21 ekim 2021 faizin 200 puan indirilmesi

mncdprssv mncdprssv
aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık günlerine tekrar hoşgeldik evet.

zaten uzun zamandır böyleydi de dam başımıza çökmeden hala anlayamayacak bir kitleyiz..

-mb'de zırnık para yok, dışarıya faizle sikilmek istemiyorsun..

-fekat fayizi indirsen ne olacak? paran değer kaybediyor.. yine ödeme dengen bozuluyor..

-faizi artırsan üretimi sikim atıcan..

-e düşürsen de artık aynı terane, adamın parası değer kaybediyor.. reel sektörün borcu yine katlanıyor.. adam nasıl? ve neden iş yapsın ki? kiralarına zam yapar..

-e hadi düşürdün ettin de bu sefer paranın hangi zaman diliminde ne kadar değer kaybettiğini ölçebilme, değerlendirebilme şansını kaybettin.. üretici şimdi bu belirsizlikte hammaddeyi kaça alsın? girdi fiyatlarını nasıl hesaplasın? enerji maliyetlerini nasıl öngörsün? hadi hepsini ön gördü ürettiklerini kaça fiyatlasın? en önemlisi de nasıl satsın?

sonuçta bu adam gitsin kiradaki evlerinin kiralarını artırsın daha iyi.. önünü görme ihtimali mi kaldı adamın..

önümüzdeki 20 seneyi belki de çok daha fazlasını sattık..

e dış dünya ile fark zaten malumdu..

bu saatten sonra bu ülkede kalan adam net kara paracıdır, illegal işlerin adamıdır..

net.
1

20 ekim 2021 euro haberi

dumrul dumrul
lan oğlum bir takım insanların bütün hayatı mı kolpa olur, bütün hayatı mı yalan olur? liste yapmışlar, asgari ücretini ortalama ücretini filan koymamışlar. hadi bunlar kasaba kurnazlığı diyelim fiyatlar da komple şişirme. aşağıda kaynak vererek tek tek göstereceğim. restoran ve mc donald's fiyatlarına girmiyorum çünkü o tamamen restorana ve menüye göre değişir. bir restorana gidersin kendini satsan faturasını ödeyemezsin, başka restorana gidersin 5 - 6 euroya tıka basa doyarsın.

şimdi tek tek bakmadan önce faurborg'un paylaştığı görseli çalıyorum ki siz de kolaylıkla kıyaslamaları yapın:




süt litresi 0,75 euro. havuz pisliğinin iddiası: 1,09 euro

https://www.carrefour.fr/p/lait-demi-ecreme-uht-carrefour-classic-3276554163165

pirinç kilosu 1,30 euro. havuzun iddiası 1,97 euro.

https://www.carrefour.fr/p/riz-long-grain-10mn-carrefour-3560070822294

kutu kola, 33 cl 15'lik paket 6,55 euro. tanesi 0,44 euro'ya geliyor. havuz pisliğine göre kutusu 2,75 euro.

https://www.carrefour.fr/p/soda-coca-cola-5000112647518

su. 1,5 litre 6'lı paket 0,96 euro, litresi 0,11 euro. havuz pisliğine göre küçük su 1,85 euro. küçük su derken deve idrarı mı demek istiyorlar acaba?

https://www.carrefour.fr/p/eau-de-source-cristaline-3274080001005

peynir... bin çeşit peynir var. hangi peynirin fiyatını veriyorsun aq? kilosu 3 euro'ya da var 55 euro'ya da var. yenebilecek en uygun peynir camembert kilosu 4,36. havuz pisliğinin iddiası 15.30 euro.

https://www.carrefour.fr/p/oeufs-frais-poules-elevees-au-sol-carrefour-classic-3560071098285?t=28143

12'lik yumurta 2,09 euro. havuz pisliğinin iddiası 3,75 euro.

https://www.carrefour.fr/p/oeufs-frais-poules-elevees-au-sol-carrefour-classic-3560071098285?t=28143

tavuk kilo 3,20 euro. havuz pisliğinin iddiası 12,52 euro

https://www.carrefour.fr/p/poulet-blanc-pret-a-cuire-3560070832934

iyi kırmızı elma 1,59 euro. (1 euro'ya da var ama beğenmedim, onun bağlantısını paylaşmıyorum) yeşil elma 0,77 euro. havuz pisliğinin iddiası 2,74 euro

https://www.carrefour.fr/p/pommes-pink-lady-vrac-3000000035542

https://www.carrefour.fr/p/pommes-granny-smith-vrac-3276554965424

carrefour fiyatları ortalama bütçeye göredir. daha pahalı marketler de var. lidl, super u gibi çok daha ucuz marketler de var. bu verdiklerim fransa fiyatları. avrupa'da hayatın en pahalı olduğu iki ülke isviçre ve ingiltere'dir. fransa ve almanya onlardan sonra gelir. ispanya filan çok daha ucuz ama her birinde fiyatlar vatandaşın alım gücü açısından neredeyse aynıdır. yani isviçre pahalı ama vatandaşın ücretleri de fransa'ya göre çok yüksek. türkiye'de senin aldığın asgari ücret 255 euro, fransa'da işsiz olsan devletin sana yaptığı yardım kira yardımı dahil minimum 700 euro. asgari ücret 1300 euro. sen tavuğa 2,93 euro veriyorsun, fransız 3,20 euro veriyor. fark işte bu.

avrupa'da en sefil hayatı yaşayanlar eski doğu bloku ülkeleri. onlarda bile ücret - fiyat dengesine bakıldığında sana göre kral hayat yaşıyorlar. akp tam da bu nedenle düzenli olarak cehalete yatırım yapıyor. dünyayı bilmezsen akp'nin sana sunduğu yarrak gibi hayattan memnun olursun. şimdi gidip talibancı afgan'a sorsan o da hayatından çok memnundur. çünkü başkalarının nasıl yaşadığı hakkında en ufak bir fikri bile yok.

evlilik

wulfgar wulfgar
normal ilişki dinamiklerinden aşırı derecede farklı dinamiklere sahip müessese. ben açık gönüllülükle hayatımda şu ana kadar aldığım en doğru birkaç karardan biri olduğunu söyleyebilirim. fakat evlenmeyi tavsiye eder miyim? açık konuşmak gerekirse "evet evlenin" diyemiyorum arkadaşlar.

nikahtan bir süre geçtikten, ortam durulduktan sonra neler olup bittiğinin farkına vardığınız bir an var. o anı şöyle tasvir edebilirim;

gözlerinizi açıyorsunuz, elleriniz direksiyonda, kafanız feci güzel ve tam o anda otobanda ters yönde sürdüğünüzü ve üzerinize gelen 2 tırın arasından silme geçtiğinizi fark ediyorsunuz.

şanslıysanız silme geçiyorsunuz, evliliğin dinamiklerine cevap verebilecek şekilde gelişmiş bir ilişkiniz ve ileri düzeyde uyum sağlayabildiğiniz bir partneriniz varsa kazasız atlatabiliyorsunuz. fakat maalesef çevremde gözlemeyebildiğim ilişkiler evliliği atlatabilecek kadar sağlam görünmüyor gözüme. yakın çevremde dahi ardı ardına gerçekleşen boşanmalar da bu gözlemlerimi destekliyor.

bizden önceki nesillerin evliliğe (ve de boşanmaya) dair algıları ile yeni neslin algıları aşırı derecede farklı. artık boşanan kadına kötü gözle bakılmaması, kadın hakları konusunda toplumsal bilincin artması, kadınların iş gücüne aktif katılımı ve dolayısıyla ekonomik özgürlükleri konusunda daha güçlü bir pozisyonda olmaları gibi etkenler, annelerimizin, ninelerimizin sahip olmak zorunda kaldığı zihniyeti yıktı geçti. artık kimse kendisini mutsuz bir birlikteliğe katlanmak zorunda hissetmiyor. ben şahsen bunu son derece olumlu bir durum olarak karşılıyorum. sonuçta evlilik kutsal ve korunması gereken bir müessese değil gözümde.

toksisiteden uzak ve mutlu bir ilişki içerisindeyseniz başarılı yürütme ihtimaliniz az değil, fakat öyle değilse "ama aşırı derecede seviyorum" şeklinde kontralamaya çalışmayın, zira sevgi asla ve asla tek başına yeterli değil, sorun çözmeye de herhangi bir katkısı yok, bunu katı bir şekilde belleyin arkadaşlar.

umarım hepiniz partnerlerinizle omuz omuza birbirinizi devamlı ileriye taşıyabileceğiniz ilişkiler yaşarsınız. çünkü o vakit tadından yenmiyor.

21 ekim 2021 faizin 200 puan indirilmesi

faurbourg faurbourg
21.10.2021
nilah günü almak için ideal bir zaman gibi duran bir tarih ülkemiz için birçok şeyin değiştiği tarih aynı zamanda.

merkez bankası 200 puan indirim kararını açıkladı ve faiz %16'a çekildi. bu durumda türk lirasına parasını tutan yatırımcı farklı yerlere yönelmek zorunda kaldı. çünkü elinde türk lirası tutan bir kişi yüksek enflasyon sebebiyle parasının değerini koruyamıyor. böyle olunca alternatif yatırım kaynaklarına bir yönelim söz konusu oldu. bu açıklama ile bırlıkte dolar 9.50 e doğru, euro ise 11'in üstü seviyelere doğru yol alıyor.

başkasının parasıyla yeterince çenemizi yorduk şimdi kendimize bakalım
- dışarıya olan borçlanmalar dolar cinsinden olduğu için borcumuz tl cinsinden artti ve biraz daha fakirlestik
- benzin ve doğalgaz dışarıdan alındığı için fiyatı artan kurla birlikte artacak buna bağlı olarak her sektörde olan lojistik maliyeti artar, yani çiftçi mehmet amcanin domatesini de aynı fiyattan alamayacağız yani(lojistiği geçtim gübresi, tohumu, ilacı hepsi artıyor)
- ithal edilen(özellikle teknoloji ürünleri) ürünlerin fiyatı artar
peki bunlar artarsa ne olur?
enflasyon olur
enflasyon olursa ne olur?
tl değer kaybeder
tl değer kaybederse?
enflasyon olur

evet bu döngünün içine balıklama dalmış gibi görünüyoruz
sonumuz iyi olur umarım
2

yazarların söylemek istedikleri

kucukkadın kucukkadın
yine bir özlem tutturmuşum ki sormayın.
mevsimlerden sonbaharın en çok yakıştığı şehir ankara.
bense zaten baştan aşağı kahverengi bir insanım.
özlemlerim dallara ayrılıyor.
aile özlemi.
arkadaş özlemi.
şehir özlemi.
kızılay karanfil sokakta bulunan dost kitap evinde saatlerimi geçirmeyi özledim.
oradan tunalıya yürümeyi.
hatta belki botanik parkta sonbaharı hissetmeyi.
starbucks ta öğrencilik zamanımda saatlerce ders çalışırdım.
hani bilen bilir. şu meşrutiyetin köşesindeydi önceden. sonra kapandı ve aşırı mutsuz olmuştum.
i̇nsan bir mekana da bağlanamaz demeyin, ben bir ışıklı balona bile bağlandım.
demem o ki özledim be sözlük.
özgür olmayı özledim.
ben olmayı özledim.

20 ekim 2021 euro haberi

coktansecmeli coktansecmeli
ortalama olarak bir avrupalıdan 4 kattan daha fazla fakir olduğumuzu gösteren bir çalışma olmuş o yüzden kendilerine teşekkür ediyorum. yani benim avrupa da asgari ücretle çalışan birisiyle aynı standart hayatı yaşamam için en az 8.000 tl kazanmam gerekiyor. peki 8.000 tl'yi bırak vasıfsız bir işçinin kazanmasını türkiye'de kaç tane üniversite mezunu kazanıyordur? tamam goy goy yapıyoruz ama aslında durum gerçekten çok vahim. avrupada ki ilkokul mezunu bir insan türkiye'de üniversite okumuş, kendisini geliştirmiş, yabancı dil bilen, kariyerli bir insandan daha iyi şartlarda yaşıyor. ne denilir ki buna?

the lion king

ryhkaw ryhkaw
çocukluğumun en önemli ve bana kalırsa asla üstüne gelmeyecek karakter tasarımıyla baş yapıt çizgi filmi ve sinemada izlerken höngür höngür ağladıydım. çıktığımda salmaya sümük bööö diye ağlaya ağlaya çıktıydım.

hayatımda çok önemli bir yeri olduğundan bu yaşta bile çizeyim dedim. düşünün ilne out halini bile 8 saatte çizdim sadece ki bitmedi.

renklendirme de bu kadar sürer, belki fazla. bir 10 milyar dolar daha satsak dolar düşer sonra diyecekler ki bunların rezervleri var bir 10 milyar dolar daha düşmez mi özgür bey.




deli gibi aşık olunan hatunu unutma yolları

purge me purge me
azıcık üzerine gitmek, damarına basmak, kızacağından emin olduğunuz hususlarda, numaradan da olsa "yaptım" diyerek onu kışkırtmak.

bunu yapınca öyle bi yumruklamaya başlarlar ki sözle, icraatle, nispetle falan. nasıl bir dertten kurtulmuşum lan ben diye aniden neşe küpü olursunuz merak etmeyin. bırak aşk acısını, bir anda hayat neşesi çöker sdlfjksk. (denendi, çalışıyor)

kadınlar kadar, bir anda, bir şeyden çok alakasız başka bir şeye dönüşen cins yok. 3 saniyede melekten cadıya, buzdan kızgın buhara, prensesten seda sayan'a, beethoven'dan ismail türüt'e geçiş yaparlar.

sevdiceğe kur yaparken hayvanlaşmak

who can defeat him who can defeat him
sene bin dokuz yüz doksan bilmem kaç... o zamanlar sevdigim bir kiz var. hep beraber bir yaz gunu oturduk sahile demleniyoruz. *

neyse efenim kizla aramda bir elektriklenme var, sarkilar havada ucusuyor. kiz bana surekli soru soruyor isime gelmeyeni blokluyorum ama ne soru yagmuru! bu hayra alamet olmayan gelismeyi sevdicegin kur yaptigina yoruyorum haliyle. * bu duruma göğüs geriyorum. ne de olsa kadın çenesi. bi yandan da kafalar güzel, soylenen sarkilara backvokallik yapiyorum. sevdicegime kur yapmak icin hicbir firsati kacirmiyorum. adeta gör bunlari be sevdicek kuruduk be edasiyla hep bi numaralar..

ardindan ilerleyen saatlerde bir yolunu bulup sevdicegimle bas basa kaliyorum. sinsi gibi muhabbeti ilerletiyorum. * sevdicegin boynundaki kolyesini zorla kendime armagan ettiriyorum, sac tokasini aliyorum. buraya kadar her sey nispeten normal.
her şey, gecenin sonlanmasiyla sevdicegi sahilden yolun karsisina gecirme centilmenligini gosterme çabamla basliyor. arkadas kafilesi kafa zum sekilde yolun karsisina gecip mesafeyi usain bolt edasiyla coktan acmis.. sevdicegimle ben arkada sallana sallana geliyoruz, kiz guluyor kakara kikiri ortam guzel ama hala emin degilim kizin benden hoslanip hoslanmadigindan. son bir hamle yapmam lazim diyorum icimden. sevdicegime rüştümü ispatlayacagim son bir hamle... cesaretimi topluyorum ve sevdicegin bacaklarinin arasindan ellerimi atarak cigliklar esliginde omzuma atiyorum. alkolün de bana verdiği yetkiye dayanarak bir iki adim atmadan omzumdan düsürüyorum. sevdicegimi derin acilara gark ediyorum... hani yer yarilsa da icine girsem denilecek anlardan. allahtan sevdicegim balık etliydi de hasari absorbe edebilmisti.

sonrasini ne ben anlatayim, ne de siz dinleyin.tüm geceyi sikip atmistim. sevdicege kur yaparken hayvanlasmanin ne alemi vardi ki?
rüştünü ispat edecekken yitip giden yağız delikanlı... işte o delikanli benim.
1

osmanlıda internet

yeni bir üye yeni bir üye
o değilde daha 15 sene öncesine kadar dial up internet kullanıyordu bu ülke ve indirme hızı 2.5 kb ile sınırlıydı. yani çevirmeli modem 56 kbps hızında olsa da onun karşılığı olan 7 kb hızı bile göremezdik. halbuki ülke abdülhamit han zamanında interneti bularak büyük bir çığır atlatmıştı dünyaya. hatta oluşan taleplere yetişilemeyince, abdülmecitin emriyle ptt kurulmuş kablolama ve alt yapı içinde yeterli eleman olmadığı için mühendishane-i bahr-i hümayun'da talebeler eğitilerek ptt'de istihdam edilmişti. ama cumhuriytele birlikte devletin mali durumları kötüleşmiş, bu yatırımlar sekteye uğrayarak gerilemiş, hatta telgraf ve posta tarafı daha ucuz olduğu için internete tercih edilmiştir. bu yatırımlar o kadar ihmal edilmiştir ki 2000'li yıllara kadar hiçbir gelişme olmamıştır. sonrasında dünyanın internete kayması ve internetin "popi" olması nedeniyle, devletimizde gelen taleplere daynanamış ve bu alanı daha fazla ihmal edilemeyeceğini görerek bu konuda modern teknolojileri kullanmaya başlayarak internetimize çağ atlatmıştır. işte böyle bir süreçten geçti bu ülke gençler, siz ne sanıyorsunuz? değerini bilin internetinizin. yoktu kuzum yoktu, download trafiklerinde bekliyorduk, donuyorduk, üşüyorduk. gaz yağı kuyruklarında azmı helak olduk (tabi siz bilmezsiniz modemler gaz yağıyla çalışıyordu) ala ala ya.

memurlar evinde yatarken özel sektörün çalışması

gokbel gokbel
bayramlarda uzun tatiller.
kesintisiz yıllık izinler.
masa başı hiçbir iş yapmadan bilgisayar başında facebook da ve yandaş haber sitelerinde geçirilen zamanlar.
özel sektör cumartesi full çalışırken yatmalar.
günde 10 saat haftada 6 gün çalışıp asgari ücret alan birinden 3-3.5 kat fazla maaşlar.
vee sonunda karşılaştığımız memur acıtasyonu

aslında her şey arz talep ilişkinde gizli, eğer türk gençliğinin yegane amacı devlete kapak atıp memur olmak olmasaydı, siyasilerden twitter da tag açıp kadrolar istemek yerine masa başında zaman öldürerek asgari ücretin kat kat fazlasını maaş olarak alan bu memurluk sistemine gerekli tepkiyi gösterseydiler böyle bir sorunumuz olmazdı.

insanın gücüne gidiyor, onuruna dokunuyor gerçekten! benim vergimle maaş alanları bana tepeden bakması...