lö şühane

wendera wendera
yazmayacaktım çünkü insanların istediği buydu bunu vermeyecektim ama hayrete düştüğüm için yazmanın vakti geldi.

bir kere bu kadın benim eskilerden artı fav verdiğim bir kadın sonra noldu ise sözlüğüe agresif cinsellik promotion tadında giriler yazarak ve kendi hemcinslerini gömerek ön plana gelmeye başladı.
ben ona hiçbir sataşma, laf, yorum yapmadan bana cevaben tıpkı bugün benim yaptığımdan şikayetçi olduğu tarzda imalar ve yermelere başladı." noluyoruz" dedim önce birşey yapmadım. sonra tekrar tekrar kendini pazarlamak için binbir giri girdi yetmedi görsel girdi yetmedi başkaları bi yerden wendera mı lö mü dedi diye, evet bunu dedi diye kazanmak için kendini yedi bitirdi.

çıkarsın vursun, masaya koysun, havada karada alırım, o benim rüzgarıma kapılır, zekası yok, yok işte şöyle alırım böyle çarparım. senin tek olayın cat fight mı gerçekten?

ben bunu yapmayı sevmediğim için korkak mı oluyorum? ben erkeklerin kızıştırmasına gelip sana mahalle ağızı ile had bildirmediğim için korkak mı oluyorum? sen nerde yetiştin? nasıl bi rekabet gördün? nasıl bi kadın düşmanısın? 2 erkek gaza getiriyor eğlence izlemek için; ki bunlar bizim hater'larımız. ve sen hemen atlıyosun kavgaya ve üstüne zekiyim diyosun ya? cidden zeki meki değilsin impulsif ve histeriksin.

bütün kimliğini cinsel gücün ve erkekleri kaldırabilme becerin üzerinden tanımlıyorsun yarın bir gün kimse seni artık arzulamasa halin cidden bitik. twitter'da sexting yaptığın konuşmaları iltifat kesip paylaşman mesela?? zeki değilsin, anlaşılıyor :) veya iltifatlık bi durum değil o. adamın s.ki kalkıkken sana dediği şeyi kırpıp "ah ben nasıl aşk tanrıçasıyım" şeklinde paylaşıp bi de laf sokulunca "hadi kavga edelim hadi kapışalım" korkak moduna giriyorsun.

özgüvenin ince iplerle erkeklerin onayına ve libidosuna bağımlı belki de o yüzden sevgilin varken buraya boy boy nude attın. bu benim tarzıma ters evet farklıyız. ben paracıyım sözüm ona tutkularımla hareket etmiyorum ama senin gibi sevgilim varken ona buna fotoğraf atmıyorum.
az biraz psikolojiden anlarım. sevgilin varken bile onay ilgi açlığın doymuyorsa ek yollara giriyosan sorun daha derinde olabilir. bi düşünülmeli bu.

"hemcinsini konu edip, "bu böyle böyle ama bakın ben asla böyle bir kadın değilim" diyerek kendini parlatmak kadar adi bir ticari hile yoktur."

bende sende tam olarak bunu eleştirip yazdım defalarca. baktım anlamıyorsun senin gibi cevaben yazmaya başladım.ve sen balıketli kadınlar başlığında bolca minyon kadınları (ben gibi) ve şişman kadınları gömüp kendini çok güzel parlattın. bi de dedin ki onlar beden olumlamaya devam etsin.(sağol cidden eksik olma) ben diyorum herkes kendi halinde güzeldir sen ise tam tersi. sadece lö gibiysen güzelsin. yine tekrar ediyorum; zeki değilsin. makul aklı başında hiç değilsin.

"seni günahım kadar sevmeme rağmen" kadın düşmanlığı yapan bu tiplere had bildirdim ve "o kim ki ben alırım" tarzında konuşmayı bırak, sana kötü yorum yapmaya kıyamadım.
ben seni övmelerine değil "ikimizi malmışız gibi kıyaslamalarına" kızdım.sen sabah onları seni övdüler diye nikaltı girdiğimi diyorsun. zeki olduğuna emin misin lö? mal olmayı kabul etmişsin çoktan ben etmedim etmem.
farkediyorum ki sen hala çıkar göster kafasındasın ya.? sen hala horoz dövüşü gibi benle rekabet kafasındasın ya. bak ben hiç girmedim bile? şok oldum sabah ve artık ben de yazıyorum gerçeği.

fark çok net.

yani boş hepsi boş.kafaya girmeyince girmiyor. afyonum patlamadan yazdım.bunu da anlayan anlayacak. zeki insanlar anlar.

edit:ha bi de gelecek savunmayı biliyorum ya acı bi şekilde öğrendim: "çıkar göster "

edit2: ganjaman'ın yazdığı "bak kenar mahalle karısı lö şuhane açik açik gosteriyor" senin kafanda ben seni savunanlara çemkirmişim ya. işte çemkirdiğim kitle bu.

üniversite mezunu işsizler

kızıl kurt kızıl kurt
sayıları 1 milyonu geçmiştir.

www.birgun.net

bundan 10-15 yıl önce, bugünleri görüp de konuştuk. dedik ki meslek liselerine ve düz lise mezunlarına istihdam alanı oluşturun, tatmin edici maaşlar ödeyin, güzel çalışma koşulları sağlayın, üniversite mezunlarıyla aralarındaki maaş skalasını açmayın, lise mezununa 500 tl maaş verip üniversite mezununa 1000 tl maaş verirsen o adam da üniversite okumak ister, maaşlar denk olmalı dedik, herkes üniversite mezunu olur ya da iyi şartlarla çalışmak için üniversitelere yönelirse ara eleman kalmaz, usta kalmaz, kontenjanlarda yığılma oluşur ve işsizlik daha çok patlar dedik. bırakın üniversite ve eğitim isteyen insan üniversite okusun para için okumasınlar dedik. ama sikindirik şehirleri öğrenci harcamalarıyla kalkındırmak, bölgelerden oy devşirmek, orta halli ve düşük ekonomili aileleri ''çocuğumuz okudu'' diye sevindirmek için mantar gibi tabela üniversitesi açıldı her yerde. sonuç da bu.

''lise mezunu da benimle aynı maaşı alacaksa ben niye üniversite okuyorum?'' dediniz.

okuma pezevenk, bana mı okudun? okuduysan üniversite hayatı tecrübesi ve kişisel gelişimin için okudun. üniversiteleri iş bulma kurumu haline getiren ve her yere açılmasına ön ayak olan, basitleştiren zihniyet sizin para tutkunuz, materyalistliğiniz zaten. mesleğinizi sevdiğiniz için değil kazancı çok diye seçtiniz. hadi iş bul da çalış şimdi.

''kendini geliştiren yeni mezun işsiz kalmaz kendini geliştirseydin''

en güldüğüm tayda da bu işte. sikimin başı işsiz kalmaz. 14'te ben mezun olduğumda diplomaya ek 3 adet sertifikam, ingilizcem, 2 büyük müteahhit firmasında stajyerliğim olmasına (o firmalara stajyer girmek de hiç kolay olmadı, kalktım genel müdürlüklerine gittim) ve asgari ücreti bile başlangıç maaş kabul etmeme rağmen (hani diyorsunuz ya yeni mezunlar yüksek maaş beklentisi içerisinde oluyor diye, ona istinaden yazıyorum) 1 buçuk sene işsiz kaldım, adamlar asgari ücret maaşı bile vermek istemedi, ''3 ay ücretsiz çalış seni deneyelim de ondan sonra maaş veririz'' ayağı yaptı. daha ne kendini geliştirmesinden bahsediyorsunuz la siz? köle mi olsun çocuklar? hepiniz +5 yıl tecrübe arar, eğitmez dımdızlak ortada bırakırsanız yeni mezunları yeni eleman da bulamazsınız bir süre sonra.

instela yazarlarının itirafları

caotic caotic
evde sekiz senedir aynı apartman görevlisi abi var. kendisi hayatımda gördüğüm en tembel ve en gamsız insan. daha öncedeki çalıştığı yeri de biliyorum oradan söylüyorum. şuan amacı da tazminatı alıp çıkmak. çıkarılma kararı da alınmıştı zaten. corona filan derken ertelenmiş işten ayrılması. bayramda çöpün toplanıp toplanmayacağına ilişkin bir duyuru filan yapılmamış. neyse babam aradı aradı bu abiyi çöp toplanacak mı diye sormak için. o da açmadı telefonu. babam da aşırı sinirli bir insan bu arada. iyi ki de açmadı telefonu, ben güzellikle sorarım diye düşündüm. bu abi beni aradı altı saat sonra. halini hatrını sordum, bayramını kutladım, güzelce durumu anlattım; dedi ki normalde toplamıyoz ama caotic'cim sen istersin de ben toplamaz mıyım? ta ankaralardan gelmişsin. hemen geliyom abicim, sen çıkar çöpü abicim, seninkini alır atarım abicim.
ben çöpü alsın diye de aramadım ha sadece sormak için aradım. iyi ya dedim ben de. bak ne güzel kibar kibar konuştum, hallettim. ee tabi insan ilişkileri böyle yürütülür filan. çöpü çıkardım, ertesi sabah almak için kapıyı bir açtım, almamış askldjd

işte insan ilişkilerimin özeti.

tşk.

klasik arabalar

the woman on the silver mountain the woman on the silver mountain
hülyalarımı süsleyen arabalardır. futuristik ya da avangard itemlere karşı bir ilgim yoktur. araba konusunda asla bir feriştah değilim. haddizâtında benimkisi tamamen zevahir odaklı namütenahi bir sevdadır.

1968 amc amx:




1960 buick electra:




1965 buick skylark gran sport:




1974 buick gs:




1958 chevy impala:




1956 chevy biscayne:




1961 chevy impala ss 409:




1967 chevy camaro ss 396:




1968 plymouth gtx 426 hemi:




1959 mercury monterey:




edit: cananımın arabasını unutmuşum:
1962 chevy corvette:








yukarıdaki yarenlerim benim için birer payidardır. nacizane fikrim bu yöndedir. iyi sürüşler.
24

aşık atışması

francesca francesca
bu sabah yeşillik toplamak için bahçeye indim. karşı bahçede 2 komşu bahçede çalışıyordu. bunlar zamanında birbirini sevmişler ama aileler evlendirmemiş. esin abla evlenmiş eşi vefat etmiş. ömer abiyse 55 yaşlarında bekar. bahçeleri de yanyana sayılır. esin abla biberlerin dibini kazıp şarkı söylüyor.
_oynayın kız oynayın, durmanın ne kârı var..
oynayın kız oynayın habu köyde çok bekar var,
oynayın kız oynayın, kocanın çok kárı var...
ömer abiyse soğan topluyor sözde! ondan da şarkı gecikmiyor.
+kemençem alli pulli, kemençem alli pulli
ben almam öle dulli yar fadimem, ben almam öle dulli
ben alırsam alırım, alırsam kız alırım
memeleri kukuli yar fadimem yanakları tumbulli
çıkdım çamın beline çıkdım çamın beline
anımların yerine yar fadimem anımlarım yerine
hem öptüm hem dişledim hem öptüm hem dişledim
keyfim geldi yerine yar fadime keyfim geldi yerine
en son ömer abinin kafasına esin abla patates fırlattı şarkıya kızmış olabilir tahminimce.
sonra beni görüp evine kaçtı. bende bir gülme krizi ama durduramıyorum kendimi. ömer abi sırıtarak kizummm habu gençliğinede böyleydi canına yanduğum hep trippp. hala gülüyorum. soğan vereyim mi diyor bir de.

bebek

no one can hear her no one can hear her
ben biraz yaşı büyük anne adayıyım :) okuluydu, işiydi, yüksek lisansıydı ayy bu kadar yaptım doktora da yaparım doktora bitti hadi biraz da rahat edeyim derken evliliği de erteleyince oldum mu sana 38 yaşında :) evlenir evlenmez bu kez de anne olmak için geç kaldım telaşı başladı. hiç vakit kaybetmek istemedim ama öyle ha deyince de olmuyormuş bunu da deneyimledim. bir gün, test yapmam gereken şartlar oluşunca evde yapılan testlerden aldım. sonuca korka korka bakarken çift çizgiyi görmeyeyim mi :) kimseleri telaşa katmadan kan testi ile sonucu netleştirmek gerekiyordu. sabahı zor ettim. ilk işim medikoya gidip kan vermek oldu. 1 saat sonra sonuçlar çıktı. doktora göstermek için bekliyorum beta hcg değeri 12000 görünüyor. 8 aydır kurdu olmuşum bu değerlerin üç değil beş değil 12000 :) gözlerim doluverdi. sonucuma bakan hayatından bezmiş orta yaş üstü doktor gözlüğünün üzerinden dünyanın en donuk müjdesini verdi bana "olumlu!" onun o umursamaz "banane ne sizin bebeğinizden" diyen gıcık mı gıcık haline vallahi sarılasım geldi :) akşam olmasını zor bekledim. akşam yemeğinde zaman zaman anlaşmazlıklar yaşasak ta kardeşim gibi olan ankara'ya geldiğim günden beri yanımda olan can arkadaşım zeynep'te misafirdik. eve dönmeyi zor bekledim. yemek dönüşü eşime yolda test sonuçlarımı gösterdim. o gece sabaha kadar uyuyamadık sevinçten. geçtiğimiz hafta oğlum bizi çok korkutsa da bugün, o günün üzerinden tam 27 hafta geçti. ilk göz ağrımız aslan ateş'imizin dört gözle sağlıkla gelmesini bekliyoruz. bir dediğimi iki etmeyen, gözümün içine bakan, çiçek sever gibi dokunan bir eşe sahibim şükürler olsun. meyvemiz de yolda..