statüko

dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
türkiye'de yayımlanan gazetelerin köşe yazılarında en çok ifade edilen ve içi gayet güzel bir biçimde boşaltılmış olan konudur. karşılarında duran her kişiyi statükocu olarak nitelendiren kesimin nedense türkiye'nin son 25 yıllık sürecinde iktidara gelmiş partileri eleştirememeleri mi statükoculuk oluyor, yoksa yapılan yanlışlara karşı durmak mı? onu anlayamadım.

bu konunun en güzel örneği 30 sene öncesinin ülkücüsü günümüzün liboşu taha akyol'dur.*. kendisi özellikle bu akp ve anap iktidarlarında ne gariptir ki hükümetleri eleştirmemiş, bu cumhuriyete mensup vatandaşların sorunlarına farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaya yanaşmamıştır. merkez sağın omurgasızlarında*buna çok güzel değinilmiş. ha sol kisvesi adı altında liberalizm nutukları çeken omurgasızlar yok mu? ona da başka bir başlıkta yakında değineceğim.
red dragon red dragon
bir hikaye anlatarak açılamaya çalışacağım olgu;

bir gün maymunun birini bir odaya kapatmışlar. odanın tavanından aşağıya doğru bir muz sallandırmışlar ve altına da bir merdiven koymuşlar. maymun odaya girer girmez merdivenin üzerine çıkıp muza ulaşmak istemiş. tam o sırada yukardan sıcak basınçlı bir su gelince maymun kaçmak zorunda kalmış. bu birkaç kez tekrarlanmış ve maymun artık merdivene yaklaşmaz olmuş.

daha sonra odaya ikinci bir maymun koymuşlar, o da aynı şekilde merdivene doğru yönelecekken, birinci maymun ona engel olmuş. ikinci maymun bunu birkaç kez tekrarlamaya kalktıysa da birinci maymun sürekli merdivenden uzaklaştırmış kendisini. bir süre sonra o da vazgeçmiş.

daha sonra odaya üçüncü bir maymunu almışlar, o da merdivene davranınca, bu sefer ikinci maymun üçüncüyü uzaklaştırmakla kalmamış, bir de bir güzel dövmüş üçüncü maymunu.

belli bir süre sonra yukarıdan basınçlı su verme düzeneği iptal edilmiş ancak odaya giren hiçbir maymun, o odada kaldığı sürece artık merdivene yaklaşmaz olmuş.

işte statüko böyle birşeydir. zamanla kimin kime ne sebeple direnç gösterdiği unutulur gider. sadece bu uygulamanın kraldan çok kralcıları etrafta türer ve muzda orada öylece durur.
gecekurdu gecekurdu
önüne gelenin kullanmaya çalıştığı, anlamını dahi bilmeden cümlelere katıp rezil ettiği söz öbeği.
bu güzelim kelimeyi(grup) cahillerin elinden kurtarmak için kökenini araştırdım:
statü-ko
statü: heykel
ko: (knock out) devirmek, yıkmak
öhömmm..
borumulanbu borumulanbu
var olan durumun tüm nitelikleriyle korunmasına denir. öyle ki geniş çerçevede "şey" ne kadar kötü, beter, illet veya feci olsa da değişmemesi için korunur. değişimin düşmanlarıdırlar statükocular. dolayısıyla o durumdan nemalananlardır. bu yüzden statükoculardan kaçınmalıdır.
umman umman
alışılmış durumu kollama, kralcılığa benzer, bazen işin içine menfaatta girebilir, fazla abartıldığında yobazlığa kadar yolu var
noctis noctis
bu ibareyi kullanmak isteyenlere, kullanmaya çalışanlara falan yalvarıyorum, ne düşünüyorsanız düşünün, neyi savunup neye karşı çıkıyorsanız çıkın umurumda değil, ama ne olur şu ibareyi düzgün kullanın. statüko * "olan durum, halihazırdaki durum" demektir. statükocu denen kişi ise olan durumu savunan kişidir. yani sağda solda yazıldığı, meclis kürsülerinden söylendiği gibi, statüko, "geçmişteki kötü şey" anlamına gelmez, her zaman şimdiyi (şimdi olanı) kasteder. yani birine "sen statükocusun" dediğinizde adam sizin söylediğinizi "sen geçmişte olanı özleyip ona dönmeye çalışıyorsun" olarak değil "sen şimdiki durumun değişmemesinden yanasın" olarak anlayacaktır.

somut birkaç örnek veriyim:

örneğin herhangi bir ak parti milletvekili, türkiye cumhuriyeti hükümeti söz konusu olduğunda olan durumun (statükonun) korunmasını, yani hükümetin değişmemesini savunacaktır, ancak başka bir konuda, mesela özelleştirme ve devletin küçülmesi konusunda "olan durum"u (ne biliyim, karma ekonomiyi falan) değil de yeni bir şeyi (serbest piyasayı mesela) savunabilir. veya diğer taraftan, bir chp milletvekili seçim yasası ve dokunulmazlıklar konusunda yenilikten yana olacaktır, ancak konu anayasanın giriş metni olduğunda statükonun korunmasını isteyecektir.

bunları derken varmak istediğim nokta şuydu; masum bir kelimenin üzerine durup dururken değerler yüklüyorsunuz. statüko iyi ya da kötü bir şey demek değil. veya şöyle söyliyim: "şimdi" demek veya "saat 00:43 de olan" demek ne kadar iyi veya kötüyse o kadar iyi veya kötü.