 ocak 2017 tbmm anayasa değişikliği görüşmeleri

vliegende nederlander
eğer bir dirhem haklı olduklarını biliyor olsalardı, bir parça savundukları şeyin doğruluğuna güvenselerdi, bir gram davalarına inanmış olsalardı, şu an bu görüşmeler, türkiye'de havuz medyasının bütün televizyon kanallarından canlı izletiliyor, radyolarından bangır bangır seslendiriliyor, sosyal medyada her tarafta kelime kelime yazılıyor olurdu.

ama kendileri de yaptıkları işe inanmıyorlar.

fotoğraf çekip sözlükte paylaşmak

radiance
konu tartışılırken dikkatimi çeken bir detay beni ibret deryalarına sürükledi. birisi ayak fotosu diğeri instagrama bağlamış konuyu.

fotoğraf dediğimiz şey spesifik bir anı görselleyerek kayıt altına almaktır. fotoğraf otomatik olarak selfie anlamına gelmemektedir ve insanların fotoğraftan sadece selfie anlamını çıkarmaya başlaması kültür bağlamında ürkütücü geldi. bu kadar dibe batmış olmamamız gerekirdi.

atıyorum bir yer hakkında yazarken orayı fotoğraflayıp altında bilgi birikimi paylaşmakta ne sakınca var?

bir ürün veya objenin başlığını o ürüne ait bir görselle, bizzat bizim çektiğimiz fotoğrafla zenginleştirmenin ne zararı var?

kullanıcı özel bir kare yakalamışsa şayet bunu ilgili konu altında ekleyebilir ve hatta eklemelidir. bunun ne gibi bir dezavantajı var?

kullanıcı canı isterse sacre coeur'de kahvesini veya şarabını yudumlarken oradaki ressamları çekebilir ve bunu paylaşabilir. bu instela adını verdiğimiz olağanüstü veritabanına yalnızca katkı sağlar. birikim sağlar, bir anıyı, bir görüntüyü yıllar süresince korunabilir kılar. bir feed içinde akıp kaybolmaktan alıkoyar.

bu artistlik değildir. bu hayattır. kendi hayatlarınıza dair duyduğunuz tatminsizliği başka hayatları, başkalarının kendini ifade imkanlarını yok ederek aşamazsınız. öncelikle kendinizden memnun olmalısınız.
23

niye unutamıyoruz lan biz

kim ki dük
niye sevilmiyoruz lan bizi akla getiren soru. niye bizi sevmiyorlar lan? sevilsek unutmak durumunda kalmayız ziraa. bizi hiç sevmeyecek tipler niye hayatımıza girip sikip atıyorlar ki? kimler yani niye unutamıyoruz harbi? çok mu bulunmaz hint kumaşları var? kimler yani ya?

insan hafızası hani unutma ile sakatlanmıştı lan? yediğim yemeği gözümdeki gözlüğü yeri geliyor unutuyorum da bana dünyanın en büyük hayınlığını yapanları niye unutamıyorum?

orospu çocuğu bir dünya ile karşı karşıyayız.