coronavirus covid 19

dumrul dumrul
dilek tahtalı 7 mart'ta korona semptomlarını twitter'da tek tek yazmış. o tarihte "türkiye'de koronalı hasta yok" diye bangır bangır bağırılıyordu. akp aşırı başarılıydı filan. ilk vakamız 10 mart'ta açıklandı.

bu kardeşimiz hayatını kaybetmiş.




aytaç yalman'ın durumu da buydu. koronadan kayıplar diye verilen sayılarda o yok. kim bilir daha kaç kişi yok... aytaç yalman'ın öldüğü 15 mart'ta bakana göre toplam vaka sayısı 18'di ölü ise yoktu. aynı bakan "bugün ilk kaybımızı verdik" dediğinde yalman öleli 3 gün olmuştu.

birileri bunu ifade ettiğinde de peşine polisi takıyorlar, yargıyı takıyorlar. tecavüzcüleri boku püsürü affetme hazırlığındayken bu durumları anlatan insanları kovalıyorlar hala.

hayatınız söz konusuyken bu heriflere güvenebilir misiniz? herkes goygoyu bıraksın. bunların kurduğu rant zinciri kimsenin hayatından daha önemli değil.

hastalığa ilişkin gerçek verilerin sağlıklı biçimde açıklanmadığı ortada. krizi "yöneten" bilim kuruluna dahi bu verilerin ulaştırılmadığı söyleniyor. bizi siktir edin. belli durumlarda belli bilgilerin bize verilmemesi doğru bir hareket de olabilir. ancak konuya ilişkin kurumları doğru bilgilendirmek zorundasın. buradaki telaş karar vericiler ile sorumluluk yüklenecek kişilerin ayrılması arzusundan doğuyor. kararları hala tek adam versin ama çıkacak faturayı beyefendi yüklenmesin... tek telaşları bu.
3

mansur yavaş

tonguç tonguç
bu adamın zihniyeti, bu ülkenin ihtiyacı olan zihniyettir.

"değerli hemşehrilerim,
koronavirüs salgını nedeni ile işini ve gelirini kaybeden tüm ailelere düzenli olarak gıda yardımı ve nakit desteği sağlamak için hazırlığımızı tamamladık.
pazartesi günü detayları sizlere duyuracağız.
gün dayanışma günüdür, zorlukları birlikte aşacağız."

(bkz: mansur yavaş belediyeciliği)

mobile.twitter.com
2

coronavirus covid 19

mei kusakabe mei kusakabe
maalesef bugün akşam saatleri itibariyle bir arkadaşımızın annesinin izmir'de hastalığa yenik düştüğünü öğrendik. koah hastasıydı, geçen hafta salı günü ateşlenip yoğun bakıma kaldırılmıştı, test sonucu bekliyorlardı, o süreçte görüşememiştik ve maalesef bugün ölüm haberini aldık. yani ölüm çok zor evet ama ordan sonrası da muallak, ne yapmak gerekiyor bilmiyorum acını paylaşmak için memleketine gidememe, sevdiklerine sarılamama ihtimalleri de hakikaten çok zor olmalı. ne söylemeli bilmiyorum. basiretim bağlandı, oturdum kaldım. dilerim kimse böyle şeylerle mücadele etmek zorunda kalmasın.
10

anın fotoğrafı

ürkek ürkek
hayatımda ilk defa fide diktim. tutmazsa domuz yanlamıştır derim, tutarsa "baban da mı fideciydi be" der överim kendimi xo




canım aşı :3 tut tamam mı üzme beni...



neymiş efendim benim topraklama yapmam gerekiyormuş. koronadan kaçarken ürkek gerilim hattına takılmışlar mış mış mış... bu kadar iyi geleceğini bilseydim kendimi gömerdim toprağa xo

okulların tatilinin uzatılması

birfincancay birfincancay
tatilin bitiş günü olan 30 nisan'ın perşembeye denk gelmesi üzerine sevgili öğrencilerimin akıllarındaki sorular:

"perşembe cuma, hafta sonuyla birleştirilecek mi hocam???"
"perşembe tatile dahil mi hocam?"
"hocam, 1 mayıs zaten resmi tatil olduğu için cuma tatil, aradaki tek perşembe günü gelmek zorunda mıyız? yoklama alınacak mı?"

ben de cevap olarak: "çocuklar bakan bey bu konuyla ilgili açıklama yapacak, meclis tv'yi takip edin" dedim. izlesinler ceylan derisi koltukları bütün gün anasını satiim.

sigarayı bıraktım, gerginim, bu olanlar... hiç iyi gelmiyor.
5

corona vakalarının şehri açıklansın

dumrul dumrul
hastalığın bulaşmadığı bir yer olduğunu varsaymak için nasıl bir sebebimiz var? durumun tespit edilenden daha vahim olduğunu düşünmek için yeterince sebebimiz var ve bu da başlığa konu talebi yanlış kılıyor.

resmileşmiş vakaların nerelerde çıktığı açıklanırsa üç şey olur:

1- buralarda hastanelerde yığılma yaşanır.
2- hastalığın görece az olduğu ya da resmiyette hiç olmadığı yerlere akın olur ve oralarda da hastalık patlar.
3- hastalığın olmadığı varsayılan yerlerde insanlar tedbirsiz davranırlar ve hastalığın yayılım hızı artar.

şu an hem panik olmak hem de çok sakin olmak eşit derecede zararlı davranışlar. gittiğiniz herhangi bir yerde herhangi bir kişi taşıyıcı olabilir. siz de taşıyıcı olabilirsiniz. hal böyleyken devletin neyi açıkladığını kafaya takmak yerine belli bir süre mümkün olduğunca kendimizi yalıtmamız gerek. risk grubundaki yakınlarımızla fiziki teması mümkün olduğunca kısıtlamalıyız.

koronadan sonra başlayan gelecek kaygısı

dumrul dumrul
biraz geç gelen bir kaygıdır. yıllardır götümüzde ayı bağırıyor. en ufak bir krizin altından kalkamayan bir cahil sürüsüne siz kendi ellerinizle kendi hayatlarınızı teslim ediyorsunuz.

zombi istilasına gerek yok, daha istanbul depremi var, bir an olsun akıldan çıkarmayıp önlem almamız gereken...

korona için insanlara asgari de olsa ekonomik bir güvence verilmesi gerek ki "açlıktan mı yoksa koronadan mı ölelim" ikilemine düşmeden kapanıp salgının yayılımını durdurabilsinler.

istanbul depremine dönük çok acil şekilde önlem alınmalı ki ülkeyi batırmasının önüne geçilebilsin.

oysa beyzadeler hala kanal istanbul ihalesi peşindeler.

yığınakta yapılan hataları savaşta telafi etmemiz mümkün değil. herkes artık kendi başının çaresine bakacak. bu hırsız sürüsüyle bir geleceğiniz yok.
9

düşük kapasiteli zekaya sahip hatunlar

birfincancay birfincancay
buradan düşük kapasitelisi olsun, yüksek kapasitelisi olsun tüm kadınlara sesleniyorum:

anneyseniz ya da ileride böyle bir planınız varsa; çocuklarınızı sevin. sevginizi bol bol gösterin hanımlar. yoksa şu ilgili başlığı hortlatan beyefendide olduğu gibi; birtakım onarılmaz travmalardan geçmiş insanlarla daha çok karşılaşacaksınız.

evet, yine okudum. beyefendi üç beş yazı öncesinde bir kadın yazara hakaretamiz giri girmiş. ondan biraz daha öncesinde "maske takmayın, orkid takın" gibi çok spesifik; bence irdelenmesi gereken bir yoruma imza atmış. yine, çekilen dertlerin büyük sorumlularından biri olarak kadın seçilmiş. belli.

ve bu maalesef tesadüfen gelişmiş bir durum değil.

sosyal hayatınızda, etrafınızda gördüğünüz; sessiz-sakin, kendini ifade edemeyen, belki çirkin, belki aşırı kısa, belki aşırı şişman, belki sesinde problem yaşayan, yani aslında ilk etapta sizin için önemi haiz bulunmayan niteliklere sahip erkeklere; beden dilinizle "abi ben seni aşağılamıyorum. sorun değil. ben kendi halimde takılıyorum" mesajını verin. bu mesajı vermezseniz daha küçük yaşta kendilerini ezilmiş hissediyorlar. sorumlusu da direkt sizler oluyorsunuz.

sevin. sevdiğinizi gösterin. etrafınızda bu tarz, anlamsız nefretle dolu bir erkek kitlesi var. aslında birey bazında düşününce önemli değil. misal bu beyefendi, açtığı başlık, savurduğu sözler hiç önemli değil. ancak niceliği arttıkça bu hareketin; kadınlara dönüşü çok daha kalıcı zararlardan ibaret oluyor. hep beraber yaşıyoruz bunları.

şu zihniyetin kendini göstermesi biz kadınların suçu değil ancak maalesef bir "dur" demek zorunda olan bizleriz. ve bu: "sensin düşük zekalı! mal!" demekle veya "ayyyyy kaynağın ne canım? götün mü?" demekle olmayacak. yok saymakla da olmayacak. bunu bi' yaklaşık on beş yıldır tecrübe ediyorum ben.

erkeklerin, kadın sebebiyle yüzlerinin gülmesine ihtiyaçları var. ne kadar sinirlenseler, hayatlarında ne kadar başarılı olsalar, ne kadar kitap okusalar, ne seviyelerden geçseler de farklı türlerde gideremeyecekleri bir ihtiyaç bu. iş başa düşüyor tam bu noktada. maalesef.

not: gittim, hususi ölçtürdüm: iq puanım iki haneli. kısmet.