stay

1 /
the weakest link the weakest link
u2'nun one'dan sonra en çok bilinen şarkılarındandır. sözleri çok güzeldir, terkedildikten sonra dinlenilmese daha faydalı olur.

green light, seven eleven
you stop in for a pack of cigarettes
you don't smoke, don't even want to
hey now, check your change
dressed up like a car crash
your wheels are turning but you're upside down
you say when he hits you, you don't mind
because when he hurts you, you feel alive
oh no, is that what it is?

red lights, grey morning
you stumble out of a hole in the ground
a vampire or a victim
ıt depends on who's around
you used to stay in to watch the adverts
you could lip synch to the talk shows

and if you look, you look through me
and if you talk, you talk at me
and when ı touch you, you don't feel a thing

ıf ı could stay... then the night would give you up
stay, and the day would keep its trust
stay, and the night would be enough

faraway, so close
up with the static and the radio
with satellite television
you can go anywhere
miami, new orleans, london, belfast, and berlin

and if you listen ı can't call
and if you jump, you just might fall
and if you shout ı'll only hear you

ıf ı could stay... then the night would give you up.
stay then the day would keep its trust
stay with the demons you drowned
stay with the spirit ı found
stay and the night would be enough

three o'clock in the morning
ıt' quiet and there's no one around
just the bang and the clatter
as an angel runs to ground
just the bang and the clatter
as an angel hits the ground
skyish skyish
"you know, the day i did it, i took two razorblades to the bathtub. you know why? because i knew that once i started to bleed, i'd get weak. and i didn't wanna drop one blade and leave myself half done. can you imagine that? can you imagine hating your life so much that you'd wanna bring a backup razor?"
repliğiyle beni benden alan film.
nefret edilen bir hayatı yaşamanın gereksizliğini hissederken aynı hayatı değiştirebilecek gücü kendinde bulamadığın an çaresizlik denizi içinde çırpınırken buluverirsin kendini. bir film izlersin, "vay be!" dersin. işte öyle bir filmdir stay. beni anlatır, bizi anlatır.
no more no more
yönetmenlik, oyunculuk gibi konularda başarılı, ama hikayesi zayıf bir film. ne bir çözüm oluyor, ne bir hayat dersi veriyor, ne de istediği kadar sarsabiliyor; işlenmemiş bir alana el atılsa ses getirecek kadar sağlam bir yapım esasında. film izlemeyi filmden daha zevkli bulanlara tavsiyemdir.
anosias anosias
sözleri aşağıdaki gibi olan lisa loeb şarkısı. i miss you olarak da bilinir. verdiği ayrılık kararından son derece pişman bir ablamızın ağzından şarkının şarkımızın sözleri ahanda şöyledir:

you say i only hear what i want to
you say i talk so all the time so
and i thought what i felt was simple
and i thought that i don't belong
and now that i am leaving
now i know that i did something wrong
cause i missed you
yeah yeah
i missed you

and you say i only hear what i want to
i don't listen hard
don't pay attention to the distance that you're running
to anyone, anywhere
i don't understand if you really care
i'm only hearing negative: no, no, no

so i turned the radio on
i turned the radio up
and this woman was singing my song
lover's in love, and the other's run away
lover is crying cause the other won't stay
some of us hover when we weep for the other who was
dying since the day they were born
well, well, this is not that
i think that i'm throwing, but i'm thrown
and i thought i'd live forever, but now i'm not so sure
you try to tell me that i'm clever
but that won't take me anyhow, or anywhere with you

you said that i was naive
and i thought that i was strong
i thought, 'hey, i can leave, i can leave.'
oh, but now i know that i was wrong
'cause i missed you
yeah, i miss you

you said, 'i caught you 'cause i want you and one day i'll let you go
you try to give away a keeper, or keep me
cause you know you're just scared to lose

and you say "stay"

and you say i only hear what i want to
meln meln
karanlık bir odada yalnız olarak izlenildiğinde "lan ayağımın yanından birşey mi geçti" "gölge mi o ne" "bi' kedi gördüm sanki" gibi paranoyalara sürükleyebilecek bir filmdir(en azından ben öyle oldum. karanlık fobim var üstüme gelmeyin. e yalnızlık da zor değil değil hani). filmin ortalarında "aha buldum buldum" diye insanı yanılgılara düşürüp kendimize olan özgüveni yitirmemize sebep oluyor. sahne geçişleri, müzikleri, orası burası ile adamı depresyona da sokabilen, "s*kerim lan ışığı yakıcam" da dedirtebilen(korkuyorum lan karanlıktan), intihar etmeyi amerikalıların tabiri ile cool gösteren kısacası kaba tabir beyin a*cıklaması* geçirtebilme özelliğine sahip bi' filmdir stay. bi' ara david lynch mi çekmiş bunu yanlış yazmış olabilirler mi ki diyerek bi' kontrol edebiliyor insan.

öyle böyle güzel bi' doksanbeş(yaklaşık olarak) dakika yaşattı yönetmeni marc forster olsun, yazanı david bioff olsun. görüntü yönetmenine hiçbi' şi' demiyorum. gördüğüm yerde elini sıkacağım.
setheleh setheleh
stay,beğenerek takip ettiğim marc forster'ın yönetmenliğinde başarılı oyuncular naomi watts , ewan mcgregor ve ryan gosling ile ilginç bir sinema deneyimi yaşama fırsatı sunuyor seyirciye.öncelikle forster'ın filmlerini izlemiş biri olarak yine kendisinden beklenen performansı sergilediğini rahatlıkla söyleyebilirim.finding neverland',de gözlerimiz tim burton'u aradığında ya da stranger than fiction'un başında will ferrel'i gördüğümüzde ruhumuzun derinliklerinden yükselen sesleri bastırmayı başarmış kişi o sonuçta, buna pek de şaşırmamak lazım.
film boyunca psikiyatr olan sam foster ile onun yeni hastası henry letham arasındaki karmaşık iletişim karşısında afallıyoruz. özellikle kullanılan çekim teknikleri de olağan dışı bir durumla karşılaştığımızı ve karmaşanın hikayeyi esir aldığını vurgulamakta. yine film boyunca bazı olası sonlardan şüpheleniyoruz. aklımıza donnie darko, memento hatta a beautiful mind gibi bir sürü film geliyor ve izlediğimiz filmlere dayanaraktan tahminlerde bulunuyoruz. foster'ın gerçekten ve yaşamdan şüphe etmeye başlaması, henry'nin önceden belirlediği intihar tarihi, foster'ın yeni sevgilisi eski hastası lila'nın söyledikleri...film boyunca figüranlara , kişilerin mesleklerine ve karakterlerin özelliklerine dikkat ederseniz filmin sonu gerçekten de çok anlamlı oluyor. yine de son diyalog sanki stüdyonunn baskısı ile yaratılmış ya da sanki birileri tarafından böyle bir ikilem yaratılmak zorunda hissedilmiş gibime geliyor.
ryan gosling'e gelince...bu yaştaki oyuncular için konuşurken insanlar temkinli olmayı seçer ama bence ryan gosling geleceğin...yok lan günümüzün gizli starıdır. marion cotillard konusunda haklı çıktığım (4 yıl bekledim kim kimi bu kadar bekler?) oscar heykelciği kehanetlerime bir yenisini daha ekliyorum . ryan gosling beş yıl içerisinde oscar alacaktır (almazsa adam değilim,evet)
chocolattes chocolattes
çekim tekniklerinin (özellikle geçişlerin) farklılığı ve cuk oturmuşluğuyla izlerken yönetmenini merak ettiren, oldukça iç karartıcı ve sürekli "ne çıkıcak şimdi ordan?" şeklinde gerici, olaylar arasında bağlantı kurmaya çalışırken sonunda mal gibi kalmamı sağlamış ilginç film.
1 /