aşık olduğumuzu ne zaman anlarız

peder jose
bir gün babam yanına çağırdı. "al şu parayı git marketten sirke al gel" dedi. parayı alıp markete gittim. sirkeyi aldım ve eve döndüm. para üstüyle sirkeyi mutfak masasının üstüne koyup evden çıktım.

takriben 30 dakika sonra babam aradı. kızmış biraz ses tonundan belli. "çabuk eve gel lan" dedi. ben de içimden "hayırdır amk noldu yine" diye geçiriyorum. eve gittim. içeri girdim babam gözlüğünün üstünden bana bakıyor.

+lan ben sana ne al dedim.
-sirke.
+sen ne almışsın?
-sirkeee.
+nah sirke. git muftağa bak bakayım sirke mi değil mi.

mutfağa gittim bir baktım, şalgam suyu almışım. aşık olduğumu o an anladım. ve o kadın şu an benim eşim. şaka şaka terketti amk.

kadınların cinselliği bir ödül olarak görmesi

metrekare
evet, bence böyle bir şey vardır kanımca.

kadınların cinselliği partnerine yapılmış bir jest, bir iyilik , bir fedakarlık olarak nitelendirmesine benzerdir. maalesef ülkemizde kadın cinselliğinin çok bastırılmış olmasından ötürü kadınların küçük yaşlardan itibaren bilinçaltında biriken bir takım duyguların dışa vurumudur. ek olarak, cinselliğin bir paylaşım olmasından çok, erkek egemenliğinde yaşanan bir deneyim olmasını çağrıştırır.

kadınların cinsel deneyim yaşamasını "vermek" olarak nitelendirmek ile paraleldir. halbuki ortada bir paylaşım söz konusu ama sanki kadınların bir şey verdiği, bir şey kaybettiği bir durum varmış gibi bu tabir maalesef sıkça kullanılagelmiştir.

bu durum kadınlar tarafından yapıldıkça, kadının cinsel bir obje olarak görmesini pekiştiriyor. çünkü iki taraf karşılıklı olarak vücutlarını paylaşıyor sevdiği, etkilendiği, beğendiği insanla. ortada bir fedakarlık, bir "vermek" , bir ödül varsa bu iki iki tarafın da paylaştığı bir şey esasında.

hele ki, ayrılma aşamasında "ben seninle bedenimi, mahremimi paylaştım!" şeklindeki isyanlar ise bir felaket. ortada erkeğin de bir paylaşımı var ve kadınların paylaşımı da bir ayıp, bir lüks, bir olağanüstü durum olarak algılanmamalı. sanki kadın cinsel deneyim yaşayınca ayıplı bir mal haline geliyor, yok öyle bir şey !

bu durum bana göre kadınların cinsel deneyimlerinden özgürce keyif almasını da engelliyor. kadınların erkeklerinin cinsel arzularını tatmin eden bir obje olarak hareket etmesine neden oluyor. bir çok kadın kendi tatminin önemsemez noktaya geliyor, kendini tamamen "erkeğimi nasıl tatmin ederim?" noktasına taşımasına neden oluyor. erkeğin cinsel deneyimlerinde sorumsuz davranmasını körüklüyor.

sonuç olarak da kadınların sahip olduğu bu düşünce en çok da kadınlara zarar veriyor.

referanduma hayır demek için tek neden

l appartement
degisiklik isteyen hukumet oldugu icin, gerekcesini de onlar belirtmelidir. hayir diyenlerin neden hayir dediklerini aciklama zorunlulugu yok, fakat hukumetin "teroristler hayir diyor, o yuzden evet" disinda bir aciklama yapmasi lazim.

tanim: evet demek icin su ana kadar elle tutulabilir bir gerekce sunulmamis olmasi
1

müjdat gezen

can leroy
an itibariyle kanal'd de ahmet hakan'ın konuğu ve fena güldürdü :))

''sayın cumhurbaşkanıma, sayın genelkurmay başkanıma teşekkür ediyorum aradıkları için'' dedi sonra da ahmet necdet sezer, ilker başbuğ isimlerini verdi aljhsaksjh.

recep ivedik 5

jaglerax
utanıyorum.

boka batmış bu ülkede sanat yapmaya çalışan semih kaplanoğlu adına utanıyorum.

meksika'dan japonya'ya kadar ödül almış nuri bilge ceylan adına utanıyorum.

roman yazan derviş zaim adına utanıyorum.

dostoyevski, albert camus gibi yazarların kitaplarını uyarlayan zeki demirkubuz adına utanıyorum.

he he. gidip izleyen sansli insanlar, biletlerinizi atmayip saklayin, 20-30 yil sonra bu biletleri götünüze sokarsınız.
10

bu sabah yağmur var istanbul da

gabriela monna miller
bu sabah;

eminönü'ndeki esnafa, vapurda başımda dönen martıya, 41es'teki uykulu amcaya, taksim'de aç yatan suriyeli çocuklara, bebek parkı'ndaki çiçekçi esma ablaya, özgür masur'a:), çırçın hamama, hukuki beşere, aşka, utangaç güneşe, beslenme çantasında yumurta ekmek olan çocuğa ve herkese selam olsun.

bu sabah yağmur var istanbul'da; yağmuru başıma yiyorum, yaşamak böyle havalarda güzel diyorum.

moda'da hava çok güzel bu sabah;
çıkın yağmurda şemsiyesiz gezin.
çıkın rahmeti bir başınıza yiyin...

sözlükteki bayan yazarlar

rebel yell
itiraf başlıklarında aldatıldığı için ağlayıp sızlamaları cidden bıktırmıştır. arkadaş sen değil misin fırlama, piç, kendine güveni çok yüksek, gezen tozan, ortam bilen yanında ki kişiye adrenalin veren erkek manyağı? bu profil adam seni aldatır yani 2x2=4. adam hayatı seviyor takılıp kalmaz ki sende. yaşamayı biliyor. tercih eden siz sonunda ağlayıp sızlayan yine siz.

kendi düşen ağlamaz diye tavsiye verilesi yazarlardır.

kıymeti bilinmesi gereken şeyler

zeus amca
söylenmiş ama ben yine de tekrarlamak istiyorum; iyi insanlar. sizi düşünen, sizi sizden daha çok düşünebilen insanlar. bencilliklerinden sıyrılmış ve kendi isteklerinden önce size yetişmeye çalışan insanlar. sizin mutlu olduğunuz an'ları görebilmek için ellerinden gelenleri yaparlar. karşılığında da tek bir şey isterler; değer görmek. çünkü size destek olabilmek için ihtiyaçları olan tek güç budur. fazlasına ihtiyaçları yoktur.

iyi insanları kaybetmeden değerini bilin. onlar sizin hayatınıza olumlu dokunabilecek insanlardır.
kaybettiğiniz insanı geri kazanmanız genellikle mümkün olmuyor. kaybetmeden bilin demiş miydim?

reddeden kızın yedek klübesinde favori olmak

şirin pembe bulut
#16418194


eyvallah yavşak insanım, çok kişiye açıktan ya da gizliden yürüyoruz ama hayır cevabını aldıktan sonra efendi efendi kalkıp gidiyoruz. herhangi bir rahatsızlık vermeden; hakaret, tehdit etmeden. sonra benim de kendi hayatım var. ben üniversite öğrencisiyim, yalnız yaşıyorum. kariyer planım var kendime göre derdim tasam var. hayallerim var. unutuyorum ya da umursamıyorum diyeyim daha çok.

neyse. anlamsızca bir şeyler olmaya başladı. son zamanlarda.okulun bitmesine yaklaştığımızdan mıdır? biyolojik saatleri onları dürttüğünden midir? hayır cevabı aldığım kızlardan anlamsızca ortak arkadaşlara sormalar, arkamdan atıp tutmalar, sosyal medyadan geri takip etmeler bilmem neler başladı.

hayır ne sanıyorlar ki? hayatımı onlara takarak geçirdiğimi falan mı? o eski girilerde bahsettiklerimin ve daha eskilerinin yarısından çoğu bunu yapıyor.

en komiği de ne biliyor musunuz?

''yaa efendi çocuktu aslında''

aynen.

kendimi çok taktir ettiğim özelliklerimden bir kaçıdır; sabrım, iradem. bunlar eskiden yoktu. son birkaç senede edindim bu özellikleri. deneyerek, ödülümü alarak tabii. başarısızlığın bahanesi çok, nedeni çoktur. bazen senelerce düşünsen nerede hata yaptığını bulamayabilirsin. başarı daha çok şeyi öğretir. emin adımlarla ilerlersin sonra. başarı geldikçe güvenin artar, başın eğilmez kolay kolay.

bir kere, sadece ama sadece bir kere sabrederek kendini harap etmeden, gözlemleyerek, anlamaya çalışmak ve başarılı olmak sana seneler kazandırıyor. düşünsene bir kadın için aylarca içtiğini, perişan olduğunu, 'neden beni sevmedin' diye kafayı yediğini? o sırada dışarıda neler oluyor, hayatta neler oluyor? mesleğinde ne gelişmeler olmuş, kafaları yediğin hatunun sana maliyeti ne olmuş?

hep böyle anlatılır ya eski türk filmlerinde; sevdiği kadının ihanetine uğramış(ya da sadece onu sevmemiş) erkeklerin derbeder halini. ya da piçe dönüşüp mafya babasına bağlayanlar bilmem neler. öyle bir dünya yok arkadaşım. illa o olacak diye bir şey yok. illa süper hayatlar yaşayacaksın, yatların katların da olacak diye bir şey yok. mesele sadece mutlu olmak. mutluluğu arayacak kadar cesur olmak.

sen o kadını kaybetmek pahasına bir kere sabret. .( gerçekten tutulduğun kadından ya da tamamen seni umursamayan birinden bahsetmiyorum. herkese dağıttığı mavi boncuklarından birisi de sana denk gelmiş birinden bahsediyorum) bir kere onu gözlemle.. hoşlandığın birine hemen atlama, biraz dur. geri çekil. anlatma. sen sus. sadece sor. kısaca cevaplar ver. ben konuşmayı anlatmayı çok seven biriyim. hatta susan insandan çekinirim. çünkü ya art niyetlidir ya da korkaktır. ne yazık ki sana şöyle bir şey daha söyleyeyim; ben çok konuştum hiçbir faydasını görmedim. sustum. susmanın faydasını çok gördüm. kendimi tutamayacağım zamanda da zaten söylemem gereken şeyleri söylemek zorunda olduğumu gördüğüm için kendimi tutamadım. konuşurken; dinleyecek, görecek kadar zeki ve yetenekli değilim. sustuğum için gördüm, duydum, anladım. sorguladığım için denedim. inan bana kendini mahvetmekten daha ucuz, daha verimli, daha az zaman alan bir şey bu.

bu anlattığım sana o güzel kızı hayatına sokman için yardım edemez belki ya da herhangi çok güzel bir kızı. sadece dürüst olmayan, seni hak etmeyen birinden zamanını korumaya yarar.

insanı derinden etkileyen şiirler

prynzm
erkek kadına dedi ki:
-seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
erkek kadına dedi ki:
-seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
kadın erkeğe dedi ki:
-baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
ve ben artık
biliyorum:
toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
kadın sustu.
sarildilar
bir kitap düştü yere...
kapandı bir pencere...
ayrildilar...
n.hikmet