süleyman soylu vs ümit özdağ

1 /
ofansif sol bek ofansif sol bek
tartışmayı başlatan açıklama, içişleri bakanı süleyman soylu'dan geldi. soylu, zafer partisi genel başkanı ümit özdağ için "hayvandan da aşağıda bir operasyon çocuğu. soros'un çocuğu" ifadelerini kullandı.

www.birgun.net

ümit özdağ ise bu açıklamalara "süleyman, zerre kadar erkeklik onurun varsa, saat 11.00'de beni kapının önünde bekle. seni yarın i̇çişleri bakanlığı'nın önünde bulacağım oğlum. o zaman göreceğiz. saat 11.00'de erkeksen orada bekle" ifadeleriyle yanıt verdi ve cuma günü içişleri bakanlığı'nda olacağını açıkladı.

twitter.com
blue veins blue veins
kılıçdaroğlu ile arasındaki fark kılıçdaroğlu millet için bir yerlerin kapılarına dayanırken bu kendisine atılan lafi yediremedigi için bir yerleri basmaya gidiyor.
bencil şovmen seni.
lethe lethe
seküler milliyetçiler dışında, mülteci sorunu sebebiyle kırgın olan akp seçmenine de hitap ediyor zafer partisi. buradan kopması olası seçmenler için üst perdeden bir akp vs zafer partisi restleşmesi gerekiyordu. soylu'ya "çıkışa gel, silahsız olcam" seviyesinde posta koyarak akp'den kendisine oy kaymasını engellemiş, seküler milliyetçilerden gelen oyları da arttırmış oluyor özdağ.

son yerel seçimlerde muhalefeti bölme görevini üstlenmeye çalışan, cnn türk gediklisi tavşan parti dsp'ydi. şimdi sıra zaferde.
wisefat wisefat
bu tartışmanın rastgele olduğuna inanılıyor. şaka gibi. ayna kafa durup dururken ümit'e şovun tillahını yapabileceği alan açacak yani. bu ulusalcı ve kentli milliyetçi geçinen tayfa akçomarlardan beter gerçekten.
acarabi acarabi
yesinler birbirlerini ete para vermesinler diyeceğim amma, sanki bu atışmanın perde arkasında incelikle hazırlanmış bir senaryo oynanıyor gibi.
sakın, iyi partiye kayması muhtemel milliyetçi oyları durdurmak ve akp tabanındaki ekonomi ve göçmen sorunlarından bunalan seçmenin gazını alıyor olmasınlar!!!
dedi dersiniz.
dumrul dumrul
komplo teorilerine gerek yok. bir kişi ya da grup başka bir kişi ya da grubun işine yarayacak hamleler yapıyorsa bunun birlikte kurulan bir oyun olması gerekmez. hemen açayım:

ulusal ya da uluslararası siyasette birbiriyle çıkarları çatışan ve birbiriyle çıkarları kesişen farklı güç odakları, toplumsal kesimler ve gruplar vardır. bunlar zaman zaman yer değiştirebilirler. yani benim çıkarlarım belli bir konuda seninle çatışabilir, başka bir konuda kesişebilir. bir başkasıyla aynısı olur. sonra bir başkasıyla... bazılarıyla hiçbir konuda çıkarlarımız kesişmeyebilir. her konuda çıkarların kesiştiği grupların ve güç odaklarının olması ise söz konusu değildir. çünkü bunun olabilmesi için ya sürekli bir ideal durum ya da sürekli bir felaket halinde yaşaman gerekir.

ortada sadece x ve y grubu yoktur. pek çok farklı grup vardır ve bunlar birbirlerine karşı sürekli yeni hamleler yaparlar. kimse her zaman doğru hamleler yapamaz ama oyunu en esnek şekilde oynayabilen genellikle kazanır. çünkü karşıdakilerin hamlelerine göre gerektiğinde oyunu yeniden kurmak büyük bir esneklik gerektirir, enstrüman çeşitliliği gerektirir. ingiliz ve amerikan devletleri bu esnekliğe sahip olduğu için bunlar özellikle düşmanlarına tanrısal güçlere sahiplermiş gibi görünürler. ama yine mesela rusların elinde sadece çekiç vardır.

ümit özdağ türkiye'de siyasetin aşırı sağa kayışından faydalanabilecek bir unsur ve buna oynuyor. daha sağa kaymak chp'nin filan yararına değil ama chp bunu görmekten uzak. özdağ türkiye'deki partiler içinde sağın en ucunda duruyor. onun pozisyonu akp'ye yarar ama aynı zamanda kendisine de yarar. niye akp'ye yarar? sandıklı siyasette merkezde duranın kazanma ihtimali her zaman daha yüksektir. akp'nin şu andaki sıkıntısı kendini çok fazla sağa çekmiş olması. muhalefet de onunla birlikte kendini sağa kaydırdıkça akp'nin merkezden uzaklaştığı çok görünür olmuyordu. iş mhp eliyle daha sağa gitme yarışına döndürülünce muhalefetin bu yarışı kazanma şansı yoktu dolayısıyla akp kendini o kadar sağa çekti ki onun sağında kimse kalmadı. bunun kaçınılmaz sonucu da yeni bir merkezin oluşmasıdır. muhalefet akp ile arasını açacak şekilde makule kayarsa akp merkezin çok uzağında aşırı sağ bir parti olarak marjinalleşebilirdi. ancak özdağ akp'nin sağındaki boşluğu doldurarak akp'nin yeniden merkezi oluşturmasına yol açma potansiyeli taşıyor. ben bunları söylerken garibinize gidebilir ama merkez derken eski merkezden söz etmiyorum. merkez, vasatın biriktiği yerdir. illa sağın ve solun ortası olması gerekmiyor.

süleyman soylu ve ümit özdağ arasındaki dalaş ise ümit özdağ'ın arayıp da bulamadığı bir şeydi. ümit özdağ akp'ye, chp'ye, iyi parti'ye, hdp'ye filan sürekli giydiriyor ama bir "imaj" olarak mhp'yi karşısına almaktan uzak duruyor. çünkü en başından beri onun hedefi türkeş'i̇n partisinin başında olmaktı. süleyman soylu ise mhp'li değil ama bahçeli'nin kabinedeki uzantısı gibi hareket ediyor. özellikle istifa hamlesinden beri soylu, akp - mhp koalisyonunun kabinedeki somut karşılığı olarak duruyor. bir anlamda erdoğan'ı rehin almış gibi. erdoğan da soylu gibi bir tipe çok bayılmıyor olmalı ama koalisyonu bozmayı göze almadan soylu'yu koltuğundan kaldıramaz. işte ümit özdağ bu kavga sayesinde mhp'yi hedef almadan mhp'yi dövme peşinde. süleyman soylu burada kendi eliyle kendi bacağına sıkmış durumda.

bizim için sıkıntı neyin akp'ye yarayıp yaramadığı üstüne çok kafa patlatmamız. lan neyin akp'ye yarayıp yaramadığı bizim meselemiz değil ki. bizi ilgilendiren tek şey bize neyin yarayıp yaramadığı. kendi dertlerinin, kendi sorunlarının, kendi umutlarının peşine düşmediğin sürece senin zaten siyasette kendi lehine bir etki üretebilme ihtimalin yok. hayatın boyunca reaktif kalmaya devam edeceksin. hayatın boyunca nesne olarak kalacaksın. nesne nedir? özne olmayandır. sen sürekli güdüleceksin anlamına gelir bu. zafer partisi akp'ye mi yarar? chp akp'ye mi yarar? bize yaramadıktan sonra kime yarayacaklarının bir önemi var mı? akp kazanınca sen kaybediyorsun, türkiye kaybediyor. burası kesin. bunu zaten hepimiz biliyoruz ama asıl soruyu soramıyoruz çünkü kafamız siyah ve beyazın dışına basmıyor. asıl soru şu: akp kaybedince her durumda sen kazanmış oluyor musun? senin çıkarların akp'nin tam karşısında tamam ama akp ile çıkarları çatışan başka grupların çıkarları seninle kesişiyor mu? burada ortalığı çok karıştırmamak adına başka bir uçtan örnek vereyim: senin çıkarların furkan vakfının çıkarları ile kesişiyor mu? hayır. siyaset siyah ve beyazdan çok daha dinamik bir şey. bu yüzden de siyasi stratejiler kurulurken ya da bunlar üstüne kafa patlatırken üzerine düşünülmesi gereken şey senin çıkarının nerede olduğu hakkında düşünüp buna uygun stratejiler geliştirmektir.

örnek: ümit özdağ mansur yavaş üzerinden bir oyun kurdu. orada amaç mansur yavaş'a güç katmak değildi. onun üzerinden kendisine güç devşirmekti. sonuç tam da bu oldu. bu hamleyle mansur yavaş'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimali sıfırlandı ama ümit özdağ'ın popülaritesi arttı. ümit özdağ türk siyaseti açısından aşırı derecede yanlış adam ama siyaseti diğerlerinden çok daha iyi bildiği kesin.

ilke milke filan diyenler oluyor. alakası yok. ilkeli olsa mhp içindeyken ilkeli olurdu. ya da sedat laçiner gibi bir ak-fetö uşağını kendi kurduğu avrasya stratejik araştırmalar merkezinde ortadoğu masası başkanı yapmazdı. aşırı sağda ilke ne gezer arkadaş? tabiatına aykırı... bunun fanları popülizme bu kadar meyyal oldukları için hayatları boyunca sürekli kandırılmış olma hissiyle yaşayacaklar. bunun tarafından hayal kırıklığı yaşayınca bir başka benzerine koşacaklar. onda da aynısı olacak. bu arkadaşların cezası kendilerine yeter ama diğerleri bir durup düşünmeliler. sürekli komplo peşinde koşarak ancak kendi aklınıza kendi elinizle tuzak kurmuş olursunuz. tayyip'i, ümit'i, kemal'i̇ bi boş verin. kendi sorunlarınız, kaygılarını ve umutlarınız hakkında kafa yormaya başlayın artık.
3
klen mist klen mist
"ss bakanlığın önüne hayvan durumu izleme aracı çektirdi"
üö parti girişine "köpekler ve süleyman soylu giremez" yazması an meselesi.
anabacı vokke anabacı vokke
neyse güldük, eğlendik... ne soylu ümit özdağ'ın bakanlıktan içeri gireceğini ne de özdağ girebileceğini düşünüyordu. ümit özdağ iyi pr yaptı ama...
anky anky
üslubunu beğenmemekle birlikte süleyman soylu'yu haklı bulduğum tartışma. epey bir süredir ümit özdağ'ın açıklamalarını takip ediyorum. insanları kin ve düşmanlığa sevk edecek konuşmalar yapıyor. mülteci düşmanlığı nazi ırkçılığı seviyesinde. onun mülteciler için söylediklerini, sokak hayvanları için söylese ayağa kalkacak gruplar da ses çıkarmayınca ırkçılığı koşar adım yayılıyor. türkiye çok çeşitli milletlerin oluşturduğu bir bütün. artvin'de laz, hemşin; giresun ve ordu'da gürcü; adapazarı'nda çerkez; siirt'te, mardin'de arap veya süryani; güneydoğuda kürt; istanbul'da rum veya ermeni ve daha yazamadıklarımla beraber çok türk ırkından olmayan vatandaşlarımız yaşıyor. bu adamın yaptığı ırkçılık hepsini incitecek türden. ayrıca bu tür mültecilere düşmanlıkta aşırıya gidenlerin de mülteci bir geçmişinin olması da şaka gibi. bu söylemleri yapan dağıstan göçmeni bir aileden geliyor. sosyal medyada bu tarz söylemleri ile meşhur bir diğerinin azerbaycan'dan diğer bir kadın parti yöneticisinin de girit'ten göçmüş olması aklıma "misafir misafiri istemez, ev sahibi hiçbirini istemez." sözünü getiriyor.
1 /