şükrü erbaş

1 /
don draper don draper
"gözlerin mi düşlerim mi bilmiyorum
masmavi büyüyor bozkır geldiğimden beri.."
demiş şair, aydın, ankara 1.bölge bağımsız milletvekili adayı. bin umut adaylarındandır kendisi. daha ziyade şair kimliğiyle tanınan duyarlı, sevdiğimiz bir insandır. lakin ankara 1.bölge..bilemiyorum, destekleyeceğim elbette ama seçilse dahi meclistekilerin düzeyi bellidir, umarım meclise girdikten sonra şiir yazma melekesini yitirmez.
trinity trinity
"insanın onuru, emeğin geleceği, dillerin kardeşliği barışın özgürlüğü için sözüm var" diyen ankara 1. bölge adayıdır.
22 temmuz 2007’de yapılacak olan milletvekili genel seçimlerinde antidemokratik %10 seçim barajı karşısında türkiye’nin emek ve demokrasi güçleri ortak bağımsız adaylarla seçimlere katılmaktadır.

ortak bağımsız adayların savunduğu seçim platformunun temel başlıkları şunlardır;

*imf ve piyasacı sermaye programları karşısında emekçilerin ve halkın taleplerini savunmak,
*başta eğitim ve sağlık olmak üzere bütün kamu hizmetlerinin eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmasını savunmak,
*savaşa, emperyalizme ve her türlü sınır ötesi askeri operasyonlara karşı çıkmak,
*halkların eşitlik, özgürlük ve kardeşliğini savunmak, kürt sorununda şiddeti reddetmek ve demokratik barışçıl çözümü savunmak,
*darbeciliğe ve militarizme karşı demokrasi ve halk iradesinden yana tutum almak,
*din istismarına, ayrımcılığa, baskılara karşı gerçek laiklikten ve özgürlüklerden yana olmak,
*cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığına karşı eşit hakları savunmak,
doğa katliamına karşı çevre, toprak ve insanlıktan yana olmak,
*engellilerin hayatını kolaylaştıracak düzenlemeleri savunmak.
işte bu nedenlerle ankaralı olsaydım oyumu şükrü erbaş'a verirdim.
onurene onurene
kendisiyle 1-2 kere oturup sohbet etme fırsatım oldu. "ben şiir yazarken asla toplumu yönlendirme kaygısında değilim, bu yüzden de toplumcu şair olarak nitelendirilemem" demiştir.

ayrıca çok içki içen bir şair kendisi.
seher seher
gümüşün ustalarını bitirdik,
ahşap konakların oymalı dolaplarını,
üzümün, camın, kesme taşın ustalarını.
akik, kehribar, yakut ve lal
işleyip, incecik dünyayı parmaklarıyla
hantal düzlüğümüze köpük köpük
pencereler açan ustalarını,
işığın, sevginin ve iyiliğin
bitirdik bir bir hünerleriyle boğarak.

uçurumların türküsünde şimdi sıra,
dorukların karında, çimenlerin sütünde.
fırat'ı yasaklayıp dicle'yi susturarak ,
tütün, peynir, yün ve pirinci
gömerek ağır toplarla toprağa;
kıl cecim, savatlı düş, rüzgârlı poşu
bin yıldır kendi yurdunda konuk,
bin yıldır göçer iki zulüm arasında
akıl almaz bir yaşama ustası
koca bir halkta şimdi sıra.

narcissus'un aynasında yalnız kendi suretimiz,
biz neden başkalarını sevemiyoruz?
şükrü erbaş / biz neden başkalarını sevemiyoruz
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
nasıl oluyor da böyle konuları şiire dönüştürüyor anlamıyorum. brecht gibi toplum için sanat diyerek şiir yazıyor ama onun gibi yalın bir anlatım yerine imgeler falan kullanıyor. uğramışken köylüleri niçin öldürmeliyiz i de bi okuyun gitmeden.

uçurumların türküsünde şimdi sıra,
dorukların karında, çimenlerin sütünde.
fırat'ı yasaklayıp dicle'yi susturarak ,
tütün, peynir, yün ve pirinci
gömerek ağır toplarla toprağa;
kıl cecim, savatlı düş, rüzgârlı poşu
bin yıldır kendi yurdunda konuk,
bin yıldır göçer iki zulüm arasında
akıl almaz bir yaşama ustası
koca bir halkta şimdi sıra.
screw you guys im going home screw you guys im going home
şiiri beni mahvetmiştir. oldukça içten geldi yada içli okudum bilemiyorum.ama elleri öpülesi ...

nerden mi anlıyorum yaşlandığımı?
kadınlar gittikçe daha güzel.

güneş daha hızlı adımlıyor gökyüzünü,
sular daha soğuk rüzgâr daha serin.

eskiden her konuda konuşurdum istekle,
bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi.

büyük yapılar, ışıklı çarşılar bitti,
ara sokaklara, salaş kahvelere gidiyorum.

kurtulmak için çırpındığım çocukluğu,
yeniden öğreniyorum çocuklardan şaşarak.

bütün sesler çın çın bir yalnızlık oluyor,
içimden geçenleri söyledim sanıyorum.

birisi bir şarkı söylemesin kederle,
tenimde bir titreme, kirpiklerimde buğu.

kısa söz, basit eşya, kedi sevgisi,
aktıkça ağaran bir suyum zamanın ırmağında.

nerden mi anlıyorum yaşlandığımı?
kadınlar daha güzel kadınlar daha uzak...
en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm
dicle üstü ay bulanik (1995) kitabından:

edip'e yaniti bilinen sorular

yıldızların ülkesi var mıdır edip?
dicle aktığı toprakları seçer mi?
kasrik boğazı'ndan esen karlı zemheri
yalnız kasrik'te mi üşütür insanı?
herkes türküsünü elbet kendi sesiyle söyler
insanın dili boynuna kement olur mu?
öldürmeye ekinlerden başlayan adamlar
eşiklere nasıl bir zulümle gelirler?
kimsenin kalmadığı darmadağın köylerde
"önce vatan" yazısı bir hüzün değil midir?
bunca kanın helalini kim kime nasıl öder?
mezar taşlarıyla barış olur mu?
gecesi buz anısı kül ışığı kırbaç
hangi gurbet bir sürgünün yüreğini doldurur?
"kim istemez şad olmayı cihanda" edip
viranede baykuş sesi zafer midir?...

şiirinin yazarı olan şair.
en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm
aykiri yaşamak (1985) kitabından:

"(...)benim dünyayı sevmem için
dünya beni sevmeli
çocuk düşlerimi ezen evler değil
sevgiler olmalı oda oda
mutluluğu gülüşlerle köpüren.
babam utanmamalı benden
annem ezik durmamalı
ufacık bir isteğimle buruk.
bir işim olmalı,bir güvencem
el ellerinde hoyrat/
ev içlerinde
kanayıp gitmemeli çocuk ömrüm...

benim dünyayı sevmem için
dünya beni sevmeli.
dünya beni sevmeli."

şiirinin sahibi.
jadore jadore
"kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz, boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki? olanağı olsa da insanların yürekleri konuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten olurdu. aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. yanılıyor muyum? olsun. yanıldığımı biliyorum ya."
1 /