sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

hurrianes hurrianes
çocukken annemle babam sürekli kavga ederdi. seslerini duymamak için en arka odaya kaçar kulaklarımı kapatırdım. en ufak sesten bile korkar haldeyim şuan. az önce yan komşu oğluna bağırmaya başladı uykumdan uyandım. yine aynı korku, kalbim boğazımda atıyor sanki. sakinleşemedim bir süre.
bağırarak hiç birşeyi çözemezsiniz. sesiniz yükselince karşınızdaki sizi daha iyi anlamayacak hiç bir zaman.
bağırmayın özellikle de çocuklara.
bağırmayın, kimseye bağırmayın.
hak etti demeyin, bağırmayın.

yalnızlık

elcordobez elcordobez
kanaatimce yaşamış en büyük bilim insanlarından eric fromm kaliteli bir yalnızlığı kuramayan insanların kaliteli birliktelikleri de olamaz iddiasını savunur. bence sonsuz kere haklıdır.

benim yaşam anlayışımda her dış ilişki insanın kendisiyle ilişkisidir. kişinin başka insanlarla ilişkisi de kendisiyle ilişkisidir. bunu siyasette şöyle bir olguyla açıklayabiliriz. her iç savaş bir dış savaştır. her dış savaş aynı zamanda iç savaştır.

sıkıldım daha fazla sosyolojik, politik, psikolojik görüş kasamayacağım. eskiden yalnızlığımı pek bir severdim. fakat 35 yaşımdan sonra artık geceleri yatağa girdiğimde kendimi lanetlenmiş hissediyorum. sabah yalnız uyandığımda ise lanetlenmiş olduğumdan emin şekilde kalkıyorum.
yine de bu hal lanetli bir ilişki biçiminden kırk kat iyidir.

vedat tarhan

selimciğim selimciğim
haberi okurken burnum sızladı.

adamı acıyıp akrabadır diye evinde ağırlıyorsun. adam gece 9 yaşındaki ufacık oğluna tecavüz ediyor. bir anlık da değil, sistematik hale getiriyor. çocuk koca delikanlı olana kadar devam ediyor. hatta üniversite okurken bile tehditle pisliğine devam ediyor. oğlan o psikolojiyle askere gidiyor. yataklı tedaviye ihtiyaç duyacak kadar büyük bir çöküş yaşıyor.

sonra çok büyük bir güç sarf ederek böyle iğrenç bir olayı ailesiyle paylaşıyor. öncesinde nasıl kendimi yemiştir, nabzı nasıl yükselmiştir kim bilir? sanki kendi suçu gibi ne kadar ezilmiştir? ve kalan son gücüyle de mahkemede elinde delil olması için bir şekilde o iğrenç herifle buluşuyor ve herifin itiraf babında ses kayıtlarını (muhtemelen normal konuşma tarzında) alıyor. nihayet savcılığa suç duyurusunda bulunuyor.

buradan sonra normal şartlarda kahramanın zaferi şeklinde bir final bekliyor insan. ama ne oluyor? yüce türk adaleti 53 (elli üç) gün boyunca bir geri dönüş yapmıyor. ses çıkmıyor. ahmet'in düştüğü durumu düşünün. hayatının en cesur işini yapmış. artık aile, eş, dost herkes haberdar belki. o psikolojiyle iki ay öylece bekletiliyor. apartmandan aşağı atıyor kendini. düşünsene. umut en büyük kötülüktür çünkü işkenceyi uzatır demişler ya, işte umuttan sonra tedirginlik ve sorular şeklinde büyümeye başlayan o işkenceyi yüce türk yargısı kılıcıyla kesemedi. belki intihar etmese iki ay daha bekleyecekti.

ama ne hikmetse dünyaya hiçbir faydası olmayan "ünlü" dediğimiz böcekler skindirik hakaret davaları, bilmeme ne davaları, o bana şunu dedi davaları açıyorlar ve bunlar jet hızıyla sonuçlanıyor. televizyonda benim hakkımda açıklama yaptı diye cezaevine bile sokabiliyorlar birbirlerini. çok önemli ya bence de bu davalar. yoksa çocuğa on yıldır tecavüz edilmiş, falan, bunlar gereksiz yük yüce yargımıza. o esnada başka birisi her gün mahkemeleri meşgul ederek ekşi sözlük'te başlığını sildiriyor. öteki de garson üzerime çay döktü diye dava açıyor.

intiharın ve belki de intiharın ana haber bültenlerinde yer almasının ardından yüce türk adaleti paçalı kartal gibi çöküyor elbette kötü adamların tepesine. koçlarım benim, aslan bunlar. çocuk da ölmüş zaten. bence salın bu tecavüzcü şerefsizi, tutuksuz yargılayın. ki salacaktınız zaten iş büyümese. cezaevleri falan da dolu. di mi?

rte nin davutoğlu ve babacan a dolandırıcı demesi

bitli piyade bitli piyade
(bkz: beraber yürüttük biz bu yollarda)
bunlar dolandırırken reyisin bunlardan haberi yok muydu? biri dönemin başbakanı diğeri de bakanı... icazet almadan çişe gidemeyen bir güruhun bunları yapabilmiş olması çok komik gerçekten. bülent arınç yarın çıkıp da kandırıldık derse de hiç şaşırmayın

sadece bir üniversiteden, arsa banka vasıtasıyla devletin ne kadar zarara uğratıldığını daha yeni öğreniyoruz. öyle ki böyle bir ayrılık olmasa bunu da öğrenemeyeceğiz. kim bilsin daha bizim bilmediğimiz neler var. mega proje denilen köprü, yol, baraj vb. diğer işlerden ne kadar zarara uğratıldı bu devlet. bunları da bir şekilde öğrenir miyiz acaba? doğal yollardan tabii ki hayır. anca böyle birbirlerine düşecekler ki neler olmuş kim ne kadar yürütmüş o zaman açığa çıkacak.

rte nin davutoğlu ve babacan a dolandırıcı demesi

written and directed by written and directed by
erdoğan'nın ahmet davutoğlu, ali babacan ve mehmet şimşek'i hedef alarak istanbul şehir üniversitesi'nin arazisini almak için halk bankası'ndan teminat göstermeden kredi çektiğini ve geri ödemeyerek halk bankası'nı dolandırmaya çalıştıklarını söylemesi olayı. ahmet davutoğlu'nun adını bile anmadan "malum zat" diyor konuşurken. geri ödenmemiş borç miktarı ise 417 milyon. ayrıca abdullah gül'ün de kendisini arayarak bu işi çözmesini rica ettiğini açıklamış. onu da es geçmemiş.*

ahmet davutoğlu ise cevap olarak eli baya yükseltmiş ve açmış ağzını yummuş gözünü. dolandırıcı diyen iftiracıdır diyerek cevap vermiş. "ben araziyi alıp aileme ya da damadıma filan vermedim. üniversiteyi üniversite yapan araziler ve binalar değil, bilim insanları ve öğrencilerin oluşturduğu sosyal imkanlardır. her gördüğü araziye dolar hesabıyla bakanlar bunu anlayamazlar. çağrım açıktır: madem ki ömrünü ülkeye hizmete adamış bir başbakana dolandırıcılık iftirasında bulunulmuştur, o zaman şu anda görev yapanlar da dahil olmak üzere yaşayan bütün cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar ve diğer yöneticilerin kendilerinin, birinci ve ikinci derece tüm akrabalarının siyasete girdikleri günden bugüne kadar mal varlıklarındaki tüm değişimlerin incelenip açıklanması için komisyonlar oluşturulsun." diyerek ya herro ya merro demiş.

bunlar dolandırıcılık yaptıysa bile adama sormazlar mı senden habersiz iş yapacak cürette kim var diye. neyse iyice dökülsünler ki buzdağının görünmeyen kısımlarını da kendi ağızlarından dinleyelim bakalım, daha neler neler yapmışlar.

www.sozcu.com.tr

ayet i kerime

zulfiquarr zulfiquarr
‎بسم الله الرحمن الرحيم

(ibrahim) üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. "işte rabbim!" dedi. yıldız batınca da, "ben öyle batanları sevmem" dedi.

ay'ı doğarken görünce de, "işte rabbim!" dedi. ay da batınca, "andolsun ki, rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum" dedi.

güneşi doğarken görünce de, "işte benim rabbim! bu daha büyük" dedi. o da batınca (kavmine dönüp), "ey kavmim! ben sizin allah'a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım" dedi.

"ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. ben, allah'a ortak koşanlardan değilim."
(en'âm sûresi/76-79)

ayşe hatun önal

seniburdakimseduyamazbebek seniburdakimseduyamazbebek
her yaptığı iş için bir sonrakinde tükenecek diyorum, o üzerine koyuyor. ve son şarkısıyla anladım ki bu kadın asla tükenmez. kendi tarzını yaratmakta oldukça başarılı buluyorum. bazen acaba diyorum sevdiğim için mi her şeyi yakıştırıyorum? yok, mümkün değil. bir kadına her şey mi yakışır yarebbülalemin. hastanım ayşe.

eski sevgiliyle konuşmaya devam etmek

clitor eastwood clitor eastwood
geçmişe dönük hülyâlar yaşayan, günümüz gündelik hayatı istediği gibi gitmeyen; keşkeler, iyi ki'lerinden fazla olan insanlardır genel olarak.
zira sonrası iyi olan, öncesine ihtiras beslemez.
geçmişe takılıp kalan, bir yerlere veya zamanlara dönmek için gizlice dualar eden kişiler eğer bu kafayla devam ederlerse geleceklerinden de hayır gelmez.
besliyorsa, tamamlanamamış ve yüksek ihtimalle artık tamamlayamayacağını bildiği yarım işler peşinde koşuyordur. yorulmuştur ve becerememiştir ama ertesi sabah uyanmak içün bir sebebi olsun deyu bunu kabullenemez.
kusura bakmayın genşler, tatlış şiyler söylemek isterdim, sevimli bir kedi fotoğrafıynan bu tatlışlığı kuvvetlendirmek isterdim ama yaşam böyle bir mekanizma deyıl.
ugly truth.

şindi buz gibin bir suyla yüzünüzü yıkayın, elinizde ne olup ne olmadığını bilerek onlarnan bir şeyler yapmaya çalışın. yoksa günlük yaşantınızda gülücükler saçıp, şen şakrak gecelere akarak mutlu pozlar vermeye çalışırken; çok ağlarsınız sosyal medyanın, sözlüklerin, chat odalarınnın muhtelif başlıklarında kimsenin umursamadığı yapamamışlıklarınızı anlatırkene.

doğru adımlarla, çoğu şeyi düzeltmek mümkündür;
ölmemiş, yitmemiş, gitmemiş ise...

rte nin davutoğlu ve babacan a dolandırıcı demesi

ofansif sol bek ofansif sol bek
"madem bunlar dolandırıcıydı, niye bakan, başbakan yaptın? madem bunlar dolandırıcıydı, neden bunca zaman sustun? bunlar madem dolandırıcıydı, neden partide yeni görev teklif ettin? dolandırıcı oldukları, akp'den ayrılıp yeni parti kurmaya teşebbüs ettiklerinde mi aklına geldi" sorularını soracak cesur bir gazeteciyi aramama neden olan sözler. tabii ki öyle cesur bir gazeteciyi erdoğan'ın konuştuğu yere almazlar.