türkiye yi kalkındıracak efsanevi plan

skordan sorumlu devlet bakanı
az önce kafa yorduğum efsanevi plan.

- dört tarafımız denizlerle çevrili olsun ister miyiz? isteriz tabi.
- ortadoğu belasından kurtulmak ister miyiz? isteriz tabi.
- bir ayağımız avrupa'da bir ayağımız amerika'da olsun ister miyiz? isteriz tabi.

o zaman plan hazır. saatler gece 3'ü gösterdiğinde hepimiz el ele verip ülkeyi komple taşıyacağız:





tebrik ve takdirler için müracaat mesaj kutum. hörmetler.
26

işsizlik azalıyor yalanı

laerrof
olaya şu açıdan bakalım bir de. burada bahsi geçen kişi ben olup hiç bir abartı ya da çarpıtma yoktur. bunu baştan yazalım da linç gelecekse ona göre gelsin.

--spoiler--

2007 de başlayan ekonometri lisans öğrenimimi 2011 yılında kazasız belasız tamamladım. askerlik vs derken yaklaşık olarak 4 seneden fazla bir süredir özel sektördeyim. bu 5 seneye yakın sürede pek çok defa iş değiştirdim. hem bir endüstri mühendisi gibi hem bir istatistik mezunu gibi bunlara ek olarak da bir bilgi işlem uzmanı gibi roller aldım çalıştığım firmalarda. bu firmalarda tabiri caizse posam çıkartılana kadar çalıştım fakat bundan gocunmadım. çünkü çalıştığım onlaraysa da öğrendiğim kendimeydi. fakat hiç bir şekilde çalıştığım şirketlerde kimi zaman maddi olarak kimi zaman da kariyer hedefleri noktasında tatmin olmadım(istanbulda yalnız başıma kirada yaşıyorum, öğrenim kredim başta olmak üzere mecburi ödemelerim var ve 2015 in son çeyreğine kadar aldığım ücretler 2000 lira aşağısındaydı.) çalışanına hakaret eden patronla bile çalıştım(küfür demek istemiyorum).

2016 nisanında dünyanın en büyük kozmetik firmalarından birisinin türkiyedeki en büyük distribütöründe bir yandan endüstri mühendisliğini içeren bir yandan da dış ticaret alanını içeren bir pozisyonda işe başladım. daha öncesinde 2 kişi çalışıyormuş başladığım pozisyonda. her şey çok güzel başladı benim için. ta ki planlama departmanında çalışan arkadaşlardan birisi işi bırakana kadar. her ne kadar bende planlama yapmış olsam da hiç bilmediğim bir işi bana verdiler. yukarıda da dediğim gibi çalıştığım işverene öğrendiğim kendime. eyvallah dedim(zaten el de mahkum). bu arada bahsi geçen firma bir patron şirketi olmasına rağmen pek çok kurumsal firmaya taş çıkartacak cinsten bir kurumsallığa sahip onu da belirtiyorum. kendi pozisyonum artı diğer pozisyondan sonra bir de üzerine firmanın yeni projeleri için müdüriçem yine beni görevlendirdi. ve ofis içindeki ağır iş tempom ofis dışına da taşındı(ofis dışı operasyonlar ortaya çıkmaya başladı). bu arada bahsi geçen firma aylık 80 milyon liradan fazla bir ciroya sahip evet 80 hatta yazıyla da seksen milyon lira !

tabi bu süreçte hem diğer işi öğreniyorum. hem yeni projelerde görevliyim hem de asıl bulunduğum pozisyonun işini yapıyorum(özelden yazan olursa kısaca iş akış şemamı da paylaşabilirim). yalnız bir sorun var. bu kadar iş içerisinde boğulmam gayet normal ki ona rağmen işler de bir şekilde yürüyor yaşanan benim ya da benim dışımdaki nedenlere rağmen. artık perişan olmuşum gece evde laptop üzerinde falan sızıyorum. hafta sonları, gece saatlerinde bile raporlar isteniyor vs. diyorum ki yahu eleman alınmayacak mı ¿ bakıyoruz alacağız cevabıyla karşılaşıyorum. tabi ne görüşmeye gelen var ne de giden. artık ben içeriye bir arkadaşımın özgeçmişini teslim ediyorum fakat okumuyorlar bile ! laerrof nasılsa götürüyor bir şekilde modundalar. ha tabi günler su gibi akıp geçiyor. 5. ayımızda bitmiş !

6. ayımızda o da ne ! firmanın ithalat kanallarında bir takım değişiklikler oluyor ve o markalarında sorumluluklarını ben alıyorum, iş yüküm 1 kat daha artıyor ve halen kimse yok. bu arada dediğim tarihlerde işsizlik rakamları depara kalkmış ülkede ve eleman bulamadık diyorlar. özürleri de kabahatlerinden büyük 80 milyon lira ciro dedim yukarıda üzerine basa basa. yani bu adamlar kimi isterlerse parasını verebilecek seviyede bir firma.

artık ben conta yakma modundayım gece rüyalarımda bile firmadaki iş akışlarımı görüyorum, rüyamda falan çalışıyorum vs.(bakın hala abartmıyorum) işim beni ele geçirmiş. bu arada aldığım maaşta gram düzenleme yok. bunu düşünen dillendiren ya da telaffuz eden yok. hatta o dönemde iş hayatımdaki ilk savunmamı alakasız bir nedenle alıyorum. suratlar asık. aldığım ücret ise net 2400 lira. tabi laerrof rüyasında bile iş yapınca artık delirmek üzere olduğunu fark edip çözümü türk hekimlerinde arıyor ve psikiyatri tedavisine başlıyor(iş yerindekiler sonradan haberdar oluyor bu durumdan). ilaçlar vs. tabi işler artarak devam ediyor.

yıl başı geliyor, takvimin son iş günündeyiz. diyorum ki herhalde sene başında bir şeyler yapılır. ya iş yüküm paylaştırılır ya da ücret vs. fakat müdüriçe geliyor ve diyor ki laerrof performansından memnun değiliz işine son veriyoruz... dahası da var. bu karar 1 ay önce alınmış tarafıma hiç bir bildirim yok ve o ihbar süresi de bana bildirilmeden kullandırılmış(kurumsal mode off). yaklaşık 9 ay boyunca madem performansım kötüydü sorarlar adama neden işe kimse alınmadı ¿ neden 9. aya girilirken bu söylendi de daha önce beni dehlemediniz. tek tesellimiz temmuza kadar alacağımız işsizlik maaşımız.

ocaktan bu tarafa evimde yaşam mücadelesi veriyorum iyi kötü. başvurmadığım yer kalmadı.(yurtdışı deniyorum ve isveç olacak gibi) özgeçmişi alt alta koyduğumda free projelerim hariç 7 sayfaya yakın ediyor. pek çok meslektaşımın bihaber olduğu pek çok alan içi ve alan dışı tecrübe, bilimsel çalışmalar(data mining ve iş zekası dahil), 2 adet yabancı dil, sertifikalar, bilgisayar yetenekleri, seminerler vs vs...

aylardır dönen yok. firmalar özgeçmişime bakıp çıkıyorlar sadece son 1 ayda 50 firma incelemiş özgeçmişimi fakat hepsi de bir arkadaşa bakıp çıkmış gitmiş. tek bir firma görüşmeye çağırdı o da evime yaklaşık 80 km hiç üşenmedim düşünmedim ve binip görüşmeye gittim. artık olacak gibi değil, evde durmaktan kafayı kıracağım yine, maddi nedenleri geçtim bir şekilde çorba kaynıyor(tabi bu sürede freelancer olarak dışarıya projeler yapıyorum ve kendime de yatırım yapmaya devam ediyorum). part time işler arıyorum onlarda da yok olan tek işte de sigorta sorunuyla karşılaşıyorum(evet sigortasız çalışma isteği benim suçum fakat sigorta girişiyle alacağım maaşta benim işsizlik maaşımla aynı seviyedeki asgari ücret). en son bir kebapçıda paketçilik yapmaya başlıyorum. 1 hafta güzel güzel gidiyor(bu arada paketçiyim fakat kimseye sormadan sipariş almaktan tut, masaların silinmesine kadar envai çeşit iş yapıyorum ve işletme sahibi de gayet mutlu) ve sonra adam arıyor ki abi iş yok(bu konuda ona hak veriyorum günlük gittiğim paket sayısı 2 el parmak sayısını geçmiyordu) ben cebimden para vereceğim gelirsen iş olursa ben çağırırım diyor ve o kapıda kapanıyor. ben yine dönüyorum yılbaşına.

zaten 1400 lira işsizlik maaşım var ve bildiğim kadarıyla da bu tavan seviyesi. 40 lira günlükle paketçilik yapıyor(d)um ama iş bulamıyorum. bana utanmadan asgari ücret vereceksen bu kadar vasfıma rağmen ben yüzüne bile tükürmem. bak çalışma saati demiyorum. nerede ne şartlarda çalışacağımı da sormuyorum(kimse özel sektörde sizi ellerinde çiçeklerle beklemez bu ülkede). çünkü bende aldığım o paralara rağmen bir şeyler öğreneceğim diye zaman zaman ofisimde zaman aman evimde sabahladım.

--spoiler--

beyimiz diyor ki işçi arıyoruz ama çalışan yok. kocaman bir siktir diyorum. hatta toplamda iş hayatında kullandığım kimilerini eğitim verecek seviyede kimilerini de ise sadece iş yapacak seviyede bildiğim 17 adet bilgisayar programını ve programa dillerini de kıvırıp bu arkadaşa yollamak istiyorum.

pınar ürünlerini boykot kampanyası

tonguç
olayın boykot kısmı çok önemli, bu sebeple sadece pınar olarak bakmamak lazım. insanların kullanabileceği dyo ürünleri ve yine otel veya plaj olarak kullanılabilecek çeşme altınyunus oteli bu kapsamda boykot edilmelidir.

pınar evet şu an ürünlerinde indirime giderek çözüm üretiyor. ama bu boykotu 2 hafta değil de en az 6 ay-1 yıl ve üstü tutabilirsek, bu diğer markalara da ders olacaktır. herkes ayağını denk alacaktır.. o zaman işte, tek adam falan da hikaye olacaktır..

atatürk babamız inönü anamızdır

son oss bukucu
"bugün tek adamı istemeyenler, ismet inönü'yü değişmez 'genel başkan' ilan etmişler." demişler. altını çiziyorum, 'genel başkan'. neden acaba? kurucuları oldukları için olabilir mi?

karşılaştırdıkları şeye bak, o bahsettikleri adam o gün için kaybedeceğini bile bile, çok partili sisteme geçerek seçime gitmiştir.

neyse, ne demiş gazi mustafa kemal;

"benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. evet bu doğrudur. benim isteyipte yapamayacağım hiçbir şey yoktur.çünkü ben zoraki ve insafsızca haraket etmesini bilmem.ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim."

anlayana.
1

esnek çalışma saatlerine uyum sağlayabilen

yalnızsız adam
açılın küfürler saydıracağım.

eğer başlıbaşına bir çark olamıyorsan, sistemin içerisinde ezilen minik bir dişli olmaktan kaçışı bulunmayan siktiğimin kapitalist sisteminde, eline 3 kuruşluk güç geçen patronumsuların iş ilanlarında, bunu yazmazsak sikerler modunda eklediği, hayat siken cümle.

bazı yurtdışı ülkelerinde eğer izne çıkmazsanız cezai işlem uygulandığını biliyor musunuz? sebebi, adam sana diyor ki kardeşim sen izin kullanmazsan orta ve uzun vadede psikolojin bozulur ve işime yaramazsın o yüzden kul-la-na-cak-sııın!

bizim buradaysa hala esnek çalışma saatleri vik vik vik. lan sanırsın ki esnek yani 08:30-17:30 çalışıyorsan, 09:30-18:30 da çalışabilirsin değil mi? yok ama öyle esneme değil bu devamlı patronun önünde domalma ağırlıklı bir esneme. sizi siktiğimin tatlısu şark kurnazları sizi.
1

bir ekşi sözlük erkeğiyle tanışmak

tekel savaşçısı ahmet abinin yeğeni
27 yaşındayım, 18 yıl okudum, 7 yıldır çeşitli sözlüklerde yazarlıklarım oldu, son 3 yıldır tamamen bu işe yoğunlaştım. 4. sınıfta başlayan ingilizce eğitimim 6. sınıfta simple present tense'e geçince tıkandı. oralarda kaçırdım sanırım bir şeyleri. sene sonu hoca kitabın arkasındaki irregular verbleri ezberle öyle geçirecem dedi, ne işe yaradığını seneler sonra öğrensem de orada biraz ilerleme kaydettim. gün içerisinde sürekli boş olduğum için ve laptop kucağımda uzandığım için sözlüklerin yanında xhamster sekmesi gizli modda sürekli açık. sözlükler akmayınca bir el xhamster atıp dönüyorum. 31i de en iyi biz biliriz.
1

en güzel fransızca şarkılar

jacquouille la fripouille
calogero passi -face a la mer
saez- jeune et con
rohff dounia
doc gyneco - nirvana
soprano - a la bien
rohff paris
113 tonton du bled
booba au bout des reves
ntm la fievre
ntm - paris sous les bombes
la canaille- allons enfants
ntmle monde de demain
mc solaarbouge de la
i amje danse le mia
lunaticle crime paie
doc gynecodans ma rue
expression direktdealer pour survivre
ministere amersacrifice de poulets
akhenaton ; shurik nfonky familybad boys de marseille
arsenikquelques gouttes suffisent
fabequand j serai grand
cinquieme kolonnepossession
boobatallac
la cautioncomme un sampler
rocca feat raphaelsous un grand ciel gris
expression direktdealer pour survivre
passi - je zappe et je matt
psy4 de la rime - le monde est stone


95- 2000 arası:
louise attaque- lea
johnny hallyday- vivre pour le meilleur
helene segara- y a trop de gens qui t aiment
florent pagny- savoir aimer
celine dion- s il suffisait d aimer
david hallyday- tu ne m as pas laisse le temps
patrick bruel- au cafe des delices
alizee- moi lolita
lavoie, fiori, garou- belle
2 be 3- partir un jour
lara fabian - tout
manau - la tribu de dana
moos- au nom de la rose
khaled- aicha
pascal obispo - l important c est d aimer
ısabelle boulay- parle moi
patrick fiori- que tu reviennes
faudel- tellement n brick
laam - chanter pour ceux
anggun- la neige au sahara
teri moise- les poemes de michelle
larusso- tu m oublieras
alliage et boyzone - te garder pres de moi
bruno pelletier- le temps des cathedrales
mylene farmer- l ame stram gram
emile et images - tout au bout de la nuit
allan theo - emmene moi
ophelie winter - le feu qui m attise
passi- je zappe et je mate
zebda - tomber la chemise
yannick noah - simon papa tara
de palmas- j en reve encore
damien sargue cecilia cara
dany brillant- quand je vois tes yeux
sandy valentino - pourquoi
jane fostin- la taille de ton amour
liane foly - la vie ne m apprend rien
andrea bocelli ; helene segara- vivo per lei
elsa- chaque jour est un long chemin
mc solaar- les temps changent
daniel levi- l envie d aimer
yannick- ces soirees la
garou- seul
julien clerc- si j etais elle
julie zenatti- si je m en sors
worlds apart- je te donne
cheb mami ; k mel- parisien du nord

fransızca `90-95 arası :


renaud - marchand de cailloux
johnny hallyday - diego libre dans sa tete
patrick brue- qui a le droit
celine dion- pour que tu m aimes encore
francis cabrel - petite marie
axelle red - sensualite
fredericks, goldman, jones- a nos actes manques
mylene farmer- desenchantee
stephane eicher- dejeuner en paix
yannick noah- saga africa
william sheller- un homme heureux
roch voisine- darlin
anais et didier barbelivien - les maries de vendee
alain bashung- osez josephine
françois feldman - joy
jil caplan- tout ce qui nous separe
sara mandiano - j ai des doutes
ophelie winter- dieu m a donne la foi
patricia kaas- ıl me dit que je suis belle
pascal obispo- tombe pour elle
pow wow- le chat
jordy - dur dur d etre bebe
florent pagny- si tu veux m essayer
elsa- bouscule moi
de palmas- sur la route
dany brillant- suzette
christophe rippert - un amour de vacances
michel sardou le bac g`
les ınnocents- l autre finistere
psy- angelina
helene- je m appelle helene
eddy mitchell - rio grande
les charts- notre monde a nous
phil barney- ıl est parti
mc solaar- bouge de la
jean louis aubert - temps a nouveau
vanessa paradis - les cactus
karine costa daniel levy - ce reve en bleu
zazie- zen

herkesin bildiği klasikler yazılmış, bende az bilinen ama fransa da bir dönem fırtına estiren parçaları yazdım. keyfini çıkarın, güzel parçalardır.

beter böcek

soulmates never die
çocukluğumun filmi. tıpkı geleceğe dönüş serisi gibi sıkılmadan izlenebilecekler kategorimde.
öyle hayrandım, öyle severdim ki; evin bir köşesine sinip gizli gizli, "beetlejuice beetlejuice beetlejuice" diye fısıldanarak çağırmaya çalışırdım. gelmeyince yaşadığım hayal kırıklığını da unutmadım tabii. swh

ölümlülük bilinci

radiance
ölümlülük bilinci - yaşam sürecimizde ironik bir şekilde gerçekleştirebileceğimiz en önemli kazanımlardan birisi.
istersek 100 yaşına kadar yaşayalım, hayatın belli bir noktada sonlanacağını, evrenin akışı içerisinde bunun bir trajedi değil, sade ve kendi halinde bir olay olacağını hazmetmek insanda yeni kapıların açılmasını sağlıyor.

öte dünya vb. düşünceler ise öte yandan benim gözümde "şu an için" sadece bu bilinçten kaçış için üretilmiş bir savunma mekanizmalarından ibaret. ancak konumuz şimdilik bu değil, 100 yıl konusuna geri dönelim.

insanın yaşamsal sınırlarını fark etmesi kendini gerçekleştirmesine açılan bir kapı. üzüldüğümüz şeylerin ne kadarı vakit kaybı? günden güne savrulurken kovaladığımız şeyler gerçekten bize ne katıyor? olağanüstü bir manzarayla karşılaştığımız fotoğraflama peşinde koşup detayları kaçırırken, hayatımızda belki de sadece o an yaşayacağımız bir deneyimi ebediyen kaybetmenin fiyatı nedir?

zaman, insanların satın almayı başaramadığı en büyük kıymet.

ölümlülük bilinci tam olarak zamanın fiyatını anlamaktır. günlük hayat bizi kurallara ve zanaatlere hapsederken yok oluşun hazmedilmesi bizi yaratıcı kılar. karmaşanın sustuğu yerde yeni bir şeylerin filizlenmesi için alan açılır.