şu an olmak istenen yer

bucuu bucuu
sadece yerin değil zamanın da değişmesini talep edeceğim ama yazlık ya, hem de yazın ortasında hatta bir de günün ortasında yazlık.
yüzmüş yüzmüş yorulmuşum. eve çıkmış, tenimdeki tuzlardan kurtulmuşum. balkonda sandalyede kaykılarak oturuyorum. saçlarımı sandalyenin sırtından geriye atmışım. şıpır şıpır sular damlıyor yere saçlarımdan. hindistan cevizli şampuanımın kokusu kış boyu özlediğim güneş yağı kokusuyla birlikte burnumda. gözlerim kamaşık, karnım aç. masada az önce doğrayıp tuzladığım hafif yeşilli domates ve buz gibi zeytinyağlı taze fasulye var. bir yerlerden hafif hafif tarkan sen başkasın çalıyor, farkında olmadan gülümsüyorum.

osman kavala

dumrul dumrul
türkiye'de kimin niye içerde kimin niye dışarda olduğunu herkes çok iyi biliyor.

adama geziden giydirmeye çalıştılar olmadı. darbe dediler olmadı. ajanlık dediler olmadı. başka bir şey kalmayınca fetö diyorlar. osman kavala iyimiş kötüymüş bunun bir anlamı yok. adamın gerçekten yasa dışına çıktığı tek mevzu var onda da zaten kimsenin bir işlem yapması söz konusu değil. sedat peker'in açtığı mevzu çok normalmiş gibi geliyor olabilir ama bize tam da eski türkiye yeni türkiye arasında temel mantık açısından çok büyük fark olmadığını gösteriyor. eski türkiye'de de devlet kendi işlerini mafya aracılığıyla yürütüyordu. bir satış işlemi varsa bunun ihalesi açılır iş şeffaf biçimde halledilir. işin içinde devletin pekk yüksek çıkarları varsa dahi bir iş yasalara uygun şekilde, kitabına uydurularak yapılır. veli küçük kimdir kardeşim? sedat peker kimdir?

sen bu işleri bu şekilde yapmayı bir yol haline getirirsen işte ortaya akp iktidarı gibi bir ucube çıkar. her halt vatan - millet - stratejik çıkar kılıfına sokulabilir.

sonuç olarak devlet dediğimiz yapı sistematik biçimde kendi yasalarının dışına çıkabiliyorsa kimse osman kavala'yı suçlayamaz. sedat peker'i bile suçlayamaz. sen devlet olarak kendi yasalarına uymuyorsan ben niye uyayım? sebep ne? amaç ne? sen uymak zorunda değilsin ama ben uymak zorundayım. var mı böyle bir şey?

sen bir iş yapıyorsun. işlerini yürütmek için önünde yasalar var, hukuki merciler var falan filan. sonra birileri geliyor diyor ki "yasa da devlet de her şey de benim" buna karşı hakkını nerede arayacaksın? eğer işler belli bir yasal çerçeve içinde yürümüyorsa dişi keskin olanın borusu ötüyorsa işte sen de dişi daha keskin birini buluyorsun işler yürüyebilsin diye. o kişi de sedat peker oluyor. alaattin çakıcı oluyor. bilmem kim oluyor. finalde bunlardan daha örgütlü bir suç şebekesi ortaya çıktığında (fetö gibi, akp gibi) züccaciye dükkanına girmiş fil gibi her şeyi parçalayıp devleti de ele geçiriyor. ondan sonra her işi zor yoluyla çözebileceğine inanan eski türkiye'nin muktedirleri bile "hukuk nerdeğğğ" diye bağırmak zorunda kalıyorlar. hukuk yok abicim. hukuk eskiden veli küçüklere kadar vardı şimdi tayyiplere kadar var.

bir devlet düşünün ki stratejik meselesini mafya aracılığıyla çözüyor olsun. e mafya dediğin şey işlerini silah zoruyla yürüten bir iş insanı türüdür. hayır kurumu değildir. çıkarı neredeyse oraya yönelmesi son derece normaldir. yoksa o da ayakta kalamaz. bir şeyi benim senin meşru görmemiz ya da görmememiz önemli değil. herkes kendi çıkarlarını kovalıyor. eski türkiye'de sedat peker'e bir rol verilmiş. sonra rejim değişince onlar da sedat peker'e bir rol vermişler. nihayetinde sedat peker dediğin de ekmeğinin peşinde bir insandır. herkesin kara kutusu haline getirildiği vakit onu iyi beslemezsen pisliklerini orta yere döküverir.

sedat peker'in ergenekon'da yargılanma mevzuunun bir tanecik sebebi vardı. fetö ile işbirliğine yanaşmıyordu. çünkü fetö kendi gücüne aşırı güveniyordu ve karşısındakilere pozitif bir vaadi yoktu. "pastayı senle de paylaşıcaz" demiyordu kimseye. "bize biat etmezsen hayatını skeriz" diyordu. eğer o dönemde fetö ile sedat peker anlaşmış olsa ve sedat peker bugün osman kavala'nın vatana millete faydası olarak anlattığı olayı o gün anlatsa osman kavala ergenekon üyeliğinden hüküm giyerdi.

bugün de sorosçu filan diye giydiriliyor. pekii soros'u türkiye siyasetine sokan kim? recep tayyip erdoğan. soros'u türkiye piyasasına sokan kim? can paker. osman kavala'nın suçu ise tayyip'in önünde diz çökmemiş olması. açık toplum enstitüsünün kurucusu can paker'i yargılayamıyorsan sıradan bir üyesi olan osman kavala'yı da yargılayamazsın. bu kadar basit. çünkü yasa dediğiniz şey ona ayrı ötekine ayrı işleyemez.

mantık aşırı basit. kendi kendine ne kadar tepinirsen tepin bu gerçek değişmiyor. senelerce pkk'nın saha komutanlığını yapan osman öcalan'a kanaat önderi muamelesi yaparsan "pkk'ya terörist demiyoğğr" diye selahattin demirtaş'ı sorgulayamazsın birader. kaldı ki adamın cumhurbaşkanı adayı olmasına engel bir durumu da yok. tamamen yasal zeminde gezen bir adam. aynı şekilde fetö'yü onlarca yıl yöneten latif erdoğan ve hüseyin gülerce'yi yargılamıyorsun, kanaat önderi muamelesi yapıyorsun ama bankasya'ya para yatıran sıradan fetö sempatizanını süründürüyorsun. bunu yapamazsın. can peker'i yargılamadığın sürece osman kavala'ya dokunamazsın. kolombiya'da 5 ton kokaini yakalanan adamların peşine düşmüyorsan çinçin'de yarım kilo esrar satmaya çalışan torbacının peşine düşemezsin. yeldana kaharman'ı tecavüz edip öldüren herife ilişmiyorsan metroda kadınlara tehditler savuranı neye dayanarak yargılayacaksın? aynı sedat peker senin yanındayken yargılanmıyorsa sana karşı olduğu için de yargılanamaz.

bunları söylemek için birazcık aklınız, azıcık adalet duygunuz olması yeter. ülke tepeden tırnağa çürümüş, biz burada ayarı bozuk bir yargının herhangi bir kişi hakkında adil bir karar verebileceğini mi zannediyoruz?
2

recep tayyip erdoğan

nikos para elenia nikos para elenia
yüzünü herhangi bir billboardda görünce iştahımı kapatan, nefret saçan yılanımsı sesini bir şekilde (kazara) duysam bütün yaşama sevincimi kaçıran politikacı. toksik karakterinden bihaber olmak için; bütün ömrümü saçı sakalı birbirine girmiş bir şekilde, mağarada neandertal olarak geçirmeye bile razı olabilirdim.

tanım: önüne birkaç metrelik düz bir çizgi çekilse, sekiz çizmeden yürüyebilme yeteneğinden aciz olan şahıs.

chivas reyonunda foto çekilip 4 tane tuborg almak

purge me purge me
cumartesi akşamları yaptığım rutin sözlük hareketi. "bu akşam da güzeliz (ünlem)" yazıp girimi konduruyorum chivas 18 ile, nefis oluyor. o sırada elde tuborg kutu+beyaz leblebi tabii.
alamasak da havamız olsun istiyorum. normal bir davranış bence. kimse kıllanmıyor. koca adamım sonuçta. "selfi at lan" diyecek halleri yok diye düşünüyorum, işe yarıyor. itirafım budur.

michael schumacher

avangard jazz avangard jazz
her ne kadar çok sevidysek de kendisini, böyle davranışları da vardır, şahsen sonradan gördüm ve son derece manyak hareketleri de varmış böyle.

bu adam kendsininin eski takım arkadaşı ve ona bile yapabilmiş bunu. (zaten kimseye yapmaması lazım o ayrı)


hayatı sorgulamaya sebep olan şeyler

harmonai harmonai
benimki, bir konuda sohbet ettiğinizi zannettiğiniz muhattabınızın, sizi iletişim sorunlarınız olduğu, derdinizi uzun uzun ve anlamsız şekilde anlattığınıza dair suçladığı anlara denk geldi. evde olsam tavana doğru bakarak bu durumla ilgili tonla tezatı kendi içimde konuşup, çözüme kavuştururdum ama çalışırken çok büyük boşluğuma denk geldi sdjdjdkd hala konunun tezatlarıyla ilgili boşluğa doğru bir sürü kanıt bırakıyorum. gerçi uzun uzun anlatma konusunu heybeme özel bir ders olarak ayırdım. bundan sonra konuşurken on cümle, yazarken yirmi kelime sınırıyla yaşamımı sürdüreceğim.
2

takva

dale nunes dale nunes
erkan can'ın zikirden hemen sonra rüyasında seks yaptığını görmesi ve birden uyanıp donuna boşaldığını farketmesi filmin en komik sahnesidir. şaşkınlık ve üzüntü dolu ''tövbe estağfirullah'' demelerden sonra, gecenin bir vakti kalkıp gusül abdesti alır. ancak bu hesapta olmayan zevk kacamağı ve günah, onun canını oldukca sıkmış gözükür.

zaten film de esas olarak onun bu ic mücadelesini, kişiliğinin tarikatta bastırılmasından sonra aldığı şekli ve nihayet vardığı noktayı anlatır. film tarikatların dış ve ic yapısını, şeyh efendinin müritler gözündeki yerini, şeyh efendinin yardımcısının (güven kırac) tarikattaki yerini göstermesi acısından düşündürücüdür. filmin ünlü zikir sahnesinde güven kırac'ın yaptığı o disco dansına benzer dansları ise, fazlasıyla absürttür sffsfs

michael schumacher

finrod felagund finrod felagund
muazzam bir pilot, ikonik bir isim. 91'de jordan takımında başladığı kariyerine, 92 itibariyle benetton'da devam edip, 96 yılından 2006 yılına kadar ferraride mücadele verdi ve 2000'li yıllardaki ferrari dominasyonunun baş mimarı. 94, 95,2000, 01, 02, 03 ve 04 yılları f1 şampiyonu. pist üzerinde mücadeleci olduğu kadar çirkef de aslında. uzun süreler boyunca herhangi bir spor dalını domine eden sporcu ya da takımın yarattığı antipati elbette kendisinin döneminde de mevcuttu ancak f1 tarihine katkıları yadsınamayacak kadar kıymetli.