sülük

battal boy cekirge battal boy cekirge
alternatif tıp kapsamında varis tedavisinde kullanılan hayvandır. kan ile beslenen bu ufak ve yapışkan hayvan varislerin üzerine salınır ve oradaki kanı emmeleri sağlanır. anadolu'nun bazı kesimlerinde kadınlar toplanıp sülük partisi vermektedir. doyuncaya kadar yapıştığı yeri terk etmeyen bu hayvan doyduktan sonra ayrılır ve kusar. aşırı dozda alımı fazla kan kaybı yüzünden bayılmayla sonuçlanabilir. bu sebeple sülükle altın vuruş yapılmamalı,hatta varis gibi sorunlar için öncelikle doktora gidilmelidir.
quenya quenya
kapkara bişeydir iğrençtir, parlar böyle yılan gibi kımıl kımıl. içine girer, kanını emer, kocaman olur. zamanla dışarı çıkar. senden aldığı kanı kusar, bi köşeye çekilip küçülerek ölür.
(bkz: eski sevgili)
asd asd
bir çeşit insan tipi. bunlara git dersin anlamazlar, yok dersin anlamazlar, bi siktir git dersin yine anlamazlar, bir daha yok dersin bir daha anlamazlar, anlamazlarda anlamazlar insani sinir ederler. nasıl kurtulmak gerektiğini çözemedim.
virmandiyalı virmandiyalı
küçükken yaşlı bir teyzeyi ziyarete gittiğimizde evinde bir kavanoz içinde görüp inanamadığım böcük türü. ilgili bölgeye yapıştırılmak sureti ile kötü kanı emen yaratık. eski çağlarda iç kanama geçiren insanların vücudundaki kanı emmesi için de kullanılırmış.
bisey bisey bilmemne bisey bisey bilmemne
sülük dedim de aklıma geldi ya özefagus varisi kanamasında tedavi yöntemlerini soran hocaya arkadaş böle mükemmel bişe hatırlamış gibi gözleri parlaya parlaya böcek koyarıııızzz!! demişti.. ardından neydi böceğin adı hah ewet sülüük diye de sewinmişti.. hey gidi
benim meskenim dağlardır benim meskenim dağlardır
bukowski'nin sülük insanlar için yazdığı güzel bir yazıyı paylaşmak isterim:

sülük üzerine notlar / charles bukowski

sülük; denizde ya da tatlı suda yasayan, kan emici, halkalı solucan, yapıskan, sırnasık (kimse)

sülük bir bakıma bizden çok üstün bir varlıktır; bizi nerede ve nasıl bulacagını bilir genellikle banyoda ya da cinsel iliskinin ortasında ya da uykuda, sizi büyük aptesinizin ortasında yakalamakta da pek ustadır, sayet kapıdaysa, "bir dakika, allah kahretsin, bir dakika!" diye ba-gırabilirsiniz, ama ıstırap içinde bir insanın sesi onu yüreklendirir sadece -kapıyı daha sert, daha heyecanla yumruklamaya baslar, sülük genellikle hem kapıyı vurur hem de zili çalar, nasıl açmazsınız kapıyı? gittigi zaman -nihayet- bir hafta boyunca kendinize gelemezsiniz, sülük ruhunuza isemekle kalmaz, sarı suyunu büyük bir maharetle tuvaletinizin oturagına da bırakır, fark edilmeyecek kadar; ancak üstüne oturunca fark edersiniz, ama artık çok geçtir.


sizden farklı olarak bol bol gevezelik edecek vakti vardır sülügün, üstelik bütün fikirleri sizinkilere terstir, ama o bunu asla bilmez çünkü hiç susmaz, araya iki kelime sıkıstırıp ona katılmadıgınızı söylemeye kalkıssanız bile sizi duymaz, sizin araya girisiniz onun için bir bosluk anıdır, konusmasına kaldıgı yerden devam eder. o konusurken siz de onun pis sümügünü ruhunuza silmeyi nasıl bu kadar iyi basardıgını düsünürsünüz, sülük sizin uykusaatlerinizi de çok iyi bilir, siz derin uykudayken telefon eder ve ilk sorusu, "seni uyandırdım mı?" olur. ya daevinize gelir, perdelerin örtülü oldugunu gördügü halde orgazmı çagrıstıran bir cosku ile kapıyı yumruklar,parmagını zile basıp tutar, cevap vermezseniz, "içerde oldugunu biliyorum!" diye bagırır, "arabanı gördüm."bu yıkıcı insanlar düsünce mekanizmasının nasıl çalıstıgından habersiz de olsalar onlardan hoslanmadıgınızı sezerler, ama bu onları kamçılar, ayrıca ne tür bir insan oldugunuzun da farkındadırlar -incitmekle incinmek arasında hep ikinciyi seçen birisiniz, sülük insanlıgın iyi yanları ile beslenir; iyi insanın kokusunu alır. sülügün kendi kesfi sandıgı bazı standart ve kabız fikirleri vardır, en çok sevdiklerinden bir iki örnek: "hiçbir sey bütünüyle kötü olamaz, bütün polisler kötüdür diyorsun, ama degildir, iyi polislere de rastladım ben. iyi polis de var."fırsat bulup ona bir insanın polis üniformasını üzerine geçirdigi andan itibaren mevcut düzenin maaslı bekçisioldugunu anlatamazsın, polisin isi degisimi engellemektir, gidisattan hosnutsanız bütün polisler iyidir,degilseniz kötüdür, bütünüyle kötü diye bir sey vardır, ama sülük bu kulaktan dolma ev üretimi felsefe iledoludur, bunlardan vazgeçmez, sülük insana düsünce özürlü biri olarak yapısır acımasızca, kesin ve sonsuzadek. "olup bitenlerden habersiziz, gerçek yanıtların bize ulasması mümkün degil, liderlerimize güvenmekten baskaçaremiz yok."bu o denli aptalca ki yorum yapmayacagım, sülügün saçmalıklarını sıralamaktan da vazgeçiyorum hatta,sinirlerim bozuluyor.


devam edelim, sülügün isminizi ve adresinizi bilmesi de gerkli degildir, sülük her yerdedir, kokusmus, zehirli, ölümcül ısıgını üstünüze yansıtmaya her an her yerde hazırdır, at yarıslarında sanslı oldugum bir dönem hatırlıyorum, altıma yeni bir araba çekmis del mar civarında geziniyordum, her gece yarıslardan sonra farklı bir motel seçiyor, sonra sahilde yemek yiyebilecegim iyi bir yer arıyordum, yemekleri lezzetli ve tenha bir yer. bu bir çeliski aslında, yani yemekleri lezzetli restoran kalabalık olur. ama bütün genellemelerde oldugu gibi bunun da istisnaları vardır, insanlar bazen yemeklerin çöpten farksız oldugu yer lere ragbet ederler, neyse, her gece yemekleri lezzetli ve çıldırtan kalabalıktan uzak bir yer bulmak kutsal birarayıs olmustu benim için. böyle bir yer bulmak uzun zaman alabiliyordu, bir gece yerimi bulmak bir buçuksaatimi aldı. arabayı park edip içeri girdim. new york usulü biftek, patates tava filan söyledim, yemegibeklerken kahve içiyordum, bombostu mekan; harikulade bir geceydi. new york usulü biftegim geldi ve oanda kapı açıldı, evet, sülük gelmisti, dogru tahmin ettiniz, tezgahta otuz iki tabure vardı, sülük yanımdakitabureye oturmak zorunda hissetti kendini, çöregini yerken bir yandan da garson kızla sohbete basladı,balık gibi dümdüz bir herifti, söyledikleri bagırsaklarıma bıçak gibi saplanıyordu, zırvalıyor, ruhunun piskokusunu her yere bulastırıyordu, ancak yemegimi yiyebilecegim kadar bir dirsek payı bırakmıstı bana. budirsek payını ayarlamakta da çok ustadır sülük. new york usulü biftegimi çabucak mideme indirip kendimidısarı attım, o gece öyle sarhos oldum ki ertesi gün ilk üç kosuyu kaçırdım. çalıstıgınız, is yaptıgınız mekanlarda da mutlaka bir sülük vardır, ben sülük yemiyim, bir keresinde çalıstıgım yerde on bes yıldan beri kimse ile konusmamıs biri çalısıyordu, daha ikinci günümde benimle otuz bes dakika konustu, kendinden geçmisti, daldan dala atlıyordu orospu çocugu, onun da bir tadı olabilir ama söyledikleri mizahtan yoksun kokusmusluklardan ibaretti, onu iyi çalıstıgı için tutuyorlardı orada, "iyi bir yövmiyenin hakkı emekle verilir." her iste en az bir sülük vardır ve beni hemen bulur, çalıstıgım her iste su cümleyi sık sık duymusumdur: "buradaki kaçıkların hepsi sana bayılıyor." yüreklendirici degil böyle bir sey duymak. ama hepimizin belki de farkında olmadan birilerine sülüklük yapmıs olmamız olasılıgını da gözardı etmemekte yarar var. berbat bir düsünce ama büyük olasılıkla dogrudur, hem sülüge karsı dayanıklılıgımızı da artırabilir, yüzde yüz insan yoktur aslında, hepimizin, baskalarının farkında olup bizim farkında olmadıgımız
deli ve çirkin bir yanı vardır, yoksa bu çiftlige nasıl katlanabilirdik?


yine de sülüge karsı önlem alan insana saygı duymalı, sülük kesin tavır karsısında ürker, baskasına musallat olur. hayat dolu, entelektüel bir sair tanıyorum, ön kapısına büyük harfler ve mükemmel bir elyazı-sı ile söyle
yazmıstı:ilgilenenlere: beni görmek istiyorsanız lütfen telefon edip randevualın. davetsiz gelenleri kabul edemeyecegim, isimi yapabilmek için zamana ihtiyacım var. isimi katletmenizeizin veremem, beni hayatta tutan seyleri yapabilirsem, rahat ve sıkıntısız bir ortamda karsılastıgımızda size karsı daha nazik olacagımı lütfen bilin. bu yazıya hayranlık duyuyorum, züppelik ya da insanın kendini abartması olarak algılamıyorum, dogal haklarına sahip çıkan cesaret ve mizah dolu bir adam söz konusu, ilk kez tesadüfen gördüm bu yazıyı, bir süre bakıp adamın yazıdaki sesini duyduktan sonra arabama binip uzaklastım, anlamaya basladıgımız an her seyin basladıgı andır ve bazılarımız artık anlamaya baslasa çok iyi olacak. love-in'lere, o toplu sevgi ayinlerine itirazım yok mesela, yeter ki beni katılmaya zorlamayın, sevgiye bile karsı degilim, ama biz sülüklerden söz ediyorduk, degil mi? sülük için kolay lokma olmama ragmen bir keresinde ben de tavır koydum, o sıralar on iki saatlik gecevardiyasında çalısıyordum. tanrı beni affetsin, ve tanrı tanrıyı afetsin, her neyse bu çok sülügümsü sülük hersabah saat dokuzda bana telefon etmekten kendini alamıyordu, sabahlan yedi buçukda eve gelip iki bira içtikten sonra ancak uyuyabiliyordum. zamanlaması mükemmeldi, her seferinde o alısılagelmis aptal oyununu oynardı, beni uyandırmıs olmanın bilincinde sesimi duymak onu mest ederdi, öksürür, tıksırır, bogazını temizleyip kem kümlerdi, "bak," dedim sonunda, "ne bok yemeye beni saat dokuzda uyandırıyorsun? sabaha kadar çalıstıgımı biliyorsun, on iki saat çalısıyorum! neden beni saat dokuzda arıyorsun allahın cezası?" "belki at yarıslarına gidersin diye düsündüm, seni hipodroma gitmeden önce yakalamak istedim." "dinle," dedim, "ilk kosu 13:45'de, ayrıca gecede on iki saat çalısırken nasıl hipodroma gidebilirim? bu kadar seye nasıl zaman bulacagım? uyumam, sıçmam, yıkanmam, beslenmem, düzüsmem, ayakkabılarıma bagcık filan satın almam gerekiyor, gerçek kavramın yok mu senin? isten geldigimde en son lanet damlama kadar tüketilmis oldugumu anlayamıyor musun? geriye bir sey kalmıyor, anlasana! hipodroma gidemiyorum, kıçımı kasıyacak gücüm yok. neden beni sabahın lanet dokuzunda arıyorsun?" fırçayı yiyince sesi kısılmıstı -"hipodroma gitmeden önce seni yakalamak istedim."


yararı yoktu, telefonu kapattım, gidip karton bir kutu aldım, telefonu içine sokup üstünü paçavra ile doldurdum, her sabah isten geldigimde bunu yapıyor, kalktıgımda telefonu kutudan çıkarıyordum, sülük ölmüstü, bir gün dayanamayıp beni görmeye geldi.
"neden artık telefonlarıma cevap vermiyorsun?"
"telefonu bir kutuya koyup üstüne paçavra dolduruyorum."
"sembolik olarak beni de o kutuya koydugunun farkında degil misin?"
ona bakıp sakin ve yumusak bir sesle, "bak bu dogru," dedim. bir daha eskisi gibi olmadık, benden yaslı, hayat dolu ve sanatçı olmayan (sükür) bir arkadasımla konusuyordum,
"mcclintock beni günde üç kez arıyor, seni aramıyor mu?" diye sordu.
"artık aramıyor."
mcclintock'lar herkesin alay konusudur ama onlar bunun asla farkında olmazlar, bir mcclintock hemen farkedilir, her mcclintock yanında küçük bir telefon defteri tasır, telefonunuz varsa sayet çok dikkatli olun. sülük size sehir içi arayacagını söyleyip (yalan) telefonunuzdan bitmek bilmeyen zehirli hikayelerinden birinibezgin dinleyicisinin kulagına dökecektir mutlakta, bu mcclintock tipi sülük telefonda saatlerce konusabilir,dinlememeye çalıssanız da elinizde olmadan kulak misafiri olur, hattın öbür ıstırap ucundaki kisiye güler, biraz da acırsınız. belki bir gün dünya düzeni öyle degisir ki, iyi ve dürüst bir yasantının sonucunda sülük sülüklükten çıkar,sülüklügün olmaması gereken seyler yüzünden olustuguna dair bir varsayım var. kötü hükümet, kötü hava,
berbat seks, bir kolu tahta anne, parlak yastıklara gömülüp oturan baba, vesaire, ütopik toplum gerçeklesir mi gerçeklesmez mi, bilemiyoruz. ama hâlâ insanlıgın bozuk tarafları ile ugrasmamız gerekiyor -açlar, siyah
beyaz ve kızıl, uyuyan bombalar, love-in'ler, hipiler, yeterince hipi olmayanlar, johnson, albequerque'nin hamam böcekleri, kötü bira, bel soguklugu, ödlek editörler, bunlar sunlar bunlar sunlar, ve sülük, sülük hâlâ yasıyor, ben bugün varım, yarın degil, benim ütopyam bugün daha az sülük diyor, sizin hikayenizi de dinlemeyi çok isterdim, eminim herkesin katlanmak zorunda kaldıgı bir-iki mcclin-lock tipi sülügü vardır, sizin mcclintock hikayeniz de beni güldürürdü herhalde. tanrım, simdi aklıma geldi!!!!! bir mcclintock'un güldügünü hiç görmedim!!!!! su ise bak. tanıdıgınız sülüklerden birini düsünün ve kendinize onu gülerken görüp görmediginizi sorun, hiç gördünüz mü güldüklerini?
tanrım, aslına bakarsanız tek basıma oldugum zamanlar dısında ben de pek gülmem, kendimi mi yazıyorum yoksa? sülüklerin sülükledigi bir sülük, düsünün bir, kıvrılıp kaynasan, 69 durumlarında bir sülük kolonisi. 69 mu? hadi bir chesterfield yakıp her seyi unutalım, sabaha görüsürüz, paçavra dolu bir kutuya tıkılmıs ve kobra memeleri oksarken.
selam, seni uyandırmadım, degil mi?
hay allah, düsünemedim.
elcipakonda elcipakonda
yapışır, kanını emer. vıcık vıcıktır, salyangozun kabuksuz hali gibi birşey.. ama çok şirin bir cinsini buldum bunun. arkadaşım verdi.. pet şişenin içine birazcık su koymuş, içinde de sülük var. sadece suda yaşıyor, suyu azaldıkça ekle biraz dedi, bakalım.. kendi siyah, fosfor yeşili noktaları var, karnı mı sırtı mı anlayamadığım bir yerinde de (sağ ya da sol yanı da olabilir, dönüyor hep) fosfor yeşili çizgiler var.. kaplumbağalarımın yeminden attım içine, bakalım tepkisi ne olacak..
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
kansızlara yapıştırılmaması gereken.
bir tedavi şekli olmakla bilikte kanı bozuk insanlara uygulanmaması konusunda özel yasa ile kontrol altına alınmalı sülükler. hayır sülüğe yazık.

- abi naptın ya!
..
- bi daha bizi yapıştırma abi bak gözünü emeyim.
pata kute pata kute
tedavi amaçlı da kullanılan sürüngen. yalnız kullanımında dikkat edilmesi gerekilen bazı noktalar vardır. çok düşük bir ihtimal dahi olsa vücudunuzun sülüğe alerjisi olabilir. önce bir adetle başlayabilirsiniz, eğer akşamına aşırı kaşınır ve çeşitli reaksiyonlara sebebiyet verirse devam etmeyin. sülükleri koyduktan ve teker teker düştükten sonra önce küçük bir pamukla ısırılmış kısım kapatılır ve üzerine flaster ile kapatabilirsiniz. yaklaşık 8 saat sonra buzla bölge kan dolaşımı yavaşlatıldıktan sonra açılabilir. eğer hala kanama devam ediyorsa tekrardan flaster ile kapatılır. bu arada kusturulan sülükler enfeksiyona sebebiyet verebilir, o yüzden emin yerlerden satın alınız. suat arusan'dan aldım ben şahsen. kullanma talimatının fotoğrafını da ekleyeyim son olarak;