stephenie meyer

1 /
rusalka rusalka
bu hatun kişiye ait olan ve bir çok ülkede best seller olmuş twilight saga serisi,edebi yönden çok kıymetli değildir.. aslında sadece elindeki malzemesi sağlamdır,amma lakin kendisi bu malzemeyi işlemeyi çok da iyi becerememiştir ..j k rowling 'de varolan yaratıcılığın yarısı bu kadında olsaydı şimdiye çoktan intahara sürüklenmiştim sağlam bünyeye sahip olduğunu düşünen bir genç kız olarak...bizim bu hatunun en kıymetli eseri olan twilight saga + midnight sun'a ölüp ölüp bitmelerimiz tamamiyle yaratmış olduğu edward karakterinin*mükemmel,harika,kusursuz,über vs vs olmasından kaynaklanmaktadır..
lovestarved lovestarved
yazdığı twilight serisi ne kadar akıcı olsa da kurgu yönüyle harry potter'a asla yaklaşamayacağından j k rowling'le kıyaslanmasına şiddetle karşı çıktığım yazar. iki seriyi de okuyanlar direkt fark edecektirler aradaki farkı. harry potter'da önyargısını kırıp okumayı başarabilmiş her yaştan insanı etkileyebilecek bir olaylar zinciri vardır ve her ayrıntı birbiriyle bağlantılıdır. ayrıca kulağa başka zaman saçma gelebilecek şeyleri o kadar güzel bir şekilde mantık çerçevesine oturtturmuştur ki yazar, siz de kaptırıverirsiniz kendinizi bu dünyaya.

fakat twilight'taki konu oldukça basit aslında. olayların sonu şimdiden tahmin edilebiliyor. harry potter'daki emek kesinlikle yok. ama zaten kulvarları da ayrı iki yazarın. twilight'ı fantastik bir romandan ziyade aşk romanı olarak ele almak gerekir ki, genç kızları cezbeden tarafı da budur. fakat harry potter tamamen mükemmel bir hayalgücünün ürünüdür.
naunet naunet
yeni j.k. rowling diyebiliriz ancak j.k'in yaratıcılığının yanından bile geçemez. twilight serisi güzel ama bir o kadar da sıradan bir konu. harry potter serilerinin yaratıcılığı ise tartışılmaz.
plusultra plusultra
okuduktan sonra kitaplarının hitap ettiği kesim daha çok liseli kızlarmış gibi geldi üniversiteli kızlarında elinde görmüşlüğüm de vardır merak edip okudum acaba bilim kurgu adına bişeyler varmı diye yok, ha birde o dört tane 500 sayfalık kitabı al tek bir 300 sayfalık kitap haline getir senaryoda hiç kopma olmaz sayın meyer öyle uzatmıştır konuları yani.
1dk 1dk
"when you can live forever, what do you live for ? " deyip sınır faaliyetlerimizi kısa süreli bir kısa devreye maruz bırakmış yazardır kendileri.

ancak; olayı başka bir yönden ele alıp,

"we are the mortal individuals and we don't live forever. does anyone of üs know what we are living for? "

sorusunu sormak istiyorum.
gitana gitana
alacakaranlık serisinin kendini tekrar eden yazarı. serinin ilk iki kitabında fark etmek pek mümkün değil belki ama üçüncü kitabını biraz okuyunca "alev alev yanan gözler", "buz gibi soğuk teni", "tatlı nefesi" gibi ifadeler artık daha fazla göze çarpıyor. iki karakterin her yakınlaşmasında bu üç ifadeye benzer cümleler kullanılıyor. bir süre sonra da okuyucu (en azından ben) "öeh, anladık lan. alev alev yanan bal gözlere sahip, soğuk tenli, tatlı nefesli işte" gibi tepkiler verebiliyor. çevirmenin dallamalığı mı, yazarın yaratıcılığını dilden çok olay kurgusuna kaydırmış olması mı bilemiyorum. her durumda, sıkıcı olduğu kesin.

ayrıca serinin filmleştirilmesi esnasında neredeydi çok merak ediyorum. kitaba göre filmlerin bu kadar yüzeysel olması gerçekten çok kötü. iki tane yakışıklı oğlan oynayacak, bütün ergenlerin ağzının suyu akacak, paralar da kesesine dolacak diye kitaplarını hiç ettirmesi çok acı.

özeleştiri; ulan sanki dünya klasiklerinden bahsediyorum. okuyup bitirmelik bir kitap işte. saçmaladım. affedin kuzum.
ruhani oyun havaları ruhani oyun havaları
alacakaranlık serisinin 3. kitabına ek bir roman yazmış ve 5 haziranda yayımlanıcakmış uzak diyarlada.konusu da şöyleymiş;tutulmadaki yeni doğanlardan biri olan bree tanner'ın gözünden görücekmişiz yaşananları ve bella'nın asla bilmediği şeyleri öğrenicekmişiz.bu arada belirtmeden geçemeyeceğim the short second life of bree tanner çıkacağına göre , midnight sun yalan oldu galiba.
1 /